The Twentieth Century (A World History)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2422
Gösterim
Adı:
The Twentieth Century
Alt başlık:
A World History
Baskı tarihi:
15 Nisan 1999
Sayfa sayısı:
584
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780805060881
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Henry Holt and Company
Baskılar:
Dünya Tarihi
The Twentieth Century
Eschewing conventional chronological accounts, The Twentieth Century is organized around the major themes of the last hundred years. To help us understand our recent past and probable future, Clive Ponting offers a "world systems" theory. His analysis holds that a few core states have dominated much of the rest of the world, which provides raw materials and cheap labor and remains tied to the core as virtual colonial territory. Between these extremes are Latin America, the Middle East, and eastern Asia, which have a limited shot at self-determination. Economic, social, and political differences between the core and periphery continue to grow. Atlantic predominance, which molded world history for four hundred years, has been challenged by the countries of the Pacific.
The book's central theme revolves around the struggle between progress and barbarism; the hope for our future is that "our conscience will catch up with our reason."
874 syf.
·Puan vermedi
Tek bir kitapta tarihin herhangi bir ideoloji veya coğrafi bölge gözünden carpitilmamis halinin toplanmasıdır. Kesinlikle başarılı bir eser ve tarihe farklı bir yorum katmıştır. Kitabın insanlığa eklediği katma değer tarihi nefes alan ve yasayan bir organizma gibi ele almasıdır. Bebeklikten itibaren ölümüne değin hayat hikayesi anlatır gibi insan türünün tarihini neredeyse biyolojik bir perspektiften bakarak bugüne kadar yorumlayarak anlatmıştır. Klasik tarihsel dogmalara takılı kalmadan başarılı bir şekilde , tüm insanlığın gözünden ayrı ayrı olaylara bakmayı başarmış , Avrupa gözünden bakılan klasik tarih anlayışına iddialı ve mesnetli bir alternatif getirmiştir. Yoğun içeriği ve küçük yazı karakterleri nedeniyle sakın kafa ve yoğun ilgi gerektirir.
874 syf.
·8/10
İlk başlarda ki konular size biraz sıkıcı gelebilir, ama okudukça Dünya tarihinin ne kadar ilginç ve derin bilgilerle size yansıttığını göreceksiniz.Kitabı sabırla ve anlayacak bir şekilde okursak ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.
874 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle Ponting eserinde dünya ve uygarlık tarihini, hatta insanlık tarihini eski Yunan, Roma medeniyetlerinden başlatma hatasına düşmediği gibi, batı uygarlığının, ‘Asya uygarlığını çoğunlukla bin, bin beş yüz yıl geriden takip ettiğini’ hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde belgelemiş.
Yazar, yazının, tarım aletlerinin, madenlerin keşfi gibi, günümüz uygarlığının temeli olan icat ve keşiflerde batı medeniyetinin hiç bir katkısının olmadığını, bunların tümünün Asya merkezli olduğunu da ortaya koymuş.
Neredeyse her sayfasında bir bilinmeyeni veya yanlış bilineni ortaya koyduğundan, son derece öğretici ve sürükleyici bir kitap olmasından dolayı, kitabın hacimli olması okumayı zorlaştırmıyor.
Yazar dünya tarihini anlatırken bu tarihi "şu kadar bin yıl geriye götürüyor" demek çok zor. Zira dünya tarihi ile ilgili eldeki veriler ışığında bazen yüz, bazen 250 bin, bazen de birkaç milyon yıl geriye gidiyor ve incelemesini 2000'li yıllara kadar getiriyor.
Bu günü ve geçmişi anlamak için dünya tarihini okuduysanız bile, dünya ve kendi geçmişimizi bir de Ponting’den okumayı herkese önemle tavsiye ediyorum.
Kitapta resim yok ama 76 harita, 5 çizim 2 grafik var. İcatlar, ekonomik kalkınma ve çöküşler, büyük savaşlar, göçler, katliamlar, iklim değişiklikleri vs ayrıntılı olarak anlatılıyor.
Benim en çok merak ettiğim dünya ve bölgesel nüfuslar eserde MÖ’ 10.000’den itibaren her 500 yılda, milattan sonra ise her yüz yılda bir düzenli olarak aktarılıyor.
Bu kitabı okuduğunuzda insan, diğer canlı ve bitkiler ile dünyaya bakış açınızın değişeceğinden hiç şüpheniz olmasın.
Eseri tek cümle ile özetlemek gerekirse: “İnsan türünün vahşiliği ve acımasızlığı ile kıyaslanabilecek bir başka türün dünyaya gelmediğini, bu kitaptan bir kez daha öğrendim” derim.
874 syf.
·Beğendi·9/10
Dünya tarihi üzerine genel bilgi sahibi olmak isteyen herkese tavsiye ettiğim çok güzel bir kitap. Yıllar süren özenli bir çalışmanın sonucu olan bu kitap dünya tarihi üzerine genel bilgileri aktarıyor okuyucusuna.
819 syf.
·269 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.
Her sayfası bilgi dolu. İlk insandan günümüze her şey bu kitapta. Bitkilerin evcilleştirilmesinden hayvanların evcilleştirilmesine, Kölelikten sömürgeciliğe, tarımcılıktan sanayiye her şey.
Aklınıza gelebilecek her konu işlenmiş.
874 syf.
·189 günde·Beğendi·8/10
Dünya tarihinin toplu ve genel bir bakışını kronolojik bir sıra içerisinde ve konuları da kendi içerisinde bütünlük sunar şekilde hazırlanmış faydalı bir kaynak.Birkaç yerde yazarın görüşü ön plana çıkmakla beraber bu intibadan olabildiğince kaçınılmış.Bazı ayrıntılara çok temas edilirken kimi ayrıntılara yeterli değinilmediği düşünmekteyim.Okumayı tavsiye ederim elinizde derli toplu kaynak olması açısından.Saygılarımla..
874 syf.
·Puan vermedi
Bir maraton koşusunun neden 42 km olduğundan tut Eski Roma'da ki Gladyatör dövüşlerine, Spartalılardan tut "Sen de mi Brütüs?" e , Sezar dan Napolyon'a , Hannibal'a, Persler'e derken ... Dolu dolu bir kitap , tarihin en sıkıcısız hali bu olsa gerek diye düşünüyorum.
874 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitabın oldukça tarafsız olmaya çalıştığı ve bunu başardığı söylemeliyim. Tarih içerisinde gerçekleşen olay ve olguların birden fazla nedene dayandığını güzelce anlatmış. 4. ve 5. bölümlerle Avrupa'nın genel dünya görüşündeki değişim de paragraflar arasından çıkıyor.
Kolomb ilk yolculuğunda karşılaştığı Aravaklar hakkında şunları söylemişti: "Sizi sahip oldukları her şeyi paylaşmaya davet ediyorlar ve sanki yüreklerinden hissediyormuş gibi sevgi gösteriyorlar... Bu insanların dinlerini değiştirmek ve bizim için çalışmalarını sağlamak ne kadar kolay olurdu."
Şah Cihan, en gözde karısı Mümtaz Mahal'in on dördüncü çocuğunu doğururken öldüğü 1631'den sonra Tac Mahal'in inşaasını başlattı. Bir anıt olsa da bu aslında dini bir yapıydı. Güney taç kapının cephesine, Kuran'ın 89. suresinin metni( Yargı günü hakkında "Fecr") nakşedilmiştir ve duvarlarla çevrili 185 dönümlük bahçe, göklerdeki cennetin kapıları ile bahçelerin simgesel bir anlatımını oluşturur.
Clive Ponting
Sayfa 597 - Alfa Tarih
Avrupalılar tütün içme alışkanlığını karşılaştıkları Amerika yerillerinden edindiler ve 17. yüzyılın başlarında tütün Avrupa'ya çok geniş bir ölçekte yayılmıştı. İlk başlarda özellikle küçük pipolada içiliyor veya enfıye olarak kullanılıyordu. Sigara ve purolar ancak daha sonra üretildi. Tütün Kuzey Amerika'da önemli bir ürün haline geldi; 19. yüzyıla gelindiğinde tütün yapıp satmayı içeren büyük bir dünya endüstrisiydi. İnsanların alışkanlıktan ve endüstrinin sebep olduklarından gördüğü zarar 20. yüzyılın ortasından önce anlaşılmaya başlamadı, ama o zamana gelindiğinde dünya nüfusunun büyük bir bölümü tütüne bağımlı hale gelmişti.
Günümüze ulaşan tam anlamıyla basılmış ilk kitap 868'e tarihlendirilen, Orta Asya'da İpek Yolu'ndaki Tunhuang kaynaklı (Mahayana Budacılığının klasiklerinden biri olan) Diamond Sutra'dır.
1601'de I. Elizabeth tüm Siyahların İngiltere'den kovulmasını emretti ve 1753'te İskoçyalı fılozof David Hume şöyle bir beyanda bulundu: "Dünyada, hiçbir zaman Beyazlar dışında başka herhangi bir deri rengine sahip uygar bir ulus olmadı."
Köylülerin büyük bir bölümü hiçbir malı olmayacak kadar fakirdi, Japonya'da köylüler kenevirden üretilmiş giysiler giyiyorlardı; kenevir varolan tek malzemeydi. 1 7. yüzyıldan önce Avrupa’da kasabalar neredeyse tamamen ahşaptan inşa edilmişti, köylülerin penceresiz, kerpiç ve toprak kulübeleri vardı, ısınmak için hayvanlarıyla birlikte yaşıyorlardı. Pescara’da 1560 gibi geç bir tarihte halkın dörtte biri toprağa kazılmış çukurlar olan derme çatma yerlerde yaşamaktaydı. Ev eşyaları ancak Çin gibi zengin bir toplumda alışılmış bir şeydi. Halka açık hamamlar temelde İslam ülkelerinde ve insan ile hayvan atıklarının kentlerden etkili bir şekilde atılma sistemi sadece Çin’de vardı. 13. yüzyılın sonunda Siena'da kent meclisi Piazza del Campo'daki çöpleri yemeleri için bir dişi domuzla dört domuz yavrusundan faydalanıyordu. Avrupa'da çoğu insan bir ekmek, lapa, bulaşık suyu gibi yemek ve çorbadan oluşan çok monoton bir besinle yaşıyordu ve Çin, Güneydoğu Asya ve Hindistan'ın bazı yerlerinde gıdaların neredeyse tamamı pirinçten oluşuyordu. Et ve balık, yıl içindeki belli festival ile kutlamalar dışında normalde sadece zenginler tarafından tüketilen istisnai besinlerdi. Bu yüzden insanların sağlık ve yaşam süresi beklentilerinin düşük olması hiç şaşırtıcı değildir. Levant’ta erken Islam döneminde ortalama ölüm yaş1,MÖ 9000 dolaylarındaki yaşla aynıydı. MS 1200 civarlarında İskandinavya'da ortalama yaşam süresi yaklaşık 18 yıldı ve insanların yarısı çocukken ölüyordu. 15 yaşına gelenler 34 yaşına kadar yaşamayı ümit edebilirlerdi. Alpler'in kuzeyinde MS 1000-1200 dönemine tarihlenen yüzden fazla mezarlığın detaylı bir şekilde incelenmesi, çok yüksek olan çocuk ölüm oranları bir yana, erkeklerin üçte bir ve kadınların dörtte birinin (temelde sıtma, çiçek, dizanteri ve veremden olmak üzere) 14-20 yaşları arasında ölmüş olduğunu ortaya çıkarmıştır. Genel olarak nüfusun dörtte birinden azı 40 yıldan fazla yaşayacak kadar hayatta kalıyordu. Özellikle elitler arasında olmak üzere, iyi gıda alan ve fazla ağır iş yapmayan az sayıda insan daha uzun yaşayabiliyordu. 12. Yüzyılın sonlarındaki papalar III. Lucius ve III. Celestine 90'lar1nda ölmüşlerdi. Bunun sonucu, günümüz toplumlarına göre Avrasya'nın çok farklı bir nüfus yapısına sahip olmasıydı. Nüfusun sadece yaklaşık %5'inin yaşı 65'in üzerindeydi ve çocuklar bakıma muhtaç ana sınıftı: Buna rağmen çoğuna bakılmıyordu ve çocukların öldürülmeleri alışık bir şeydi Avrupa'da doğan her çocuktan biri terk ediliyor, birileri bulup baksın diye atılıyordu.
"Rönesans" kavramı büyük ölçüde 19. yüzyıl Avrupası'nın Jacob Burckhardt ve Walter Pater gibi boş vakti çok, çalışmayan, "sanat düşkünü" elit zümre mensupları tarafindan geliştirildi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Twentieth Century
Alt başlık:
A World History
Baskı tarihi:
15 Nisan 1999
Sayfa sayısı:
584
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780805060881
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Henry Holt and Company
Baskılar:
Dünya Tarihi
The Twentieth Century
Eschewing conventional chronological accounts, The Twentieth Century is organized around the major themes of the last hundred years. To help us understand our recent past and probable future, Clive Ponting offers a "world systems" theory. His analysis holds that a few core states have dominated much of the rest of the world, which provides raw materials and cheap labor and remains tied to the core as virtual colonial territory. Between these extremes are Latin America, the Middle East, and eastern Asia, which have a limited shot at self-determination. Economic, social, and political differences between the core and periphery continue to grow. Atlantic predominance, which molded world history for four hundred years, has been challenged by the countries of the Pacific.
The book's central theme revolves around the struggle between progress and barbarism; the hope for our future is that "our conscience will catch up with our reason."

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0