Adı:
Therese Raquin
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Amfora Yayınları
Birdenbire Thérèse de Laurent da hıçkırıklarla boşandılar. Müthiş bir krizle sarsıldılar, çocuklar gibi kuvvetleri kesildi, birbirlerinin kollarına atıldılar. Göğüslerinde yumuşak, tatlı bir şeyler uyanıyor gibiydi. Geçmişi hatırladıkça o kadar yılgınlık duydular, kendi kendilerinden o kadar iğrendiler ki dinlenmek, yok olmak için çok büyük bir ihtiyaç duydular. Son defa bıçağın, zehir dolu bardağın önünde bakıştılar. Thérèse bardağı aldı, yarısına kadar içip Laurent'a uzattı o da bir hamlede kalanı bitirdi. Sanki bir şimşek çaktı. Nihayet ölünce bir teselli bularak yıldırımla vurulmuş gibi birbirlerinin üstüne yığıldılar. Genç kadının ağzı kocasının boynunda Camille'nin dişlerinden kalan yarayı buldu.
272 syf.
Therese Raquin, Emile Zola'nın henüz 26 yaşında yazdığı, yazıldığı dönemde oldukça ses getirmiş bir roman; o kadar ses getirmiş ki, 2. baskıya önsöz yazmış Zola. Bir de sonsöz var tabii, kitabın anlaşılmasını kolaylaştırıyor.

Az bilinen kitaplardan ve birçok klasik kitabın aksine, kolay okunan, akıcı ve içinde az karakter barındıran bir kitap.
İçinde aşk barındırmayan, kısmen fedakarlıkla gerçekleşen bir evlilikle başladığını varsayabileceğimiz hikaye, sonrasında yaşananlarla şaşırtıyor. Saşırmaktan kastım aslında olaylar değil; -çünkü neler yaşanacağını tahmin etmek zor değil- duyguların işlenişi. İnsan psikolojisi, suç ve suçlu psikolojisi, aşk uğruna girilen çıkmazlar, karakterlerin bunalımlarının anlatılışını çok beğendim.

Kitapta çıkarılacak ders: Başkalarının mutsuzluğu üzerine bir mutluluk inşa edemezsin!


İlk sayfadan içine çeken bir klasik kitap arıyorsanız okumanızı öneririm, ben çok severek okudum.
167 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitap, yazarın okuduğum ilk kitabıdır. Emile Zola okumaya neden daha çok bilinen Nana veya Germinal isimli eserlerinden biriyle başlamayıpta, daha az tanınan bu eserle başlamamın sebebi ise öncelikle yazarın uslubunu ve tekniğini görmek için kısa bir kitabını seçmek istememden kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi diğer kitapları genelde çok hacimli olduğundan olası bir okuma güçlüğü çekmemde yorulmamak için özellikle bu kitabını tercih ettim.

Kitabı büyük beğeniyle ve hiç sıkılmadan okudum. Yazarın muhteşem bir anlatım özelliği var. Bu durum daha kitabın ilk sayfasından başlayarak kendini gösteriyor. Harika bir yer ve kişi tasvirleri mevcut. Olayların anlatımı o kadar akıcı bir şekilde yazılmış ki , insanların iç dünya çatışmalarının felsefi yönünün ağırlıklı olarak anlatıldığı, kitabın ikinci yarısı bile, kesinlikle akıcılığından ve sürükleyiciliğinden hiçbir eksiklik hissedilmeden okunuyor.

Kitabın konusu, halası tarafından büyütülen ve yetişkin olduğunda da , beraber büyüdükleri halasının zayıf yapıdaki oğlu ile evlendirilen Therese Raquın ile beraber bu ailenin dramatik hikayesinin anlatımından ibarettir. Tabii ki kitaptaki esas konu bu evlilikten sonra gelişen olayların yansıtılmasıdır. Kitabın final kısmı hakkında ise herhangi bir yorum yapmak istemiyorum.

Ben bu kitabından sonra Emile Zola okumaya devam edeceğim. Özellikle yazarın, Yirmi yıldan fazla bir zamanda yazdığı, ülkemizde bir kaçı dışında diğerlerinin bulunmadığı veya çok zor temin edildiği toplamda yirmi kitaplık ''Rougon-Macquart serisi'' nden hiç olmazsa bulabildiklerimi okumayı düşünüyorum.

Müthiş bir beğeniyle okuduğum , aynı zamanda da yazarın meslek hayatının başlarında yayınladığı ve henüz ikinci kitabı olan bu eserin okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.
288 syf.
·7/10
Therese Raquin ve Emile Zola
Her incelemenin klasik cümlesi olan Emile Zola natüralizm öncüsüdür gibi şeyler yazmayacağım. Bu romanın beğendiğim ve beğenmediğim yönlerinden bahsetmek istiyorum. Kitap konu itibariyle bir yeşilçam filmi tadında. İlk sayfalardan itibaren olay örgüsünün nasıl işleneceğini tahmin etmek hiç zor değil. Beğendiğim kısım ise yazarın roman karakterlerinin duygu, düşünce, hırs ve ihtiraslarını bu denli detaylı bir şekilde okuyucuya aktarabilmesidir.

Konu olarak epeyce vasat kalmış olsa da bir takım insani duyguların anlatım şekli kitabı okutturmayı başarıyor. Benim hatam ise yazarın Germinal kitabından hemen sonra bu kitabı okumak oldu. O mükemmel eserin üstüne bu kitap haliyle basit kaldı diyebilirim.
167 syf.
·3 günde·8/10
Sürprizlerle dolu bir hikâyesi olmasa da, kitabı merakla okudum. Yetişkinliğine kadar hastalıklarla savaşan ve bu hastalıkların etkileriyle yaşamak zorunda kalan Camille, birlikte büyüdüğü kuzeni Thérése ile evlenir. Thérése, sürekli fedakarlık yapan, evde söylenen her şeyi kabul eden, hatta fikri bile alınmayan yetim bir kızdır. Hasta olan kuzeniyle olan evliliği onu mutlu etmez üstüne gittikçe bozulan bir psikolojiyle hayatını sürdürür. Laurent ile başlayan macerası ise onları bir çıkmaza sürükler.
Betimlemelerini ve karakterlerin iç dünyalarını anlatan kısımlarını çok beğendim. Beklentimin yüksek olmadığı bir kitaptı fakat okurken oldukça etkilendiğimi söylemeliyim. Karakterlerin yaşadıkları bunalımları çok iyi hissettirdiği için belki de olayların içindeymiş gibi okudum kitabı. Tavsiye ederim.Keyifli okumalar...
167 syf.
·4 günde
Kitap hakkında biraz Spoiler vereceğim o yüzden şimdiden uyarıyorum

Bir cinayet etrafında insanın psikolojik iç çekişmelerini ele alan bir kitap. Betimlemelerinin muazzamlığına zaten daha öncesinden değinmiştim. Özellikle de mekan tasvirleri çok güzel. Orta sınıf bir ailenin mutsuzluğunu da anlatıyor diyebiliriz.

Ana karakterimiz Therese. Kendisini mutlu etmeyen ve heyecanlandırmayan bir evlilik yaparak mecburiyetten halasının oğluyla evleniyor. Devamında kocasının arkadaşı Laurent ile tanışıp yasak aşk yaşıyor ve Laurent'leyken kendini buluyor. Devamında beraber is birliği ile kocasını öldürüp mutlu olmayı amaçlıyorlar ama kocasıyla beraber aralarındaki tutku ve sehvet kayboluyor.
167 syf.
Therese Çingene ruhlu bir kadındır. Dağlara, taşlara ve hatta yerindeyse doğaya aşık bir kadındır. Kelebekler gibi yerinde duramaz uçmak ister lakin halasının yanında köreltilmiş, içimdeki ateş köz olmaya mecbur tutulmuş uysal biri haline gelir küçüklükten bu yana. Hasta ve ilaç kokan kuzeniyle evlenip kurtulacağını sanır ama yok yani olmaz iyiden iyiye depresyonun eşiğine sürüklenir dalgalarla. Ta ki Laurent ile geçen o akşama kadar. Genç bir kadını yasak bir aşk ve tutku dalgası sarana kadar yaşadığını bilmez olduğunun farkına varır. Zola'nın kitaplarında beni sıkan o sıradanlıktan ziyade bu kitapta sürüklendim. Betimlemeler ve psikolojik anlatımlar açısından inanılmaz derecede doyurucu bir kitap olarak gördüm. Keyifli okumalar...
224 syf.
·1 günde
Anna Karenina ve Madam Bovary'den beri okuduğum en ihtiras, nefret, sevgi, intikam, entrika dolu kitaplardan biri haline geldi. Zihnimin uç noktalarındaki Therese Raquin...

Kitabı elime aldığımda Nilüfer hocam 'neden bunu derste okunacak kitaplardan biri olarak seçsin ki' diye düşünmüştüm. Adına bakarak yanılgıya teşvik etmiş olabilirim kendimi. Fakat itiraf etmeden geçemeyeceğim. Kesinlikle Karşılaştırmalı Edebiyat alanında okutulacak eserlerden.

Emile Zola... Önceki paylaşımlarımda belirtmiştim Meyhane kitabına vurgun olduğumu. Bu kitabında ise zihnimi delip geçti.

Kitap hakkında neler yazabilirim, ne yorum yapabilirim bilmiyorum. Bütün kelimeleri birbirine karıştırır haldeyim. Hatta kelimelerden birkaç yazı inşa edebilirsem bu kitap üzerinden bir şeyler yazabilirim diye düşünüyorum.

Fakat şu an için kısa bilgilerle değinmek isterim.

Hastalıklı bir bedene sahip olan oğul Camille... Oğlunun üstüne titreyen, onu bir bebek gibi itinayla yetiştiren Bayan Raquin... Bir anda ortaya çıkarak babası tarafından halasına bırakılan kadın karakterimiz Therese... Hırslı, tutkun ve gözü kara bir karaktere sahip olan memur Laurent...

Hikayemiz babası tarafından halasının yanına bırakılan Therese'nin çocukluğundan başlar. Ardından evliliği... Evliliğinin muhteşem olay örgüsüyle entrikalara bürünmesiyle devam eder.

Karakterimiz daima sessiz, suskun, mıymıntı, içinde fırtınalar kopan biri... İlk sayfalarda pasif bir rolü olsa da zamanla aktif bir role bürünüyor.

Perşembe toplantılarına gelen eski dostların yanı sıra Camille'nin çocukluk arkadaşı Laurent de gelir. Therese'nin bu toplantılar esnasında durgunluğu, Laurent karşısında kayıtsızlığı içinden çıkılmaz hal alır, Therese'nin kendince. Ve öte yanda dostumuz Laurent de kendi çıkarlarının uğruna o evden çıkmamaya devam eder.

Ve olaylar çorap söküğü gibi sökülmeye başlar. 'Bir kitapta betimleme olmazsa olmaz' diyen bir kafadan olduğum için Zola benim imdadıma koşuyor. Bu durum diğer Dünya edebiyatı yazarlarında da öyle.

Zola'nın betimlemelerini okurken ruhumu kitabın içine salıvermiş gibi hissettim. Böylesi ruh tahlili yapılmaz. Hele ki o ihtirasların, heveslerin, ruh sarsıntılarının dile getirilişini unutmayacağım. Kitabın son anına gelene kadar karakterlerin geçirdiği dönemlerin üzerimde bıraktığı etki, eminim ki sabaha kadar geçmeyecek.

Kaçamak bir aşkın tutku, şehvet ve entrika dolu hikayesinden adeta tımarhaneyi andıran evin içerisindeki delilik bunalımına sürüklenmesine şahit olmak. Biraz aklı zorluyor. Hele ki o beklenmedik bir biçimde sahnelenen son var ya o an hiç akla gelmez.

Zola’dan enfes bir roman... Madam Bovary’i, Anna Karenina’yı sevdiyseniz bu kitabı da sevebilirsiniz.
167 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Natüralist bir yazar olan Emile Zola'nın ilk eseri Therese Raquin, akımın da özelliklerini satırlarda doruklarına kadar hissettiriyor. Tüm sağlığı ve diriliğine rağmen halasının hastalıklı oğluyla evlenmek zorunda kalan Therese'nin tekdüze yaşamına başkaldırışını anlatan bir roman. Okurken bazen Therese olup elinize bir bıçak alıyor, bazen Laurent olup şekerli suya zehir katıyor, bazen Bayan Raquin olup felçli bir vücudun gözlerinde intikam ateşiyle etrafı izliyor, bazen de Camille ile suların derinliklerine gömülüyorsunuz. İnsanın duygularını tüm çıplaklığıyla satırlarda somut olarak gösteriyor bize Zola. Karakterlerin ruh hallerinin böyle vurucu bir şekilde bizi tokatlaması, var oluşun ve insanın sürekli değişen benliğinin tılsımıyla büyülüyor. Kitap bitince karakterlerden kimin haklı, kimin daha az suçlu, kimin vicdan azabı daha büyük gibi sorularla onlarla tekrar savaşıyorsunuz.
167 syf.
·Beğendi·9/10
Zor bir kitapla karşı karşıya olduğumu düşünmüştüm elime aldığımda, ama o kadar sarıyor ki kitap, bir de baktım bitmiş.

Hafif spoiler içerir!



Therese, halası ve kuzeni ile birlikte yaşayan uysal bir kız. Halası hastalıklı oğlunu kendisi ile evlendirdiğinde de sesini çıkarmıyor Therese, kabulleniyor. Ta ki, eşi arkadaşı Laurent'i eve getirene kadar. İşte bundan sonra olaylar karışıyor. Laurent'i gören Therese'nin duyguları birbirine giriyor, aklı karışıyor. Yasak da bir aşk başlıyor tabi ikilinin arasında. Peşinden de işlenen bir cinayet ile ikilinin psikolojisini okumaya başlıyoruz. Başta takmazlar kafalarına o kadar, boşverirler. Tabi ben bu kısımları okurken çokça sinirlenmiştim rahatlıklarına. Ama, sonuç itibariyle işledikleri suç onların peşini bırakmaz. Ruh hallerindeki değişimler gerçekten çok iyi işlenmiş.

Sevdiğim kitaplardandır. Okunmasını tavsiye ediyorum.
167 syf.
·20 günde·8/10
Her sayfa karakterlerin yoğun duygularıyla ve psikolojik betimlemeleriyle dolu. Bunun yanında anlatım akıcı ve bir sonraki sayfa hep merak uyandırıcı.
167 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Uzun süredir kütüphanemde olmasına rağmen okumak için elime almamıştım . Nedenini kendim de bilmediğim bir iten kuvvet vardı sanki. Ancak kitabı okumaya yeltendiğim andan itibaren bırakılması güç bir kuvvetle beni kendine çekti . Karakterlerin farklı yüzleri ile olayların akışı birleşince oldukça etkileyici bir olay zinciri mevcut. Dili oldukça sade- anlaşılır , tavsiye ediyorum .
Kitap okumak önünde daha önce bilmediği hayali ufuklar açtı; daha önce yalnızca kanıyla, teniyle sevmiş, şimdiyse beyniyle sevmeye başlamıştı.
Emile Zola
Sayfa 118 - Ayrıntı Yayınları
Hemen yatıp uyumalıyım, böyle saçma
sapan şeyler düşünmemeliyim, bunlar beni uykusuz bıra­kıyor ..
Uyumalıyım ...
Emile Zola
Sayfa 134 - Boyut Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Therese Raquin
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Amfora Yayınları
Birdenbire Thérèse de Laurent da hıçkırıklarla boşandılar. Müthiş bir krizle sarsıldılar, çocuklar gibi kuvvetleri kesildi, birbirlerinin kollarına atıldılar. Göğüslerinde yumuşak, tatlı bir şeyler uyanıyor gibiydi. Geçmişi hatırladıkça o kadar yılgınlık duydular, kendi kendilerinden o kadar iğrendiler ki dinlenmek, yok olmak için çok büyük bir ihtiyaç duydular. Son defa bıçağın, zehir dolu bardağın önünde bakıştılar. Thérèse bardağı aldı, yarısına kadar içip Laurent'a uzattı o da bir hamlede kalanı bitirdi. Sanki bir şimşek çaktı. Nihayet ölünce bir teselli bularak yıldırımla vurulmuş gibi birbirlerinin üstüne yığıldılar. Genç kadının ağzı kocasının boynunda Camille'nin dişlerinden kalan yarayı buldu.

Kitabı okuyanlar 562 okur

  • Gamze Gül Deniz
  • füsun
  • Linda Min
  • Fatih Akyüz
  • Fatma Zehra yildizhan
  • Emre Soysal
  • Z.
  • Can Öğütken
  • Betül BAYDAŞ
  • ÖZgülYILMAZ

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.1 (2)
9
%1.7 (3)
8
%1.1 (2)
7
%0.6 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0