Throne of Glass (Throne of Glass #1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6bin
Gösterim
Adı:
Throne of Glass
Alt başlık:
Throne of Glass #1
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
433
Format:
E-kitap
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Bloomsbury Children's
Baskılar:
Cam Şato
Throne of Glass
Meet Celaena Sardothien.
Beautiful. Deadly. Destined for greatness.

In the dark, filthy salt mines of Endovier, an eighteen-year-old girl is serving a life sentence. She is a trained assassin, the best of her kind, but she made a fatal mistake: she got caught.

Young Captain Westfall offers her a deal: her freedom in return for one huge sacrifice. Celaena must represent the prince in a to-the-death tournament—fighting the most gifted thieves and assassins in the land. Live or die, Celaena will be free. Win or lose, she is about to discover her true destiny. But will her assassin’s heart be melted?
499 syf.
·10/10 puan
Ne çok şey kaçırmışım yıllardır Sarah J. Maas kitapları okumayarak. Thorne Of Glass kitabını ve serisini görüyordum aslında, fazla araştırmadığım, başka kitaplarla uğraştığım için Cam Şato'nun o olduğunu fark edemedim. Suçu kapağa atarsam haksız sayılmam. Cam Şato, o kadar kıvamında bir kitaptı ki. Hislerimi yazıya dökmekte zorlanabilirim. 2015 yılında çıkmış ama ben iki yıl sonra okuma imkanı buldum. Bu konuda biraz hüzünlüyüm. Diğer yandan da mutluyum, Sarah gibi bir yazarın kalemiyle tanıştığım için.
Celaena, suikastçi 18 yaşında bir kız. İlginç kısım buradan başlıyor. Ana kahramanın suikastçi olması özellikle ilgimi çekti. Sürgünden alınıp Cam Şato'ya getirilmesiyle başlıyor olaylar. Kralın yaveri olmak için bir düello yapılacak. 23 tane yaver 13 haftalık sınava tabii tutuluyorlar. Tabi bu sınav sırasında gizemli bir şekilde öldürülen yaverler oluyor. Büyü pek ön planda değildi, diğer kitaplarda üzerinde durulacağını fark edebiliyoruz kitabın sonuna doğru. Heyecanlı kısımlar, sınavlar, yaverler bir yana. Chaol bir yana. Ben yaş konusuna biraz takığımdır. Ve Chaol biraz daha ağır başlı olduğu için favori karakterim Chaol oldu. Chaol 22 yaşında. Dorian 19. Celaena'e yakışan kişi tabii ki Chaol. İtiraf etmem gerekiyor ki, Dorian bir sahnede kalbimi yerinden çıkaracaktı. Ama yine de Chaol'un yeri ayrı. Kitabın içinde dostluğun da olması ayrı bir güzel olmuş. Nehemia ve Celaena iyi dost oldular. Umarım diğer kitaplarda altından bir şeyler çıkmaz diyorum. Kitabı o kadar beğendim ki... Zamanım olsa, yerimden kaldırmasalar bir gün içinde soluksuz bir şekilde okurdum. Okurken kendimden geçtiğim, güldüğüm oldu pek duygulanmadım ama diğer kitaplar bunun acısını çıkaracak diye düşünüyorum. Muhteşemdi. Dünyaya, cam şatoya, kitaptaki her şeye bayıldım. Kötü karakter bile kendine özgüydü. Okunması gereken kitaplardan biri. Ve kesinlikle tanınması gereken yazarlardan biri Sarah J. Maas. Ne yazsa okurum diyebileceğim yazarlardan biri. Okuyun. Kapağına bakıp yargılamayın. Yarın bir gün dizisi ya da filmi çıkınca kapağını yenilerler ve herkesin elinde görmeye başlarsınız. Haksızlık etmeyin, önyargıyı bir kenara bırakın ve okuyun. Bu arada şunu eklemeden geçemeyeceğim. Verite, Sarah'nın kitaplarını okurken o kadar muhteşem eşlik ediyor ki. Verite'in sesi, kitabı okurken daha fazla bağlanmama neden oluyor. Bütün kitap boyunca, olan her olayda arkadan onun sesinin gelmesi muhteşem. Sarah ve Verite, benim ayrılmaz ikilim oldu.
500 syf.
·17 günde
Cam Şato'yu gözümde fazla büyütmüşüm. Sarah J. Maas okumayı da öyle. Kitabı indirimde gördüğüm için almıştım ama iyi ki ikinci kitabıyla birlikte almamışım çünkü bu kitabı hiç sevmedim

Gelelim sevmeme sebeplerime, öncelikle kitap çok alaycı bir biçimde yazılmıştı ama kurgusu gereğiyle bu kitapta alaya çok az yer verlimeliydi diye düşünüyorum. Yazar sanki "Aman, yazayım da gitsin ne önemi var anlattıklarımı nasıl anlattığımın." der gibi bir hava verdi bana okurken. Kurgusu ve karakterleriyle canımı sıktı. Evet, akıcıydı ama bana hiç keyif vermedikten sonra akıcılığın hiçbir önemi yok. Ciddiye alınmamış gibiydi.

Seriye devam etmeyi düşünmüyorum. Yine de hepinize keyifli okumalar:):)
500 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
"Son derece yargılayıcısın."
"Yargılarda bulunmuyorsan akla ne gerek var?"
"Peki ya insanları aklının acımasız yargılarından sakınmayacaksan kalbe ne gerek var?"

Evet arkadaşlar Celaena ile tanışın. O dünyanın en iyi suikastçısı. Çok yetenekli ve ünlü bir suikastçı. Herkes onun adını duyduğunda titriyor... Titriyordu ta ki Caleana Sardothien, ihanete uğramadan ve Endovier'nin tuz madenlerine mahkum olmadan önce. 1 yıl boyunca kölelik yapan Caleana'nın hayatı saraydan gelen genç yüzbaşı Westfall'ın ona bir teklifte bulunarak değişecekti. Celaena, kraliyetin en yetenekli savasçıları ve suikastçılarıyla katılacağı ölümüne bir yarışmada veliaht Prens Dorian'ı temsil edip Kral'ın yaveri olmaya çalışacaktı.
Yarışmayı kazanırsa kralı korumaya ve sonrasında özgür bırakılmaya hak kazanacaktı. Ama önce saraya geldiği an bir biri ardına ortaya çıkan cinayetlerin katilini bulmalı ve kendini geleceğine hazırlanmalıydı.
Bu kitapta bol miktarda gizem, büyü, mizah, dostluk ve romantizm var! Öncelikle belirtmeliyim ki bu seriyi okumakta çok geç kalmışım. Güçlü kadın karakterler okumaya bayılırım! Caleana bu konuda mükemmel bence. Okuyucuların yarısı; ''Kibirli, kendini beğenmiş vs.'' diyor lakin yeraltı kraliçesi olmak bunu gerektirir canlarım. Kötü karakterler bile kendine özgüydü. Tüm karakterleri sevdim diyebilirim. Düşünün kötü karakterleri bile sevdim. Zaten yazarın yer tasvirlerini okumayı çok severim. Sizi yazdıkları ile yaşatıyor. Anlatım dili çok güzel ve akıcı. Lakin Sarah filizin dediği gibi sonların kadını gerçekten. Giriş- gelişme- sonuç temalarına aşırı uyan bir yazar. Eğer sizde; korkutucu iyi becerilere sahip güçlü kadın kahramanların yer aldığı sihirli diyarlara göç etmek isterseniz okuyun derim. :)
500 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Biraz dinlenmek ve gerçek, güzel, iyi edebiyatın uzağında başka diyarlarda fazla kafa yormadan dolaşmak için güzel bir seçenek bu kitap serisi... en azından ilk kitap öyle. Şimdi Ursula K. Le Guin'in Yerdeniz serisinin ilk kitabı Yerdeniz Büyücüsü'nü düşününce, gerçek bir yazar ve hakikaten usta bir kalem neler yapabilir diye düşününce Sarah J. Maas çok ama çok naif kalıyor, çünkü aslında bir dünya kurmaya çalışsa da bu dünyanın karmaşık ya da derin olamadığını görüyoruz. Genç Yetişkin denilen bir kategori var kitap satışı dünyasında, işte bu kitap da bu kategoriye ait, ve bence vasatın biraz üstüne çıkmayı başarabilen bir kitap. Çok fazla karakter kullanmadan, türün klişelerini de rahat rahat kullanarak (klişe: aşk, iki erkek arasında kalan genç kızımız ; öte alemden gelen canavar, ara boyutlar vb) okuması keyifli, rahat ve unutması daha da hızla gerçekleşen bir eser koymuş Maas. Serinin altı kitabı daha var, benim de kafam yorulmak istemiyor, düşünmemek ve eğlenmek istiyorum, burada değil de orada olup bu aslında şunu temsil ediyor ve yazar şunu anlatıyor diye düşünmeden okumak istiyorum. Türk polisiyelerinin, biraz iyi edebiyatın arasına iyi gitti. Böyle şeyler hisseden varsa, kitabı öneririm. Ben de bir iki güne- nasipse- ikinci kitaba başlarım. Bakalım Adarlan Suikastçisi kızımız Celeana (bildiğimiz Selena!) kralın yaveri olduktan sonra neler yapacak!
500 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Adarlan suikastçısı Celaena ömür boyu hapse mahkum edilmişti. Oysa o, eğitimli ve dünyanın en iyi suikatçisiydi. Bir hata yapmış ve yakalanmıştı.
.
Genç Yüzbaşı Westfall ona bir teklifle geldi. Celaena, kraliyetin en yetenekli savaşçıları ve suikastçılar oyla katılacağı ölümüne bir yarışmada veliaht prens Dorian'ı temsil edecekti.
.
Bu yarışmayı kazanırsa, ölümüne nefret ettiği kralı korumaya ve sonrasında özgür bırakılmaya hak kazanacaktı. Ama önce bir biri ardına ortaya çıkan cinayetlerin katilini bulmalı ve hayal bile edemeyeceği bir geleceğe hazırlanmalı...

Cam Şato efsanesini kesinlikle kaçırmamalısınız. Tek kelimeyle soluksuz bir heyecanla okudum. ilk kez Dex yayınlarından aldığım kitap bu seri. Ve inanın Sarah J. Maas'e hayran kaldım ve diğer kitaplarını da aldım.
.
Asla hediye etmeyeceğim seriler arasına girdi.
500 syf.
·8/10 puan
Celaena, Endovier’da tuz madenlerinde köle olarak çalışmaktadır ve bir gün veliaht prens ve yüzbaşı ona bir teklif getirir. Kral kendisinin pis işlerini yapması için bir yaver aramaktadır ve bunu da bir şampiyonaya dönüştürmüştür. Meclisindeki üst düzey isimlerin çoğu birer aday önerecek ve kazanan iki ay gibi uzun bir sürede birçok farklı testten geçerek belirlenecektir. Celaena yakanıp da madenlere gönderilmesine rağmen benzerlerinin en iyisi, eğilimli bir suikastçıdır. Her ne kadar onun memleketini mahveden kraldan nefret etse de madenlerde bir sene daha dayanamayacağının farkındadır ve teklifi kabul eder. Şampiyonada başladığında ise her şey daha da karmaşıklaşır; biri yaverleri vahşice katletmektedir ve kimin yaptığı bulunamıyordur.
Cam Şato’yu soluksuz okudum diyebilirim. Celaena madenlerde çok güç kaybetmesine ve yavaş yavaş toparlanmasına rağmen çok şey vadeden bir karakterdi. Kralın yaver seçimini neden bir yarışmaya döndürdüğünü başta anlamasam da kitabın sonlarına doğru daha büyük bir amaç için bir nevi paravan görevi görmekteymiş.
Kitapta dikkatiniz bir an dağıldığında bir çok şeyi kaçırabiliyorsunuz. Efsaneler, yaratıklar, gizem derken sürekli bir merak halinde sayfaları birbiri ardına çevirdim. Diğer seri ile kıyaslamadan okuyunca çok keyif aldığımı farkettim. Ayrıca 7 kitaplık bir seri olduğu için ilk kitabın giriş olacağını tahmin ediyordum yine de beklediğimden daha heyecan vericiydi.
Diğer karakterlerden bahsetmek gerekirse Dorian’ı hiç sevmedim. Bu kitapta tam boş beleş bir prensti. Babasına karşı çıkma cesareti yok ve eleştirdiği yaşamın tüm nimetlerinden faydalanmada hiçbir sıkıntı görmüyor Yüzbaşı Chaol’u Dorian’a kıyasla daha fazla sevsem de Nehemia ve Celaena favorilerim oldu.
500 syf.
·8/10 puan
Tamam başlıyorum. Uzun ve öfkeli bir yorum olacak. Çünkü bu serinin eleştirilirken inanılmaz derecede hakkının yendiğini düşünüyorum. Doğrudan eleştiren, türe hakim olmadığı net yorumları geçin. Ben size bir epik fantastik nasıl olur, ilk iki kitaplar genelde ne işe yarar (biz bunlara temel atma deriz), güçlü bir karakterin özü nedir, suikasçi nedir ne değildir onları da ele alalım. Epik fantastik bir seriyi bu türe ait süzgeçten geçirerek yorumlayalım.

Kitap yazarın ilk kitabı, daha önce bir platformda yazılmış sonradan kitap olarak basılmış. Anlayacağınız amatörlük eseri ve ilk kitaplar üzerinden tüm seri değerlendirilmemeli.

İkinci olarak, Celaena Sardothien meselesi var. Karakter çok genç. Kendi çapında bir alaycılığı var, zor şartlar altında büyümüş ve hayatta kalmayı başarmış. Ama yine de genç. Yok elbise, mücevher sevdi aman bu nasıl suikastçi yorumları beni karakterden daha çok eğlendirdi. Hayatınızda kaç suikastçi gördünüz? Ne sanıyorsunuz, hepsi robot, hiç zevki zaafı olmayan, hayattan keyif alma ihtimali sıfır olan ölüm makinaları mı? En psikopat insanların bile ufak, saçma zaafları olabilir. Sonuçta adam öldürebilen kimse normal değildir. Hepsinde bir miktar delilik, çelişki gizlenir. Örnek olarak milyonlarca insanın ölümüne sebep olan Adolf Hitler’in köpeğine olan sevgisi verilebilir. Hitler bir sanat hayranı. Ve durun asıl bomba şu HİTLER PAMUK PRENSES HAYRANI. Ona adfedilmiş Pinokyo çizimleri var... Neymiş, çocuk ruhun, sevilen şeylerin, zevklerin insanın kişiliğinin ya da işinin ne kadar karanlık, ölümcül olduğuyla alakası yokmuş. Hepiniz suikastçi, katil uzmanı olmadan önce bir gün oturun da Hitlerin hayatını okuyun. O zaman bir insan işi konusunda sadist manyak diye normal hayatında da daima o modda mıymış görün, cahil cahil ötmeyin. Güldürüyorsunuz. Bu kadar kalıpçı, sığ görüşlü olunmaz.

Üçüncü olarak, bu kitap serinin fragmanı bile sayılmaz. Ana konuya, ana olaylara girmeyi bırak selam bile çakmıyor tam olarak. Bence seri üçüncü kitapta başlıyor, ki sonrası bambaşka bir EPİK FANTASTİK maceraya dönüşüyor. Epik fantastik onlarca seri okumuş biri olarak diğerleriyle kıyaslandığında serinin devam kitaplarının diğerlerinden olay örgüsü, dünya, karakterler ve çok şey yönünden pek altta kalır yanı olmadığını söylemek isterim.

Celaena Sardothien evet ilk iki kitapta görüntüsü ve yaptıkları itibariyle havada kalan bir karakter ama neyini gördünüz ki neye göre kızın güçsüz olduğuna kanaat getiriyorsunuz? Kızın yaptığı tek şey hapishaneden çıkması, bir oyunda şampiyon olmak için uğraşması. Ne yapsın yazar bu kız suikastçi imajını kurtarayım diye tüm saraya suikast mi düzenletsin? Önüne geleni yoldan mı çektirsin? Sürekli geçmişte de bunu yaptım, şu oldu, bunu başardım, bak bunu da yaptım, aha şurayı da yıktım diye dipnot mu geçsin de sizi başarılı bir suikastçi olduğuna dair temin etsin? Saçmalamayın. Yavaş yavaş seriye yayılmış geçmişi kızın, ayrıca Cam Şato öncesi suikastçilik geçmişine dair ayrıca yazılmış kitaplar var. Her şeyi anlatmanın, açık etmenin zamanı var. Boş boş konuşanlar bir otursun ben olsam nasıl yazardım bu kitabı diye düşünsünler de geçmişi ha bire öne çekip durmadan bu oyunların sonunu getirebilmek mümkün mü gözden geçirsinler.

Ben 14 yaşımdan beri badass kadın karakterler okuyorum. Anita Blake de dahil ki o kadının başta nasıl zayıf olup sonradan deli manyak bir ruh hastasına, durdurulamaz bir canavara dönüştüğünü okuyanlar çok iyi biliyor. Bu türe hakim olanlar da bu işlerin pat diye okura verilmediğini, önce temel inşa edilip sonradan karakterin gücüne güç eklendiğini bilir. Saçma sapan eleştiriler yapan, direkt ooo ne kız ama önünde kimse duramaz; bu karakterden güç akıyor yorumları yapmayı bekleyenlerin %80 romantik komedi, dram okuduğunu da biliyoruz. Bunlar Anita, Fever gibi serileri okusa yine aynı saçma eleştirilerde bulunacak. Hatta Anita’ya şu yorumu yapacak “Aoy Cellat Cellat diyorlar, korkuyorlar ama kız ödleğin teki.” Ben de size derim ki Hatice değil NETİCE önemli. Bu işler zirvede başlamaz, zirveye taşınır.

İleride cadılardan, suikastçilerden, krallardan ve kraliçelerden ordu kuracak; tek başına koca donanmalara kafa tutacak, şeytanlarla savaşacak, kimsenin önünde diz çökmeyen bir kraliçeye dönüşecek bir kız var önünüzde. Ve komplike bir dünya... Krallıklarıyla, canavarları, ırkları, savaşları ve barışlarıyla güzel bir epik fantastik seriye dönüşecek bir dünya... Bu kitap o dünyanın kapısı bile değil. Penceresi. Ona göre eleştirin.

Ya sabredersiniz, aklınızdaki soruların cevabını yavaş yavaş almayı kabullenir, makul eleştirilerde bulunur güzel bir seri okursunuz. Ya da pencerelere bakmaktan ve eleştirmekten pencerenin arkasında ortaya çıkmayı bekleyen muazzam bir dünyayı kaçırmış olursunuz. Yazarın tarzı gizem, genelde kartlarını açık etmiyor. Hep bardağı boş gösterip son anda içine bir şelale boşaltıyor... Bu da onun tarzı. Yapacak bir şey yok.
500 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Cam Şato; yazarın diğer serisine kıyasla bir tık aşağıda kaldı bende. Ama yine de kurulan dünya ve ilmek ilmek dokunmuş ilişkiler, sırlar kitabı merak edilir kıldı. Ben genelde üçüncü ağızdan okumayı pek sevmem bu yüzden kitabın başlarında hafifçe garipsesemde zamanla alıştım. Kitabın gidişatı ve her sayfada kendini bulan karakterimiz oldukça iyiydi. Herkesin okumak isteyeceği bir seri olduğunu düşünmesem bile göz atmanızda fayda var. Yine de tekrar belirtmeliyim; yazarın Dikenler ve Güller Sarayı serisiyle kıyaslamak saçma olur.
500 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Seri hakkındaki güzel yorumlar üstelik fantastik oluşu bende seriye karşı büyük bir merak uyandırmıştı.

Daha ilk kitabı olmasına rağmen sevdim diyebilirim tabii diğer kitaplarında beni hangi dünyalara sürükleyeceğini bilmiyorum

Muhtemelen ilk kitap olduğu için aşırı sakindi, olaylar çok sıradan ilerledi sona doğru bir hareketlilik yaşansa da giriş kitabı gibiydi diyebilirim.

Bu kitapta Adarlan Suikatçısı olan Celaena Sardothien’ın özgürlüğü için yaptığı ve yapacağı şeyleri okuyoruz. Neler yaşadığını, neler hissettiğini ama bunlara rağmen kitabı tek bir kişinin ağzından değil diğer karakterin ağzından da okuyoruz.

Dorian, Chaol ve Nehemia ağzından okuduğunuz kısımları da seveceğinize eminim. Aslında bakarsanız onların hislerinizi okuduğumuz kısımlarda bile anlatım bir 3. kişiden anlatılmış gibiydi. Bu tarz okumaya alışık olmasam dahi bana akıcı geldi.

Güçlü kadın karakterleri okumayı sevdiğimi hep söylüyorum ve söylemekten hiç vazgeçmeyeceğim sanırım Böyle karakterlere kalbimi verip ne olursa olsun yüzümde bir gülümseme ile okuyorum, Celaena’da onlardan biri oldu.

Dorian ise bir diğer bahsetmek istediğim konu, benim Celaena’dan sonra en sevdiğim karakterlerden oldu, hislerini gerçekten ve net bir şekilde okuyamasam da bazı yerlerde ‘onu hissettim’ diyeceğim bir karakterdi ve Nehemia... asla anlayamadığım bir karakter oldu açıkçası.

Kitapta tek hoşuma gitmeyen kısım bazı belirsizliklerdi, karakterlerin hislerinde hareketlerinde ki uyuşmazlıklar beni deli etti ama bunların sebeplerini diğer kitaplarda okuyacağımızı düşünüyorum.

Bunun dışında betimlemeleri yazım dili çok güzel ve akıcıydı, fantastik olduğu için basit betimlemeler beklemeyin gayet ayarındaydı bana kalırsa

Fantastik sevenlere önerimdir. Diğer kitapların yorumunda görüşmek üzere.

Kitaplarla dolsun dünyanız!
500 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Okunması gereken müthiş bir seri.Baslamadan bu kadarını beklemiyordum açıkçası ama başlamamla 7 kitabı bitirmem 1 ay sürdü. Fantastik sevenler için mutlaka okunması gereken bir yapıt.
500 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap çooo...k güzel. Yazarın yarattığı evrene bayıldım. Aşk da barındırıyor. Fantastik sevmeseniz bile şans vermeniz gereken bir kitap. Ana karakter, uzun yıllar boyunca sürgün edilmiş bir suikastçı. Özgürlüğünü geri kazanabileceği bir anlaşma öneriliyor, kitap da böyle başlıyor. Şundan da bahsetmeden edemeyeceğim. Kitap sanki hiç editörün elinden geçmemiş gibi. O kadar imla hatası var ki, kitabı bırakmayı düşündüğüm zamanlar oldu. Dex yayınlarının mükemmeliğini vurgulayayım istedim.
500 syf.
·5/10 puan
Güya suikastçi. Daha uygunu ergen olmalıydı. Sıkıcı ve gereksizce uzun. Yarışmanın çoğu bölümleri atlanmış. Erkek kahramanlar karaktersiz ve sönük. Söylenene göre kız ömründe düzinelerce insanı öldürmüş, fakat kitapta madenlerden çıktığından beri kimseyi öldürmedi. Bu da tabii bütün kitap ediyor.
"Yargılarda bulunmuyorsan akla ne gerek var?"

"Peki ya insanları aklının acımasız yargılarından sakınmayacaksan kalbe ne gerek var?"
"Yalnız mısın?"
"Yalnız mı? Hayır. Kendi başıma ayaklarımın üzerinde gayet iyi durabilirim. Tabii okumam için uygun kitaplar sağlandığında."
Sarah J. Maas
Sayfa 167 - Dex Yayınları
“Senin, kendilerini anlamadığını düşündüklerinde, insanların ne sırları açık ettiklerini duysan şaşarsın.”
Sarah J. Maas
Sayfa 466 - Dex

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Throne of Glass
Alt başlık:
Throne of Glass #1
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
433
Format:
E-kitap
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Bloomsbury Children's
Baskılar:
Cam Şato
Throne of Glass
Meet Celaena Sardothien.
Beautiful. Deadly. Destined for greatness.

In the dark, filthy salt mines of Endovier, an eighteen-year-old girl is serving a life sentence. She is a trained assassin, the best of her kind, but she made a fatal mistake: she got caught.

Young Captain Westfall offers her a deal: her freedom in return for one huge sacrifice. Celaena must represent the prince in a to-the-death tournament—fighting the most gifted thieves and assassins in the land. Live or die, Celaena will be free. Win or lose, she is about to discover her true destiny. But will her assassin’s heart be melted?

Kitabı okuyanlar 475 okur

  • Süheyla

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.4 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0