Tiffany'de KahvaltıTruman Capote

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.270
Gösterim
Adı:
Tiffany'de Kahvaltı
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
128
ISBN:
9789755702792
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Breakfast At Tiffany's
Çeviri:
Meral Alakuş
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
1940lı yılların New Yorkunda hareketli cemiyet hayatı öğleden sonra barlarda içilen martinilerle başlar, Tiffanyde edilen şampanyalı kavaltılar ile son bulurdu. Bu renkli hayatın ilginç simalarından Holly Golighty, küçük dairesinde erkek arkadaşları için verdiği ev partileri ile dikkat çekiyordu.

Görünüşte eğlenceli ama yüzeysel bir hayat süren bir çocuk - kadın olan Holly Golightlynin yaşamı çözülmeyi bekleyen gizemlerle yüklüydü. Genç bir yazar adayı ise bu gizemleri çözmek için çoktan yola çıkmıştı bile.

Truman Capoteun bir klasik haline gelen bu uzun öyküsü filme çekildiğinde gizemli ve hüzünlü kadın karakteri ile sinemada da yankı uyandırmış, hem okurların hem de izleyicilerin belleğinde iz bırakmıştır.
Kitap bittiğinde bana yarım kalmış gibi geldi. Holly'e ne olduğu, nerede olduğu, başına neler geldiği, neler yaşamış olduğu... Bunlar benim merak ettiğim ve kesinlikle kendi hayal gücümle izini süremeyeceğim sorular. Araştırıp bulma isteği içerisinde ki bunun imkansızlığını bilerek kitabı bitirdim. Holly bir süre aklımı meşgul edeceğe benziyor.
Kitabın popüler kültürdeki yeri ve kitap üzerine yazılıp çizilenler, çekilenler ortada. Kitap da hikayesi de, anlatımı da epey popüler ve şatafatlı. Bu nedenle şatafat perdesi, çokça ardındaki dramı gizliyor gibi, Tiffany'de yapılan kahvaltılar, uğruna kişiliklerin feda edilmesi ve bunun sembolik ifadesi, dramı ve rahatsızlığı ifade ediyor. Karakterin bütün bu vermesi gereken ödünlerin farkında olarak, bilinçli, hem de gayet bilinçli olarak yaptığı seçimler onun tanrıça seviyesine yükselmesini anlaşılır kılıyor. Ayrıca yazar, kitap kahramanımızın kendisine tercihlerinden ötürü yapılan eleştirileri, dedikoduları göğüslemesi, adeta onlarla alay etmesi ve sadece sevdiği şeyleri yapmasıyla, bunu seçebilmesiyle, seçmeyi tercih etmesiyle; insanoğlunun özgürlük ve ''ne derler'' tanrısına köle olma arasındaki ince çizgideki seçiminde tanrıça veya tanrı olmanın en önemli koşulunu sunuyor. Okumanız tavsiye edilir.

Benzer kitaplar

“Gerçekte ise hiçbir benliğe sahip olmamak gerekir. Bu hayatta zengin ve ünlü bir kişi olmayı istemezdim demiyorum. Bu benim planlarımda var ve günün birinde bunu başaracağımı da umuyorum. Fakat böyle olsa bile, benliğimin peşim sıra gelmesini isterdim. Güzel bir sabah uyanıp da Tiffany'de kahvaltı ettiğim zaman bile yine kendim olmak isterim.”

Kitabı çok beğendim. Anlatım dili çok canlıydı. Her bölüm gözümde canlandı. O kırmızı tuğlalı apartman, ismi olmayan kedi, hikaye yazarı ve o yerinde duramayan, evini terk eden incecik,kimsesiz kız Holly.
Özellikle film uyarlaması çok başarılıydı bence. Filmin o giriş bölümü ve arkada çalan "Moonlight" şarkısı hiç unutulmaz oldu benim için...
Kitap özellikle yazarın hayat hikayesini öğrenince daha da anlam kazanıyor bence.
Çünkü yazar küçücük bir çocukken annesi tarafından akrabalarına bırakılmış. Annesi daha iyi bir hayat ve varlıklı bir koca bulma ümidi ile kente gitmiş.
İşte her yazar az ya da çok yazdığı çoğu roman ve hikayede kendi hayatından da izler bırakıyor...
Benim için filmide kitabıda o kadar değerli ki. Acıkcası filmi benim için daha özeldir. Biraz aundrey hayranlığı birazda kitabın sonunun hoşuma gitmemesinden kaynaklı. Kitap dili çok rahat ve o dönemi hissettirecek kadar hoş anlatılmış. Huzur veren seni saran ozellikle kapalı havalarda okunması daha güzel olan kısacık bir kitap.
Popüler kültürde kendine sağlam yer edinmiş sanat eserleri hakkında herkesin elbet bir fikri vardır. Bu eserlerin hepsinin adı bilinir, konusu hakkında da fikir sahibi olunur. Fakat bu konuya gelince işler biraz sarpa sarıyor. Posterleri ile ünlenmiş filmler, kapakları ile ünlenmiş kitaplar hakkında herkesin öznel bir fikri olur. İnsan gördüğünü nasıl anlamlandırırsa o şekilde kalır. Tiffany'de Kahvaltı çoğu insan için bir romantik komedidir. Bunun için çoğu kişi filmi adres gösterir. Zamanın romantik film kraliçesi Audrey Hepburn'ün Holly Golightly rolüne seçilmesi bu konudaki algıları şekillendiren en büyük etken. Elbette bu demek değil ki Hepburn rolün hakkını verememiş, tam tersi hakkıyla oynamıştır. Fakat yazar Truman Capote bu rolü Hepburn'ün oynamasını istememiştir. Onun seçimi Marilyn Monroe'dan yana olmuştur. Hepburn de bu rolün tüm kariyerinin en zorlu rolü olduğunu ifade etmiştir. Nedeninin ise Holly Golightly'nin fazla dışa dönük, kendisinin de fazla içine kapanık karaktere sahip olduğu şeklinde açıklamıştır.

Dediğim gibi; popüler kültür, herkesin elbette fikir sahibi olduğu materyallerden bahsediyoruz. Peki gerçekte Truman Capote'un bu uzun öyküsü ne ile ilgili? Holly Golightly karakterinin asıl etkileyici yanı, onu dışardan görmemiz. Dikkat çekilmek istenen karakterin bir yandan da kendine has gizemini koruması için seçilmesi gereken en doğru anlatım bu. Öykümüzü ağzından dinlediğimiz karakterimizin Holly'ye olan bakışı ve ona duyduğu hayranlık bizim de bakış açımızı ister istemez değiştiren bir durum. Holly'nin hayatının ayak uydurması zor temposu içinde aslında ne kadar yalnız oldugunu da değişen bakış açımız sayesinde fark edebiliyoruz.

Aslında fazlasıyla buruk bir öykü olan Tiffany'de Kahvaltı'nın romantik komedi olarak bilinmesi beni bu yüzden rahatsız ediyor. Burada tanık olduğumuz olayların komediyle bir alakası yok. Karakterin aşırılığı denilse yine yanlış, çünkü aşırılık aslında daha derin ruhsal durumları saklamak için kullanılan bir örtü görevi görür çoğu zaman. Doğrusunu isterseniz, bu algıyı kırmak için kitabı şöyle güzelce okumak yeterli.

Yalnızca komplike iki karakterin çevresinde dönen bir hikaye değil Tiffany'de Kahvaltı. Yazıldığı dönemin savaş psikolojisini de yer yer gayet güzel hissettiren bir eser. Dikkat çekmek istediği olay örgüsünün arka planında süregelen savaş, anlatım sırasında gözümüze yer yer çarpsa da etkisinin karakterler üzerinde ne denli büyük olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.

Kısa bir öykü niteliği olan bir eserde karakterlerin bu kadar başarılı çizilmesi, atmosferin başarıyla renklendirilmesi eseri güzel kılan yalnızca küçük unsurlar. Tiffany'de Kahvaltı, bilindiğinden çok daha derin bir eser.
Komplike iki karakterin etrafında gelişen olaylar.
Zengin bir koca bulma hayaliyle partiden partiye koşan çocuk-kadın Holly Golightly ve yazar olma idealini gerçekleştirme yolunda hikayeler yazan, Holly Golightly'e aşık genç Fred.
Akıcı, kısa güzel anlatımının yanı sıra kitabin tek sıkıntısı sonunda Holly'e ne olduğunun bilinmemesi.
Kitapta içinde Holly Golightly'nin konuşmaları, betimlemeleri, kendine has özellikleri ona aşık olmamak elde değil.
Kitabı bitirdikten hemen sonra Audrey Hepburn'ın başrolde oynağı filmini de izledim. Filmi açıkcası kitaptan daha keyifliydi.
Truman Capote'nin en iyi eseri olarak biliniyor. Ayrıca ana karakteri Holly Golightly de yazarın en iyi eser kahramanıdır. Bu kısa romanda anlatıcı, eski komşusunun öyküsünü anlatıyor. Kimseye anlatmadığı geçmişi, başından geçenler... Holly gece hayatı çok olan, sosyete kafelerinin bilinen ismidir. Bazıları da bu özelliklerinden dolayı onu "sürtük" ve diğer adlarla çağırır. Güzel bir roman ve anlatım.

Ayrıntılı kitap incelemesi için:
http://kitapokurum.blogspot.com/...ffanyde-kahvalt.html
(Spoiler içerir)
Filme göre kötü sonlu biten bir kitaptı.Filmi kesinlikle 10/10 alacak kadar güzeldi ama kitap aşırı uzatmıştı. 1940'ın New York'unda yaşayan haraketli ve çılgın kadın Holly'in kısa ve bence umutsuz hikayesi.
Holy Golightly'nin New York taki yaşamının bir kısmına tanıklık eden platonik bir aşığın gözünden dinliyoruz hikayeyi.
Holy gizemli dünyasından öte kurduğu ilginç cümlelerle kendine çekiyor insanı. Kitap sayfalarının ardında olsa bile etkiliyor insanları.
Büyüleyici bir kitap, anlatımı o kadar güzel ki gözünüzün önünde film gibi canlanıyor. Her bir sayfasını büyük bir merak ve heyecanla okudum. Holly o kadar tatlı ki hayran kalmamak mümkün değil, o döneme ve bu döneme göre de çok etkileyici. Sonu da bildigimiz veya tahmin edebileceğimiz bir son değildi, bu da kitabı çok farklı yapıyor. Truman Capote'nin hâyâl gücüne hayran kalmamak mümkün değil.
Filminden daha tatlı buldum. Öylece kendi dünyasını yaratan bir kızın öyküsü. Saf, kendi kuralları ve tarzı olan bir kız. Keşke daha uzun olsaymış dedirtti.
Kitabın adından ve kapağından dolayı cafcaflı ve eğlenceli bir roman okuyacakmışım hissine kapılmıştım. Ters köşe oldum diyebilirim. Kitabın anlatıcısı olan genç yazar adayı Buster,
New York'ta kırmızı tuğlalı bir apartmana taşınmasıyla Holly ile tanışıyor.
Görünüşte son derece rahat ancak özünde gizemli ve sorunlu bir kadın olan Holly Golightly, ücret karşılığı erkeklerle partilere katılıyor. Hiç erkeksiz kalmayan, küçük apartman dairesinde erkek arkadaşlarıyla partiler veren değişik bir kadın.
Parti gecelerinin sabahlarında ise herkesin sahip olamayacağı değerli mücevherler satan Tiffany adlı bir dükkanda kahvaltı yapıyor. O dükkanda kendini huzurlu ve güvende hissettiğini söylüyor.  “Bu kadar güzel şeylerin bir arada bulunduğu bir yer asla kötülük barındıramaz” diyor kitapta.
Kitabı okudukça, hiçbir şeyi kafaya takmayan, 19 yaşında çılgın bir kadın olduğunu sandığımız Holly'nin sıraları ortaya çıkıyor. Buster'la tanışıp yakınlaşmasıyla Holly'nin aslında ne kadar mutsuz olduğunu görüyoruz ve mutsuzluğunun altında yatan nedenleri öğreniyoruz.

125 sayfalık bir kitap, elinize alınca nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Kitap öncesinde yazar hakkında bilgim yoktu, araştırınca diğer kitaplarının da çok övgü ve ödül aldığını gördüm. Dili gayet sade ancak etkileyici olmasından dolayı diğer kitaplarını da okuyacağım. Kısacası bu kitap beni çok hüzünlendirdi ve beklemediğim, çarpıcı bir içeriği vardı. Son sayfalara doğru gözyaşlarımı zor tuttum.  Kesinlikle çok dokunaklı ve kesinlikle okunmaya değer bir eser.
Filmi de izleyeceğim... Kitabı okuduktan sonra filmini izlemek insana biraz boş hissettirse de çok merak ediyorum. Kitabı okuyup filmini izleyenler varsa yorumlarını alabilirim.
“İnsan yaşlandıkça düşünceyi harekete geçirme gücünü yitiriyor belki.
Belki de onun için her şey aklına takılıp büyük bir yük oluyor.”
“... melankoliye şişmanlamaya başladığın zaman ya da çok uzun bir süre yağmur yağdığı zaman yakalanırsın. Yalnızca kederlenirsin, o kadar.
Fakat 'kötü kırmızılığa' yakalanmak çok daha korkunçtur. Korkmaya ve cehennemdeymişsin gibi terlemeye başlarsın, neden korktuğunu da bilmezsin.
Yalnızca kötü bir şey olacaktır, fakat ne olacağını bilmiyorsundur. Bu duyguyu hiç yaşadın mı?”
- Fakat gercekten aptala benziyor.
+"Üzgün. Aptal değil. İçerde olup dışarıyı seyretmek istiyor ; burnunu cama dayayıp bakan kişinin aptal görünmesi pekâlâ mümkündür."
Truman Capote
Sayfa 57 - SEL Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tiffany'de Kahvaltı
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
128
ISBN:
9789755702792
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Breakfast At Tiffany's
Çeviri:
Meral Alakuş
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
1940lı yılların New Yorkunda hareketli cemiyet hayatı öğleden sonra barlarda içilen martinilerle başlar, Tiffanyde edilen şampanyalı kavaltılar ile son bulurdu. Bu renkli hayatın ilginç simalarından Holly Golighty, küçük dairesinde erkek arkadaşları için verdiği ev partileri ile dikkat çekiyordu.

Görünüşte eğlenceli ama yüzeysel bir hayat süren bir çocuk - kadın olan Holly Golightlynin yaşamı çözülmeyi bekleyen gizemlerle yüklüydü. Genç bir yazar adayı ise bu gizemleri çözmek için çoktan yola çıkmıştı bile.

Truman Capoteun bir klasik haline gelen bu uzun öyküsü filme çekildiğinde gizemli ve hüzünlü kadın karakteri ile sinemada da yankı uyandırmış, hem okurların hem de izleyicilerin belleğinde iz bırakmıştır.

Kitabı okuyanlar 160 okur

  • ulu tahıl
  • gg
  • Selin Eren
  • Çağlar Can Cengiz
  • Özge Ekin
  • Etmoi
  • Cnn ypc
  • Ataberk KALYONCU
  • esra betül
  • Fırat AYDİL

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%19.3
25-34 Yaş
%50.6
35-44 Yaş
%16.9
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78
Erkek
%22

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.8 (13)
9
%15.1 (11)
8
%17.8 (13)
7
%31.5 (23)
6
%8.2 (6)
5
%5.5 (4)
4
%1.4 (1)
3
%2.7 (2)
2
%0
1
%0