Tohum Ve Toprak Alemdar Paşa

6,7/10  (3 Oy) · 
4 okunma  · 
1 beğeni  · 
203 gösterim
Tohum ve Toprak , Orhan Asena'nın yazdığı tarihi dram türünde üç perdelik bir tiyatro oyunudur.

1809 yılında Osmanlı padişahı II. Mahmut'un bir yeniçeri isyanı sonucu tahta geçmesi ile onu tahta geçiren Alemdar Mustafa Paşa'nın öldürülmesi arasındaki üç aylık sürede yaşanan olayları konu edinir. Gücü elinde tutanla onu güce kavuşturan arasındaki çatışmayı sergiler.

İlk kez 1963 yılında sahnelenmiştir.1992 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları tarafından kitap haline getirilmiştir.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 1998
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • Yayınevi:
    Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
  • Kitabın Türü:
ilker Görkem 
30 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Alemdar Mustafa Paşanın hazin sonlu hikayesini konu alan oyun. Özellikle finali fenadır.
Bursa Devlet Tiyatrosu 2013-2014 sezonunda bu oyunu sahneye koymuştur.

Kitaptan 1 Alıntı

gece kuşağı 
18 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

TARİHTEN SAHNEYE
"Tarihten sahneye getirilecek pek çok şey vardır: Birtakım kişiler, birtakım olaylar, birtakım sorunlar, birtakım düşünceler v.b

Ama bana öyle geliyorki bütün bunları sahneye getirirken bir seçim yapmak zorundayız.

Neyi getirebiliriz?

Nasıl getirebiliriz?

Tarihten çıkardığım iki oyunum var: Hürrem Sultan ile Tohum ve Toprak.

Tanrılar ve insanları (Gılgameş) saymıyorum. Çünkü onu tarih öncesi bir efsaneden çekip almıştım ve galiba o kadar eski çağlara insan daha da kolaylıkla, daha bir cesaretle uzanabiliyor. Yine de bana öyle geliyor ki tutumum aynı olmuştu.

Bir takım kişiler var tarihte, dedim: Bunlarun hangilerini seçmeli? Elbette günümüzde yaşayanı. Şu adla ya da bu adla, şu yanıyla ya da bu yanıyla yaşayanı? Yalnızca yaşaması yetmez, bu yaşantı çağımızı, insanını etkilmeli. Hele toplumumuzu etkileyebiliyorsa daha da iyi.

Bir takım olaylar var tarihte, dedim: Bunların hangilerini seçmeli? Elbette günümüzde sürüp gideni. Yalnızca günümüzde sürüp gitmesi yetmez, çalkantısı içinde yitirmeliyiz kendimizi, dalgalarında bocalamalıyız, trajik ya da komik dünyanın bir ucundan duyabilmeliyiz yankısını. Eğer toplumumuzun bir çeşit yaşantısı halinde sürüp gidiyorsa bu geçmiş olaylar daha da iyi.

Tarihten bir takım sorunlar çıkarılabilir, dedim: Bunların hangilerini seçmeli? Elbette çağımızı düşündürmekte olanı. Ancak burada bir an duralım:

Her sorun bir cevap ister, tarihte kalmış sorunların çözümlerini dilerseniz bulabilirsiniz tarihte. Bir san'atçı olarak bu çözüme bağlanırsınız ve çağınız insanını bağlamağa çalışırsanız gülünç olursunuz. Çünkü sorunlar ne kadar aynı kalırsa kalsın, çözümler değişir. Hiçbir çağ, bir önceki çağın izinden gitmemiştir. Her çağ kendi yaşantısını yaşamış, kendi sorununu kendi çözmüştür.

Galiba en iyisi sorunu ortaya atmak, tarihteki çözümü ile birlikte, sonra da çağdaş insana koskoca bir parantez açmak, kendi çözümü için.

Biraz da böyle yapmak zorundayım; çünkü san'atın gününün sorunlarıyla uğraşmasını yerinde bulurum da, belli bir görüşü zorlamasını hoş görmem. Bu bana yetkisini ve yetkisini kötüye kullanmak gibi gelir. Sorunu taraf tutmadan namusluca ortaya atmak yeter sanatçıya. Gerisi bence güdümlü sanattan başka bir şey değildir.

Bir takım düşünceler var tarihte, dedim: Bunların hangilerini seçmeli? Elbette çağımız kafalarını kurcalayan hangileriyse onları, Yalnızca düşünülmesi yetmez. Suya atılmış çakıl taşı istediği kadar dibe gitsin, halkaları hâlâ büyüyor mu, büyümüyor mu, ona bakmalı.

Düşüncelerin talihli bir yanları var, dedim: Bütün diğerleri öldükten sonra da yaşarlar. Sezar'ın zorbalığına karşı uyanan dirençle, bugün insan haklarına aykırı her tutumun karşısında uyanan direnç arasında ne ayırım vardır, düşün olarak?

Tarihi bu türlü araştırmadan geçirmek güçtür. Çoğu zaman bulduğunuz, buldum sandığınız yanıltır sizi. Oysa güvenmelisiniz birbirinize, birlikte yola çıkabilmek için.

Sonunda aradığınızı buldunuz diyelim, bundan öteye yapacağınız şey daha da güçtür.

Gününüz insanını alıp o günlere götürmek değil, o günleri alıp bugüne getirmek gerektir. Yoksa geçmiş günlerin anıları arasında şöyle bir gezintiden öteye geçmez yaptığınız.

O günleri ise alıp bugüne getirmek kolay değildir. Nasıl bir dirençle karşılaşacağımızı daha önceden kestiremezsiniz.

Sonra da taraf tutmadan, öğüt vermeden, zorlamadan, kandırmadan, kişiliklerini kendilerinde bırakarak, bütün bu geçmiş günlerin kasırgaları içinde seyircinizi güven duyacağı bir kıyıya çıkarabilirseniz, gerçekten övünç duyabilirsiniz."

Orhan ASENA

Tohum Ve Toprak, Orhan Asena (Sayfa 12 - Milli Eğitim Yayınevleri)Tohum Ve Toprak, Orhan Asena (Sayfa 12 - Milli Eğitim Yayınevleri)