Tokuz Ama Açız

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.918
Gösterim
Adı:
Tokuz Ama Açız
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050916683
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Tokuz Ama Açız
Tokuz Ama Açız
Sağlık, gençlik, ideal kilo, uzun bir ömür... Tek yöntem alkali olmak! Mideni değil hücrelerini doyur! Bolluk içindeyiz çok şükür! Kimsenin sofradan doymadan kalkması gerekmiyor, kıtlık yok. Karnımız tok. Ama hücrelerimiz aç. Hücrelerimizi besleyemiyoruz. Yediklerimizin çoğu "besin" değil! Biz onları yedikçe onlar da bizi yiyor! Diyet yaptıkça kilo alıyoruz.

Kısa dönemli sağlıksız bir diyetin, vücut tarafından faiziyle geri alınacak bir borç olduğunu unutuyoruz. Oysa beslenmede mesele kilo sorununu çoktan geçti. Zaten kimse çok yediği için kilo almıyor. Hücreler aç olduğu için kilo alıyor! İşte bu kitapla gerçek anlamda sağlıklı beslenmek, sağlıklı kiloda kalmak adına bilmemiz gereken her şeyi öğreneceğiz.

Alkali Diyet'in yazarı Dr. Ayşegül Çoruhlu'dan kilolara, diyete, sağlığa ve hastalığa bakışınızı değiştirecek, çığır açıcı bir referans kitabı… Sadece kilo vermek için değil, sağlıklı kalmak, yaşlanmayı geciktirmek, uzun bir ömür sürmek isteyen herkes için bir başucu kaynağı.
(Tanıtım Bülteninden)
208 syf.
·5 günde
TÜM HASTALIKLARIN BAŞLANGIÇ NOKTASINI MERAK EDİYORSAN, BU KİTAP AŞIRI DERECEDE SAĞLIKLI YAŞAM İÇERİR. GÖZE ALIYORSAN DEĞİŞİMİ OKU. YOKSA SESSİZCE UZAKLAŞ.
Daha Sağlıklı, Enerjik ve kendimi ruhen de iyi hissetmek için çıktım bu yola, her gün bilgilerime yenisini ekleyerek devam ediyorum. Tokuz ama açız kitabıyla büyük bir aydınlanma yaşadım kendi adıma, güzel ve muhteşem doktorumuzu sosyal mecradan takip ediyordum ara sıra ama kitapta okumak farklı bir pencere, daha kapsamlı ve detaylı. Gelelim kitabımız hangi konulardan bahsediyor bize neler kazandıracak derseniz; asit-alkali dengesi, hücrenin elektron-proton dengesi, hücrenin serbest radikal-antioksidan dengesi, detoks sistemleri, tüm hastalıkların başlangıç noktası olan hücre zarı hasarı, insülin direnci, bağırsaklarımız ve bağışıklığımız, sonsuz sağlık ve gençlik için çözümler gibi önemli konulardan oluşuyor.
Bende şimdiye kadar herkes gibi, karbonhidratların ve şekerlerin zararlı olduğunu insülin direncine neden olduğunu biliyordum ama ,aması sadece bilgide, bu kitapla hastalığı nasıl yaptığını öğrendim. Yani neden karbonhidrat, şekerli ürünler, kızartma, ekmek vb(siz biliyorsunuz o zararlıları ) tükettiğimizde vücudumuzda meydana gelen olayları anlatıyor.
*** Vücut daima alkali ortamda çalışmak ister.
Vücudumuzda tüm sıvılar ve dokularda alkali PH korunmaya çalışır. Lenf sıvısı, kan, hücrelerin içindeki sıvı, dokulardaki sıvı hep alkali değerdedir.
Vücuttan attığımız sıvılar olan idrarda, terde dışkıda ise PH asit değerdedir.
Bir canlı enerji oluştururken dışarı oksijen çıkarıyorsa redükte olur,
Bir canlı enerji oluştururken oksijen harcıyorsa okside olur.
Okside olmak paslanmaktır. Paslanmak ise yaşlanmak,
Alkali asidin zıddıdır. Vücudumuz, tüm hücrelerimiz daima alkali olmak ister. Asitler ise terle, idrarla dışkıyla, nefesle dışarı atmak istediği çöplerdir. Bu çöpler, asitlendiren gıda seçimleriyle artar. Atılmaları zorlaşır. Asitler vücutta kalırsa hücrelerimize tıpkı serbest radikaller gibi zarar verirler. Alkali olan her şey ise antioksidanlar gibi yararlıdır. Daha iyi bir kavrayışa ulaşınca anlıyoruz ki bunlar aslında aynı şeylerdir.
*Örneğin insülin direnci dediğimiz olayı anlayalım. İnsülin direnci, İnsülin ve şekerden öte hücrenin zarı ile ilgili bir konudur, bu hücrenin zarları eskiden olduğu kadar İnsüline duyarlı değildir.
Bu direncin sebebi, zar üzerindeki İnsüline cevap veren kısım olan insülin reseptörlerinin hasarlanmasıdır. Çünkü insülin, tüm diğer hormonlar gibi, hücre zarı üzerindeki kendine ait reseptör aracılığıyla hücreye emir verebilir. Hücre zarı asit, serbest radikal ve proton saldırısına maruz kaldıkça elektron kaybederek sertleşir. Sıvı doymamış yağlı yapısı katı doymuş hale gelir ve sertleşir. Hücre zarı üzerindeki tüm yapılar ve tabi hormon reseptörleri de bundan payını almış duyarsızlaşmıştır. Böylece insülin direnci ortaya çıkar. Direnç gösteren, cevap vermeyen hücre zarındaki insülin reseptörleridir.
***Sertleşen hücre zarı insüline duyarsızlaştığında bu durumun adı insülin direnci olur.
Serleşen hücre zarı damarda olunca ateroskleroz, hipertansiyon, kolesterol hastalığı olur.
Serleşen hücre zarı beyinde olduğunda hastalığın adı inme, alzheimer, bunama, depresyon, unutkanlık olur. Serleşen hücre zarı kalojen de kırışıklık, eklem hastalığı, göz hastalığı, selülit, varis olur.
Sertleşen hücre zarı bağışıklık hücrelerinde olduğunda zayıflamış immün sistem, otoimmün hastalıklar, alerjiler, tümöral hastalıklar olur.

*Depresyon dahil bir çok hastalığın temeli hücre zarı hasarından kaynaklanır; beyindeki hücre zarları da doymamış yağlardan oluşur ve onlar da asitlenmeye, yani elektron kaybetmeye çok müsaittir. Dolayısıyla onlar da sertleşir. Uyarı getiren taşıyıcılar olan nörotansmitteelere duyarsızlaşırlar. Bu yüzden mutluluk hormonu serotoninin kendimizi iyi hissettirmesinden mahrum kalırız. Depresyon en basit olarak, beyin hücre zarlarını iyi yağlar la yağlamakla düzelir. Omega 3 doymamış yağların depresyona iyi gelmesi bu sebepledir.
208 syf.
·48 günde·Beğendi·8/10 puan
Açıkçası sağlıkla ilgili okuduğu ilk kitap, özellikle 30'lu yaşlara yaklaşınca insan sağlığına dikkat etmesi gerektiğini daha iyi anlıyor. Beslenmenin ilgi alanım olmaya başlamasıyla karşıma çıktı Doktor Hanım. Kendisini instagramdan da takip ederken birgün kitabını aldım. Kitap biyoloji-biyokimya konularıyla dolu tabiki, işin gereği bu. Ama doktor hanım gerçekten olabildiğince açıklayıcı anlatmış anlaşılması için bazı noktalara tekrar tekrar değinmiş. Ne yersek oyuz felsefesinde olan biri iseniz kitabı sevecek, bir aydınlanma yaşayacaksınızdır.
Kitap kesinlikle şunu yiyin bunu yemeyinden ibaret değil, neden yenmemesi gerektiğini vücut mekanizmasının nasıl çalıştığını ve nelere ihtiyacı olduğunu çok güzel anlatıyor. sonra zaten kendi kendine ya evet ben bunları az yiyeyim, bunları da böyle yiyeyim diye sizde bir farkındalık oluşuyor.
Tavsiye ederim bu alana ilgi duyanlara.
Daha genç yaşlarda bilinçlenmek daha güzel olur:)
208 syf.
·19 günde·Puan vermedi
İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok ilgileniyor belki de sağlıklı beslenmeyle veya beslenme şeklinin yaşamımıza etkileriyle. En azından otuzlu yaşların bana getirilerinden biri de bu oldu sanırım .
.
.
Kitapın başlangıcı fazla kimyasal bilgiler içerdiği için ilgimi çok fazla çekti diyemem. Buna rağmen kitapta çok güzel bilgiler vardı. Alkali beslenmenin önemini anlatmış. Alkali seviyemizi sebzelerle, meyvelerle, tohumlarla, baharatlarla, bitkisel yağlarla ve iyi yağ içeren balıkla, iyi oksijen ve alkali su ile yükseltebileceğimizden bahsetmiş. Kitabı genel olarak beğendim diyebilirim.
208 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Ayşegül Çoruhlu'yu sosyal medyadan da ilgi ile takip ediyorum. Kitabı okumadan da paylaşımlarının yeterli olduğunu düşünerek yanılmışım. Kitapta o kadar çok şey öğrendim ki bundan sonrası için beslenmemde herşeyin çok farklı olacağını hissediyorum. Sigarayı dahi bırakmama etkendir sevgili doktorumuz/yazarımız.
Bu kitapta en basit haliyle çoğu hastalığın hatta kanserin bilr aslında bir sebze-meyve eksikliği hastalığı olduğunu ve alkali beslenmenin önemini anlatıyor ama kafamıza çarpa çarpa, tekrar tekrar, iyice öğrenene kadar, ben öğrendim:)
Güzel eser kıymetini bilmek lazım . Bence diyet için kaleme alınmamış. Zamanında ne kadar yanlış gıdalar ile beslenmişim diye düşündürüyor.?Doğru beslenme önerileri ile dolu. Ve aslında kitabı okuduktan sonra da kilo vermeye başladım. Kilo problemi olan birini gördümde ilk yorumum. Çok asitli diye yorum yapmama vesile oldu... Teşekkürler
208 syf.
·4 günde·Beğendi
Son zamanlarda okuduğum sağlık alanında en iyi kitaplardan biri. Alkali beslenme üzerine yazılmış bir kitap. Ben bu kitapla doğru bildiğim bir sürü yanlış bilgi olduğunu öğrendim. Gerçekten bilgilendirici bir kitap. Sağlıkli beslenme ile ilgilenenlerin kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum. Okuduğunuzda bana hak vereceksiniz.
208 syf.
·44 günde·Puan vermedi
Karnımız tok hücrelerimiz aç !
Bu kitapla bugüne kadar niçin yanlış beslendiğimizi çok açık bir şekilde öğrendim .
Okudukça kendi babaannemin yaşamı geçti gözlerimin önünden.... Hani deriz ya “eski topraklar güçlü olur” İşte onlar yazarın sıkça belirttiği güneş ışınlarının besinlere verdiği elektronu; sebzelerle, toprakla uğraşmakla, herşeyi mevsiminde tüketmekle doğru yağları kullanmakla kısaca hücrelerini beslemekle başarmışlar. Yeniden doğaya,güneşeve sebzelere tutunarak sağlıklı kalalım...
208 syf.
·10/10 puan
Aslında bu ortamda sadece edebi değeri olan eserlerle ilgili düşüncelerimi paylaşıyorum, ama çok istifade ettiğim için, edebi değer taşıma kriterimin bir istisnası olsun dedim, bu kitabı da paylaşmak istedim.

Sağlıklı beslenmeyi ne derece önemsiyorsunuz, ne derece başarabiliyorsunuz bilemiyorum ama, bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Kitabın yazarı, biyokimya uzmanı ve konusuna çok hakim bir doktor. Ayrıca sade bir dili ve süper akıcı bir üslubu var, karmaşık tıbbi konuları herkesin anlayabileceği bir dile indirgeyip aktarmayı harika bir şekilde başarmış.

Uzun lafın kısası, mutlaka ama mutlaka okuyun diyorum.

Dediğim gibi bu paylaşım, bu ortamdaki paylaşımlarım açısından bir istisnaydı. Edebiyata kaldığımız yerden devam :)
208 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Yazarı televizyon yayınları ve sosyal medya hesaplarından tanıyordum. Paylaşımları ve anlattıkları enteresan geldiği için kitabı edinmeye karar verdim. İyi beslenmeye önem veren ve bu konuda okumaya, öğrenmeye özen gösteren birisi olarak ilk kez böyle bir yaklaşımla karşılaştım. Beslenme konusu kalori hesabı, glisemik indeks, insülin direnci gibi kalıplardan çıkmış ve hücresel düzeyde anlatılmış. Obezite, kanser, alerji vb. popüler hastalıkların hepsinin hücrede başladığını ve bunları engelleyebilmek adına hücrelerimize nasıl iyi bakacağımızı anlatıyor. Teknik terimler içerse de herkesin anlayabileceği dile indirgenmiş. Sağlığına özen göstermeye çalışan herkesin okumasını tavsiye ederim.
208 syf.
·Puan vermedi
Sağlığa her zaman meraklı biri olarak içime sinerek her anlatılanı anlayarak okudum. Her sayfada bir adım daha taşlar yerine oturuyor. Elektron, proton, asitlenme, alkali olma kavramlarına baya aşina oluyorsunuz. Kim dost kim düşman sebepleriyle öğreniyorsunuz. Amaç dost hücre zarlarıyla iyi geçinmek onu korumak sevdiği şeyleri vermek. Ve sonuç olarak sağlık, gençlik, ideal kilo yanınıza kar kalıyor. Dr. Ayşegül Çoruhlu artık her zaman severek takip edeceğim bir doktor olacak. Bütün doktorlar başka bir şeyler diyor diyoruz ama çoğu nasılı ve nedeni anlatmıyor. Ama bu kitapta her şeyi ayrıntısıyla gerektiği kadar öğreniyorsunuz. Herkese tavsiye ederim. Çok severek okudum.
208 syf.
·54 günde·Beğendi·10/10 puan
Sağlık için mutlaka okunması gereken kitaptır. Beslenmenin ABC’sini anlatıyor. Beslenmeye bakışınızı kökten değiştiriyor. İyiki okumuşum. Teşekkürler Ayşegül Çoruhlu...
En büyük sağlık sorunumuz akşam yemeğidir.
Akşam yemeği yediğimiz için şişmanlıyoruz.
Akşam yemeği yediğimiz için hastalanıyoruz.
Akşam yemeği yediğimiz için sabah yorgun kalkıyoruz.
Akşam yemeği yediğimiz için göbeğimiz var, belimiz kalın.
Akşam yemeği yediğimiz için yaşlanıyoruz.
Canlı olarak insan türünün akşam yemeği yememesi ve 16 saat aç kalması gerekir aslında!
"8 saat yemek ye, 16 saat aç kal.!"
İdeali budur.
Hayvansal proteinler en basit haliyle ÖLÜ'dür. İçlerinde hayvanların canlılık için kullandıkları elektronlarını taşımazlar. Ölmenin karşılığı olan proton deposudurlar. Buna karşılık sebzeler elektron deposudur. Bizim her şeyden çok elektrona ihtiyacımız var.
Giderek azalan açlık ve tokluk insülin değerleri gençleşmenin de göstergesi kabul edilebilir. Aynı yemeği yiyen 2 kişiden 2. saat insülini düşük olan biyolojik olarak daha genç demektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tokuz Ama Açız
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050916683
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Tokuz Ama Açız
Tokuz Ama Açız
Sağlık, gençlik, ideal kilo, uzun bir ömür... Tek yöntem alkali olmak! Mideni değil hücrelerini doyur! Bolluk içindeyiz çok şükür! Kimsenin sofradan doymadan kalkması gerekmiyor, kıtlık yok. Karnımız tok. Ama hücrelerimiz aç. Hücrelerimizi besleyemiyoruz. Yediklerimizin çoğu "besin" değil! Biz onları yedikçe onlar da bizi yiyor! Diyet yaptıkça kilo alıyoruz.

Kısa dönemli sağlıksız bir diyetin, vücut tarafından faiziyle geri alınacak bir borç olduğunu unutuyoruz. Oysa beslenmede mesele kilo sorununu çoktan geçti. Zaten kimse çok yediği için kilo almıyor. Hücreler aç olduğu için kilo alıyor! İşte bu kitapla gerçek anlamda sağlıklı beslenmek, sağlıklı kiloda kalmak adına bilmemiz gereken her şeyi öğreneceğiz.

Alkali Diyet'in yazarı Dr. Ayşegül Çoruhlu'dan kilolara, diyete, sağlığa ve hastalığa bakışınızı değiştirecek, çığır açıcı bir referans kitabı… Sadece kilo vermek için değil, sağlıklı kalmak, yaşlanmayı geciktirmek, uzun bir ömür sürmek isteyen herkes için bir başucu kaynağı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 287 okur

  • Nilüfer
  • Özlem
  • Nisa Demir
  • Çağatay aktürk
  • AYŞE ARSLANCA BUHURCU
  • aysun
  • Happy
  • Kudret
  • Mervenur türkmen
  • ehesse

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.8 (11)
9
%5.4 (5)
8
%5.4 (5)
7
%2.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0