Tom Amca'nın KulübesiHarriet Beecher Stowe

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.873
Gösterim
Adı:
Tom Amca'nın Kulübesi
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750703737
Kitabın türü:
Çeviri:
Tülin Nutku
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Dünya edebiyatı kalsiklerinden biri olarak kabul edilen Tom Amca'nın Kulübesi, yarattığı duygusal ve politik etkilerle yalnız edebiyata değil, ABD tarihine de damgasını vuran bir roman. İlk kez yayınlandığı 1852 yılında devrimci ve yenilikçi niteliğiyle büyük tepki toplayan, beyazların egemenliğini sürdürdüğü on dokuzuncu yüzyıl Amerika'sının utanç verici kölelik kurumu karşısındaki tutumunu acımasızca, ayrıntılarıyla gözler önüne seren bir başyapıt. Amerika'da köleliğin kaldırılmasında büyük etkisi olduğu söylenen roman, köleliğin korkunçluğunu, insan doğasına aykırılığını, ahlaki ve dini yanlışlığını dile getirir. Nasıl bir yaşam sürerlerse sürsünler, bütün kölelerin ortak noktası şudur; özgürlükleri ve gelecekleri yoktur. Mal olarak alınıp satılan, ailelerinden koparılan insanlardır onlar; kimi çocuklar, bu yazgıdan kurtulmaları için doğar doğmaz öldürülürler. On dokuzuncu yüzyıldaki kölelik koşulları göz önünde bulundurularak okunması gereken romanda, yazar, köleliği beyazların sorunu olarak ele alırken, zencilerin çektiği ıstırap ve sıkıntıları ön planda tutmuş, onlara özellikle Tom Amca başta olmak üzere, ahlaklılık, yumuşaklık ve inançla donatılmış bir insanlık gücü bağışlamıştır.
İlkokul yıllarımda okumuştum. Çocuk aklımla düşündüğüm şey, köleliğin ne kadar korkunç bir şey olduğu ve köle olmadığımız için ne kadar şanslı olduğumuzdu. Güzel bir klasik.
Dünya edebiyatı kalsiklerinden biri olarak kabul edilen Tom Amca'nın Kulübesi, yarattığı duygusal ve politik etkilerle yalnız edebiyata değil, ABD tarihine de damgasını vuran bir roman. İlk kez yayınlandığı 1852 yılında devrimci ve yenilikçi niteliğiyle büyük tepki toplayan, beyazların egemenliğini sürdürdüğü on dokuzuncu yüzyıl Amerika'sının utanç verici kölelik kurumu karşısındaki tutumunu acımasızca, ayrıntılarıyla gözler önüne seren bir başyapıt. Amerika'da köleliğin kaldırılmasında büyük etkisi olduğu söylenen roman, köleliğin korkunçluğunu, insan doğasına aykırılığını, ahlaki ve dini yanlışlığını dile getirir. Nasıl bir yaşam sürerlerse sürsünler, bütün kölelerin ortak noktası şudur; özgürlükleri ve gelecekleri yoktur. Mal olarak alınıp satılan, ailelerinden koparılan insanlardır onlar; kimi çocuklar, bu yazgıdan kurtulmaları için doğar doğmaz öldürülürler. On dokuzuncu yüzyıldaki kölelik koşulları göz önünde bulundurularak okunması gereken romanda, yazar, köleliği beyazların sorunu olarak ele alırken, zencilerin çektiği ıstırap ve sıkıntıları ön planda tutmuş, onlara özellikle Tom Amca başta olmak üzere, ahlaklılık, yumuşaklık ve inançla donatılmış bir insanlık gücü bağışlamıştır.
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.965 Oy)12.410 beğeni31.589 okunma2.737 alıntı131.832 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.933 Oy)8.318 beğeni23.105 okunma1.120 alıntı112.158 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.186 Oy)8.101 beğeni23.845 okunma1.862 alıntı101.732 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.026 Oy)17.397 beğeni39.291 okunma2.089 alıntı164.404 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.079 Oy)4.795 beğeni15.956 okunma2.737 alıntı102.159 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.225 Oy)5.337 beğeni18.040 okunma687 alıntı91.769 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.783 Oy)7.315 beğeni20.459 okunma673 alıntı78.988 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.111 Oy)10.772 beğeni26.425 okunma1.376 alıntı139.186 gösterim
  • Beyaz Diş
    8.4/10 (2.074 Oy)1.918 beğeni8.294 okunma737 alıntı47.350 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.016 Oy)4.821 beğeni17.626 okunma632 alıntı71.738 gösterim
Çocukluk dönemimde okuduğum en etkileyici kitap olduğuna şüphe yoktur, sonu hazinle sonlanan roman daha dün gibi hatıralrımda saklıdır... okunması şiddetle tavsiye edilir siyahi bir adamın başından geçenleri anlatan müthiş hikaye
'Bazı zorlukların çıkış noktası birlik, dostluk ve sevgidir' diyen bu kitap Tom amca ve onun sevimli kulübesinde özdeşleşen özgürlük savaşının öyküsüdür.
1852 yılında devrimci ve yenilikçi niteliğiyle büyük tepki toplayan, beyazların egemenliğini sürdürdüğü on dokuzuncu yüzyıl Amerika'sının utanç verici kölelik kurumu karşısındaki tutumunu acımasızca, ayrıntılarıyla gözler önüne seren bir başyapıt. Amerika'da köleliğin kaldırılmasında büyük etkisi olduğu söylenen roman, köleliğin korkunçluğunu, insan doğasına aykırılığını, ahlaki ve dini yanlışlığını dile getirir. Nasıl bir yaşam sürerlerse sürsünler, bütün kölelerin ortak noktası şudur; özgürlükleri ve gelecekleri yoktur. Mal olarak alınıp satılan, ailelerinden koparılan insanlardır onlar; kimi çocuklar, bu yazgıdan kurtulmaları için doğar doğmaz öldürülürler. On dokuzuncu yüzyıldaki kölelik koşulları göz önünde bulundurularak okunması gereken romanda, yazar, köleliği beyazların sorunu olarak ele alırken, zencilerin çektiği ıstırap ve sıkıntıları ön planda tutmuş, onlara özellikle Tom Amca başta olmak üzere, ahlaklılık, yumuşaklık ve inançla donatılmış bir insanlık gücü bağışlamıştır.
Kesinlikle okuyun şaşırarak okuyacağınız sonrasında kitap bitiminde vay be diyeceğiniz kitaplardan ciddi anlamda gerçekten dersler çıkarabileceğiniz sayılı anlamlı kitaplardan ben çoooook beğendim kesinlikle sizede tavsiye ederimmm ben bu kitaba çok bayıldım çünkü duygusal biri olarak 2 kez falan ağladım çok gğzeldi gerçekten
Kemalettin Tuğcu kitaplarının peynir ekmek gibi satıldığı dönemde okuduğum, bana çocukluğumda okumayı sevdiren muhteşem bir kitap. Öyle ki; yıllar sonra o güzel günlerin anısına tekrar okudum...
Kölelerin ortak kaderi şudur ki; bir yaşamlari ve özgürlükleri yoktur. Kimileri doğan çocuklarini bu kadere boyun eğmesinler diye öldürüp özgür birakiyorlardi. Hayatin bir baska yonunden bakmak istiyorsaniz, 1800lü yillarda yaşanan köleligin, durumu, trajedisi.
Tom Amca'nın Kulübesi
Can Yayınları
Sayfa Sayısı:536
Epub Sayfa Sayısı:468

Ve anlam dolu, duygu yüklü bir klasiği daha bitirmiş bulunuyorum.
Bazı insanlar betimlemelerin fazla olduğu, olayların az olduğu yada ağdalı bir dil kullanıldığı gibi nedenleri öne sürerek klasikleri okumaktan pek hoşlanmazlar. Oysa bu kitap şaşırtıcı bir şekilde hem aksiyonun, heyecanın fazla olduğu hemde betimlemelerin tadında bırakıldığı bir roman. Bu yönüyle klasik seven sevmeyen herkesi memnum edeceğini düşünüyorum.
Yazar olayları anlatırken zaman zaman aniden okuyucuya dönüp okuyucuyla konuşur bir havaya bürünüyor ki ben bu durumu çok olumlu buldum. İnsana kendini romanın bir parçasıymış gibi hissettirdiği gibi yazarlada birebir iletişimde olduğu hissini veriyor.
Kölelik kitabın ana konusunu oluşturduğu için kısmen benzer içeriğe sahip O'hara ailesinin Amerikan iç savaşında yaşadıklarını anlatan bir nevi Amerikan tarihine ışık tutan Rüzgar Gibi Geçti isimli eseride bu kitapla beraber tavsiye edebilirim. Ayrıca Nobel ve Pulitzer ödüllü Amerikalı siyahi yazar Toni Morrisonda eserlerinde zencilerin sorunlarını dile getirmiştir. Bu kitabı okurken bahsettiğim o kitaplarda hafızamda canlandı. Keza Oniki Yıllık Esaret isimli oskarlı sinema şaheseride bu kitapla beraber tekrar gözümde canlanıverdi...
İncelemelerimde kitabın içeriğiyle ilgili konuyu uzun uzun anlatmayı sevmediğimden olaylara yine değinmeyeceğim. Şu kadarını söyleyimki çok heyecanlı, olayların birbiri peşisıra geliştiği, duygularınızı fazlasıyla galeyana getirebilecek bir kitap sizleri bekliyor. Konu çok acıklı ve çok güzel. Hatta ben bazı sahnelerde kendimi tutamayıp ağladım bile. O kadar etkilendim.
İyi insanların çok iyi, kötü insanlarında berbat derecede kötü olduğu karakterler oldukça fazla olduğu gibi daha dengeli karakterlerde kitapta yer bulmakta.
On yaşında bir çocuğa bile sorsanız kölelik yanlış der. Aklı başında her yetişkinde köleliğin berbat birşey olduğu konusunda hemfikirdir. Ama kölelik gibi savaş gibi konularda iyi, kötü, güzel, çirkin gibi sıfatlarla tanımlama yapar ve konuyu kapatır geçeriz. Oysa bu kitapla ben kendimi Amerikanın güney eyaletlerinden birinde bir köleymişim gibi hissederek, onların çektiği sıkıntıları kendim çekiyormuşum, yedikleri dayak ve kamçıları kendim yiyormuşum, çocuğumdan yada annemden koparılarak kendim köle pazarında satılmışım gibi hissederek okumamı sağladı bu kitap. Ve romanı bitirdiğimde köleliğin ne akıl dışı, ne korkunç, ne vahşi bir gerçek olduğunu kelimenin tam anlamıyla bir insanlık suçu olduğunu anladım.
Kölelik ve vahşi kapitalizm arasındaki benzerlik, dindar hıristiyanların her pazar ayine gitmelerine rağmen kölelik ayıbına karşı çoğunluğunun kem küm etmekten öteye geçmeyen umursamaz ve çıkarcı tavırlarıda bu kitapta çok tadında işlenmiş.
Köleler için sıkıntılı hayatlarında tek dayanak noktası samimi hıristiyanlık inancı olarak gösterilmiş. Hatta tüm insanlık için mutluluğunda, ahiret hayatındaki saadetinde reçetesi İsa ya bağlılık, Tanrının yolundan gitmek olduğu okura oldukça fazla pompalanmış. Zaman zaman bir misyoner kitabı okuyor hissine kapıldım çünkü o kadar çok dini vurgu o kadar çok Matta incili ve eski ahitten ayetler vardıki neredeyse en yakın kiliseye gidip beni vaftiz edin diyecektim. Belki kölelik daha seküler, daha dinler üstü bir bakış açısıyla eleştirilse kitap daha çok okura hitap eder ve daha doğru bir temele oturmuşda olabilirdi diye düşünüyorum. Sonuçta hayat sadece dinden ve Tanrı sözlerinden ibaret değil. İnsanlığında evrensel bazı değerleri, yıllar yılı geliştirdiği eşitlik, özgürlük, adalet vb... Sadece dini inançlarla açıklanamayacak birikimleri var. Yinede bu küçük eleştiriyi yapmakla beraber kitap dini bakış açısını fazlaca gözümüze sokmuş olsada çok başarılı, çok çok değerliydi benim gözümde.
Normalde yaşından büyük laflar eden çocukları pek sevimli bulmam. Büyümüşte küçülmüş gibi laflar ederler. Herkes yaşına ve birikimine uygun hareket etmeli diye düşünürüm. Bu romanda tanıdığım Eva isimli sekiz yaşlarındaki küçük kız çocuğu ise bunun tam tersi bir etki bıraktı bende. Yazar Eva karakterini o kadar harika bir şekilde işlemişki, romanı okurken adeta bu küçük kızı bir azize, cennetten dünyaya geçici bir süreliğine ziyarete gelmiş bir melek gibi gördüm. Tüm çirkinlik ve gaddarlıkların içinde bu küçük kızın küçücük yaşındaki bilinç ve muhakeme düzeyi, iyilik yapmaya ve Tanrıyı sevmeye olan yeteneği bende büyük bir etki ve hayranlık bıraktı. Asla unutamayacağım bir roman karakteri oldu.
Harriet Stowe'un bu eseri yayınlandığı dönemde büyük ses getirerek köleliğin kaldırılması sürecinde önemli bir rol oynamış. Bu yönüylede sadece raflarda yerini almış edebi bir metin değil aynı zamanda bir dava, bir aksiyon kitabı olmayıda başarabilmiş. Bu hüzün dolu kitabı okuduğunuza pişman olmayacaksınız.
*160 sayfalikkk cook guzel koligi cok iyi anlatan yazarimiz harriet BEECHER kimseyi kucuk gormememeyi kumsememeyi anlatan cok iyi bir kitalp insanlarin ozgur oldugunu anlatiyor kitap gercekten cokkkk guzelll
İlkokuldayken okumuştum. Çok sevmiştim hatta tekrar okumak istiyorum. Çocuk kitapları olarak geçiyorlar genelde ama büyüyünce tekrar okuduktan sonra anlatılmaya çalışılan şeyi daha iyi anlıyor insan.
Küçükken okuduğum ve iyi ki okudum dediğim kitaplardan biridir.Irkçılığın ne kadar kötü bir şey olduğunu farkına vardığım ilk kitaptır.Küçük büyük herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Bu tam anlamıyla halis muhlis köpeklik , şeytanı kandırıp paçayı kurtaracaksın , sonra da tutup dine 'sarılacaksın'. Ne kaypak bir davranış bu , ömrün boyunca şeytana borcun biriksin , sonra ödeme zamanı gelince sıvış ! Peh !
"Bu konuda zorlanıyorum," dedi Eva, "hiçbir şeyleri olmayan yoksul insanları düşündüğümde öyle üzülüyorum ki!"
Sanır mısınız ki bir insana yapılacak en büyük kötülük onu asmaktir? Hayır. Insanlara yapılacak en büyük kötülük kendinizden aşağı ise yaramaz bir kimse gibi görmenizdir..
Pazarda insan denen malın fiyatı yüksekti, bu nedenlede satışa cilalanmış, güçlü, pırıl pırıl gelebilmesi için kara derililer iyi besleniyor, iyi temizleniyor, bakılıp özen gösteriliyordu.
Ölüm ne korkunç kelimeydi bu ! Yaşayan hayata bağlı umutlarla, isteklerle, tasalarla dolu bir alemden ayrılmak, Yok olup gitmek..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tom Amca'nın Kulübesi
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750703737
Kitabın türü:
Çeviri:
Tülin Nutku
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Dünya edebiyatı kalsiklerinden biri olarak kabul edilen Tom Amca'nın Kulübesi, yarattığı duygusal ve politik etkilerle yalnız edebiyata değil, ABD tarihine de damgasını vuran bir roman. İlk kez yayınlandığı 1852 yılında devrimci ve yenilikçi niteliğiyle büyük tepki toplayan, beyazların egemenliğini sürdürdüğü on dokuzuncu yüzyıl Amerika'sının utanç verici kölelik kurumu karşısındaki tutumunu acımasızca, ayrıntılarıyla gözler önüne seren bir başyapıt. Amerika'da köleliğin kaldırılmasında büyük etkisi olduğu söylenen roman, köleliğin korkunçluğunu, insan doğasına aykırılığını, ahlaki ve dini yanlışlığını dile getirir. Nasıl bir yaşam sürerlerse sürsünler, bütün kölelerin ortak noktası şudur; özgürlükleri ve gelecekleri yoktur. Mal olarak alınıp satılan, ailelerinden koparılan insanlardır onlar; kimi çocuklar, bu yazgıdan kurtulmaları için doğar doğmaz öldürülürler. On dokuzuncu yüzyıldaki kölelik koşulları göz önünde bulundurularak okunması gereken romanda, yazar, köleliği beyazların sorunu olarak ele alırken, zencilerin çektiği ıstırap ve sıkıntıları ön planda tutmuş, onlara özellikle Tom Amca başta olmak üzere, ahlaklılık, yumuşaklık ve inançla donatılmış bir insanlık gücü bağışlamıştır.

Kitabı okuyanlar 193 okur

  • Tombul Panda
  • Tolga Temir
  • Recep Berkay Peker
  • Narmin
  • Özge Düztaş
  • batuhan durak
  • ecem koloğlu
  • happy_withbooks
  • Berbin
  • Nicholas

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.2
14-17 Yaş
%14.4
18-24 Yaş
%27.9
25-34 Yaş
%21.6
35-44 Yaş
%14.4
45-54 Yaş
%9.9
55-64 Yaş
%3.6
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.7
Erkek
%34.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47.2 (25)
9
%20.8 (11)
8
%13.2 (7)
7
%9.4 (5)
6
%3.8 (2)
5
%1.9 (1)
4
%1.9 (1)
3
%0
2
%0
1
%1.9 (1)