Tom Amca'nın Kulübesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
7,5bin
Gösterim
Adı:
Tom Amca'nın Kulübesi
Baskı tarihi:
1971
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Başkan Yayınları
536 syf.
·Puan vermedi
İlkokul yıllarımda okumuştum. Çocuk aklımla düşündüğüm şey, köleliğin ne kadar korkunç bir şey olduğu ve köle olmadığımız için ne kadar şanslı olduğumuzdu. Güzel bir klasik.
536 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Tom Amca’nın Kulübesi, ABD’li Harriet B. Stowe’un 1852 tarihli kölelik karşıtı romanı.
Kitap o kadar etkili oldu ki ABD İç Savaşının başlamasına sebep olduğu bile söylendi.
Lincoln, Stowe ile tanıştığında, “Demek bu savaşı başlatan küçük hanım sizsiniz” demişti.
536 syf.
·15 günde·Beğendi
Özləri kimi taleləri də qara olan insanların həyatından bəhs eden bir roman. Nə qədər təsirli və düşündürücü!!! İnsan həyatının, hisslərinin heçə sayıldığı, qürurunun tapdandığı bir dövrdən, quldarlıq quruluşunun sərt, qəddar qanunlarından bəhs edən dəhşətli əsərlərdən biri. Hər şeyə rəğmən insanlığını itirməyən və bu quruluşun bir parçası olmağı istəməyən insanların quruluş qarşısında gücsüzlüyü... Tom dayı səninlə vidalaşmaq nə qədər ağrılı və çətin olsa da, sənin mətanətin, inancın, mərdliyin mənə çox şey qatdı... Yaddaşıma Tom dayi, Yeva, Xloya xala, miss Şelbi, Mister Sen Klar, mister Corc Şelbi, Eliza Harris, Corc Harris, Kassi, Topsi, ve s..... kimi heç vaxt unutmayacağım qəhrəmanlar həkk olundu...
****

Alıntılar

Bu bir həqiqətdir ki, bilmirsən bu dünyada qazandığın nədir, itirdiyin nə!
Dünyamızda elə gözəl, saf ürəklər var ki, onların kədəri - ağrısı da başqaları üçün xoşbəxtliyə çevrilir; onların məzara gömülmüş, acı göz yaşlarıyla suvarılmış dünyəvi ümidlərindən də sanki bir toxum cücərmiş kimi, çilik - çilik olmuş yaralı ürəklərə məlhəm güllər açılıb boy atır.
Quldarlıq quruluşu həm əzilənlər, həm də əzənlər üçün eyni dərəcədə rüsvayçılıq idi.
Qadın gözəl, ismətli olduğu qədər başı bəlalıdır...
İnsanın mənəvi düşkünküyünün ən birinci səbəbi tənbəllikdir.
Tərbiyə haqda nə deyirlrr-desinlər, mənim bildiyim budur ki, uşaqlarda, olsa-olsa, onlara irsən keçən, anadangəlmə qabiliyyətlər inkişaf edir.
Bayronun, Murun, Hötenin müdrik kəlamlarında ruhani duyğular, hər gün bu duyğularla yaşayan dindarların sözlərində olduğundan daha doğru-düzgün öz əksini tapmışdır.
Xeyirxah iş tutmayan adam istər-istəməz, şər əməllərə şərait yaradır.
Kölənin əli hakimiyyətə yetişəndə, həmişə zülmkara çevrilir.
Qəddar adam vehşi heyvandan daha betərdir.
Bu dünyada mövhumatçı adamlar Allahı unudanalardır!
Qorxmayın cismi öldürənlərdən, ruhu ki öldürə bilmir onlar!
Nə böyük xoşbəxtlikdir inanmaq!!!
152 syf.
·1 günde·6/10 puan
"Fahrenheit 451" kitabında "Beyazların sevmediği kitap" olarak geçen kitaptır. Gördüğümde aniden bu kitabın bende olduğu ve belki 10 yıl belki daha da önce hediye geldiğini hatırladım. Evde yaptığım ufak bir araştırma sonucu kitabı buldum (kapağını bile hatırlıyordum :D ) Ve böylece okumaya başladım.

Çocuk kitabı olarak geçiyor ancak basit anlatımı dışında konu itibariyle çocuk kitabı olduğunu düşünmüyorum. Bir çocuğun köleliğin ne demek olduğunu, köle olan birisinin neler yaşadığını anlayabileceğini düşünmüyorum. Belki bunu anlatmak amacıyla yazılmıştır. Kitabın elime çocukken geçtiği ama ancak şimdi ilgimi çektiğini de göz önünde bulundurduğumdan çocukların ilgisi çekmediğini düşünüyorum. Ancak yetişkinler için de pek bir edebi dil kullanımı yok. Fazla sade geldi. Bu sebeple pek hoşuma gitmedi.
536 syf.
·24 günde·10/10 puan
Uzun olan ve geç bitirdiğim ama iyiki okudum dediğim ve okumanızı tavsiye ettiğim bu roman üstünlüğün sadece takvada olduğunu unutan ve kendinden farklı olanı aşağı görüp kendini üstün görmekte hiçbir yanlışlık görmeyen insanoğlunun dile kolay, kalbe ve yaşamaya zor gelen insanlık ayıbını köleliği, faşistliği anlatıyor...
Sahiii !!!
İnsan görmez mi hepimiz insanız ?
İnsan görmez mi iyilikten iyilik, kötülükten kötülük doğar ?
İnsan bilmez mi sevmek sevilmek neleri açar?
İnsan bilmez mi hepimiz değerliyiz?
Maalesef gaflete düşen nefsine kapılan insanoğlu kibirlilik sınavını tarih boyunca geçemedi..
Bu kitap; kardeşin kardeşe düşman olduğu, kimsenin kimseyi umursamadığı, herkesin zanla önyargıyla hareket ettiği ve karşılık bekleyerek birşey yaptığı bu zor hassas zamanlarda insanın çektiği dehşet verici acıları, vicdan yoksunluğunu, imanın önemini ve az da olsa hala iyi insanların olduğunu okuyucuya sunup bizleri silkindirip kendimize getirebilecek türden değerli bir roman.
O yüzden okuyun okutturun saygıdeğer insanlar..
Kitabın konusundan çıkıp yazarın üslubuna gelirsek; yazar kendine özgü ve benim çok alışkın olmadığım bir tarza sahip, kitabın her yerinde kadının Hristiyanlık inancını ve vicdani rahatsızlığını görmek mümkün.Dili gayet sade, anlaşılır ve kitap altını çizeceğiniz satırlarla dolu.
Kitabın ana konusu olan köleliğin kısaca tarihine gelirsek ;
Amerika kıtası keşfedilince buradaki yerlileri asimile eden soykırıma uğratan insanoğlu bu kıtadaki topraklarda çalıştırmak üzere Afrikadan gemilerle insan taşıyor.
(Tabii bunların insan olduğunun bilinçinde değiller!!!)
Sonra Afrikalılar köle olarak kullanılıyor, hiçbir hak tanınmıyor ve değersiz bir eşya gibi alınıp satılıyorlar.
(Tabii onların duyguları, canları yok ki!!)

Sonunda 1804 yılında Kuzey eyaletlerde kölelik yasaklanıyor ama Güney bunu kabul etmiyor sonra iç savaş yaşanıyor ve 19 haziran 1862 yılında Amerika'nın 16. Başkanı Abraham LİNCOLN tarafından tüm Amerika'da kölelik yasaklanıyor. Lakin LİNCOLN suikaste kurban edilerek öldürülen ilk başkan olarak kayıtlara geçiyor:(
Pekiii faşistlik son buluyor mu? Üzücü cevabı hepimiz biliyoruz sanırım...
536 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Tom Amca'nın her zorluğa karşı daha sıkı sarıldığı inancı ve kölelik hayatını okurken bazen küçük de olsa mutluluklar yaşayacak ama genelde hüzünleneceksiniz. Amerikadaki insanlık ayıbı kölelik, gerçek kişilerin hayatlarından esinlenerek öyle güzel kurgulanmış ki hacimli bir eser olmasına rağmen bir sonraki sayfayı iyilerin kazanacağı, kötülerin cezasını bulacağı umuduyla okuyacaksınız. Annelerin çocuklarından, eşlerin birbirlerinden dahası inançların yüreklerden koparılmaya çalışıldığı eserde kölelerin çektiği sıkıntılar, sefalet ve hatta işkenceler gözler önüne seriliyor. Sırf ten renklerinden dolayı beyaz adamlar öyle olması gerektiğini savunuyor diye duyguları olan insan olarak kabul edilmeyen Tom Amca, Eliza, George, Choly Teyze, Topsy, Cassy ve daha nice kölelerin dramlarına şahit olacağınız Tom Amca'nın Kulübesi'nin Amerikadaki kölelik kurumunun kaldırılmasında da büyük etkisi olduğu söyleniyor. Keyifli okumalar.
584 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
TOM AMCANIN KULÜBESİ
Selamlar#1nobel1klasik kulübümüzün 2.kitabı Tom Amcanın Kulubesi'ydi. İtiraf edeyim kitap hakkında hiç araştırma yapmadan başladım. Konusundan bile bihaberdim. Klasik kitaplar beni biraz korkutur her zaman birde 30'dan fazla kişiyle aynı kitabı okuyacak olmak daha bir tedirgin etti. Aman sıkılır mıyım acaba, konusuna, yorumlarına baksa mıydım, ya herkes okur ben kalırsam, anlatılmak isteneni anlayabilir miyim acaba bla bla bla... Kurup durdum kafamda şubatın başından beri. Klasik kitapların genelde ağır bir anlatımı, ağdalı bir dili, uzun betimlemeleri vardır. Okuyucuyu biraz zorlarlar genelde. Ama bu kitap hiç öyle değildi. Yazarın beğenilme kaygısı güdmeden yazdığı çok açık. Kurmaca bir metin yazmaktan ziyade yaşanılan sıkıntıları bir şekilde bağırmak istemiş gibi geldi bana. Kurmaca bir metin olsa bile yaşanılan bir yerde gerçek hikayedeki kahramanlar tüm bu sıkıntıları yaşamış ztn yazar yaşanmışlıkları bir araya getirerek hikayeyi oluşturmuş. Yani gerçek yaşananlar olayları harmanlayarak kurmaca bir metin çıkarmış ortaya. Okuyucu etkilemek, gibi bir kaygısı olmadığından betimlemeler oldukça kısa, metin dili oldukça sade günlük konuşma dilinde yazılmış. Yazar beğenilme kaygısı güdmemiş ama kitap yazıldığı dönemden itibaren gündemden hiç düşmemiş. Sadeliğin gösterişini hafife almamak gerekiyor demek ki :) Kitabın Amerika 'da iç savaşa neden olduğunu söyleyenler var. Amerika' da köleliliğin ortadan kalkmasına vesile olan kitap olarak geçiyor her yerde. Fahrenheit 451 kitabında "Beyazların sevmediği kitap" olarak geçer.
Kitap oldukça hüzünlü bir kitap Amerika 'nın ilk kurulduğu zamanlarda Afrika' dan satın alınan siyahi insanların köle olarak kullanılması ruhsuz bir eşya gibi alınıp satılması ve bu durumun herkes tarafından çok normal bir şey gibi benimsenmiş olmasını anlatıyor. Bu kitap yıllardır devam eden bozuk düzene dur demek için yazılmış. Tom Amca ve onun gibi pek çok kölenin sözde burjuva insanlar elinde neler çektiklerini anlatıyor. Sırf parayla sahip oldukları için bir insanı öldürebiliyor, günlerce işkence edebiyor, aç bırakabiliyorlar ve bu suç sayılmıyor. Hepsi toplumda oldukça medeni ve centilmen insanlar olarak tanınıp, saygı görüyorlar. Kitapta beni en çok üzen şeylerden biri kölelerin bu durumu o kadar benimsemiş olup kendi hakları olabileceğini asla düşünmemeleri, aslında en temel haklarını çok uzak bir hayalmiş gibi görmeleri.. Beni üzen bir diğer konu ise Eva'nın sonu. Ah Eva ahh.. Üzümlü kekim sen böyle bir sonu hiç haketmemiştin bence. Kirli dünyanın temiz insanı olarak çok daha iyi bir sonun olmalıydı. Tom Amca yaşanılan, başına gelen her türlü kötülüğe içindeki dini duygular ve vicdanı sayesinde katlanıyor. Her türlü işkenceye rağmen kişiliğinden asla taviz vermemesi ve insanlar hakkında kötü duygular beslememesi bazen pess dedirtti okurken biraz sesin çıksın be adam diye isyan ettiğim oldu. Ben okurken katlanamadım ama bazı insanlar bunları yaşadı hala dünyanın bazı yerlerinde insanlar böyle olaylara, işkencelere maruz kalıyor. Kölelik maalesef dünyanın ilk zamanlarından günümüze kadar olan belkide insanlığın en büyük kanayan yarası.. Irçılık, ten rengi, göz rengi, din, dil, cinsiyet, kültür farklılıkları.... gibi pek çok konuda hala insanlar farklı olanı kabullenemiyor. Kendi seçimleri olmayan konulardan dolayı dışlanıp, hesap soruluyor hatta öldürülüyor bazı insanlar. Fazla iyimser olacak belki ama bir gün biter ve dünya gerçekten yaşanmaya değer bir yer haline gelebilir umarım
Yorumumu Amin Maalouf 'un çok sevdiğim bir sözü ile noktalıyorum. Kimliğiniz kişiliğinizin önüne geçmesin..
584 syf.
·32 günde·Beğendi·9/10 puan
(Az önce yazdığım güzelim inceleme ziyan oldu!)

Yarısını bir ayda diğer yarısını bir günden az sürede okuduğum kitap...

Kitaba başladığımda aldığım notlar aşağıdaki gibidir:
"Tam da ırkçılığın gündemde olduğu günlerde, içeriğini bilmeden başladım.
Akıcılık konusunda oldukça iyi. Kitabın hareketi hiç eksik olmuyor. Bir telaşla okutuyor kendini.
Duygu durumlarını insana hissettirmiyor; ancak, anlatıyor ve hayal ettiriyor. Yer ve karakterlerin görünüşleri betimlenirken detay bilgi yok. Hatta neredeyse hiç bilgi yok."

Kitaba başlayalı o kadar süre oldu ki...
Sorun kitapta değil bende.
Yarısına gelene kadar oldukça zor bir okuma oldu. Akışında bazı aksaklıklar sezdim. Çevirisi de öyle matah değildi.
Ancak konusu içler açısı.

(Tüm büyüsü bozuldu, bu hatayı yaptığıma inanamıyorum!)

Yazarın kitabı yazarken edebi bir kaygı gütmediği aşikar. Sadece toplumsal bir probleme karşı duruşunu göstermiş. Zıt düşünceleri işlemiş. İnsanın yüreğine dokunan kısımlar oldukça fazla.
Zaman zaman bana Srebrenica ile ilgili bir kitap olan İnsanlık Ayağa Kalk'ı hatırlattı; okumamın üstünden seneler geçmiş olmasına rağmen. Bilinçaltımda neler var neler!
Yüreğim parçalandı.
Derdiniz varsa yeni dert sahibi olmayın ama yine de okumanızdan yanayım (Ben üzüldüm, siz de üzülün.)
584 syf.
·12 günde·10/10 puan
Siyahilerin yaşadığı acıları, köleliği, ırkçılığın doğurduğu kötülüğü içim kanayarak okudum. Kitap ötekileşitirilmiş, kenara itilmiş, özgürlüğü elinden alınmış, hayvandan bile aşağı görülmüş, kimliksiz bırakılmış, hiçbir şey için hak tanınmamış, ölümü bir sığınak olarak aramış, evlatlarını ölüme iterek tek kurtuluşun bu olduğuna inanan annelerin, bedenen ve ruhen satılan kölelerin sesi olmuş.

Yazar köleliği "beyazların sorunu" olarak görüyor, haklı olarak. Uzun yıllar kölelik olan eyaletlerin sınırlarında yaşamış bu da ona bir zamanlar köle olanlar arasında gözlem yapması için büyük olanak sağlamış ve öyle yazmış. Bu kitapla Amerika'da kölelik kurumunun kaldırılmasında büyük rolü olmuş.

Bu kitap çaresizliği tanımlıyor, acıya râm olmayı, umutsuzluğun ardındaki inancın diriliğini, mücadeleyi...
Mutlaka okumalısınız...
95 syf.
·38 günde·Puan vermedi
'Bazı zorlukların çıkış noktası birlik, dostluk ve sevgidir' diyen bu kitap Tom amca ve onun sevimli kulübesinde özdeşleşen özgürlük savaşının öyküsüdür.
536 syf.
Dünya edebiyatı kalsiklerinden biri olarak kabul edilen Tom Amca'nın Kulübesi, yarattığı duygusal ve politik etkilerle yalnız edebiyata değil, ABD tarihine de damgasını vuran bir roman. İlk kez yayınlandığı 1852 yılında devrimci ve yenilikçi niteliğiyle büyük tepki toplayan, beyazların egemenliğini sürdürdüğü on dokuzuncu yüzyıl Amerika'sının utanç verici kölelik kurumu karşısındaki tutumunu acımasızca, ayrıntılarıyla gözler önüne seren bir başyapıt. Amerika'da köleliğin kaldırılmasında büyük etkisi olduğu söylenen roman, köleliğin korkunçluğunu, insan doğasına aykırılığını, ahlaki ve dini yanlışlığını dile getirir. Nasıl bir yaşam sürerlerse sürsünler, bütün kölelerin ortak noktası şudur; özgürlükleri ve gelecekleri yoktur. Mal olarak alınıp satılan, ailelerinden koparılan insanlardır onlar; kimi çocuklar, bu yazgıdan kurtulmaları için doğar doğmaz öldürülürler. On dokuzuncu yüzyıldaki kölelik koşulları göz önünde bulundurularak okunması gereken romanda, yazar, köleliği beyazların sorunu olarak ele alırken, zencilerin çektiği ıstırap ve sıkıntıları ön planda tutmuş, onlara özellikle Tom Amca başta olmak üzere, ahlaklılık, yumuşaklık ve inançla donatılmış bir insanlık gücü bağışlamıştır.
“elbette bir romanda insanların yüreği yaralanır, ölürler, bu da son olur; bir öyküde bu çok doğaldır ama gerçek yaşamda, yaşamı parlatan şeyler yittiğinde ölmeyiz.”
“ayrıcalıklarınız yüzünden kendinizi kimsenin üstünde hissetmemelisiniz, ayrıcalıklarımız ödüllerimizdir, bunu hep anımsamalıyız.”
“efendi bana çok iyi davrandı ama efendim en iyisi de olsa başkasının olmaktansa yoksul giysilerimin, yoksul evimin, her şeyimin yoksul ama benim olmasını yeğlerim.”
“insan alınıyor, satılıyor, yüreğinin kanı, iniltisi ve gözyaşlarıyla ticaret yapılıyor, Tanrı da buna izin veriyor.”
“tanrı insana birçok şeyi iki kez verebilir ama bir anneyi bir kez verir. yüzyıl da yaşasanız ona benzer başka bir kadın bulamazsınız.”
Bana kalırsa bütün insanlar eşit ve hür olarak doğmuyorlar. Bunun böyle olmadığı açık açık görülüyor. Okumuş zengin ve uygar insanlar kendi aralarında eşit haklara sahip olabilirler ama ayaktakımı için böyle bir şey söz konusu olamaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tom Amca'nın Kulübesi
Baskı tarihi:
1971
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Başkan Yayınları

Kitabı okuyanlar 798 okur

  • ITajShli

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0