Toplumsal Düzenin İnşası (Polis Erkinin Eleştirel Teorisi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
41
Gösterim
Adı:
Toplumsal Düzenin İnşası
Alt başlık:
Polis Erkinin Eleştirel Teorisi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058670013
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
h2o Kitap
Toplumsal Düzenin İnşası Kimse işçi olmayı kolayca kabul etmedi, gönüllü olmadı, rıza göstermedi. İnsanlar arasındaki ilişkilerin şeyler arasındaki ilişki haline dönüşmesinin hem kendisi hem de doğrudan sonucu ücretli emek kategorisinin olağanlığın ve sıradanlığın ardına itilmesi olmuştur. Bununla beraber polisin tarihsel işlevi de görünmez kılınmıştır: Sermayenin toplumsal iktidarının ve ücret biçiminin yerleştirilmesi için devlet adına gerçekleştirilen muazzam ölçekli polis harekâtının merkeziliği. Polis salt üniformadan, devletin baskı aygıtı olmaktan, burjuva düzeninin yeniden üretilmesindeki rolünden ibaret değildir. Esas olarak mevcut düzenin inşasında merkezi bir görev üstlenmiştir: Polis mandası yoksulluk sınıfının yönetilmesini ve düşkünler ile çalışabilenler olarak ayrıştırılmasını örgütlemiş ve böylelikle ücretli emek düzeninin inşasını gerçekleştirmiştir. Polis biliminin Adam Smith, Patrick Colquhoun ve Georg W.F. Hegel ile politika üzerinden politik ekonomiye evrilmesi süreci aynı zamanda devlet-sivil toplum ayrışmasının kurgulanması ve böylelikle düzenin inşası dönemidir. Sivil toplumun oluşturulması devletin kurucu erki ile gerçekleştirilmiştir; bu gücün uygulanması da hukuk-idare devamlılığını sağlayan polis aygıtı sayesinde olanaklı kılınmıştır. Hegel’in hukuk ve yönetim yaklaşımının, Marx’ın devlet erki ve sınıf mücadelesi anlayışının ve Foucault’nun yönetime dair çalışmasının içkin bir eleştirisi üzerine oturan politik idare kategorisi aracılığıyla Mark Neocleous, devlet-sivil toplum ayrışmasının devlet eliyle örgütlenen sürecini ve bu süreçte polisin tarihsel işlevini gün ışığına çıkarıyor. Ardından polisi toplumsal inşa sürecindeki rolünü anlamak ve vurgulamak için tıpkı bu süreç içinde üretilmiş olan sosyal güvenlik kavramı gibi toplumsal polis kavramına ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. “Polis iyi düzenin babasıdır,” diyenler kazandı ve hâlâ iktidardalar...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
(...)memura itaatsizlik tutuklama olasılığını artırır, zira bu, memurun peşinde olduğu düzene itaatsizlik olarak anlaşılır. Ek olarak, ona yöneltilen düşmanlık, onun düzene yönelik otorite ve erkine ve bu nedenle de genel olarak otorite ve erke yönelmiş addedilir.
Devlet polis kurumunu, düzenin güvenliğini sağlaması açısından açıkça kanunun ötesinde etkin kıldığı için ''kanunun'', ''devlet'' üzerinde zafer kazanmasına dair liberal girişim hiçbir zaman tam anlamıyla başarılı olmamıştır. ''Usûl'', polis yetkilerini hiçbir zaman tamamen belirleme ve sınırlama noktasına erişememiştir.
Hem yargısal hem de yönetsel alanda huzursuz bir biçimde oturmaktansa polis kurumu; doğal olarak, bu iki hududu ayıran alan üstüne oturmakta, devlet erkinin alanları arasındaki ''açık sınırlarda rahatça iş görmektedir ve polise, devletin başka hiçbir kurumunun sahip görünmediği bir özerklik halesi vermektedir.''
1839 tarihli Polis Güçleri Üzerine Rapor'un da temel iddiası, suçun, yoksulluktan çalışmadan kurtulmak isteyen muhtaçlar tarafından işlendiğidir.(...)
''Yağmanın, serseriliğin ve dilenciliğin genel nedenlerini incelediğimizde(...) çok az örneğin kaçınılamaz bir ihtiyacın veya düşkünlüğün baskısıyla açıklanabileceğini görüyoruz; örneklerin çoğunda görülen bunların, düzenli çalışmadan daha az emek harcayarak mülk elde etme itkisinden kaynaklandığıdır.'' Bu nedenle mesele sadece polisi suçun önlenmesi olarak kullanmak değildi. Mesele, suçun, ücretli emek durumuna düşmeden, ekmek parası için işleniyor oluşuydu.
Güvensizlik tarafından şekillendirildiği içindir ki sadece güvenlik, güveni sağlayabilir.James Der Derian'ın güvenliğin paradoksu olarak tanımladığı şey buydu.(...)
Bir güvenlik projesi olarak polisin tarihi, özel mülkiyetin kendisinin en radikal ''ötekisinden'' (komünizm) duyduğu korkunun tarihidir.(...)
Polis projesi, toplumsal hâkimiyet sisteminin garanti altına alınmasından daha düşük çaplı bir proje değildir: Toplumsal güvenliğin dayatılmasıdır.
''Özgürlük, güvenlik, mülkiyet'' üçlemesini, içindeki kavramları birbirinin içine geçecek kadar yakın kullanarak sunan Smith, yönetimin ''mülkiyetin güvenliği için var olduğunu'' söylemektedir. Böylelikle güvenlik kavramı, burjuva toplumu içerisinde, bağımsız ve salt kendi çıkarını gözeterek mülkiyet peşinde koşma egoizminin ideolojik garantisi olmuştur.
Fakat liberalizm böylelikle, polis kavramının hem olumlu hem de olumsuz anlamlara sahip olması nedeniyle temel bir zorlukla karşılaşmış oluyordu. Olumlu anlamı sağlık, afiyet ve refah, yani düzenin varlığıyla ilgili olan çağrışımı ile ilgiliyken, olumsuz anlamı casusluk, sansür, ticaretin aşırı yönetimi, yani özgürlüğün yokluğuyla ilgi olan çağrışımı ile ilgiliydi.
(...)İnsanları kendi bildiği gibi mutlu etmeyi isteyen egemen (...) bir despot haline gelir.''Egemen güç kendisini, herkesin kanun önünde eşitliğini garanti altına almakla ve güvenliklerini korumakla tatmin etmeli, böylelikle de ''herkes kendi mutluluğunu, en iyisi olduğunu düşündüğü yoldan aramakta özgür kalmalıdır.'' Bu polisin gücünü kaçınılmaz olarak sınırlar. Polis yararsız değildir ama ''temel işi, sadece tebaanın işinin huzur ve güven içinde sürdürebilmesi için her birini karşılıklı korku içinde bırakan şiddeti önlemektir.''
Fransız polis yüzbaşısı Sartines, sokakta birbirleriyle konuşan üç kişinin olduğu her yerde, bunlardan en az birisinin kendi adamı olduğunu kral 15. Lois'e gururlanarak anlatıyordu. Geç 18. yüzyıl Rusya'sında ise, herhangi bir casusun bulunmadığı bir sosyal çevrenin olamayacağını düşündürecek denli, herkesin her konuşmasının ve eyleminin takip edildiği düşüncesi hakimdi.
Polis üzerinde herhangi bir teori devlet teorisini, devlet üzerindeki herhangi bir teori de polise dair bir teoriyi içermek durumundadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Toplumsal Düzenin İnşası
Alt başlık:
Polis Erkinin Eleştirel Teorisi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058670013
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
h2o Kitap
Toplumsal Düzenin İnşası Kimse işçi olmayı kolayca kabul etmedi, gönüllü olmadı, rıza göstermedi. İnsanlar arasındaki ilişkilerin şeyler arasındaki ilişki haline dönüşmesinin hem kendisi hem de doğrudan sonucu ücretli emek kategorisinin olağanlığın ve sıradanlığın ardına itilmesi olmuştur. Bununla beraber polisin tarihsel işlevi de görünmez kılınmıştır: Sermayenin toplumsal iktidarının ve ücret biçiminin yerleştirilmesi için devlet adına gerçekleştirilen muazzam ölçekli polis harekâtının merkeziliği. Polis salt üniformadan, devletin baskı aygıtı olmaktan, burjuva düzeninin yeniden üretilmesindeki rolünden ibaret değildir. Esas olarak mevcut düzenin inşasında merkezi bir görev üstlenmiştir: Polis mandası yoksulluk sınıfının yönetilmesini ve düşkünler ile çalışabilenler olarak ayrıştırılmasını örgütlemiş ve böylelikle ücretli emek düzeninin inşasını gerçekleştirmiştir. Polis biliminin Adam Smith, Patrick Colquhoun ve Georg W.F. Hegel ile politika üzerinden politik ekonomiye evrilmesi süreci aynı zamanda devlet-sivil toplum ayrışmasının kurgulanması ve böylelikle düzenin inşası dönemidir. Sivil toplumun oluşturulması devletin kurucu erki ile gerçekleştirilmiştir; bu gücün uygulanması da hukuk-idare devamlılığını sağlayan polis aygıtı sayesinde olanaklı kılınmıştır. Hegel’in hukuk ve yönetim yaklaşımının, Marx’ın devlet erki ve sınıf mücadelesi anlayışının ve Foucault’nun yönetime dair çalışmasının içkin bir eleştirisi üzerine oturan politik idare kategorisi aracılığıyla Mark Neocleous, devlet-sivil toplum ayrışmasının devlet eliyle örgütlenen sürecini ve bu süreçte polisin tarihsel işlevini gün ışığına çıkarıyor. Ardından polisi toplumsal inşa sürecindeki rolünü anlamak ve vurgulamak için tıpkı bu süreç içinde üretilmiş olan sosyal güvenlik kavramı gibi toplumsal polis kavramına ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. “Polis iyi düzenin babasıdır,” diyenler kazandı ve hâlâ iktidardalar...

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • E.A.
  • Korkmaz gürel
  • Semanur Konak

Kitap istatistikleri