·
Okunma
·
Beğeni
·
1461
Gösterim
Adı:
Toprak 1
Alt başlık:
Cilt 1
Baskı tarihi:
Temmuz 2008
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756249017
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Terre
Çeviri:
Çiğdem Büyükataman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlya Yayıncılık
Kitabımın kahramanı Topraktır?? Emile Zola Köylünün içinde yaşadığı, elleriyle kazdığı, kimi defa cömert kimi defa nankör, o göz dikilen ya da korunan Toprak, eserin başkahramanı olarak çıkar karşımıza. Natüralist (Doğalcılık) akımının yazarlarından olan Emile Zola ?Toprak? romanıyla sosyal toplumun gerçeğini yansıtmak istemiştir. Onun tasvir ettiği köylü daha önceki yapılan tasvirlere benzemez. Bu nedenle de; gerçekçiliğe büyük bir hassaslıkla yaklaşan Zola, 1887 yılında eseri ilk olarak yayımladığı zaman, gerçeği acımasız ve şaşırtıcı derecede yabanıl bir şekilde gözler önüne serdiğinden tepkiyle karşılanmıştır. Daha sonra defalarca basılarak, başyapıtlarından biri olmuştur. ?Toprak? Fransa köylülerinin değişen 19. yüzyıl şartlarındaki yaşantısının sosyoloji ve psikoloji alanında bilimsel kurallara dayanılarak yapılan gerçek tasviridir.
 
312 syf.
Cok keyif alarak okuduğum bir kitap.Insanlarin varlığından beri en sadık hizmetkarı olan toprağın hikayesi,topraktan gelenlerin hikayesi.Herkese tavsiye edebileceğim guzel bir kitap.
312 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Ardı ardına üç kitabını okudum Zola'nın. Tamam Zola bu yani haddim değil söz söylemek te. Ben hadsizlik yapma hakkımı kullanıp Toprak, Germinal ve bir aşk hikayesine ortak bir eleştiri yapmak istiyorum.
Bir kere birinci dünya savaşı sonrası burjuva ahlakının ne kadar yozlaştığını kadının nasıl iktisadi bir meta haline geldiğini, nasıl bir mülkiyet mevzuu haline geldiğini hemen hepimiz anlıyor ve biliyoruz.
Zola'nın bu üç eser ve diğer tamamında bunu işlemesi dönemin şartlarının gereği ya da dönemin hikayesi olması hasebi ile kabul edilebilir ve hatta edilmeli de.
Ancaaaak bunu aktarış şekli bende Emile Zola'nın bastırılmış duygularını okura fışkırtan bir sapık olduğu ya da böyle değilse affınıza sığınarak dönemin Fransız kadınlarının top yekûn bacakları birbirine kavuşmayan o......lar olduğu intibaını bırakıyor.
Nasıl olur nasıl başarır da en saf en temiz aşk hikayelerini bile kenarda köşede, tarlada bahçede, evde arabada çirkin, seviyesiz zift kokan bir cinsellik teması ile verir, nasıl başarır anlamakta güçlük çekiyorum.
Oysa hikayeleri öyle güzel ve öyle gerçek ki böylesine kirletilmeyi hak etmiyorlar.
312 syf.
·24 günde·Puan vermedi
Kitabı okuyalı çok uzun zaman oldu. Açıkçası konunun ve içeriğini hatırlayamıyorum. Aklımda çok kalmadığına göre konusu, anlatısı ve vermek istediği mesaj o kadar derin olmadığını düşünüyorum.
312 syf.
·Puan vermedi
Kitabı okuduğum zamanı hatırlamıyorum. Gerçekten çok uzun zaman oldu. Aklıma kalan tek şey okurken toprağın kokusunu hissettiğim. Sürükleyici bir konuydu.
447 syf.
·26 günde·Beğendi·8/10
19.yy sonlarında ortaya çıkan natüralizm akımının öncülerinden ve internet yokken çoğumuzun kadın zannettiği Fransız yazar Émile Zola'nın Toprak adlı romanını merakla ve beğenerek okudum. Toprak dediğimizde hepimizin aklına çamur renkli katı ve elde ilik ilik dökülen kara parçası geliyordur. Aslında anlamlar daha derin ve bu derinlik eserdeki hikayeleri daha çok içselleştirmekte. Fransızca ve Türkçe'deki okunuş bakımından biraz etimolojik bir inceleme yapmak gerekirse, toprak sözcüğü Fransızca 'la terre' olarak ifade ediliyor. Okunuşu 'ter' evet bildiğimiz ter yani, hani sıcaktan ve çok efor sarf edilince vücuttan akan sıvı. İkisini yanyana koyduğumuzda toprağın bir emek, bir çaba, bir mücadele, bir ter ve kan akıtma yoluyla değerlenip kazanıldığını görebiliriz. İşte bütün meseleler de buradan çıkıyor kitapta. Köylülerin ana geçim kaynağı olan toprak yüzünden insanların maddi çıkar uğruna nasıl çirkinleşerek birbirinin arkasından kuyu kazmasını çeşitli örneklerle anlatıyor bize yazar. Kitabın başı oldukça iyi başlamakla birlikte ortasına kadar sıkıcı oldu benim için hatta ara vererek okudum. Tek bir ana karakter yok köydeki herkesin yaşamından çeşitli parçalar çok az olsa da var. Kitabın ortasından itibaren olaylar hız kazanıyor ve karakterleri artık daha iyi tanıdığınız için kimin neyi neden yaptığını daha iyi kavrıyorsunız. Ben bir kitap görmedim ki bütün karakterler bir kötülük abidesi olsun, al birini vur ötekine. Herkeste neredeyse öyle kötü taraflar var ki gözardı etmek mümkün değil. Birine kötü bir şey olduğunda haketti moduna geçebilirsiniz. Yazarın dili oldukça ağır ancak natüralist bakış açısıyla yazdığı için sansürleme yok hepsi açık açık anlatılıyor. Para denen materyalin insanları nasıl birbirine düşürüp kardeşi kardeşe, babayı oğula, işçiyi patrona düşürüp birbirini boğazlamasını izlemek işte bu kitabın filmiyle olur. Bütün bunların yanında köylünün buğdayını pahalıya satma çabası, Amerika'dan buğday ithalatı, zorunlu askerlik, zengin tiplerin köylüyü hakir görmesi ve köylülerin ihtilalden karlı çıktılar bahanesiyle burjuvalara olan nefretleri açıkça anlatılarak politik eleştiriler sunulmuş. Açıkçası ortaları okurken sıkıntıdan patlamam diye umarken olayların bir anda içine çekmesini şaşırtıcı buldum. Bayağı trajik olayların yer aldığı eserden çıkarılacak elbette çok ders var. Okuduğunuzda o köylü zihniyeti aynı şimdiki geri kalmış anadolu beldelerinin aynısı, Fransızlar birçok meseleyi bizden önce görmüş olacaklar ki şimdiye dek kendilerini geliştirerek aydın bir millet haline geldiler. Dili ağır ve sıkıcı falan demeyip benim gibi sabredip bu kitaba bir şans verin. Okuduktan sonra iyi ki okumuşum deyip tam adı Émile Édouard Charles Antoine Zola olan yazara teşekkür edeceksiniz bence.
Ekmeğimizi ancak her gün devam eden müthiş bir çarpışma sayesinde kazanıyoruz. Ölmezlik sadece toprağa hastır. O anadan çıkıp yine ona dönüyoruz...
Emile Zola
Sayfa 561 - Engin yayıncılık
Nasıl ki ürüne onu yakan kırağı, onu baltalayan dolu, gerekliyse, belki de insanlığın yaşayabilmesi için kan ve gözyaşı gereklidir. Yıldızların ve güneşin devasa mekanizması içinde acılarımızın ne hükmü olabilir ki! Ekmeğimizi kazanmak için her gün didinmek ve kavgamızı sürdürmek zorundayız. Tanrı bizlerle iyi dalga geçiyor. Sürekli olan sadece topraktır; ordan türemişiz eninde sonunda gittiğimiz yer gene orasıdır. Uğrunda cana kıydığımız toprak tüm aşırılıklarımıza ve sefaletlerimize rağmen bizce meçhul olan amacına doğru hayatını yeniler durur.
Emile Zola
Sayfa 446 - Oda Yayınları
İnsan, bu alabildiğine ekin kaplı ovanın karşısında tedirgin oluyor, ucunu asla göremediği bu uçsuz bucaksız ekin tarlası içinde böcek kadar bedeni ile kendini küçücük hissediyordu.
Emile Zola
Sayfa 293 - İlya Yayınları
...ölüp gidenlerin mutlu insanlar olduklarını düşünür gibi bir hali vardı.
Emile Zola
Sayfa 266 - Engin yayıncılık
Alçaklaşın bakalım, zararı yok, vakti gelince gene sizler herşeyi yerle bir edeceksiniz. Hep böyle olmuştur; bundan sonra da böyle olacaktır. Bekleyin, sefalet ve açlık sizi, günün birinde kurtlar gibi şehirlere saldırmak zorunda bırakacaktır. Şu ithal buğday, belki de o sebep olacak. Çok bolluk yetersizlik yaratır; kıtlık başlar. İnsanoğlu oldu olası buğday için ayaklanmış, buğday için birbirinin kanını dökmüştür... Evet, evet, şehirler yanacak, yerle bir olacak; köyler çöle dönecek, topraklar ekinsiz kalacak; dikenler, çalılar saracak toprakları ve kan dökülecek, kan seller gibi akacak. Evet, böyle olacak ki bizden sonra gelenler ekmek yiyebilsinler.
Emile Zola
Sayfa 407 - Oda Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Toprak 1
Alt başlık:
Cilt 1
Baskı tarihi:
Temmuz 2008
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756249017
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Terre
Çeviri:
Çiğdem Büyükataman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlya Yayıncılık
Kitabımın kahramanı Topraktır?? Emile Zola Köylünün içinde yaşadığı, elleriyle kazdığı, kimi defa cömert kimi defa nankör, o göz dikilen ya da korunan Toprak, eserin başkahramanı olarak çıkar karşımıza. Natüralist (Doğalcılık) akımının yazarlarından olan Emile Zola ?Toprak? romanıyla sosyal toplumun gerçeğini yansıtmak istemiştir. Onun tasvir ettiği köylü daha önceki yapılan tasvirlere benzemez. Bu nedenle de; gerçekçiliğe büyük bir hassaslıkla yaklaşan Zola, 1887 yılında eseri ilk olarak yayımladığı zaman, gerçeği acımasız ve şaşırtıcı derecede yabanıl bir şekilde gözler önüne serdiğinden tepkiyle karşılanmıştır. Daha sonra defalarca basılarak, başyapıtlarından biri olmuştur. ?Toprak? Fransa köylülerinin değişen 19. yüzyıl şartlarındaki yaşantısının sosyoloji ve psikoloji alanında bilimsel kurallara dayanılarak yapılan gerçek tasviridir.
 

Kitabı okuyanlar 83 okur

  • puna güleçöz
  • hermandess
  • lusinstephan
  • Musa Balikçi
  • Özden Yıldız
  • Rjrhdj
  • Von
  • Ayşa
  • Selim Atabey
  • Zola

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8 (2)
9
%20 (5)
8
%40 (10)
7
%12 (3)
6
%4 (1)
5
%8 (2)
4
%0
3
%4 (1)
2
%0
1
%4 (1)