Kitap
Toprak Ana

Toprak Ana

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.9
9,2bin Kişi
32,9bin
Okunma
8,7bin
Beğeni
113bin
Gösterim
136 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 51 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Ötüken Neşriyat · Ocak 2019 · Karton kapak · 9789754371543
Orijinal adı
эне жер
Diğer baskılar
Erkekleri askere alınan köylerde geride kalanların çektiği sıkıntılar etkileyici bir üslupla anlatılır. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, yine gidenler, ayrılıklar, gözyaşları... Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş.
5 mağazanın 20 ürününün ortalama fiyatı: ₺10,26
8.9
10 üzerinden
9,2bin Puan · 1616 İnceleme
Emre Bulut
Toprak Ana'yı inceledi.
135 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bir Kahraman Türk Kadınının Dramı
Cengiz Aytmatov un okuduğum 3.kitabı.Diğerleri Beyaz Gemi ve Gün Olur Asra Bedel idi. 3 kitabı da harika. Türk Roman tarihinin sanırım Sabahattin Ali , Yaşar Kemal , Ahmet Hamdi Tanpınar , Reşat Nuri Güntekin gibi çok büyük kalemlerinin üstüne adını yazabileceğim tek isim olur bence Aytmatov.Bildiğiniz gibi kendisi Kırgız Türkü. Cengiz Aytmatov, Toprak Ana isimli bu kitabı 1963 te neşretmiştir.Lenin Ödülü de almıştır bu kitap.Kitap, 2.Dünya Savaşında bir köyü anlatır.Yazarın ilk romanıdır ayrıca kitap ve kendi hayat hikayesinden de izler barındırmaktadır. Konu, Tolgonay isimli bir köy kadının, annesinin etrafında döner.Romanın başkişisi bu kişidir.Sürekli derdini Toprak Anayla paylaşır, bazen ileriye dönük, bazen de geriye dönük zaman tünelinde hareket metodu ile yazar, bize bu kadının etrafında dönen hikayeyi sunar. Kolhoz terimini kitapta çok sık görürsünüz.Bu teknik aslında devletin 99 yıl gibi sembolik bir biçimde halka tarım yapması için kendi arsalarını kiralama metodudur.İşte Tolgonay ve eşi, hatta köy halkı bu metot sayesinde geçimini sağlayan köy halkıdır.Eşinin adı Suvankul dur Tolgonay ın.Kasım, Maysalbek ve Caynak adında 3 tane oğulları olur.Kasım ın eşi Aliman, Tolgonay ın öz kızı gibi gördüğü bir kişidir.Kitabın bana göre asıl başkişisi Aliman dır.Dram yüklü sahnelerin altından hep onun adı çıkar.İlerleyen bölümlerde, savaş patlak verir ve ne yazık ki Tolgonay hem oğullarını hemde eşini savaşa göndermek zorunda kalır.Kitap çok kısa spoiler girmek istemiyorum.Aliman ın hayatı sizi parçalayacak.Savaşa bir kez daha lanet okuyacaksınız.Zaten Cengiz Aytmatov un da amacı lanet okumamızdır.Çünkü biliyorsunuz kendisi de babasından dolayı bir savaş mağdurudur.Tolgonay, bir dik duruşlu, kahraman Türk kadının simgesidir.Tüm tarım işleri ona kalır ve üstesinden rahatça gelir. Kitabı beğenmemek ne mümkün.Kısacık sadece 135 sayfa ama anlatılanlar o kadar yoğun ki.Aytmatov a hayran kalmamak çok zor.Mesajları kurşun atar gibi saplıyor insanın yüreğine.Çok büyük bir yazar.Tüm kitapları mevcut bende.Sizde alın okuyun.Kitaba puanım tabiki 10.
Toprak Ana
8.9/10
· 32,9bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
846
Genel İngilizce
Toprak Ana'yı inceledi.
136 syf.
·
2 günde
·
6/10 puan
Toprak ana - Dikkat spoiler içerebilir!
İkinci Dünya Savaşı yıllarında savaşın sadece savaşanlar değil, kalanlar için de yıkıcı etkisi olduğunu iliklerinize kadar hissedebileceğiniz bir eser. Sovyet döneminde güçlü iki kırgız kadın; Tolgonay ve Aliman. Biri hem eşini hem çocuklarını, diğeri kocasını savaşa kurban veriyor. Kitabın girişinde mutlu bir aile motifi çizilsede sonu öyle bitmiyor... Kitaba başlamadan önce diykan, torgay, süyüncü, kolhoz kelimelerinin anlamlarına bakarsanız okurken size daha bir keyif verecektir. Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
Toprak Ana
8.9/10
· 32,9bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
673
Tuco Herrera
Toprak Ana'yı inceledi.
136 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kitap mı Okudum , Dikenli Tel mi Yuttum...
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku .. Selamlar olsun herkeslere .. Öncelikle sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim ve hemen anlaşalım .. BU KİTABI MUTLAKA OKUYUN CANİKOLAR!! Bilenler biliyor ama bilmeyenler için ben tekrar edeyim .. Aziz Nesin ' in cidden fanatizm derecesinde hayranıyım.. Çok şey öğrendim sayesinde .. İşte hayatıma kattıklarından biri de Cengiz Aytmatov oldu .. İlkin Aytmatov ' un ismiyle bir Tutam Aydınlık adlı kitabında karşılıklı sohbet ederlerken Aziz Nesin ' e aktardığı bir anısını okurken karşılaştım .. Not ettim ismini bir yerlere .. Aradan zaman geçti..Unutuldu .. Sonra bir başka kitabında daha rastgeldim .. Ne oldu , nasıl oldu bilmiyorum ama senelerdir bilmeme rağmen kendisini bir türlü okuyamadım .. Denk gelemedik kendisiyle bir türlü .. Ama çok gariptir ki , hiç okumamış , neye dair yazdığı hakkında dahi bir bilgim olmayan bu adamı, okumazdan evvel de seviyordum.. Komünist ve vatan haini ilan edilen Aziz Nesin bir kitabında kendisi için bakın ne yazmış : "TÜRKLÜĞÜN bilincinde bir adam" .. Yanlış hatırlamıyorsam sanırım Moskova ' da buluşup konuşmuşlar başbaşa verip bir dönem .. Söz Türklerden açılınca Cengiz Aytmatov federasyondan ayrıldıktan sonraki dönemde Türklerin yaptığı yanlışları sıralamış Aziz Nesin 'e .. "Biz" ,demiş.. "SSCB ' den sonrasında birbirimiz arasında da ayrıldık Türkler olarak.. Bu yetmezmiş gibi bir de düşman olduk birbirimize .. Herşeyden önce milli şuuru kaybedip , üstüne üstlük bir de kendimize rusların kiril alfabesini aldık" .. Sonra Aziz Nesin ' e aktaracağım anısını anlatmış .. Burayı bence çok dikkatli okuyun çünkü bu adamın kitaplarında (hepsini okumadım ama yaptığım araştırmalara göre ) bu zihniyetin karşısında duran bir adamın düşünceleri ve tavırları gizli .. "Yıllarca önce Cengiz Aytmatov anlatmıştı. Kırgızistan'da bir yahudi, Cengiz'e, - Siz Türkler domuz kılına benzersiniz, demiş. şaşıran Cengiz, -Niçin? diye sorunca, yahudi şu yanıtı vermiş: -Çünkü bütün tüylü ve kıllı hayvanların tüyleri yanyana gelir, bitişir, dokuma olur, salt domuzun kıllarından dokuma olmaz, ancak fırça olur. siz Türkler de öylesiniz." Kaynak : Aziz Nesin - Bir Tutam Aydınlık(s. 130) İşte Cengiz Aytmatov' a dair bildiklerim sadece bundan ibaretti .. Ta ki bu kitabı okuyana dek .. Kendisi sanırım yirmili yıllarda doğduğu için çocukluğuna ekim devrimi ve 2. dünya savaşı gibi iki büyük buhranı yerleştirmeyi başarmış istemeden .. Babasının kurşuna dizilip öldürülmesi de üstüne cabası .. Stalin ' in devrime ihanet ederek ülkeyi demir yumruk ve tarifi imkansız bir istibdat rejimi ile yönettiğini görmüş .. Tarlalarda geçmiş çocukluğu .. Siyasetle ve gazetecikle de uğraşmış bir insan aynı zamanda .. Bu bakımdan benim onu okurken sevmemin en büyük nedenlerinden biri de hem yukarda saydıklarım , hem değerlerine ve özüne sırtını dönmemiş halkının sorunlarını anlatarak sahip çıkmış olması , hem de buraya kadar saydıklarımın Aziz Nesin ' in hayatı ile gösterdiği inanılmaz benzerlikler .. Hafif bir Soljenitsin aurası da var yalnız onu da belirtmeden geçemicem..Çok uzattım farkındayım ama kitaba dair duygularımı üstünüze gözyaşı gazı boca edip paylaşamıcam .. Yalnız bir kaç kelam da etmeden olmaz .. Kitap 2. Dünya Savaşı döneminde geçiyor .. Pek çok 2. Dünya Savaşı konulu roman okudum .. Yeri geldi Simonov ile Stalingrad 'a , yeri geldi Henrich Böll ile Almanya' ya uzandım . Kimi zaman K. Hannah ile işgal altında Fransa' ya da gittim .. Hem müttefik ,hem mihver cephelerinde bulundum .. Kırgızistan' a bu ilk yolculuğum oldu.. Tüm bu anlattıklarım dahilinde bu kitap , pastoral ortamların "gerisine" serpiştirilmiş , dramlar zinciri ile sarmalanmış bir savaş romanı..Ama TEK EL SİLAH SESİNİN DAHİ DUYULMADIĞI cinsinden .. Aytmatov ' u bu konuda alkışlamak hem de ayakta alkışlamak lazım ..Bu kadar sade bir dil ile bir savaş bu denli güzel anlatılabilir mi? İnsanların yaşadığı dramlar bu kadar vurucu bir şekilde bünyeye empoze edilebilir mi bilmiyorum .. Buna en yakın hissiyatı Henrich Böll ' ün Ademoğlu Neredeydin ' i okurken almıştım sanırsam.. Sanki Anadolu köyülüsünün içine düştüm Kurtuluş Savaşı yıllarında .. Saf , tertemiz köylülerin , sarı sarı başakların arasında çalışan , tarlalarından gece vakti evlerine yorgun argın dönen köylülerin arasına.. İlkin herşey çok güzeldi.. Beklemiyordum daha doğrusu bir savaş falan .. Sonra işgal başladı .. Bir kadın yapayalnız kaldı .. Oğulları , kocası hatta ve hatta gelini.. Öyle yalnız kaldı ki dertleşeceği sadece kara topraklar kaldı geriye yıllar geçtikten sonra .. Kitap mı okudum dikenli tel mi yuttum anlayamadım doğrusu .. Bu kadar acıya rağmen ayakta kalan yine de bir umudum var diyen Ana.. Sen evlat özlemiyle o etleri kızarttın , hamur yoğurup ekmek yapıp bohçaya sardın sarmaladın , bekledin istasyonda topu topu üç dakika için hiç durmadan geçip gidecek treni o soğuk havada.. Düştün koşacam diye ardından.. Sen kalktın ayağa orada ama bizim ciğere köz bastılar , aklımız orda vücudumuz yerde kaldı .. Kalkamadık yerden o kısımdan sonra .. Bitirdim kitabı az önce..Sonra 2 sigara yaktım arka arkaya şunu dinleyerek .. youtube.com/watch?v=HklW6YxfjO4 İşte böyle bir kitap bu .. Dikenli tel yutturanından ..
Toprak Ana
8.9/10
· 32,9bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
55
657
Necip G.
Toprak Ana'yı inceledi.
136 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Okuduğum üçüncü Aytmatov eseri... Ben daha Beyaz Gemi'nin boğazımda düğümlediği yumruyu oradan çıkartmaya uğraşırken, nereden bilebilirdim ki asıl öldürücü darbenin bu kitap ile geleceğini?.. Evet kabul ediyorum, baya bir hazırlıksız yakalandım, ağır nakavt oldum bu sefer. Hakemin saymasına da gerek yok, direkt havluyu atabilirsiniz ringe... Her Aytmatov eseri yeni mucizeleri de beraberinde getiriyor. Haritada yeri bile olmayan bir köyün dibine evrenler arası seyahat edilebilen uzay üssünü diken, dünyanın en sıradan adamının, bir arkadaşının tabutunu yaşadığı köyden mezarlığa taşımasını anlatırken dünya edebiyatının en önemli başyapıtlarından birini çıkartan, sadece 5-6 karakter, 1-2 kaya parçası ve bir çift geyik ile neredeyse bütün insanlığın temel sorunlarını tokat gibi yüzümüze çarpan bir yazardan bahsediyoruz neticede... Onun kaleminden çıkan başka bir kitabın, içinde yeni mucizeler saklıyor olmasına şaşırmak, saflıktan öteye gitmez bence... Daha önceki Aytmatov incelemelerimde de altını özellikle çizmiştim; masasına oturduğunda, uçsuz bucaksız bir derya varken önünde, inatla kendine zor hedefler seçip, tüm imkanlarını kendi iradesiyle kısıtlayan, başka bir ifadeyle kendine meydan okuyan başka bir yazar tanımadım ben henüz... Şimdi soruyorum size; İçinde tek bir savaş veya çatışma sahnesinin olmadığı, tankın, topun, tüfeğin esamesinin okunmadığı bir savaş kitabı nasıl yazılır? Tabu oyunu oynuyormuş gibi düşünün kendinizi... Anlatılacak kelime: Savaş Yasaklı kelimeler: Tank, top, tüfek, süngü, miğfer, çatışma, komutan, cephe... ..................... İşte böyle bir savaş kitabı Toprak Ana... Savaşmanın kitabı aslında... Peki neyle, kimle savaşıyorsunuz? Düşmanla mı? Orasına geleceğiz... Ve aynı zamanda acının kitabı Toprak Ana... Ancak bu acı da öyle aşk acısı falan değil... Bu acı, neredeyse ete kemiğe bürünmüş, karşınıza geçip oturmuş bir acı... Aytmatov acıyı alıp kitabın fonuna bir güzel yerleştirmiş. Ressamların resme başlamadan önce tuvale attıkları ilk gölge gibi... Ve sonra kapıları öyle bir kapatmış ki, kesinlikle çıkamıyorsunuz dışarıya... Siz kitabı okurken acının nefesi her daim ensenizde. Başka türlüsüne izin vermiyor Aytmatov. Çünkü acı hep vardı, hala var ve bundan sonra da hep var olacak. Acıyla bir arada yaşamayı öğrenmek, onun varlığını kabullenmek zorundayız. İşte bu yüzden, hiç ajitasyon yapmadan, duyguları kemirmeden, sapından çöpünden ayrılmış o saf acıyı kucağımıza bırakıyor... Ve sonra iki karakter koyuyor önümüze: Tolgonay ve Aliman... Katılmayabilirsiniz ama kanaatim odur ki, bu kitap, bu iki kadın karakterin temsil ettiği iki farklı değeri sorgulamakta ve bizden de tarafımızı seçmemizi istemektedir; Acıyla savaşan tarafta mısınız yoksa acıya teslim olan tarafta mı? Çünkü benim şu ana kadar tanıdığım Aytmatov, 'Arkadaşlar bakın savaş çok kötü bir şeydir. Savaş yüzünden insanlar ölüyor, açlık, kıtlık baş gösteriyor. Hepimiz barış içinde yaşamalıyız' mesajı ile yetinecek bir yazar değil. Çünkü az önce de dedim ya, savaş olmasa dahi hayatımızda, acı hep olacak. O yüzden asıl vurgunun, acıya karşı vereceğimiz tepkinin ne olacağı konusuna odaklandığını düşünüyorum. .......................... Kitabın bir başka özelliği ve önemi ise, bugüne kadar bildiğimiz, duyduğumuz, okuduğumuz, seyrettiğimiz 2. Dünya Savaşı külliyatına kimsenin girmeyi çok da lüzumlu görmediği bir pencereden, yani Sovyet penceresinden bakabilmiş olması... Kitabı okurken aynen şu tepkiyi verdim; 'Evet ya, 2. Dünya Savaşı'nda Almanya kendi kendine savaşmadı değil mi? 2. Dünya Savaşı sadece 'Yahudi Soykırımı'ndan ibaret değildi değil mi? Bir de bu adamlarla savaşan Ruslar vardı öyle ya... Kurşun asker değil bu insanlar neticede... Orada da ölüm var, savaşın kanlı eli o topraklara da uzanıp tırmaladı o insanları, yok etti tek tek. Dul kadınlar, öksüz çocuklar bıraktı arkasında... İşte Aytmatov, bir de bu gerçeği hatırlatmış bize bu ölümsüz eserinde... İşte böyle buyurdu Toprak Ana kitabı, benim zihnime... Sen toprağa tohum atarsan başak verir, buğday verir, ekmek verir, yaşam verir. Sen toprağa top güllesi atarsan da ölüm verir, acı verir, kan verir ve daha önce verdiği ne varsa onları senden bir bir geri alır... Şakası yoktur Toprak Ana'nın... O halde bastığımız yeri toprak diye geçmeyeceğiz, düşüneceğiz altında yatanları... Ve en başta o insanların anısını yaşatacağız. Sonra savaştığımız şeyin sadece düşman olmadığını; asıl savaşın hayatın ta kendisiyle olduğunu bilip koşullar ne olursa olsun sahip çıkacağız toprağımıza ve bize hediye edilen o güzel hayata... Herkese keyifli okumalar...
Toprak Ana
8.9/10
· 32,9bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
40
424