Torture to Her Soul (Monster in His Eyes #2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.276
Gösterim
Adı:
Torture to Her Soul
Alt başlık:
Monster in His Eyes #2
Baskı tarihi:
29 Eylül 2014
Sayfa sayısı:
395
Format:
E-kitap
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Torture to Her Soul (Monster in His Eyes #2)
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
J. M. Darhower
Baskılar:
Ruhumdaki Canavar
Torture to Her Soul
Don't say it unless you mean it…

It's a simple concept, one I've said time and again, but something people don't seem to comprehend. You should choose every syllable carefully, because you never know when somebody will hold you to your word.

Somebody like me.

I'm not a good man. I'm not. I know. I have enough darkness inside of me to rid the world of every stitch of light. But there's one I could never harm, one light I couldn't bring myself to snuff out.

Karissa.

She thinks I'm a monster, and maybe I am. I taunt her with my touch, get a thrill out of torturing her soul. But I'm not the only one. The world is full of monsters, and I'm not the most dangerous one out there.

Not even close…

God help me, I love her.

I do.

And God help anybody who tries to take her from me.

AUTHOR'S NOTE: This book is intended for a mature audience only, due to some dark and erotic content.
480 syf.
·10/10
Duygularımı nasıl anlatsam bilemiyorum. Kitap sayfalarına bakmadan okuduğunuz oldu mu hiç? Ben bu seriyi okurken sayfa sayısı diye bir şey olduğunu unuttum. Hiç bitmesini istemedim. 7-8 sezonluk dizi gibi her sene bir kitabı çıksa hiç sıkılmadan okurum diyebileceğim kadar seviyorum.
Ve nedense yazarın olayları dağıtacağından, saçmalayacağından hiç korkmuyorum. Çünkü hikayesine bağlı.. ve uzatmak için, sayfalar dolsun diye yazmıyor. Her olay, her düşünce, her diyalog gerekli. Gereksiz hiçbir şey yok bu kitapta daha doğrusu bu seride.
Ignazio'nun normal olmadığını anlamıştık ilk kitaptaki davranışlarından dolayı. Bu kitapta onun düşüncelerine yer verildiği için daha ilgi çekiciydi. Aşırı derecede hastalıklı olmamakla birlikte, hafif bir hastalık durumu var ne yazık ki. Bu durum benim için kitabı daha ilgi çekici yaptı. Yaşadığı olaydan sonra, ailesi olmadan, yanında sadece Ray varken kendi kendine büyüyen ve adam olan Ignazio.
İç dünyasını, yaşadıklarını, korkularını... çok net bir şekilde görebiliyoruz. Ve bu hafif kaçıklığı onu sevmemize engel olmuyor. Darhower'ın kalemi, hayal gücü, karakterlerinin gücü harika.
Yazarın bütün kitapları umarım en kısa zamanda çevrilir. Şimdi Sırtımızdaki Hedef’i okumaya hazırım. Ruhumdaki Canavar’ı bu yılın başında okumuştum. Hangi kafadayken okuduğumu bilmiyorum, unuttuğum yerleri görünce çok şaşırdım. Ben bunu nasıl okumuşum dedim. Arkadaşlarımdan birine kitap okumaya başlaması için dürtüklüyordum, elinden bırakamaması için ve seveceğini düşündüğümden tavsiye ettim. Bu yıl içinde iki kitabı da okudu, arka arkaya. O benim gibi aradan bir yıl ara geçtikten sonra okumadı, şanslıydı… Tahmin edeceğiniz üzere bayıldı. Üzerinden kaç ay geçti bilmiyorum. Buluştuğumuzda kitap hakkında konuşmaya başladık. Kitabın sonunu nasıl unutur bir insan? İkimizin de hatırladığı şey birinin vurulduğu. Allahım yarabbim, nasıl aklımdan çıkabilir. Sinirlerim bozuldu bu konuşmadan sonra tabii. Geçenlerde Merve dedim ben seriyi tekrar okuyacağım bu yıl bitmeden. Yaptım da, bu yıl bitmeden seriyi tekrar okudum. Ve iyi ki okudum, bu kadar şeyi unutmuşken devam kitabını okusaydım ne anlardım bilemiyorum.
Bu kitap, Ignazio’nun ağzından anlatılıyor. Ben aynı hikayede kadının anlattığı hikayeyi erkeğin ağzından anlatılınca garip hissederim. Kötü hissederim. Asla öyle olmadı. Bu kadar güzel nasıl anlatılabilirdi bilemiyorum. Duygular, düşünceler, anlatım. Ignazio’ya özeldi. İlk kitabı bir kadının, bu kitabı bir adamın anlattığı belliydi. Müthişti.
Biliyorum okuyan herkes (herkes olmasa da herkes) Vitale aşığı oluyor. Bende aşıklarından biriyim ama romantikliğine ve sahipleniciliğine, düşüncelerine, olgunluğuna aşığım. Ve aklıma gelmeyen daha bir çok şeyine.
İlk kitapta, kitabın başlarında Karissa’ya yolladığı güller aklımdan çıkmıyor. Her erkek gül alır, Vitale’i ayıran gülleri gönderirken yazdığı nottu. Not aklımdan çıkmıyor. Problem çözerken sürekli aklıma geliyor. Çok kötü bir durumdayım… ‘Tanıştığımız her gün için bir düzine.’
Kafayım yedim bu notu gördüğümde. Krizim geçince ilk düşündüğüm şey ‘Neden bir deste değil?’ oldu. Sonra adamın asla azla yetinmediği geldi. Yeniden krize girdim. Evet, Vitale sizi böyle durumlara sokabiliyor. Zaten Karissa her ‘Neden ben?’ diye soruşunda ‘Neden sen olmayasın?’ deyişinden bile bir… nasıl desem romantiklik ve olgunluk akıyor.
Karissa üç yüz kilo olsam beni yine seversin değil mi? diye sorduğunda, gülümseyip 'severim.' diyen bir adam...
Edward Cullen'ın kim olduğu hakkında hiçbir fikri olmayan bir adam.
Karissa'ya her bakışında hissettiklerini okurken kafayı yedirten adam.
Ignazio çok fazla.
İlk defa eşofman giyip geldiğinde Karissa'nın verdiği tepkiye 'Bana asılıyor musun Karissa?' demesi... Gözlerimi yaşarttığı doğrudur. Bu kadar duygu dolu nasıl olabilir bir adam. Kafayı yedirtiyor.
Yaş farklarına bayılıyorum bu arada. Bana her düşündüğümde imkansız diye bir şey olmadığını hatırlatıyor. Karissa ve Naz’in arasındaki bağlantı beni şaşırtıyor ve dediğim gibi imkansızı imkansızlaştırıyor. Çok çelişkili. Ve güzel. Hayatta olabilecekleri, her olayı elinde tutamayacağını, yön veremeyeceğini çok güzel ele alıyor.
Ben Hell’s Kitchen’ı duyduğumda nasıl gülümsediğimi ilk kitapta yazmayı unutmuşum. Daredevil’a sevgiler diyorum. Aynı yerde geçmesi falan çok romantikti bana göre.
Film olmasını istiyorum demiştim ya, vazgeçtim. Dizi olmalı bu seri. Mükemmel olurdu. Harika ötesi olurdu. Ama nerde..
İtalya’dayken Karissa ve Naz arasında geçen şu diyalog hala yüreğimi yakıyor.
*“otel ne kadar uzaklıkta?”
“Yaklaşık bir buçuk kilometre.”
“Uff! Çok uzak.”
Arkamı dönüp sırtıma hafifçe vurdum. “Atla. Seni taşıyayım.”
“Sırtında mı taşıyacaksın?”
“Evet. Neden olmasın?”
“Bunun için fazla büyüğüm.”
“Kaç kilosun? Kırk falan mı? Yoksa kırk beş mi?”*
Şimdi ilk olarak ‘Atla. Seni taşıyayım.’ Diyişi, çok iyi ya. Nasıl belirteceğimi bilemiyorum. Taşıyabilirim ya da istersen taşıyayım değil. Atla. Taşıyayım. Çok hoş. Gerçekten hoş. Benim kalbim atmayı bıraktı.
Sonra kilosu hakkında fikir yürütmesi, Karissa’nın küçüklüğünden bahsetmesi çok güzeldi. Karissa’nın onun yanında kendini bebek gibi hissetmesinden bahsetmiyorum bile.
Sonra, bence en romantik jest Karissa’ya hiç sormadan gidip fotoğraf makinesi almasıydı. Beraber gezmeleri, Karissa’ya karşı gösterdiği sabır ve saygı.
İntikam konusunda yazara gerçekten hayran kaldım. Eğer yıllarca peşinde koşulan intikam alınmasaydı saçma olurdu. Ben saçma olduğunu düşünürdüm mesela. Her şey olması gerektiği gibiydi. Brandy’nin bile bir rolü vardı. Bir anlamı vardı. Ray’in sonu, geldiğinde yaşananlar. Karissa’yı serbest bıraktıktan sonra Karissa’nın geri gelmesi. Bu konu hakkında konuştuklarında ‘Bir seçenek istiyordum’ demesi.
Ignazio’nun yirmi yıl sonra neredeyse aynı olayı yeniden yaşayacak olması. Ignazio’nun babası, dedektif James… Ben özellikle dedektifle olan diyaloglarını falan çok sevdim. Çok profesyonelceydi. Profeyonelimsi mi demeliyim… Aklıma ‘Doktorumsu’ geldi.
Kitabın bu kadar akıcı olmasının nedeni kesinlikle çevirinin güzelliği. Arzu Altınanıt çeviriyi o kadar güzel yapmış ki, hiç sıkıntı çekmedim anlama konusunda. Zaten yanlış olan kelime olduğunu bile hatırlamıyorum. Yoktu. Kitapta yanlış olan hiçbir şey yoktu.
Ben seriye olan sevgimi daha fazla anlatmak, alıntı eklemek, istiyorum ama bir yerden sonra içimdekileri yazamıyorum.
Sadece o kadar ergen kurgusu arasından bu seriyi okuduktan sonra saçma sapan aşk kitaplarını nasıl okuyabilirim? (sene 2019 hala okuyorum saçma sapan şeyler..)
Ignazio gibi düzenli, takıntılı, sabırlı olmak dileğiyle…
480 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Etkileyici filmlerden biri olan leon'u çoğumuz biliriz. Orada başroldeki karakterin zıt duygularının anlatımı beni çoook etkilemişti. Bu kitaptada o kadar etkilendim.
Bir katil, bir canavar, ruhsuz bir insan... Ne kadar sever? Sevsede bazı şeylerden vazgeçebilir mi?
Hem canavar hem kahraman olmak mümkün mü? Bir insanı hem canından çook sevip hemde onun canını en çook yakan sen olabilir misin?
Kendinin canavar olduğunu bilip sevdiğine zarar vereceğini bilerek yinede onunla kalır mısın?
Bir katilin hem iğrenç hemde sevecen duyguları...
Duygulardaki zıtlıklar çoook güzel anlatılmış. Öyleki kitaptan nefret mi etmem beğenmem mi gerektiğine zor karar verdim.
480 syf.
·5 günde·8/10
Bana göre kitabın yarısı benim için olumsuzdu. Fazla iç ses, az hareketlilik ve Karissa-Naz arasındaki sorunlarda herhangi bir ilerleme görmedim kitabın ilk yarısında. Kitabın 2. yarısını ise okumaktan oldukça zevk aldım.

Kitapta hoşlanmadığım diğer bir kısımsa Naz'ın çok fazla "Haa" demesiydi. Bir iki kelime daha gözüme çarpmıştı ama şu an hatırlayamıyorum.

Aslında bir kitapta iç ses gereğinden fazla ise, o kitabı okumak benim için işkenceye dönüşür ve o kısımları çabucak geçerim. Denildiği gibi, bu kitapta da fazla iç ses var ama o içi ses olmasaydı kitap baya boş bir şey olurdu. Ben o iç ses sayesinde Naz'ın kişiliğini ve psikolojisini daha iyi kavradım.

Karissa aynen bıraktığımız gibi, yine her şeyi oluruna bırakmış bir vaziyette, dünyadan bir haber dolaşıyor. Fakat Naz'ın gözüyle bakılınca Karissa'ya o kadar da gıcık kapmadım kitapta. Yani eh'lik bir karakter şu anda Karissa benim gözümde.

2. kitabın dili benim için daha güzeldi. Beğendiğim bir sürü cümleler vardı.

Bu kitabın puanı Goodreads'ta baya yüksek. Yaklaşık 4.30 civarlarında. Bizdeki yorumlarla Goodreads'taki yorumların fazla uç noktalarda olması baya şaşırtmıştı beni başta. Sonra bunun kültür farkından kaynaklı olduğunu düşündüm. Bize göre, ortada bir sorun varsa tamamen olmasa da onu çözecek bir yöntem vardır. Ve romantik kitaplardaki problemli erkek karakterler bir şekil bunun üstesinden gelir. Bu kitapta ise Naz'ın sorununa çözüm yok gibiydi. Daha doğrusu kitabın sonuna kadar bize yansıtılan bu oldu, Naz sonlara doğru kendimi düzeltmeye çalışacağım diye Karissa'ya sadece söz veriyor. Emin değilim ama 3. kitap çıkabilirmiş gibi geliyor bana bu durumdan dolayı.

Seriyi okumak isteyenler için söylüyorum. Bu seri kesinlikle bir aşk romanı değildir. Psikolojik ve gerilim tarafı daha ağır basan bir seri. Eğer romantizm okumak istiyorsanız istediğinizi verecek bir roman değil, haliyle sizleri de fazlasıyla hayal kırıklığına uğratacaktır. Eğer dediğim yönlerden bakarsanız hoşunuza gidebileceğini söyleyebilirim.

http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/...i-canavar-yorum.html
480 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
"İnsanlar hata yaparlar. Bazen hoşuna gitmeyen, senin yapmayacağın şeyler yaparlar. Ama bu onlardan vazgeçmen, o insanları hayatından çıkarman gerekiyor anlamına gelmez. Çünkü nefes aldığı sürece herkes için hala bir umut vardır."
480 syf.
·2 günde·8/10
Canavar serisinin ilk kitabından pek memnun kalmadığım için serinin 2.kitabına başlamadan uzun bir ara vereceğimi söylesemde ne diyebilirim dayanamadım ve 2. kitaba başladım ve açıkçası iyikide başlamışım 2.kitap Ignazio'nun ağzından anlatılıyor ve ne yalan söyleyeyim erkek karakterin ağzından anlatılan okuyup beğendiğim nadir kitaplar arasına girdi "Ruhumdaki Canavar".Yazar kitapta geçen bazı sahnelerde dersine iyi çalıştığı belli oluyordu.İtalyada ikamet etmiş biri olarak italyan ve italyayı içeren sahnelerde "Vay be!" dedim çünkü analizleri tam isabetti hele bir sahne vardıki hiçbir kitapta böylesine kahkaha atmamıştım ! "Bravo!" dersem okuyanlar kastettiğim sahneyi anlar sanırım..Bir diğer konu Ignazio namı değer Naz'ın karakterinin çok sağlam kaleme alındığı, ilk kitapta Karissada tanık olduğum karaktere zıt düşen saçma davranışlar Nazda kesinlikle yoktu.Naz gerçektende söylendiği gibi neyse oydu...Sertti, kararlıydı ve en çok hoşuma giden hayatındaki ironilerle barışık değildi ve bu onu mizahi açıdan okunması çok keyifli hale getirdi benim için.Değinmek istediğim son konu kitapta feci yazım ve imla hatası olduğu hatta birkaç hata yüzünden anlam kaymaları bile vardı fakat genel olarak ilk kitabına nazaran çok daha başarılıydı ve beni kendine ikna etti.Seriyi bitirmeyi kesinlikle düşünüyorum.
480 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Acı yok olmaz. İstediğin kadar umursama, derinlere itmeye çalış ya da bastır ; istediğin kadar yokmuş gibi davran, yine de oradadır. Karanlıklara gizlenip, derinlere saklanıp, öfke ile beslenerek orada durur ve tekrar ortaya çıkıp kontrolü ele geçireceği günü bekler.
Hayır, acı yok olmaz. Asla. Çünkü acı, senin bir parçan haline gelir. ▪
Gözlerindeki Canavar'ın devam ve son kitabı olan Ruhumdaki Canavar bugün bitti.. Aslında dün gece bitirecektim ama kıyamadım desem yeridir. Biraz daha bitmesin istedim resmen. Yorumumu bekleyen bir kaç dost vardı.. Başlayıp başlamamak da kararsız kalanlar vardı. Kesinlikle başlayın derim ! Harikaydı. Ruhumdaki Canavar'ı Naz'ın ağzından okuyoruz. Olaylar kaldığı yerden soluksuz devam ediyor. Karissa her şeyi öğrenmesinin ve yaşadıklarının üzerine hâlâ Naz'ın yanında kalıyor. Ama bunun bir sebebi var. Zaten sadece fiziken oradaydı. Ne konuşuyor, ne gülüyor ne tepki veriyordu. Bunları yapması için bazı şeyleri sindirmesi gerekiyordu ve Naz bunun için gereken zamanı Karissa'ya verirken kendi işlerini halletmeye devam etti. Ama Naz'ın söylemeye çekinmediği, korkmadığı ve hatta bundan gocunmadığı bir şey vardı ; "Ben bir canavarım, ben iyi bir adam değilim." .. Evet, Naz belki bir canavardı ama bu onun derinlerindeki iyi adamı yok etmeye yetmemiştir belki. Belki de yok etmiştir.. Tek bir şey doğruydu ; intikam alınmadan bu iş bitmeyecekti.. ! ▪ Kitap final yapınca üzüldüm açıkçası. İlk kitabında Naz ve Karissa arasındaki yirmi yaş farkını garipsemiştim ama bu kitapta yaş farkını hiç hissetmedim hatta unuttum desem yeridir. Çünkü Naz'ın davranışları kesinlikle daha inceydi. Daha yirmilikti belki de.d Bence 2015 yılının en güzel @yabanciyayinlari kitapları arasındadır bu seri ! Benim için öyle en azından. Biraz cinssellik içerir.. Kesinlikle çok sürükleyici bir seri.. Okumayanlara, aklında kalanlara tavsiye ederim ve bekletmeyin derim..
480 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Gözlerindeki Canavar'ın ikinci kitabı olan Ruhumdaki Canavarı bitirmiş bulunmaktayım ve hafif bir hayal kırıklığım var bunun sebeplerinden biri olaylar sündürülerek anlatılmış, çoğu sayfanın gereksiz olduğunu söyleyebilirim. Sırf sonunu merak ettiğim için (bazı sayfaları atlayarak.) okudum iyiki de okumuşum, tüm olaylar son sayfalara sıkıştırılmış da olsa beklediğime değdi. Hatta şaşırdığım bi' kaç yer bile oldu. Şöyle baktığımda kitapla ilgili tek rahatsızlığım buydu. Ruhumdaki Canavar Vitale'in gözünden anlatılmıştı ki bence kitaba durgunluğu veren en büyük sebep buydu Karissa'nın karakteri hakkında yine genel kanıda bulunamadım, önce ki yorumda da dediğim gibi çok.. Standarttı. Esas mevzu İgnazio idi. Ona karşı hislerimde değişmedi hep nefret etmekle sevmek arasında kaldım o yüzden Karissa ne hissediyor çok iyi anlayabiliyorum. Konusuna gelirsek; Gözlerindeki Canavar'da kapanmayan meseleler vardı ve bu mevzuların bu kitapta kapanmasını bekliyordum ve çoğu şey de beklediğim gibi oldu. Bir kaç şaşırtmalı yer haricinde çok bi olay yoktu kitapta vasat kelimesini kullanmak istemiyorum ama olaylar o noktaya doğru gittiği için yorumumu burda kesiyorum. Sevgiyle kal..
Kitaba puanım:3.5/5⭐️⭐
480 syf.
·Beğendi·10/10
Naz size ne cenneti,nede cehennemi vaat ediyor,onun size sunduğu tek şey Araf,çünkü onunla olmak tıpkı Araf'ta olmak gibi ....

Gerçek Naz'a ulaşmak için çok derinlere bakmak gerekiyor,bir yanınız onun derinliğinde kaybolmak isterken,diğer yanınız son hızla kaçmanız gerektiğini fısıldıyor :)

ilk kitabın finali tam bir kırılma noktasıydı,ve bu bize ikinci kitapta gerçek Naz'ı tanıma fırsatı verdi,yaşananları onun ağzından okumak güzeldi,soğukkanlı acımasız bir katilin kendisiyle yaptığı iç hesaplaşması Naz'a farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor...

Naz gerçekten soğukkanlı bir katil,öldürdüğü insanların gözlerine bakarken kılı kıpırdamıyor,son yirmi yılını iki şeye adamıştı,ölen eşi ve doğmamış bebeğinin intikamını almanın yanı sıra Ray'e hizmet etmek, Ray ölen eşinin babası ve onu genç bir adamken yanına alıp katile dönüştüren kişi..

Naz ilk kitapta Karissa'ya aşık olduktan sonra ki olmasa ne güzel olurdu :) geçmişini sorgulamaya başlıyor,yıllardır görüşmediği ailesiyle bağlantı kuruyor yada kurmaya çalışıyor diyelim,yalnız bu arada işlediği cinayetlere yenilerini eklemekten de geri kalmıyor....

Karissa ilk kitaptaki kadar soğuk ve sevimsiz,yaşı gereği olsa gerek çocukça hareketleri çoktu, yetişkin gibi konuşmaktan aciz, kitabın yarısı boyunca triplerinden fenalık geldi :), kız ne aşkını ne tutkusunu yansıtamıyor, o sıcaklığı hiç bir satırda hissedemedim..

Naz bu kitapta da can almaya devam ediyor demiştim ama kendisi de ölüme yakın bir deneyim yaşıyor,ve bunun karşılığında aldığı canlardan birinin ucu Karissa'ya dokunuyor..

ilk kitaptan daha çok sevdim ikinci kitabı,ital'ya seyahatleri güzeldi,özellikle bu tatilde yaşanan yetişkin içerikli sahnelerin Naz'ın sert ve acımasız karakterini tam anlamıyla yansıttığını düşünüyorum :))
480 syf.
·7/10
Serinin ikinci kitabı olduğu için tamamlamak adına okuduğum bir kitap. Ama dediğim gibi siz yinede bir şans verin. Çünkü ben bunu not ettim ve biraz aradan sonra tekrar okuyacağım kitaplardan biri. :)
480 syf.
·5 günde·8/10
2.kitap için sabırsızlığım vardı aslında. Kurgunun nasıl ilerleyeceğini merak ediyordum. İlk kitap epey tartışma yaratmıştı. Ben kurgusunu beğenmiştim. 2.kitap erkek karakter Ignazio Vitale'nin ağzından anlatılıyor. Kitabın yarısına yakın kısmı beni sıktı. Yalnız yazarın erkek karakteri yansıtma becerisini beğendim. Sonuçta sorunlu bir karakter ve beyninin içini açıp, ruhunu okura anlatmak maharet ister ve yazar bunu bence başarmış. Serinin devamını merak edenlere önerebilirim ama psikolojinizin sağlam olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ben hastalıklı birini inceliyormuş gibi hissettim. Sonlara doğru yazar ilk kitapta yaptığı gibi heyecan katmış hikayeye. Eğer o heyecan olmasaydı kitap benden 3 puan alacaktı. Yaşınız ve bilginiz yetersiz ise bu seriye hiç girmeyin. 18 yaş altı okurlara önermiyorum kesinlikle. 3.kitap beni cezbetmiyor şimdilik, konusuna baktım ve merak uyandırmadı. Tabii bu benim naçizane fikrim. Karar her zamanki gibi özgür iradenizin.
480 syf.
·2 günde·4/10
İlk kitaba yorum yazmakta çok zorlanmıştım, bu kitapta da çok zorlandım. Anca üzerinden haftalar geçtikten sonra yorumumu yazabildim. Çünkü kitap hakkında ne düşünmem gerek anlamadım.

Karissa'yı zihni boş bulmuştum. Bu yüzden Naz'ın anlatımı iyi geldi. Derken fark ettim ki Karissa benim için hala soru işareti. İlk kitabın sonlarına doğru heyecan geldiği için bu kitabın daha hareketli geçmesini bekliyordum, tam tersi oldu. Naz'ın yaptığı bazı şeylerle ilgili gerçek dünyada olabilme ihtimali ne kadar diye düşünmeden edemedim. İletişim kopukluklarını da hadi bir kenara atıyorum ama eğer Stokholm sendromu bu değilse ne bilmiyorum:

**** SPOILER**** Naz Karissa'nın annesini öldürdü ve Karissa kısa bir süre sonra onu affetti. Annesiz yaşayabiliyor, Naz olmadan yaşayamıyor mu? Pek bir önemi yok da hadi annesi ile araları iyi değildir, ondan uzak büyümüştür filan bir derece anlarım. (Mesela babasının durumu gibi) Öyle de değildi ki. Bu olayı nereye sıkıştırayım, hangi akıl mantık bunu kabul eder/görmezden gelir?
**** SPOILER SONU****

Kişisel olarak rahatsızlık duyduğum şeyler de vardı. Tabii bunu Naz'ın kişiliğine uyduğunu düşünsem kitapla ilgili bir sorun olarak görmezdim. Yine de yukarıdaki büyük sorunun yanında ufak ayrıntılara girmeye hacet yok.

İnsan hayatına gram değer vermeyen, cinayetten zevk alan bir katilin ve o katile sevdiklerini de öldürmesine rağmen 'aşık olan' bir kızın hikayesi nasıl olabilirse öyle bir kitaptı.
480 syf.
·4 günde·8/10
Bu kitap, ilkini nazaran daha da iyidi; hem kurgusal olarak hem de dil olarak. Kitabı beğendim, güzeldi. Bir adamın, bu kadar güzel sevip hem de sevdiğini bu derece yıpratabilmesi gerçekten şaşkınlık vericiydi ama genel olarak bakarsak daha önceden sevdiği kadınında intikamını almak için verdiği uğraş konusunda onu anlıyor ve destekliyorum. Bir insanı seversin, değişirsin ama bu, bazı şeyleri değiştirmez ve belki de değiştirmemelidir de. Karissa açısından bakarsak onu da anlıyorum ve bu sebeple ilk kitaptaki tepkisizliğine kızmıştım ama gördüm ki bu kitap da davranması gerektiği gibi davranmış; buna sevindim. Geçmişin gerçekten geçmesi için, açık kalan hesaplar kapatılmalıydı ve bu konuda gereken ilerleme kaydedildi bence. Iki karakterde duygusal ve karakteristik olarak gelişim göstererek birbirlerinin çevresinde, aşklarında yoğruldular.

Naz, geçmiş hesabını kapatmak isterken, aşkın ve aile bildiği insana sadakati arasında kalmıştır. Naz'la ilgili yeni bilgiler edinirken ortaya çıkan yeni durumlarla birlikte, kaçınılmaz olan her şey bir bir gerçekleşir ve sonuç, oldukça ağır durumları beraberinde getirir.

Aşk söz konusu olduğunda insan, hep kendinden beklenmeyi yapar. Naz da, Karissa da aşkın kıskacında debelenirken gerçek hayatın acımasızlığından da haklarına düşeni alırlar. Güven bir ilişkide en önemli şeydir ama bu kitapta kesinlikle ikinci plandaydı. Intikamla gelen aşkta bu kaçınılmazdı. Gerçekten ikisi içinde bu aşk bir cesaret işiydi. Kitabının sonunu beğendim ve bu doğrultu da üçüncü kitapta neler olabilir merak ediyorum.
İnsanlar hata yaparlar. Bazen hoşuna gitmeyen, senin yapmayacağın şeyler yaparlar. Ama bu onlardan vazgeçmen, o insanları hayatından çıkarman gerekiyor anlamına gelmez. Çünkü nefes aldığı sürece herkes için hala bir umut vardır.
Sırlar tuhaf şeylerdir. Kendinize saklarsınız; başka kimsenin duymadığı gizli düşüncelerdir. Ruhunuzun en derin kısımlarını kendinize saklayıp insanların sadece yüzeyi görmesine izin verdiğinizde diğer kişilerin size yaklaşması, sizi yakından tanıması zordur.
Tek başına olmaktan daha kötü şeyler vardır.
Tek başına değilken yalnız olmak.
J. M. Darhower
Sayfa 389 - Yabancı
Uykusuzluk, karanlık çökünce gizlice bana sokulan, ortama huzur katmaktansa huzursuzluk veren bir fahişeydi.
Ölümde büyüleyici bir şeyler vardı. Sanırım huzur veriyordu. Yaşamın acısı,işkencesi, mücadelesi önemli değildi. Nasıl olsa herşey sona ermek üzereydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Torture to Her Soul
Alt başlık:
Monster in His Eyes #2
Baskı tarihi:
29 Eylül 2014
Sayfa sayısı:
395
Format:
E-kitap
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Torture to Her Soul (Monster in His Eyes #2)
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
J. M. Darhower
Baskılar:
Ruhumdaki Canavar
Torture to Her Soul
Don't say it unless you mean it…

It's a simple concept, one I've said time and again, but something people don't seem to comprehend. You should choose every syllable carefully, because you never know when somebody will hold you to your word.

Somebody like me.

I'm not a good man. I'm not. I know. I have enough darkness inside of me to rid the world of every stitch of light. But there's one I could never harm, one light I couldn't bring myself to snuff out.

Karissa.

She thinks I'm a monster, and maybe I am. I taunt her with my touch, get a thrill out of torturing her soul. But I'm not the only one. The world is full of monsters, and I'm not the most dangerous one out there.

Not even close…

God help me, I love her.

I do.

And God help anybody who tries to take her from me.

AUTHOR'S NOTE: This book is intended for a mature audience only, due to some dark and erotic content.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 6 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0