Tren Burdan Geçmiyor

·
Okunma
·
Beğeni
·
916
Gösterim
Adı:
Tren Burdan Geçmiyor
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
255
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107611
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Tren Burdan Geçmiyor
Tren Burdan Geçmiyor
Sevinç Çokum, Tren Burdan Geçmiyor'la yakın zamanların romanları dizisine belki bütün eserleri içerisindeki en farklı metnini ekliyor. Medya dünyasından, inandığı doğruları bırakmamak için direnen Nüzhet Fermanlı, yeni yetişen tutkulu genç gazeteci Aysan, varlığını kurallara sıkışmış toplumun bir yerlerinden çıkarmaya çalışan seramikçi kız Simay ve 'abukizm' felsefesinin temsilcisi sokak şairi Sonsuz…

Bu İstanbul romanında Çokum, önceki anlatım yöntemlerinin dışına çıkıyor, yaşadıklarından esinle değişen şehri ve hayatı kayıtlardan bağımsız, özgür bir dille ortaya koyuyor. Eski Anadolu Türkçesine gönderilen selamlar ve ironik unsurlar bir arada. Yer yer mizahla örülü anlatı incelikleri, iğneleyici, dokunduran ögelerse hem tok sözlü tespitlere zemin hazırlıyor hem de okumayı keyifli kılıyor.

"…Aysan daha sonra Kadıköy'de kilise çanlarına açık bir Ermeni evinde tek başına yaşamaya koyulmuştu. Bunları bir çırpıda anlatmıştı; Anadolu yakasının ağaçlarının daha konuşur gibi olduğunu, ezan sesi kadar çan sesinin de İstanbul'a yaraştığını, en çok da kiliseden o civara yayılan org sesinin tutkunu olduğunu, anlatmıştı."
(Tanıtım Bülteninden)
255 syf.
·5 günde·10/10 puan
Sevinç Çokum'un bu çok güzel yazılmış eseri yazarın artık hikâye ve romanlarında tadına alışmaya başladığım bir lezzetle yaratılmış karakterleriyle dikkat çekiyor. Yazar karakterlerine incelikle, yumuşak bir üslûpla yaklaşıyor; gerçek hissi vermesi için süre veriyor, kendi rengini alması için zaman tanıyor, yer açıyor. Kitap ilerledikçe Nüzhet, Aysan, Simay, Sonsuz, Işıltı ve diğer karakterlerle karşımıza her biri kendi gerçekliğini taşıyan, kendi cümlelerini kurabilen, yazarın kesinlikle başarıyla ve kalemine çok yakıştığını düşündüğüm bir maharetle yaratabildiği gerçek insanlar çıkıyor. Yazar karakterlerinin psikolojisini önemseyerek onların yaşayışlarını hislerine yoğunlaşarak anlatıyor, kitapta yaşanan olayların sayısı az olsa bile olayların psikolojik yansımaları çok ve bütün karakterler kitabın başına kıyasla başka noktalarda, başka şeyler hissederek ve hatta kendi hayatları ya da hayatın kendisi hakkında, hayattaki duruşları hakkında yeni tecrübeler edinerek, yeni sonuçlara ulaşarak bitiriyorlar kitap ömürlerini.

Sevinç Çokum keşke daha çok okunsa. Özal döneminin Türkiye'ye bıraktığı miraslardan olarak bir anda köşeyi dönen, güce tapınan, kendi menfaatleri için her bir yöne dönüp duran insanların arasında sağa sola savrulan ya da dik durmaya ve eğilmemeye çalışan bir avuç insanın hikâyesi Tren Burdan Geçmiyor. Mutlaka öneriyorum.
255 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Tren Burdan Geçmiyor, gazetecilik değerlerinin yitişini ve gazeteci Nüzhet Fermanlı’nın bu değişim karşısında benliğini korumak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Nüzhet Fermanlı, zamanın adiliği karşısında kendini korumaya çalışıyor. Esen rüzgâra ayak uydurmaktansa üşümeye razı bir eski zaman insanı. Yalakalar güruhuna girmektense azla yetinip onurunu korumayı seçiyor. Geçmiş-bugün, onur-onursuzluk, masumiyet-kirlenmişlik, sokak-sıcak yuva çatışmaları kitabın bütününe yayılıyor. Romanda çatışmanın temeli de gazetecilik ahlakı ve ahlaksızlıkları üzerine kurulmuş. Nüzhet’ten öğüt alan ama minnet duygularını çabuk unutan genç gazeteci Aysan Güçal yükselmek işin ahlaki değerlere basmaktan ve hayatta güzel olanları harcamaktan geri durmuyor.
Romanda İreni, Nüzhet’in gençlik aşkı ve hayallerinin yansımasıdır. Nazenin ise Nüzhet’le bir ilişki yaşamaktadır ama bu biraz çıkara dayalı bir Sevda görüntüsündedir. Nitekim Nüzhet gazeteden çıkınca Nazenin de hayatından çıkar. Simay ise Aysan’ın belki masum tarafını oluşturabilecek bir sevgilidir. Ancak Aysan Işıltı’nın dünyasına kapılır. Bu da çıkara dayalıdır. Nüzhet, yaşlılığında İreni’yi tekrar görür ancak ateş sönmüştür. Hayalin cazibesi kalacaktır Nüzhet’e. Aysan, Nüzhet’in yakın arkadaşı Süsen Divitçi sayesinde Sonsuz adlı sokak çocuğunu tanıyacak ancak işler kederli bir durum alacak en sonunda. Simay da gitmeyi seçenler arasında yerini alacak. Özetle Tren Burdan Geçmiyor, treni kaçıranların romanı. Yitirilen sevgiler, değerler; yok olan eski İstanbul anlatılıyor romanda. Ayrıntısı ve kahramanı çok olan bir roman. Ayrıca güncelliğini koruyan konusuyla ve akıcı üslubuyla hayranlıkla okutuyor kendini.
Abukizm felsefesi/akımı ilk olarak bu kitabında yer almış Sevinç Çokum’un.
Dil kullanımı, yeni kelime keşifleri ve birbirinden farklı birkaç konuyu bir araya getirişi yazarın farklılığını ve üstünlüğünü ortaya koyuyor. Çiçekleri, kokuları, sokakları, insanlarıyla bir hayatı sunuyor bize Çokum. Yine müthiş bir roman okudum.
255 syf.
·2 günde·8/10 puan
“ Tren Burdan Geçmiyor” Sevinç Çokum’un 10.Romanı.

Özellikle tanınmış gazeteci ,ilkelerine sıkı sıkıya bağlı Nüzhet Fermanlı üzerinden medyadaki çıkar ilişkilerini, medya patronların sürekli değişen ve gündeme ayak uydurma çabalarını bizlere aktarıyor.

Diğer önemli kahramanımız Aysan üzerinden de geleneksel erkeğin kadına bakış açısını, aşkın sadece cinsellikten ibaret sanan erkeklere müthiş bir eleştirisi ni görüyoruz.
Bir nevi iki kahramanı karşılaştırarak bize Nüzhet gibi işine bağlı,düşüncelerinden taviz vermeyen kişilerin zor durumda kaldığını fakat düzene ayak uyduran ,düzenin istediği gibi hareket eden Aysan’ın daha çok tanındığını eleştirel bir gözle anlatmıştır.
255 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Eserin ilk sayfalarını okuduğumda Nüzhet Fermanlı karakteri üzerinden günümüz medya dünyası hakkında bir kurgu okuyacağımı sandım. Kurgu dediğime bakmayın anlatılanlar oldukça gerçek aslinda. Ancak sayfalar ilerledikçe zenginleşen bir metinle karşılaştım. Her biri birbirinden farklı ama yolları bir yerde kesişen karakterlerin değişimlerini okurken arka planda İstanbul'un değişimini de okudum. Hem de zengin bir dille...
.
Nüzhet Fermanlı eski kuşak gazetecilerden. Bildiğinden şaşmayan, her durumda doğruları söylemeyi kendine şiar edinmiş, dik duruşlu bir gazetecidir. Aysan ise hırslı, meslekte ilerlemek isteyen genç bir gazeteci. Nüzhet'i kendisine idol olarak görüyor. Hayalleri olan ve yolu Aysan'la kesişen Simay, Nüzhet'in sevdiceği İreni, Sokak çocuğu Sonsuz ve abukizm felsefesi...
.
Mekan olarak İstanbul var. Beyoğlu, Beşiktaş, Cezayir Sokak, biraz Büyükçekmece... Buralar, geçmiş ve bugün kıyaslanarak verilmiş. Ellili, altmışlı yıllardaki Türklerin, Rumların bir arada yaşadığı Beyoğlu ile günümüzde Güneydoğuluların yerleştiği Beyoğlu... Meyhaneler... Meyhanelerde söylenen şarkılar...
.
Aşklar var bir de. Hoyratça yaşanan günümüz aşklarıyla araya mesafeler girse de hatırdan çıkmayan aşklar kıyaslanıyor. Nüzhet'in Simay ve Işıltıy'la yaşadığı ilişkilerle Nüzhet'in İreni aşkı olaylara farklı bakmamızı sağlamış.
.
Ve tinerci çocuklar... Bu sokak çocuklarından biri olan Sonsuz... Yazdığı şiirlerle, farklı düşünceleriyle "Abukizm" felsefesinin somut hâli Sonsuz...
.
Yazarın dil konusundaki hassasiyetini de biliyoruz. Bu kitabta "Kullandığımız dile katkı için Eski Anadolu Türkçesi metinlerinden seçtiği bazı sözcükleri" de kullandığını söyleyelim.
.
Önümüze çok güzel bir tablo çıkarmış Sevinç Çokum. Farklı renklerle bezenmiş ama bir bütünlük ve güzellik barındıran bir tablo. Kalemi daim olsun.
255 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Tren Burdan Geçmiyor, Sevinç Çokum. 251 sayfa 2014 kapı yay.
Edebiyatçı dostların önerdiği, Sevinç Çokum'un okuduğum ilk eseri. Eseri okumazdan önce eserin ismi üzerinde epeyce bir düşündüm. Sadece bu isim üzerine bile sayfalar dolusu öykü, anlatı yazılabilirdi. Eserin konusu, yabancısı olmadığımız basın ve yayın dünyası. Kurgu, hoş. Eserin yazımında, zengin Türkçemizin tüm olanaklarından yararlanılmış. Sözcükleri, cümle yapılarını ve imgeleri kullanım konumlarını çok beğendim.
1943 yılında İstanbulda doğan yazar, İstanbul Ün. Edebiyat Fakültesi T. Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmiş, kısacası eserinde, aldığı eğitimin hakkını fazlasıyla vermiş denebilir.
Mekan eski İstanbuldur. Sokaklarda Rum, Arnavut, Çingene, Boşnak, Anadolu insanları kaynaşmıştır. Aralarında aşklar ayrılıklar yaşanmış, yüreklere gömülmüştür. Nüzhet Fermanlı kendini yetiştirmiş, medya dünyasında inandığı doğruları bırakmayan bir gazetecidir. Yeni yetişenlere örnek olarak gösterilir ve deneylerinden yararlanması istenir. Genç gazeteci Aysan'a medya dünyasının girdisini çıktısını anlatmaya çalışır. Aysan heyecanlı, hırslı, kariyer peşinde birisidir. Toplumun kurallarını göz ardı etmek ister. Nüzhet gazeteden uzaklaştırılır, yönetim Şapka adında bir dergi çıkartmasını uygun görür kısa bir süre sonra oradan da ayrılmak zorunda kalır. Aysan ise "Sonsuz" adında sokaklarda yaşayan bir çocukla televizyon röportajı gerçekleştirmek ister.
.
Böyle yitik değildi eskiden
Çıkardı karşınıza olmadık bir yerde
Upuzun bir tren
El sallardınız
Hiç görmediğiniz yüzlere
Öylesine bizden...
"Ben geçmişi o kadar fazla düşünmem" diyor.
"Neden"? "
" Ne var geride? Bir sürü naftalin kokulu şey, hadi biraz insaf edeyim, lavanta kokulu şey. Geçmiş bizi hep sorgular biliyor musunuz? Yakamızdan tutar, silkeler ikide bir. Onun için ben yaşadığım anlara bakarım. Her biri geride kaldıkça bana göre anlamını yitirir. Güneşin batması gibi. Güneş gider, gün biter. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tren Burdan Geçmiyor
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
255
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107611
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Tren Burdan Geçmiyor
Tren Burdan Geçmiyor
Sevinç Çokum, Tren Burdan Geçmiyor'la yakın zamanların romanları dizisine belki bütün eserleri içerisindeki en farklı metnini ekliyor. Medya dünyasından, inandığı doğruları bırakmamak için direnen Nüzhet Fermanlı, yeni yetişen tutkulu genç gazeteci Aysan, varlığını kurallara sıkışmış toplumun bir yerlerinden çıkarmaya çalışan seramikçi kız Simay ve 'abukizm' felsefesinin temsilcisi sokak şairi Sonsuz…

Bu İstanbul romanında Çokum, önceki anlatım yöntemlerinin dışına çıkıyor, yaşadıklarından esinle değişen şehri ve hayatı kayıtlardan bağımsız, özgür bir dille ortaya koyuyor. Eski Anadolu Türkçesine gönderilen selamlar ve ironik unsurlar bir arada. Yer yer mizahla örülü anlatı incelikleri, iğneleyici, dokunduran ögelerse hem tok sözlü tespitlere zemin hazırlıyor hem de okumayı keyifli kılıyor.

"…Aysan daha sonra Kadıköy'de kilise çanlarına açık bir Ermeni evinde tek başına yaşamaya koyulmuştu. Bunları bir çırpıda anlatmıştı; Anadolu yakasının ağaçlarının daha konuşur gibi olduğunu, ezan sesi kadar çan sesinin de İstanbul'a yaraştığını, en çok da kiliseden o civara yayılan org sesinin tutkunu olduğunu, anlatmıştı."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 47 okur

  • Onur sayılkan
  • Jalee
  • Seher Yerlikaya
  • Münevver Kandemir
  • Yunus ÇİNÇİN
  • Mutlu Özçelik
  • sbldyl
  • Efsun Aktay
  • Berna Karakaya
  • Arzu Polatkan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (3)
9
%8.3 (1)
8
%25 (3)
7
%0
6
%16.7 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%8.3 (1)