Adı:
Troilos İle Kressida
Baskı tarihi:
Ağustos 1993
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754182248
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Troilos and Cressida
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Troilus ve Cressida
Troilos İle Kressida
Troilos ile Kressida
Troilus ve Cressida-Cymbeline
Shakespeare'in1601-2 yılında yazdığı ve ilk kez 1609'da basılan "sorun oyunları"ndan biridir. Ünlü oyun yazarı bu oyununda ortaçağda çeşitli şairlerin, özellikle de Chaucer'ın, işlediği bir aşk öyküsü ile Homeros'tan beri çeşitli şairlerin ele aldıkları Troya Savaşı'ndan esinlenmiştir. Bu oyun onun aynı zamanda şövalyelik çağınını yerini siyasal gerçekliğin aldığını, eski düzenin ülkülerine bağlı görünenlerin iki yüzlü tutumlarıyla toplumsal kargaşaya yol açtıklarını başarıyla sergilediği acımasız bir yergidir.
Troilos İle Kressida bu özellikleri yüzünden iki büyük dünya savaşıyla siyasal ve ahlaksal bunalımların yoğunlaştığı yüzyılımızda yeniden güncellik kazanmış, İngiltere'de ve öbür Avrupa ülkelerinde sık sık sahnelenmiştir.
167 syf.
·7 günde
Ah, zavallı sadakat!...
Bilseydin! Șanına leke sürülecek, var olur muydun, insanların dünyasında.
Hani, nerede kaldı! Senin adına verilen vaatler, kanla mühürlenen yeminler...
Nefsine hakim olan insan bulmak zor! Kimin eli kimin cebinde, belli değil!

Kabul ediyorum, zavallı bir insanım, değil mi!
Yaşadığımız çağ malum. "Zaman böyle!" diye, sarf edilen bir cümle herkesin dilinde. Bilinenin aksine bütün kabahatler zamana ait, insanlar masum. Halbuki özünde kaypak ve dönek olan bir insana, zaman ne yapsın, yaşananlara seyirci kalmaktan başka.

Demem o ki, hiç kimse ihanetini zamanın arkasına sığdırmasın!...
Kendi namussuzluğunu, allayıp pullayıp zamana yaftalamasın!...

"Her şafak elinde feneri olan hırsız gibidir, ömründen çalar." der, İskender Pala.
Bilmezler ki ihanet edenler, ömürlerini heba eder bir anlık şehvet uğruna!...

Edebiyatı telaffuz ederken, düşünsel bağlamda bir başkaldırı ve entelektüel bir mücadele aracı, deriz de, fikirlerimizi aktarırken kelimelerin desteğine ihtiyaç duyarız, zaman zaman da olsa! Tıpkı incelemeye başlarken, sadakatsiz birlikteliklere olan isyanım gibi...
Shakespeare de eseriyle atıfta bulunur özellikle, eşlerini aldatan sadakatsiz kadınlara.

"Ah, bu çapkın yosmalar! Boyuna dil dökerler;
İnsan daha onlara yanaşmadan, kollarını açarlar;
Önlerine gelen her çapkın, gözlerinden
Bütün düşüncelerini okur.
Bunlar her isteyenin kucağına düşüveren,
Şehvete oyuncak olan kızlar."

Zannetmeyin ki bu atmosfer de sadece kadınlar ihanet eder; en az erkekler de, kadınlar gibi ihanet etmeyi sever!...

Troilos ile Cressida'nın aşk hikayesi, Ortaçağ ve Rönesans'ın en meşhur aşk masallarından biri. Hikayede Troilus, Cressida tarafından terk edilerek acı ve keder içinde kalır. Tıpkı Yunan mitlerine efsane olan Helen'in, Melenaus ile evliyken Truva'lı Paris'e kaçtığı gibi...

Shakespeare'in eserlerini kategorize ederken komedya, tragedya ya da traji-komedya olarak tasnif ederiz. Fakat bu eseri tasnif etmek zor, hatta neredeyse imkansız!
Eser komedya değil!
Çünkü eserin sonunda Troya Savaşı'nda olduğu gibi, Hektor feci bir şekilde öldürülür; Troilos da Cressida tarafından terk edilerek acı ve keder içinde bırakılır.
Aynı sebepten, Traji-komedya da olamaz!
Çünkü, çiftler arasında mutlu son yok!
Tragedy demek, de mümkün değil!
Çünkü esere ismini veren, Troilos ve Cressida isimli karakterler ölmedi!
Nihayetinde hangi tür olduğu, bugüne kadar çözülmemiş bir bilmece.
Neșredenlerin bile tasnif etmekte zorlandığı bir mevzuda benim verebileceğim en doğru cevap, türe girmeden anlatıma değinerek diğer eserlerine hakim olan grotesk anlatımın, bu esere de hakim olduğunu söylemek sanırım kafi olacaktır.

Shakespeare diğer eserlerinde seyircilerine yansıttığı aşk gibi, savaş gibi değerler, bu eserde tam tersi bir anlatıma sahip. Aşk, gelip geçici bir șehvet anı; Savaş ise, hayvanca kuvvetlerin kalleşçe çatışması.
Aşkı, șehvetle bir tutar.
" Bak nasıl șehvet şeytanı, şişko göbeği, patates parmaklarıyla gıdıklıyor ikisini de!"
Troya savaşına da,
" Budalalar! İki tarafta budala! Helen elbette güzel olacak! Her gün kanlarınızla allık sürüyorsunuz ona."
sözleri ile tepkisini dile getirir.

Shakespeare böyle bir eser kaleme alırken, hangi ruh halinde ve ne düşünüyordu bilmem ama emin olduğum bir husus var ki, günümüz birlikteliklerin gerçek yüzünü ortaya serdiği aşikar. Çiftler sahteliklerle donanmış. Vaatler, edilen yeminler suya yazılan yazı misali gibi, gelip geçici.

Kırık, dökük hayatlar...
Dağılmış, perişan olmuş çocuklar...
Nereden, neresinden tutarsanız tutun, elinizde dağılıp kalan, paramparça olan yaşamlar. Görmediğimiz, gözlerimizden kaçan!...

Yeri doldurulamayan ve doyum sağlanmamış hisler, söze dökülmemiş yaşanılan sıkıntılar olarak kalmışsa, çiftlerin arasına bir üçüncü şahsın devreye girmesi kaçınılmaz! Sonuç; ayrılık ya da ihanetler ile örtülü çarpık hayatlar...

Toplum yozlașmanın eşiğinde. Hatta yozlaşmış. Çürümüş ve kokuşmuş bir ilişki düzeni her yerde!...
Hem görsel, hem de yazılı basının çarpık ilişkileri normalleştirme çabaları, takdire şayan!...

Sözün özü, toplum denilen o büyük kitleyi oluşturan ihanetin gölgesinde yaşamaya mahkum olan bireylere atıfta bulunan eseri, okumanızı tavsiye ederim..

Değer ağırdır, sevgili okurlar. Herkes taşıyamaz! Taşıyabileceğinden emin olduğunuz kişilere, verin!...
167 syf.
·1 günde·8/10 puan
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/rGxh2RVjmNU

Neden Helen ve Paris değil, Troilus ve Cressida?
Neden Akhilleus ve Hektor değil, Troilus ve Cressida?
Neden Odysseus ve Aeneas değil, Troilus ve Cressida?

İlyada'nın İngiltere şubesi işte budur ama tek farkla... Sadece büyük kahramanlar değil, küçük insanlar da önemlidir. Napolyon ile Wellington savaşırken birileri aşk yaşamak zorundadır. Türkiye ile Yunanistan savaşırken birileri aşk yaşamak zorundadır. Hektor ile Akhilleus savaşırken birileri aşk yaşamak zorundadır. Çünkü aşk, dünyanın her boşluğundadır.

Bedenimizde sayısızca gözeneğe sahibiz. Bunlar da aşk gibi işte. Vücudumuzda da her gün akıl ile kalp arasında belki de bütün dünya savaşlarından daha kanlı geçen çeşitli savaşlar oluyor. Gözenekler ise bu savaşların arasından nefes almaya çalışıyor, aşkı arıyor, kurtuluşu istiyor, karşı cinsle kendi cinsini anlamlı kılmayı arzuluyor. Hem cinsellik dürtüsü de bir erkek ile bir kadının duygu ordularının saldırı ve savunma mekanizmalarından oluşmaz mı?

Troilus ve Cressida'nın Troya Savaşı içerisinde pek de önemli bir yeri yok. Yani onlar olmasa da muhtemelen Yunanlılar Troya'yı işgal ederdi. Ama zaten bunun için aşk güzeldir ya. Aşk, başkalarının anlayamadığı nedenlerdir. Çünkü daima başkalarının anlayamadığı nedenlerden dolayı severiz. Aşk için ölmek, yaşamaktır. Aşk, eşitsizlikleri eşit hale getirendir. Aşk, bir şelalenin akımından bir elektrik enerjisi üretmektir. Aşk, sinir hücrelerinin sinir olmamasıdır. Aşk, gözenek kabının şeklini almaktır. Aşk, aynı yörüngede dolaşan bir gezegenin uydusu olmaktır. Aşk, Paris'te geceyarısıdır. Aşk, en son günümüzde sadece 1 gün yaşadığımızı hissedeceğimiz bu dünyada sevgilinin gözlerine bakarken onlarca gün yaşamaktır. Aşk, bir video izlerken gözlerinizle ekran arasındaki hava moleküllerinin bilgiye dönüşmesi gibi bir çift gözden edinilen ansiklopedidir. Aşk, kütüphanendeki kitapları düzenli bir sıraya koymaktır. Aşk, sadece bir insandan dünyanın diğer bütün insanlarına tümevarım yapmayı öğrenmektir. Aşk, zamanın çabuk geçmesidir. Aşk bazen de zamanın hiç geçmemesidir. O, zaman adlı çocuğun oyuncağıdır. İsmini söylemeye çekindiğimiz şeyleri zamirleştiririz, işte biz de aşktan çekiniriz.

Troilus ve Cressida çekinmiyor. Her ne kadar Cressida, Troilus'a biraz ayıp ediyor olsa da süren bir savaşın içerisinde bir aşkın yaşanma ihtimali bile insanın kulağına hoş gelmeye yetiyor. Sonuçta aşkın da bir savaş olduğunu ve cinsler arasındaki saldırı-savunma taktiklerinin dünyanın bütün komutanlarını kıskandırırcasına şekil alabildiğini siz de çok iyi biliyorsunuz.
167 syf.
·1 günde·9/10 puan
Yine Shakespeare yine harika bir eser. Tiyatro okumayı sevdirdi desem yeridir. Bu sitede bu kadar az okunmasına şaşırdım doğrusu çünkü beklediğimin daha da üstünde bir kitaptı. Bol bol alıntılanacak cümleler ve karaktere bürünmüş duygular vardı. Tiyatroya olan ilgimi günden güne artırıyor diyebilirim Shakespeare için. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum fazla ara veremem zaten, bağımlısı oldum adeta. Tiyatro metinleri okumayı seviyorsanız bu kitap fazlasıyla tatmin edecektir sizleri. İyi okumalar.
167 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap bildiğimiz Truva savaşı hikayesini farklı bir gözden, aşina olduğumuz Hector ve Paris karakterlerinin değil de onların bir diğer kardeşleri olan Troilus’un gözünden, onun hikayesiyle anlatıyor bize. Ben oldukça sevdim ve keyifle okudum. Sanırım sevmediğim tek şey Thersites karakteri ile ilgili bölümlerdi ve bu karakterin olduğu her sahne bana oyunun gereksiz uzatıldığı hissini verdi. Bir de eser sonuca bağlansaydı harika olacaktı. Kitabın Hector yada Paris’in açısından değil de Troilus’un açısından aktarıldığı düşünülürse en azından Troilus’un hikayesi iyi kötü bir sonuca bağlansaydı sanki biraz daha tatmin edici bir kapanış okuyacaktık.
167 syf.
·Beğendi·7/10 puan
10 yıl süren Truva savaşının 7. yılında geçen güzel bir eser. Tabim savaşta geçmesi ihtimali olmayan ama Shakespeare’nin el değmesini kanıtlayan karşılıklı konuşmalar var ki biraz da sitemizde paylaştım.
Kitap İlyada Destanını konu alarak ilerliyor. Karakterlerin çoğu aynen aktarılmış ve Timon gibi 2 farklı karakterin karıştırılmasını burada yapmaması da iyi olmuş ancak bu eserinde de yine kendine özgü değil de dışarıdan kopya aldığı yönünde bir görüş var.
Finalde ise güzel bir çarpışma ile sonuca gidiyoruz ama Yunanlıların, Truva’yı ele geçirmesi gibi bir final beklemesin. Oraya daha 3 yıl var.
Böylelikle güzel bir Cumartesi sabahına güzelce girdik. Mutlu bir gün geçirmeniz dileklerimle, keyifli okummalar..
167 syf.
·3 günde
Truva Savaşı'nın son yıllarında geçmektedir. Bu eser Homer'in Iliyada destanının konu düzenini aynen takip edip Akhilleus'un savaşmayı reddedişinden Hektor'un ölümüne kadar geçen olayları ele almaktadır.

Bu oyunda iki değişik konu ele alınmaktadır. Birinci konuda bir Truvalı prens, Truva Kralı Priamos'un oğlu olan Troilus' bir diğer Truvalı olan Cressida ya kur yapması' onunla sevişmesi ve birbirlerine devamlı bağlı kalacaklarına yemin etmelerini ele alir. Ama Cressida bir diğer Truvalı harp esiri ile değiştirilip Truva'yı saran Yunanlar kampına gönderilir. Troilus gizlice bu kampa giderek Cressida'yı Yunanların kampında görmeye çalışır. Fakat çok sevdiği Cressida ve Yunan Diomedes'in birlikte çok samimi bir sekilde konuştuklarını gözetler. Kadının kendine ihanet ettiğini varsayıp ondan bu ihanet için öç almaya karar verir.

Bu birinci konu esere adını veren Troilus ve Cressida'nın bu oyunda ne yaptıklarını vermekle beraber oyunun en önemli konusu değildir. Eserin ele alıp işlediği ikinci konu, daha önemli olup, Yunanların komutanı Agamemnon ile Truvalaların Kralı Priamos etrafında oluşan olaylar hakkındadır. Truvalı prens Hektor Yunanların kampına bir pusula göndererek bir Yunan askerle teke tek carpışma yapmaya hazır olduğunu bildirmiştir. Agamemnon ve yanındaki prensler çok kibirli olan Akhilleus'un tekrar savaş alanına dönerek teke tek Truvalı Hektor ile çarpışmasını istemektedirler. Önce Aias bu çarpiışma için düşünülmüştür ama daha bu teke tek çarpışma yapılmadan önce Aias ve Hektor birbirleriyle barış içinde olacaklarına söz vermişlerdir. Ancak Aias'in yakın arkadaşı (bazı Yunan kaynaklarına göre erkek sevgilisi) "Paroklus" Truva şehri duvarları önünde Hektor tarafından öldürüldüğü haberini almasıyla Aias savaşa geri gelip Hektor ile teke tek çarpışmayı kabul eder. Oyun çeşitli çarpışmalarla devam edip biter. Sonunda Akhilleus Hektor'u tek başına deliler gibi hiddetli yakalar ve Hektor Akhilieus'un komuta ettiği myrmidones tarafından öldürülür. Truvalılar çok sevdikleri kahraman savaşçı Hektor'un yasını çekerlerken daha Yunanlar Truva'yı ellerine geçirmeden oyun sona erer.
Hayattan da, insanlardan da nefret ediyor, tiksiniyordu, her şeyi ve herkesi hakir görüyordu. Ruhu hastaydı; ne iç aleminde huzur, ne de dış alemle kendi iç alemi arasında ahenk kalmıştı.
William Shakespeare
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. basım
Aklım karıştı, bulandı bir çeşme gibi,
Dibini kendim bile göremiyorum.
William Shakespeare
Sayfa 87 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Troilos İle Kressida
Baskı tarihi:
Ağustos 1993
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754182248
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Troilos and Cressida
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Troilus ve Cressida
Troilos İle Kressida
Troilos ile Kressida
Troilus ve Cressida-Cymbeline
Shakespeare'in1601-2 yılında yazdığı ve ilk kez 1609'da basılan "sorun oyunları"ndan biridir. Ünlü oyun yazarı bu oyununda ortaçağda çeşitli şairlerin, özellikle de Chaucer'ın, işlediği bir aşk öyküsü ile Homeros'tan beri çeşitli şairlerin ele aldıkları Troya Savaşı'ndan esinlenmiştir. Bu oyun onun aynı zamanda şövalyelik çağınını yerini siyasal gerçekliğin aldığını, eski düzenin ülkülerine bağlı görünenlerin iki yüzlü tutumlarıyla toplumsal kargaşaya yol açtıklarını başarıyla sergilediği acımasız bir yergidir.
Troilos İle Kressida bu özellikleri yüzünden iki büyük dünya savaşıyla siyasal ve ahlaksal bunalımların yoğunlaştığı yüzyılımızda yeniden güncellik kazanmış, İngiltere'de ve öbür Avrupa ülkelerinde sık sık sahnelenmiştir.

Kitabı okuyanlar 188 okur

  • Erol
  • Ananas Çiçeği
  • Saime⁷⁴
  • Ömer
  • Lion
  • Ze.
  • Αγ
  • Lutka
  • Ukuş
  • Trante

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3 (2)
9
%1.5 (1)
8
%3 (2)
7
%3 (2)
6
%0
5
%1.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0