Troya'da Ölüm VardıBilge Karasu

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.664
Gösterim
Adı:
Troya'da Ölüm Vardı
Baskı tarihi:
Kasım 2007
Sayfa sayısı:
145
ISBN:
9789753420907
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis Yayınları
"...Konuştuklarımız başlangıçta her zamanki gibiydi, birbirimizi kavrıyorduk, ele geçiriyorduk, sonra sonra işin can damarına geldik. Durdum. Benden söz açmıştı, beni bulmaktan... Durdum. Sen zaten arıyordun dedim, bir şeyler arıyordun dedim, onları bulmağa hazırdın dedim, o zaman karşına ben çıktım, hazırdın bulmağa, bende buldun o aradığını, bende görmek istediğin, bulduğun şeyleri bulmağa hazırdın... İpi uzatmıştım, elimdeydi, çekişine göre ya düğümü sağlamlaştıracak ya da çözecekti. Bekliyordum. Başını salladı. Bekliyordum..."
(Arka Kapak)
Bitirdiğim ilk Bilge Karasu kitabıdır. Daha evvel 'gece' isimli kitabını da okumuştum yarım kaldı ve 'usta beni öldürsene'isimli hikayesini de okumuştum. Bilge Karasu anlatımına çokta uzak olmasam da, bu kitabı ile zor bir yazar aynı zamanda keyifli bir yazar olduğunu anladım. felsefeci yönünü yazdığı kitaplara yansıttığından dolayı daha dikkatli okunması ve kullandığı hiç bir kelimenin öylesine yazılmadığını düşünüyorum. Bu kitabı "misafir" inceleme kim olduğunu bilmiyorum. Üstte ki incelemeyi yazan şahsın; o hoş ifadelerinden sonra okumaya karar vermiş bulunuyorum. İyi ki okumuşum çünkü okuduğum iyi kitaplardan biri oldu lakin bunun yanında siteden bir arkadaş yaptığım alıntı üzerine sorduğu sorudan sonra hikaye ile ilgili daha derin düşünmeme neden oldu.

Kitap 13 bölümden oluşuyor. başlarda okuduğumuz öylesine dediğimiz anlatımlar( imgeler) sonlara ve ortalara doğru anlam kazanıyor. Kendimi ilk defa bir kitabı okurken bulmaca çözer gibi hissettim. Bulduğumu zannettiğim şeyler, beni heyecanlandırdı. Çocuklar gibi sevindim. Üstelik bu heyecanımı paylaşmanın verdiği o anlık keyif; yüzümde uzun süre gülümseme taşımama neden oldu.

Kitabın kurgusu, inanç, aşk(bağlılık, ihanet, kıskançlık,bekleyiş,) hristiyanlık ritüeli üzerine kurgulandığını düşünüyorum. Tanrı -İsa - yahuda- 12 havariler; yazar "doğuş" bölümüyle yapmış olduğu girişte, doğumu anlatmakta, beraberinde sanki bir ölümü de, İsa'nın çarmıha gerilmesini belkide ardından doğan inancı. Ölümün yeni bir doğuş oluşunu, bittiği anda başka daha büyük bir şeye olan gebeliği ve bu döngünün içinde sürükleniş belkide... bazen kendinizi Ege'nin sazlıkları arasında çocukluk heyecanlarına götürürken yazar, çocuk gözlerle anlamaya çalışırken olanları, bir anda bir kasabaya girersiniz, bedenleri azalmış, parçaları bedenlerinden kopartılmış hayvanlar ama yaşayan, bizim gibi yarımlaşmış insanlar gibi.., sakat... , bir anda kasvetli otel girişinde imgelerin içinde yarım saatlik duyguyu ve düşünceye boğulursunuz. Bir çift yeşil gözler dikilir karşımıza ve o gözlere uzun uzun bakarsınız.. O yeşillik Yeşildir. Öte yandan bir hatıranın, hatırasının içinde başka bir hesaplaşmaya şahit olursunuz. Asla uzun betimlemeler olmaz bunlar, hep hal, oluş, eylem ardına saklanan yığınca duygular. Yazar aralar pencereyi sonrasını sana bırakır. Sonra bir bekleyiş anlatılır uzun uzun bir kilisenin bahçesinde; bir inancın bir aşkın bir sevdanın gölgesinde ömür sürüklenir ve bu ömür ancak bu denli bir bekleyiştir. Tarif edilmez. Sadece söylenir. Sonra bir sevişme anlatılır. Asla öylesine değildir. Eğreti yoktur. Sevişme olduğunu bile anlamazsınız. Süslüdür, saklıdır, utangaç belkide belkide yasaklı olduğundan böylesine kavruk ve tuz ve ter tadıdır. Açı tadıdır belkide haz... Sonra anlarsın ki geçmişteki anlam veremediğin şeylerin nedenleri bir bir önüne dökülür. O tutulmayan elin nedeni anlaşılır. O görüpte imrenilen doğalının içinde olmayan doğalsızlığın nedeni. Sevilmemiş bir çocuk çıkar sonra karşımıza ve o çocuk toplar tüm sevgileri. Acıkmış ruhu bedeni. Açıkmış olan her şeye sunulur ve doyurulur. Ama hep bir yarımlık vardır. Yaşamın özüdür yarımlık.sonra ; ****Güvenmemişti kendisine güvenene; kıskanmıştı onu, ötekinin kıskandığı gibi. Öteki yani,••• Büyük bir kıskançlıkla ihanet eder sana, üstelik bunu anlamlandırmaya çalışırsın, yahuda gibi oda sevmişti onu öteki gibi, öylesine sevmişti ki hem, kavrulmuştu kavruk zamanlarda ve bırakmak istemedi ötekinin eline, belkide ötekide istemişti bunu. Sevmek aynı zamanda ölümdür. Ve kolay gitmişti ölüme ellerine batarken Demir kazıklar, doğumun sancısı gibiydi. Sonra ahhhh Meryem, o bir bakire tüm Sarıkum'la yatan, kül olmuştu bedeni gerçekten kavrulmuştu. AŞK böyle bir şeydi herhalde bir yanı ölüme sarkar, öbür yanı hazza. Sonu hep kavrulup kül olmakta.


Sevda derdi dedikleri
Bir zanzalak ağacı kadardır
Zanzalak ağacının altında
Siz yoksunuz gölgeniz vardır
sayfa;43

Sonra, adanmışlık başka bir kimlikle çıkar karşımıza bazen bir ana yüReği bazen bir evlat bazen bir eş, hepsinde sevgisine dair hükmetme sezinleriz. Varlığıyla var olmuş gibiler, onsuz kimliksiZler, geçmişleri gelecekleri dayanır ona milat belki İsa gibi... Onlarında belki de tarihe geçtiği an onla başlamıştı....Biliyordu hepside ...bencillikten korkuyorlardı belki de .., güçlülüğün umudunda olmalıydılar..!!!! Troya'da ölüm vardı, aşk vardı, kıskanma, ihanet, inanç vardı. Troya'da insan vardı ve hep varolacak!!!

Öyle işte..
Naif, çocuksu saflık demek. Bu kitabı naif olarak tanımlamak istiyorum. Kıskançlığın, sevginin -memnu ve müphem-, yaşananların ve yaşanmayanların/yaşanamayanların bulanık "kavruk" bir anlatısı. Ölümü kovalayış, ölümün peşine takılış ve nihaî bir çözüm olarak ölüme sarılış. Fakat bu ölüm yok-oluşu barındıran bir ölüm değildir, aksine bir "dönüş" ve "doğuş" olarak ölüm, naif bir ölüm. Cinsiyetsiz aşk, tutkulu dostluk, takıntılı ebeveynlik, ölçüsüz kıskançlık ve bu dramatik konuları en çocuksu, en bakir haliyle işleyebilen bir yazar: Bilge Karasu. Yazılacak çok şey var nihayetinde, ama en güzeli okumak. Yazarın da dediği gibi: "yalnızlığı oyalamak yakışık almaz ama yarını da düşünmeli"

Benzer kitaplar

yalnızlık vardı erkeklerin içinde. Dumanın ardından "Kadınlar yalnız değil. Kadınlar yalnız olmaz İçtiğinde bile" dedim. Duman parçalandı.
Bilge Karasu
Sayfa 40 - Metia Yayınları
eve bakmıyordum yürürken. bütün sevdiklerime öyle yaklaşmışımdır hep. önce yöreyi yoklar, sonra birden dikerim gözümü ona. ürperirim o zaman. sevdiğim olduğundan da güzel, daha değerli, daha sarsıcı görünür. sonra gene yere bakarım. kimi zaman bir harcama korkusu geçer içimden, "bu kadar güzel olunamaz, günahtır bu kadarı" derim. yaşamaya çalışırım, beceremem.
Kediler geziniyordu yalnız.
Ağır, düşünceli. İki üç tanesini çağıracak oldum. En gözü pek olanı, çağırışımı tartar gibi ancak durdu, kaçtı sonra. Ötekiler zaten çoktan kaçmıştı. Üzüldüm. Tanır gibi oldum kimini de.
Soy ortadan kalkmamış demek.
Ölümsüz olunamayacağını anlamağa başladım. Geride büyük, unutulmayacak bir şey kalıyordu ama... Dün yoktu, yarını bilemezdim, bugün bile yoktu. Katılık vardı yalnız. "Ölüm", dedim, "ölüm..."
Arıyordum ama bulmaya hazır değildim, sende bulmaya, seni bulmaya hazır olmadığım gibi. Arıyordum yalnız, belki ne aradığımı da iyice bilmiyordum seziyordum ancak. Ama sende buldum. Bulduğumu bildim ama yadırgadım, kötü bir şeyin yadırganması gibi değil, kişinin kapalı havalarda başını kaldırıp tepesinde arı duru bir maviyi görünce yadırgaması, mavinin güzelliğini yadırgaması gibi bir şey. Hazır olsaydım yadırgamazdım. Bu yadırgamanın ardından gelen sevinç her şeyi çözdü...
Bilge Karasu
Sayfa 140 - Metis Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Troya'da Ölüm Vardı
Baskı tarihi:
Kasım 2007
Sayfa sayısı:
145
ISBN:
9789753420907
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis Yayınları
"...Konuştuklarımız başlangıçta her zamanki gibiydi, birbirimizi kavrıyorduk, ele geçiriyorduk, sonra sonra işin can damarına geldik. Durdum. Benden söz açmıştı, beni bulmaktan... Durdum. Sen zaten arıyordun dedim, bir şeyler arıyordun dedim, onları bulmağa hazırdın dedim, o zaman karşına ben çıktım, hazırdın bulmağa, bende buldun o aradığını, bende görmek istediğin, bulduğun şeyleri bulmağa hazırdın... İpi uzatmıştım, elimdeydi, çekişine göre ya düğümü sağlamlaştıracak ya da çözecekti. Bekliyordum. Başını salladı. Bekliyordum..."
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Ne var ne yok
  • Burak Kıyıcıoğlu
  • Noir
  • Ahmet
  • İdil Karaoğlu
  • Vincenzo Mizar
  • Pınar
  • Ozgur Dinc
  • Esra
  • Biri

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%33.3
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%18.5
45-54 Yaş
%11.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.5
Erkek
%48.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (4)
9
%33.3 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0