Tüfek, Mikrop ve Çelik

·
Okunma
·
Beğeni
·
45938
Gösterim
Adı:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
664
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052994573
Orijinal adı:
Guns, Germs, and Steel: The Fates of Human Societies
Çeviri:
Ülker İnce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Tüfek Mikrop ve Çelik (Ciltli)
Türkiye’ye Özel Önsözle

“Bu kitap tüm kıtalardaki insanların on üç bin yıllık kısa tarihi. Herkes ve her şey anlatılıyor. Farklı kıtalardaki farklı toplumların farklı gelişmelerini ikna edici ve bilimsel bir şekilde açıklayarak ırkçı yaklaşımları yerle bir ediyor… İlk iki sayfayı okuduktan sonra elinizden bırakamayacaksınız.”

- Paul R. Ehrlich, Stanford Üniversitesi

“Büyüleyici… İnsanlık tarihini anlamak için bir temel oluşturuyor.”

- Bill Gates

“Büyük soruların ve büyük cevapların kitabı.”

- Yuval Noah Harari

“İnanılmaz derecede kapsamlı bir kitap. Jared Diamond diğer birçok yazarın başaramadığını başarıyor ve altı yüz sayfa içinde tüm dünyanın tarihini başarılı bir şekilde anlatıyor. Son yıllarda insanlık tarihi hakkında basılmış en önemli ve okunaklı kitaplardan biri.”

- Nature

“İnsanlık tarihi araştırmalarında ciddi ve çığır açıcı kitaplar ancak her nesilde bir geliyor. Tüfek, Mikrop ve Çelik de bu klasiklerin arasında yerini almaya hazır… Diamond teknolojiye olan hâkimiyetini geniş bir tarihsel kapsamla birleştiriyor. Yıllardır bu kadar özenli ve geniş kapsamlı bir kitap basılmamıştı.”

- Washington Times

“Jared Diamond, bilimsel verileri herkesin anlayabileceği bir biçimde açıklıyor ve insanlık tarihinin nasıl geliştiğini merak eden herkesin ilgisini çekecek bir konuyu işliyor… Irkçı yanıtlara karşılık bilimsel temelli bir teori üreterek herkese büyük bir iyilik yapmış. İnanılmaz derecede ilgi çekici bir kitap.”

- Los Angeles Times

Dünya üzerinde yaşayan bütün insanların 13.000 yıllık tarihi…

İnsanlık tarihi, devletler, savaşlar, keşifler, icatlar ve yeniliklerle doludur. İmparatorluklar kurulup yıkılırken, tarihin seyrini değiştiren, kıtaların kaderlerini belirleyen olaylar yaşandı. Ancak insanlık tarihi nasıl başladı ve nasıl şekillendi? Anadolu ve Orta Doğu coğrafyası tarihin akışında neden bu kadar önemli? Neden Avrasya’da atlar evcilleştirilebilirken Afrika’da zebralar evcilleştirilemedi? Neden Amerika kıtasının yerlileri Avrupa’yı istila etmedi de tersi oldu? Neden bazı toplumlar zenginken diğerleri fakir kaldı?

Tüfek, Mikrop ve Çelik, insanlık tarihinin en can alıcı ve önemli sorularını soran ve bilimsel kanıtlarla yanıtlayan muhteşem bir eser. Biyoloji, coğrafya, dilbilim ve tarih gibi birçok alandan yararlanarak yazılmış, “Batılı” koşullandırmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.

Dinlerin nasıl doğduğu, devletlerin nasıl kurulduğu, mikropların ve onlara bağlı hastalıkların nasıl oluştuğu, tarım ve hayvancılığın hayatımızdaki önemi, yazının neden icat edildiği, insanoğlunun teknolojiyi nasıl ve neden geliştirdiği, insanlık tarihinin temellerinin neler olduğu ayrıntılarıyla bu kitapta inceleniyor.

Ve tüm hikaye bundan 13.000 yıl önce Orta Doğu’da yaşayan bir insanın bir buğday tanesini toprağa ekmesiyle başlıyor.

“Sanatsal, bilgilendirici ve eğlenceli… Bir konunun daha önce akla hiç gelmemiş yönlerini aydınlatan bir pencere görmek gibisi yoktur ve Jared Diamond da tam olarak bunu yapmış.”

- William H. McNeil, New York Review of Books

“Bu kitabın kapsamı ve açıklayıcı gücü inanılmaz.”

- The New Yorker

“Tüfek, Mikrop ve Çelik’te açıkça görebiliyoruz ki, hiçbir bilim insanı sosyal meseleleri Jared Diamond kadar açıkça ve rahatlıkla anlatamıyor. Bu inanılmaz derecede başarılı kitapta biyoloji ve tarih bilimlerini birleştiren Jared Diamond insan durumunu hiç olmadığı kadar derinlemesine anlatıyor.”

- Edward O. Wilson, Harvard Üniversitesi

“Sahip olanlar ve olmayanlardan oluşan dünyamızın nasıl oluştuğunu açıklayan nefes kesici bir kitap. Daha önce hiç bu kadar büyük bir uzmanlık ve şefkatle işlenmemiş bir konu.”

- The Times

“Fevkalade ve ikna edici bir kitap. Kapsamı ise inanılmaz.”

- Observer

“Bu kitap beni Orta Çağ savaşlarını araştıran bir tarihçiden insanlık tarihi öğrencisine dönüştürdü.”

- Yuval Noah Harari

“İlgi çekici ve aşırı derecede önemli… Bu kitabın bir özetinin çıkarılması ona haksızlık olur.”

- David Brown

“En temel düzeyde insanlık tarihini merak eden herkesin ilgisini hak ediyor. Zirvede bir eser. Diamond insanlık tarihinin mantıklı ve kanıtlara dayanan bir öyküsünü yazmış.”

- Thomas M. Disch
610 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Biliyorsunuz ki Tüfek, Mikrop ve Çelik'in National Geographic tarafından çekilmiş bir belgeseli var. Bana şunu söyleyenler oldu: "Kitabını okumakla uğraşacağına, belgeselini izlesene!" Ama biz okurların iyi bildiği bir şey varsa o da kitapların her zaman çok daha derin olduğudur. Tıpkı filmlere uyguladığım katı kuralımı belgesele de uyguladım ve önce kitabını okudum. Kimseyi dinlemeyip kitabı okumakla uğraştığım (!) için çok mutlu ve huzurluyum.

Huzurluyum çünkü Tüfek, Mikrop ve Çelik, bir kitaptan çok daha fazlası. Jared Diamond'un 30 yıllık bir zaman dilimini kapsayan (ortalama insan ömrünün yarısı demek bu ve benim toplam yaşımdan fazla) derin araştırmalarının sonucunda ortaya çıkan olağanüstü bir eser. 'Zamanda veya tarihte yolculuk yapmak mümkün mü?' sorusuna verilebilecek olumlu bir yanıt niteliğinde: 'Evet bu kitapla mümkün.' Başlangıçtan günümüze uzanan derin bir yolculuk.

Kitabın yazılmasına öncülük eden Yeni Gineli bir yerli olan Yali'nin sorusu basitti: "Beyaz adamın bu kadar çok kargosu varken, siyah adamın neden bu kadar az?" Ancak bu basit sorunun yanıtı o kadar da basit değil. Yanıt verebilmek için Jared Diamond'un ömrünün yarısını vereceği bir soruydu bu. Ve ben şimdi anlıyorum Yali: dünya üzerindeki dengesiz dağılımı, neden birinin diğerinden üstün olduğunu, yeni dünyanın nasıl şekillendiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Üzgünüm. Üzgünüm çünkü bu beyaz adamın yaradılış üstünlüğü değil, bu siyah adamın şanssızlığı yalnızca.
664 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Uğradığım ikinci el kitapçıda biraz zorla aldım bu kitabı. Daha doğrusu bey amca bana biraz zorla verdi kitabı.
Ben kafamda ki kitaplarla içeri girdiğimde: -Amca bu kitabı istiyorum.
-Gerek yok boş kitap.

-Şu kitap var mı amca?
-Okunmaz bu yazar evladım.

-O kitaptan elinde var mı?
-Zaman kaybı...

Velhasıl elime kalınca bir kitap tutuşturdu. Bunu oku dedi bana. Evirdim çevirdim baktım. Gözüm kesmedi koydum kenara. Başka kitap arıyor gözlerim. Yine aynı kitabı koydu önüme. Tekrar aldım inceledim ve yerine koydum. Bey amca inatla kitabı almamı diretince aklımdaki bütün kitapları silip aldım kitabı.

Burdan ikinci el kitapçı amcaya çok teşekkür ediyorum böyle güzel eseri ellerime zorla tutuşturduğu için.

Kitap hakkında ilk diyeceğim: Bu kadar detaylı, kapsamlı bir kitapla daha önce karşılaşmadım.(Bu büyük ihtimal benim cahilliğim) İlk çağdan bu zamana bir sürü altın değerinde bilgi barındırıyor. Sömürgecilikten kaynaklı bir sorudan başlıyor kitap. Bir soru var ki yazarımızın kafasını çok yormuş ve 600 sayfalık roket sunmuş bize. Sömürülenlerin neden sömürüldüğü, neden sömürenler değilde sömürülenler sömürüldü? Sömürülenlerin sömürenden ne eksikleri vardı? Sömürülenler, sömürenleri sömüremedi de mi sömürüldüler? Ya da sömürenler böyle pasta yapmayı nerden öğrenmişti? Tabi şaka bir yana kitap sadece sömürgecilik üzerinde durmuyor. Sadece kitabın omurgasını oluştuyor. Kıtaların coğrafi avantaj-dezavantajlarından, ilk alfabelerden tutun tarım devriminin önemine kadar değiniyor. Salgın hastalıklarda bir o kadar ilgi çekici. Ve tabi teknolojinin, hızlı gelişmenin başlangıcı da. Sonuç olarak. Kitabın içinde kocaman sorular var ve bunların kocaman cevapları var. Kesinlikle süper ötesi.

Sonuç olarak: Dünya, devletler, insanlık, sömürgecilik, hastalık, tarım, avcılık, hayvan evrimi, hayvan nesli, teknoloji; ilk başlangıcından günümüze kadar nasıl seyir ediyor ve günümüzde bu sonuca varmasının nedenleri nelerdir? Diye merak edenler buyursun okusunlar.

Gerçeklerin anlatıldığı muhteşem bir kitap. İkinci el kitapçı amcayla bir anlaşma yapıp herkesin eline zorla tutuşturmamız gerekiyor.

Saygılarımla...
610 syf.
·Beğendi·10/10
Sistem kısa yorum yapmama izin vermiyor o yüzden biraz kahve edebiyatı yapayım :) ilk çıktığında maddi olarak sıkıntı çekiyordum ve belki 6 belkide sekiz kitapçı gezdim ve her uğradığım kitapçıda üç , beş satır okuyarak tam 40 sayfa okudum sonra üye olduğum kütüphaneden ricada bulunup 1 lira katkısağlayarak üyelerle para biriktirip kitabı kütüphaneye kazandırıp ilk ben okudum 40.sayfasından başlayarak kitap hakkında yorumum sadece OKUYUN...
664 syf.
·10/10
Merhabalar şimdiye kadar okuduğum en iyi tarih kitaplarında biri olan Tüfek Mikrop ve Çelik insanlık tarihini merak ediyorsanız ve iyi bir eser okumak istiyorsanız ilk düşünmeniz gereken kitaplardan Tüfek Mikrop ve Çelik.Konu olarak ise insanlık tarihi,savaşlar,ülkeler,icatlar,tarih değiştiren olaylar ve insanlık tarihinin nasıl değişip şekillendiğini ? Neden bazı toplumlar zenginken diğerleri fakir kaldı ? At nasıl evcilleştirildi ? Yazının icadı,tarımın başlaması ve dinlerin ortaya çıkması gibi konulara yer verilmiştir.Kitap üslup olarak akıcı ve sadedir.Tarih bilimiyle bilgisi olmayanlar İçin bir öneride bulunmak isterim kitabı okurken terim anlamları atlamadan anlayarak ve araştırarak sindire sindire okuyunuz çünkü öğretici bir eserdir.Sapıens’i okuyup beğenen okurların bu eseri de beğeneceğini düşünüyorum.Tarih,coğrafya,arkeoloji,jeoloji,antropoloji ve biyoloji gibi bilim dallarından faydalanan bu eser geçmişi ve geleceği gösteren muhteşem bir eser.
Keyifli Okumalar Dilerim
662 syf.
Sırf gücümüz var diye bizden daha güçsüze sahip olma hakkımız var mı? Bu kitapta buna cevap aranmıyor. Bunu siz başınızı yastığa koyduğunuzda zaten düşüneceksiniz. Belki bir mucize, belki bir lanet; tarım keşfedilir!
Hayvanlar evcilleştirilir ve bizi bu medeniyete taşıyan onların kanları, selülozları, kemikleri ve kökleridir. Tarım ve hayvancılık her yerde başlamadı veya başka tarihlerde başladı, yakın tarihte başlamış bile olsa o milletleri farklı etkilerle tarih sahnesine yaka paça atmış bulundu. Diller en nihayetinde ortaktı, kardeşler birbirini öldürdü, düşmanlar (düşmanını dost sananlar) boğazlandı. Medeniyetlerin çöküntülerinden yeni medeniyetlerin yükseltildiğine inandırıldık ama bu silsile ne zaman sona erecek bilmiyoruz. Diller takip edildi, doğal deney koşulları sunan adalar irdelendi.
Dünya top 100 entelektüeller listesinin tepesinde Noam Chomsky, 2. olarak Umberto Eco, 3. olarak Richard Dawkins ... ve 9. olarak da Jared Diamond yer alıyor. Bu kadar güzel bir sentezler bütününü her zaman okuma şansına erişemiyor insan. Dünyaya bakış açısı çok anlamlandırılamayacak kadar karmaşık hislerle değişiyor insanın.
Evrim üzerine bilginiz varsa bilgilerin çok daha rahat oturacağı bir kitap. Kaynakları tutarlı bir şekilde sıralanmış, çok nadide bir eser. Toplumun her meslek grubundan üyelerinin okuması gereken başlıca kitaplardan birisi olduğu kanısındayım.
Okuyun, okunması için reklamını eksik etmeyin.
Etikle kalın!

Oğuz Beyiniz
610 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın yazılma nedeninin temelinde basit ama bir o kadar da açıklaması güç bir soru yatıyor.Yeni Gineli bir yerlinin, kitabın yazarı Jared Diamond’a ‘’ Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var,bunları Yeni Gine’ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?’’ sorusunu yöneltmesiyle Jared Diamond’un kafasında bir ışık yanıyor ,sorunun cevabını bulma ve kitabın yazımına başlama gereği duyuyor.Burada geçen ‘’kargo’’ terimini araştırdım ve yerliler arasında balta,giyim,kuşam,yiyecek,içecek anlamına geldiğini öğrendim.
Bu soru benimde kafamı karıştırmıştı.Gerçekten bu farklılığın nedeni ne olabilirdi? Temelinde ne yatıyordu?Bu kafa karışıklığı kitaba dört elle sarılmamı sağladı.İnsanoğlu her zaman gizemin peşinden gidip merakını doyurmak istememiş midir zaten?
Kitabı okumadığım zaman dilimlerinde de gün içerisinde bu konuyu düşünmeye başlamıştım.Yazar sürekli yeni sorular yönelterek aklımı daha da fazla karıştırıyordu.Mesela bu sefer de şöyle bir soru yöneltmişti ‘’Neden Amerika ,Afrika ve Avustralya yerlileri gidip Avrupalıları ve Asyalıları öldüremedi,egemenlikleri altına alamadı,onların köklerini kazıyamadı da bunun tam tersi oldu?’’.İşte bu sorunun cevabını kitabı okumadan önce bilmiyordum hatta kendime böyle bir soru sorma gereği bile duymamıştım şimdiye kadar.Basit yanıtlar buluyordum kendime bu sorulara karşılık ‘’Böyle gelmiş böyle gidiyor elbet bir üstünlüğü vardı Avrupalıların ‘’ diyordum ama bu üstünlük neydi bilmiyordum.
Günümüzde Avrupalı devletler ve halkları genel olarak biyolojik farklardan bahsedip kendilerinin diğer ırklardan üstün olduğunu söylüyorlar.Bu çok yanlış bir görüş bu tamamiyle kafatasçılık yapmak.Bu görüşü hiçbir zaman benimsemedim ve doğru olduğunu düşünmedim.Çünkü yaradan yarattıklarını neden eşit olmayacak bir şekilde yaratsındı ki?Zaten dinin temelinde herkesin yaradan önünde eşit olması yok muydu?Bu yüzden bu tarz bir üstünlüğü de kabul etmiyordum.Ama hala medeniyetler arasındaki farkı oluşturan etmenin ne olduğuna dair bir fikrim yoktu.Bu da demek oluyordu ki kitabı okumaya devam edip cevabımı almalıydım.
Yazar,insanlığın 7 milyon yıl önce ortaya çıkışından itibaren ilk 5-6 milyon yıllık dilimin Afrika sınırları içerisinde geçtiğini söylüyordu.Ama bu kadar eski geçmişe sahip bir kıta günümüzde neden bu kadar ilkel durumda?Sorularıma bir yenisi daha eklenmişti anlaşılan.
Şimdiye kadar hep sorulardan ve bilinmezden bahsettik ama önemli olan bunlara cevap bulmak değil midir?O yüzden bunca soruyu tek tek yanıtlayalım yazarın bize açtığı yol yordamıyla.
Tarım başlamadan önce insanlar avcılık ve toplayıcılıkla karınlarını doyuruyorlardı bunu bu zamana kadar bir çok kere duymuştum.Tarım yapılması sonucunda insanların yerleşik hayata geçmesi de bana yabancı bir bilgi değildi.Ama her kıtanın neden farklı zamanlarda tarıma geçtiği ise benim için bir çıkmaz sokaktı.Daha önce bunun hakkında hiç düşünmemiştim.Hepimizin de bildiği üzere insanlar karınları doymadan yaşayamaz,çoğalamaz hatta ve hatta düşünemez.İnsanların düşünmesi için önce temel ihtiyaçlarını gidermesi gerekir.
Kıtalararası farkın temelinde de bitkilerin evcilleştirmesi yatıyormuş bu çok güzel bir tespit.Mümbit Hilal denen bölge ilk tarımın yapıldığı bölge olarak biliniyor.Bunu daha önce tarih ve coğrafya derslerimde duymuştum.Ama neden Mümbit Hilal ilk kez tarımın yapıldığı yer? Bunun cevabı çok basitmiş çünkü Mümbit Hilal’in bulunduğu coğrafya,protein oranı çok yüksek iki bitkiye ev sahipliği yapıyordu; arpa ve buğday.Ve bu ürünler kolayca evcilleştirildi.Buna bağlı olarak tarım gelişti ve yine buna bağlı olarak karınlarını doyuran insanlar çoğalarak siyasi bir oluşum içine girdiler.Bu oluşum sonrasında ise medeniyetler doğdu ve düşünceye zaman olduğu için teknoloji gelişti.Ama diğer kıtalarda bu avantaj yoktu çünkü evcilleştirilebilecek ürün sayısı az ve protein oranları çok düşüktü.Düşünebiliyor musunuz bugün insanlar tarafından o kadar da önemsenmeyen arpa ve buğday tüm insanlığın seyrini değiştirmiş.Belki de bizim kültürümüzde kutsal sayılan ekmek bu nedenle bulunduğu konumu almıştır.En basit örneği yere düşen bir ekmeği yerden alır üç kere öper alnımıza götürürüz.Atalarımız bu iki ürünün önemini biliyorlardı ve bize bunu aşılamışlar.
Kıtalar arasındaki farkın temelinde bitkilerin evcilleştirilmesinin ne kadar payı varsa hayvanların evcilleştirilmesinin de bir o kadar payı varmış.Ama yine ısrarla üzerinde durmamız gereken bir konu var her kıtada farklı zamanlarda hayvanların evcilleştirilmesi daha önce evcilleştirenlerin daha zeki olduğu anlamına gelmiyor.Her kıtada az yada çok hayvan vardı evet ama bunlar içerisinde evcilleştirilebilecek olanlar çok azdı.Asya kıtası bu konuda diğer kıtalara göre yine şanslıydı çünkü en temel ihtiyaçları karşılayabilecek hayvanlar(at,koyun,inek vs.) bu kıtada bulunuyordu.Buradan nasıl bir sonuç çıkarabiliriz? Cevap çok basit insanların kaderlerini,gelişmişliklerini ve geleceğini coğrafi faktörler belirledi.Örneğin Asya’da bulunan insanları alıp Amerika'ya koysak onlarda orada aynı gelişmeyi gösterirlerdi daha fazlasını değil.Hiçbir insan hiçbir insandan üstün değildi sadece biraz daha şanslıydı o kadar.Kitapla tanışmadan önce bunlar aklımın ucundan geçmezdi.
Kitabın adı üç kavramdan oluşuyor,insanların kaderini belirleyen üç kavram; Tüfek,Mikrop ve Çelik.Kitabın adını görünce şuan ki düşüncelerimin hiç biri aklıma gelmezdi doğrusu.Oysa ne kadar çok şey anlatıyormuş bize bu üç kavram.Bunlara da kısaca değinmek istiyorum.
Bu üç kavramın kesiştiği güzel bir örnek var beni çok fazla etkiledi bu olay.Hepimiz az çok Coğrafi keşifleri biliriz.Genelde insanların aklında beliren olay özetle şudur(kitabı okumadan önce ben de böyle düşünüyordum) ; Teknolojik üstünlüğü ellerinde bulunduran Avrupalı kaşifler Amerikayı keşfedip oradaki cahil insanları üstün bilgileri sonucunda yenmiş ve o topraklara sahip olmuşlar.Bu çok yanlış bir düşünceymiş.Avrupalıların zeka olarak hiçbir üstünlüğü yoktu Amerika yerlilerine karşı tek üstünlükleri coğrafi olarak daha zengin kaynaklara sahip bir yerden gelmeleriydi.Hayvanlarla daha önce tanışıp onları evcilleştirmiş ve onların mikroplarını almışlardı.Ama Amerika yerlileri daha önce bu mikroplarla hiç karşılaşmamışlardı ve bağışıklıkları yoktu.Avrupalılar tarafından Amerika yerlilerine bulaşan şuan günümüzün en basit hastalıklarından biri olan çiçek hastalığı tüm İnka imparatorluğunu savaşamadan yok etti.Yine daha önce hiç bir şekilde ne tüfek ne de kılıç görmemiş olan yerliler bunları görünce şaşırarak ne yapacaklarını bilemediler ve korktukları için karşı koyamadılar.Gördüğünüz üzere olay aslında ne kadar farklıymış değil mi?Bir sonuca bağlayacak olursak günümüz kıtalarında farklı yaşam kalitelerinin oluşmasının temelinde coğrafi faktörler yatıyor.
Bu kitap sayesinde artık dünyaya bakış açım değişti tarih,coğrafya gibi bilimlerde bir konuyu irdelerken daha farklı düşünmeye başladım.Her şeyin bir temeli olduğunu düşünüyor ve basit denen bir çok oluşumun aslında ne kadar büyük bir geçmişe sahip olduğunu düşünmeden edemiyorum.Bir haritayı açıp önüme koyduğumda sadece bir çizim olarak görmüyorum karşımdaki kıtaları her birinin bir öyküsü olduğunu biliyorum.Ve asla bilinemeyecek bir çok sırları olduğunu..
Bilim üstüne koyarak ilerliyor biz de başka bir medeniyetin temellerini atıyoruz.Bizden sonrakiler yine üstüne koyarak başka bir medeniyetin temellerini atacak bu devinim böyle sistematik şekilde sürüp gidecek.
Hülasa, okuyun okutun efendim.
610 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
'Tüfek, Mikrop ve Çelik' başta isim olarak çok dikkatimi çeken, daha sonra araştırınca da okumaya karar verdiğim ve 'iyi ki' lerim arasına giren bir kitap.
Türkiye'yi çok seven eşi ile birlikte üç defa ziyaret etmiş, Ucla'da coğrafya profesöru olan yazar Jared Diamond; eşinin ve kendisinin ülkemize borcunun kişisel; diğer Amerikalıların ise, dilsel, kültürel, teknolojik ve politik olduğunu söylüyor. Kitabın 'Türkiye'ye özel önsöz' baskısındaki soruyla kitabın ana konusunu anlatıyor; "Nasıl oldu da Anadolu'da yaşayan çiftçiler dillerini modern dünyanın bu kadar büyük bir kısmına yayabildiler? Sadece dillerini değil, zamanla metal aletler, yazı, merkezi yönetim gibi medeniyetin elzem gereksinimlerini de yaydılar. Neden modern dünyanın Türkiye'ye bu kadar büyük bir borcu var?"
Yazar Yeni Gine'de kuşların evrimini incelediği sırada Yali isimli bir yerli ile tanışıp, Yali'nin yazara:" Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu (insanların her türlü ihtiyacı) var, bunları Yeni Gine'ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?" diye sorması üzerine Diamond 25 yıl yaptığı araştırmalar sonunda o soruya yanıt olarak bu kitabı yazmaya karar verir.
Tabii ki ben buraya böylesi derin araştırma ve engin bildiler ışığında yazılan bu kitabın detaylarını veya sorunun cevabını yazacak değilim. Ki bu kitabı aktarmak demektir. Benim yapabileceğim yazarın bu cümleleri ile sizlerin dikkatini kitaba çekmek. MÖ 15000 yıllarından başlayarak günümüze kadar gelen dönemde, insanlığın neden Avrasya'dan başlayarak medeniyete ulaştığını yazar bir çok farklı konudan bahsederek aydınlatmaya çalışıyor. Zeka, coğrafi farklılık, ırksal sorunlar, bedensel kuvvet ve daha nice insani koşulların; dünya ve insanı şekillendirişini ve şu anki boyuta ulaşma evrelerini akıl, mantık ve tarihsel gerçeklerle birleştirip okuruna sunuyor.
Kitap kalınlığı ve yazarın kalemi sizi korkutmasın. Gayet anlaşılır ve akıcı bir kitap. Yalnızca bazı yerlerde tekrara düşmüş o kadar. Ama emin olun çok faydalı ve şaşıracağınız bilgiler okuyacaksınız. Biz kitabı sevgili FatmaErarslan ile birlikte okuduk. Çok da keyif aldık, fikir alışverişinde bulunduk. Ve bazı zamanlarda birbirimize itici kuvvet olduk. Güzeldi...
Kitabı okumayı düşünen arkadaşlara şimdiden iyi okumalar.
610 syf.
·Beğendi·9/10
"Herşey eşit olarak başlamasına rağmen neden siz beyazlar bu kadar ileri gittiniz de biz bu kadar geri kaldık”.

Avrupanın bilhassa Amerikanın ırkçılık anlayışını oradan çıkan bir yazarin yerle bir etmesi beni oldukça etkiledi.

Kitabı Tarih hocamin önermesiyle kütüphaneden alıp okumaya başlamıştım.O kadar etkilenip bilinçlendim ki herkesin okumasını istediğim nadir kitaplardan cidden National geographic belgesel serisi ile desteklenirse kendinizi birden uyanmış bulur yazara defalarca teşekkür edebilirsiniz.Belgeseller konusunda da 3 bölümden olusuyor;Birçok konu coğrafyaya bağlanıyor. Konular onun üzerinden anlatılıyor.Kitabi bulamazsanız mutlaka belgeselini izleyin
Eksiklikler olsa da yine de beğendim.

Burdan izleyebilirsiniz ;

https://youtu.be/-XynmtoTgNA

Antropololoji,ekonomi,toplum bilimleri, Tarih ve biyolojiyle bilimle ilgileniyorsanız size de çok farklı gelecektir.
insanlığın gelişimini,tarımın başlamasından yazının buluşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla
anlayabilmek için okunması gereken yapıtlardan birisidir.
Kitap o kadar güzel ki yaklasik 3 hafta da bitirip bir çok not almıştım.Dili oldukça iyi başları sıkıcı gelebilir şuan basımının durdurulduğunu biliyorum.
(Tübitagin Evrim kitaplarını durdurmasıymis sebep )

Kitabın yazımı şöyle başlamış;

Bir biyolog olan Jared Dimond 1972 yılında Temmuz ayında Yeni Gine’de kuşların evrimi incelediği sırada, bir gün birlikte yürüdüğü Yali adında bir yerlinin sorusuyla hayatının en önemli araştırması için gerekli ilhamı alır.

Yeni Gineli yerliler, beyazların getirdiği çok çeşitli malları gördüler ve önemli olduklarını farkettikleri bu mallara toplu olarak “kargo” adını verdiler. Yali, Diamond’a şu soruyu sordu:

“Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var, bunları neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?”

Kitap temel olarak Neden dünyadaki diğer kıtalardaki insanlar Avrupa’yı, Asya’yı fethetmedi de Avrupalılar diğer kıtaları fethetti ve dünyaya yayıldı?batı neden gelişmesini çok önceden gerçekleştirdi de doğu fakir kaldı?

sonunda Diamondun cevabı şudur;
Avrasya doğu batı ekseninde olduğu için gelişebilmiş, amerika ve afrika kuzey güney eksenli olduğu için gelişememiştir

Jared Diamond iste bu eserde buna cevap arayıp birçok anekdot ortaya atıyor.Jared Diamond, dile kolay tam otuz yılını bir Yeni Gine’li yerlinin kendisine sorduğu soruya cevap aramakla geçirmiş bir araştırmacı bu şekilde..

kitap değişik coğrafya ve ekolojik koşullardaki insanların farklı gelişme hızlarındaki nedenlerini ele almaktadır. medeniyetler arasındaki farklılıkların nedenlerini inceleyen, coğrafi koşullar ile ilişkilendirerek açıklama getiriyor Diamond.Günümüzdeki siyasi gelişmelerin kaynağını da coğrafyaya bağlıyor bazen.

Kitap birinci bölümde;
kıtaların tarih öncesi durumlarının analizi, coğrafyanın toplumları nasıl biçimlendirdiği, İnka İmparatorluğu ve İspanyolların savaşı kısımlarını tamamladıktan sonra, ikinci bölümde kitabın asıl cevap aradığı soruya odaklanmakta ve yiyecek üretiminin başlamasının beraberinde getirdiği değişiklikleri öne çıkarmaktadır. Yiyecek üretimine daha erken başlayan toplumların yazgısı ve gelişmesi diğer toplumlardan çok daha farklı olmuştur. Bir tarım devrimi olan yiyecek üretiminin başlamasıyla tarım devrimini gerçekleştiren toplumların hem nüfusları artmış, hem de karmaşık örgütlenme ve teknolojik donanımlarını güçlendirmişlerdir. Yiyecek üretimi beraberinde büyük şehirleri, krallıkları ve şehirlerde yayılan mikropları getirmiş ama zamanla bu mikroplara bağışıklık geliştiren toplumları da ortaya çıkarmıştır. Nihayet, üçüncü kısımda Jared Diamond birbirini besleyen ve bir zincirin halkaları gibi olan bu sürecin nasıl yiyecek üretiminden başlayarak tüfeklere, mikroplara ve çeliğe giden süreci hazırladığını açıklamaktadır.

tarım devrimi aşamasına daha erken geçebilen toplumların avantajlarını, bunun dünya tarihini nasıl şekillendirdiğini ve insanlığın üçüncü dönemi olan sanayi devrimine geçişte nasıl kritik bir rol oynadığını ele almaktadır.

Kitaptaki şu alıntı önemli;

"İspanyol Maceraperest Pizzarro, 1532’de İnkalar’ın başkentine ‘hepsi atlı olmamak kaydıyla’ tam 168 kişiyle gelir. 80 bin asker tarafından korunan başkent bu adamların deli olduğuna hükmeder. Çünkü hayatlarında hiç miğfer görmemişlerdir ve bir takım insanların yemek pişirmediği halde kafalarında tencereyle gezmesine anlam veremezler. Daha da garibi hiç at görmedikleri, yetmezmiş gibi ata binen insanı hiç görmedikleri gerçeğiydi. Elbette ki muhteşem bir çelikten yapılmış İspanyol kılıcını, ilkel de olsa tüfeği de bilmiyorlardı."

Oysaki 700 yıl oyunca Endülüsler ve başka halklarla aralıksız savaşan İspanyollar, çok iyi birer savaşçıydılar. Ertesi gün savaşa tutuştular. Tüfek ve çelikle savaşan 168 İspanyol’un, 80 bin İnka askerini dağıtması birkaç saat sürdü. 3 bin İnka askeri güneş battığında gök ekin gibi doğranmasına rağmen bir tek İspanyol’un burnu bile kanamamıştı. Kalanlar da dağlara çekildi ve Güney Amerika sahili boyunca uzanan bir imparatorluk artık koloniydi."

Daha doğrusu şanslı olanlar yeni efendilerinin köleleri oldular. Çünkü İnkalar’ın yaşaması gereken bir tecrübe daha vardı: Mikrop! İnkalar tarihlerinde hiçbir yabancıyla etkileşime geçmedikleri için çiçek hastalığı virüsüne karşı bağışıklık sahibi değillerdi. Mikrop da kalan nüfusu büyük oranda kırınca çok güvendikleri sayısal üstünlüğü kaybederek tam bir sömürge oldular. Üçleme tamamlanmıştı: Tüfek, mikrop ve çelik…
Aslında günümüzü de çok güzel özetliyor.

Peki, tüm üstünlüklerine rağmen Ortadoğu dünyanın iktidar merkezi ya da bir zamanlar olduğu gibi tahıl ambarı neden değil? Bu soruya cevabı Diamond, şöyle veriyor: Ortadoğu coğrafyası kuraktı ve ekolojisi yoğun tarımı kaldıramayacak kadar kırılgandı. İnsanlar o dönemde coğrafyayı tahrip ediyor ve su kaynaklarını hızla tüketiyordu. Topraklarını işleyemeyen Ortadoğu insanları göç etmek zorunda kaldı. Böylece bereketli hilalde bulunan kaynaklar giderek Ortadoğu’dan çıkarak dünyaya yayılmaya başladı. Bu yayılma Kuzey Afrika’da Mısır medeniyetini, Avrupa’da ise Avrupa medeniyetini var etmişti. Bereketli hilalden götürülen bitkisel ve hayvansal besinler o kadar verimli bir şekilde üretiliyordu ki Mısır’da piramitleri yapabilecek insan kitlelerine ve yine Avrupa’da farklı zanaatlarla uğraşan insanlara yetebilecek güçte idi. Avrupalılar bu besinleri 16 ve 17. yüzyıllarda Yeni Dünya'ya kadar taşıdılar. Yeni Dünya'da, İnka medeniyeti ile karşılaşan İspanyol savaşçılar çok kısa sürede İnka ordularındaki askerleri yendiler. Bu zaferlerdeki en temel neden İspanyolların Yeni Dünya'ya götürdüğü mikroplar ve kullandıkları savaş aletleri idi. Kökeni bereketli hilalden gelen ve tıpkı Avrupa’da olduğu gibi diğer coğrafyalara yayılan bu savaş aletlerini geliştirmeyi Avrupalılar başardı. Avrupalılara bu imkânı sağlayan etmenler ise kıtaların şekli, hayvan ve bitki dağılımı, Avrasya teknolojisinin yayılımı gibi coğrafik etmenlerdi.


yiyecek üretiminin başlaması yani tarım devrimi daha çok yiyecek, bunun sonucunda da daha yoğun nüfus demektir Diamonda göre. Yiyecek fazlalığı toplumsal ve siyasal olarak daha fazla örgütlenme getirir. Bu nedenle bitki ve hayvanların evcilleştirilmesi imparatorlukların, okuryazarlığın, çelik silahların niçin önce Avrasya’da geliştiğini açıklar. Yiyecek üretimiyle fetih arasındaki temel bağlantıyı ise atların askeri amaçla kullanılması ve hayvanlardan bulaşan öldürücü mikroplar tamamlar.

Avrupa kolonyalizmini ve sömürgeciliğini en iyi anlatan kitaplardan bir tanesi.

Diamond kitabını şöyle özetler:

" tarih farklı halklar için farklı yönde gelişti ama bu çevresel faktörlerden dolayı böyle oldu, o halkların biyolojik farklılıklarından dolayı değil."

Şu iki alıntı suan bizi bugün karantina altına sokan ve binlerce insanin ölmesini saglayan koronavirusle ilgili önemlidir düşünmesini size bırakıyorum;

"Dolayısıyla salgın insan hastalıklarına yol açan mikropların gelişmesi için nasıl yiyecek üretimiyle, yiyecek üretimini izleyen binlerce yıllık toplumsal gelişme gerekiyorsa yazının gelişmesi için de gerekiyordu. yazı bağımsız olarak bereketli hilal'de, meksika'da ve belki de çin'de ortaya çıktı çünkü bu bölgelerin her biri, bulundukları yarım kürede yiyecek üretiminin ilk başladığı yerlerdi. yazı o birkaç toplum tarafından bir kez icat edildikten sonra, ticaret, fetih ve din yoluyla aynı ekonomik ve toplumsal örgütlere sahip başka toplumlara yayılmaya başladı."

"yakın geçmişteki pota kuralına uymayan tek örnek dünyanın en kalabalık ülkesi çin'dir. bugün çin, siyasal, kültürel, dilsel olarak tek parça bir ülke görünümündedir, hiç değilse konunun yabancısı için bu böyledir. mö 221'de çin'de siyasal birlik sağlamıştı ve çin o zamandan bu zamana yüzyıllar boyunca çoğunlukla bu siyasal birliği korudu. çin'de yazının başladığı zamandan bu yana tek bir yazı sistemi kullanıldı, oysa çağdaş avrupa onlarca kez değişmiş alfabeler kullanıyor. çin'deki 1 milyar 2 yüz milyon kişiden 800 milyonu mandarin dilini kullanıyor, dünyada anadil olarak en yüksek sayıda insanın konuştuğu bir dil. üç yüz milyon kadar kişi ise yedi farklı dil konuşuyor, bu diller mandarinceye ve birbirlerine ispanyolcanın italyancaya kadar benzediği kadar benziyorlar. dolayısıyla çin bir pota olmadığı gibi, çin nasıl çinli oldu diye sormak da saçma görünüyor. çin neredeyse yazılı tarihinin ta başından beri hep çinliydi."


Faydalanılan ve tavsiye edilen kaynaklar ;

**Journal of the Human and Social Science Researches | 2014 | Cilt.3, Sayı:1 – Volume: 3, Issue: 1
(Hasan SABIR )

**Tüfek Mikrop ve çelik üzerine bir inceleme (Emirhan Aktaş)

**https://parlakjurnal.com/...lik-kitabi-tanitimi/


_Kitapta eksik bulduğum tek konu dinler mevzusu. Üzerinde çok fazla durulmaması oldu.Onun dışında bir-çok kitabın atası sayılır.

Insanlık tarihini okumak isteyenler okuyun okutun..
610 syf.
·Beğendi·10/10
Neden Avrupa Amerika'yı keşfetti ama Amerika Avrupa'yı keşfedemedi....

Bu görünüşte basit ama çok detaylı konunun cevabı bu kitapta... Sonunda vahşi kapitalizme ulaşan bir insanlık romanı...
____
Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Binlerce yeni bilgi edindim. Bunun yanı sıra çok sağlam bir araştırmacının düşünmediğim onlarca konu hakkında ilginç yorumları....

Sizi meraklandırmak için sadece şunu paylaşıyorum:
Amerikayı neden Avrupalılar keşfetti de Çin veya diğer asya devletleri keşfetmedi? Bunun onlarca nedenli cevabı bu kitabın içinde.
664 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Son dönemlerin sıkça konuşulan kitaplarından biri Tüfek, Mikrop ve Çelik. Peki nedir bu kitap ? İnsanlık tarihinin 13.000 yıllık tarihi. Yazarın Yeni Gine'de kendisine sorulan basit bir soru üzerine yaptığı otuz yıllık araştırmaların ürünü. Kitapta bizi neler bekliyor?? Çokça bilgi, bolca örnek, yazarın sorguladığı birçok soru ve cevapları aynı zamanda zihnimizde oluşan deli sorular ile internet araştırmaları :)

### Kitabın asıl konusu şu: Günümüz Dünyasında belirleyici rol oynayan süper güç halkları bu noktaya getiren şey nedir ? Neden Avrasya Kıtası keşfedilip sömürge haline getirilmedi de Amerika ve Avusturalya Kıtaları keşfedildi, sömürgeleştirildi, köleleştirildi, yerli halkları kıyıma uğratıldı ?? Bu kıtaların geri kalmasının sebepleri neydi ? Ten renkleri daha koyu olduğu için mi yoksa daha mı az zekiydiler?? Bu soruların cevaplarını bulmak için yazar bizi 13.000 yıl öncesine götürüyor. Son Buzul Çağı sonrası Dünya ısınmaya insanlar için yaşanabilir hâle gelmeye başlamıştır ve birçok bölgede insan grupları avcılık toplayıcılık ile yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Tabi Avrasya kıtası daha şanslı bir coğrafyadadır zira bitki ve evcilleştirilebilir hayvan popülasyonu daha fazladır. Bitkilerin yaban ataları yüzyıllar içinde evrimleşirler ve evcilleşip yenilebilir hâle gelirler. Bitkileri yetiştirme ürün elde etme isteği hayvanların evcilleştirilmesini beraberinde getirir ve hayvanlarla etkileşim insanoğlunu mikroplarla tanıştırır. Kitapta Bitki evrimi, hayvan evrimi, mikrop evrimi bol örneklerle bölümler halinde ve sırasıyla neden-sonuç bağlantısı kurularak anlatılmış. İnsanoğlu mikroplarla olan mücadele sonrası tarlaları sürmek için çeliği işler ve sonrasında adım adım medeniyet kurulur yükselir Tüfek gelir tarih sahnesine. Bunun akabinde teknoloji boy gösterir ve keşifler başlar . Avrasya Kıtası halkları Amerika kıtasını keşfedince kendilerinden çok daha geri kalmış bir halk bulurlar buna karşın kendilerinde 3 önemli şeyde vardır : Tüfek, Mikrop ve Çelik... Peki Avrasya kıtasında işler gayet yolunda ilerledi de diğer kıta halkları neden aynı gelişimi sergileyemedi ? Yazar bu sorunun cevabını ve sebeplerini gayet tatmin edici şekilde bol örneklerle sunmuş bize...

### Bu kitabı okumak kolay mıydı zor muydu ? sorusu gelebilir merak edenlerin aklına şöyle söyleyeyim; normal okuma hızınız yarıya kadar düşebilir zira her satır bilgi dolu . Aynı zamanda aklınıza başka sorular gelebilir araştırma yoluna gidersiniz yani yazarın gayet rahat bir dili ve yalın anlatımı olsa da zihin yoran bir okuma bekliyor sizleri. Ama bu konulara ilginiz varsa tabi ki bu problem değil güzelce okur ve araştırırsınız .

### Kitapta en çok ilgimi çeken ve keyifle okuduğum kısım neydi ? Mikrop evriminin anlatıldığı bölüm benim için çok ilgi çekiciydi ve keyif alarak okudum. Aynı şekilde kitabın ilk baskılarında olmayan sonraki baskılarda eklenen Japonlar Kimdir? bölümü yine çok keyifliydi . Tabi kitabın kapak resmindeki sahnenin anlatıldığı bölüm yine beğendiğim bölümlerden biriydi. Okumayı tamamladıktan sonra dönüp okuma sürecime baktığımda altı bolca çizilmiş sayfalar ve araya sıkıştırılmış notlar var elimde.

" Koşullar değişir, geçmişteki üstünlük gelecekteki üstünlüğün güvencesi değildir." Yazarın bu güzel mesajıyla değerlendirmemi tamamlıyorum . Umarım bu kitap daha çok kişi tarafından okunur, sorgulanır ve tartışılır hâle gelir ki gelecekte bir şeyler olumlu anlamda değişsin . Okumayı düşünen tüm arkadaşlara keyifli okumalar diliyorum
664 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Yuhal noah harari inin hom sapıens serisinden sonra Jared Diamondu okumak nasip oldu. Yazar bu kitabında insanlığın 13 bin yıllık tarihini anlatıyor. İnsanların nerden nasıl başlayıp ne süreçlerden günümüze ne şartlarda geldiğini kanıtlarlar bilgi birikime dayanarak dile getirmiş. Neden bazı bölgeler az gelişip bazı bölgelerin gelişmeyişi, neden birbirlerini istila edip sömürgeleştirme, savaşların oluşmasını işte tüm bu soruların cevabı bu kitapda mevcut. Yazarın 30 yıllık bir zaman dilimini kapsayan derin araştırmalar sonucu ortaya çıkan bilgi niteliğinde başlangıçtan günümüze kadar olan fevkalade bir eser.
610 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Son zamanlarda okuduğum en zihin açıcı kitaplardan. Sindirmesi büyük konsantrasyon gerektiriyor ancak kitap bittiğinde harcadığınız zamana değdiğini anlıyorsunuz. Kitapta katılmadığım tek yer, hayvanların evcilleştirilmesini Tolstoy’un evlilik hakkındaki “Anna Karenina prensibi” ile karşılaştırması. İnsanlar ve evcil hayvanlar arasındaki ilişkiyi evlilik müessesi ile karşılaştırması sanırım batı kültüründe evcil hayvanların kınumu ile ilgili. Bunun dışında, yazarın bilim, antropoloji ve 13 bin yıllık insanlık tarihini kavrayışı olağanüstü aydınlatıcı buldum. Şu Korona günlerinde insanlık tarihinim dünü ve bugününü anlamak için okunması gereken kitaplardan 'Tüfek, Mikrop ve Çelik' in yeni versiyonuna ek köşe taşı sizce ne olmalı? İnternet ??? 
“ Mutlu ailelerin hepsi birbirine benzer, mutsuz ailelerin mutsuzluğuysa kendine özgüdür. “

Tolstoy / Anna Karenina
Jared Diamond
Sayfa 182 - Pegasus Yayınları
Bu günlerde Ortadoğu'daki Müslüman toplumlar göreceli olarak tutucu, teknolojide ön saflarda yer almıyorlar. Ama ortaçağda aynı bölgedeki Müslümanlar teknoloji bakımından ileriydiler, yeniliklere açıktılar. Çağdaş Avrupa'dakinden daha yüksek okuryazarlık oranına ulaşmışlardı; Eski Yunan uygarlığının mirasını öylesine özümlemişlerdi ki bugün biz Eski Yunan'a ait kitapların çoğunu Arapça kopyaları aracılığıyla tanıyoruz; yel değirmenlerini, trigonometriyi, üç köşeli yelkenleri geliştirdiler ya da icat ettiler; metal sanayiinde, mekanik mühendislikte, kimya mühendisliğinde, sulama yöntemlerinde önemli adımların atılmasına öncülük ettiler; Çin'den barutu ve kâğıdı alıp Avrupa'ya aktardılar. Ortaçağda teknoloji akışının yönü bugünkü gibi Avrupa'dan İslam âlemine doğru değil, büyük oranda İslam âleminden Avrupa'ya doğruydu.
Jared Diamond
Sayfa 325 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları
İnsanlık tarihi, hayvanların tarihinden ayrı bir şey olarak orada aşağı yukarı 7 milyon yıl önce başladı.
Jared Diamond
Sayfa 30 - Tübitak Yayınları
Hayvanlar da enlemle ilişkili iklim özelliklerine uyum sağlarlar. Bu açıdan bizler, kendi iç gözlemlerimizden de bildiğimiz gibi, tam birer hayvanızdır.
"... Avrasyalı tüfeklerin veya çelikten yapılma silahların öldürdüğünden çok daha fazla sayıda Amerikan yerlisi ve Avrasyalı olmayan insan Avrasyalı mikroplar tarafından öldürüldü..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
664
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052994573
Orijinal adı:
Guns, Germs, and Steel: The Fates of Human Societies
Çeviri:
Ülker İnce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Tüfek Mikrop ve Çelik (Ciltli)
Türkiye’ye Özel Önsözle

“Bu kitap tüm kıtalardaki insanların on üç bin yıllık kısa tarihi. Herkes ve her şey anlatılıyor. Farklı kıtalardaki farklı toplumların farklı gelişmelerini ikna edici ve bilimsel bir şekilde açıklayarak ırkçı yaklaşımları yerle bir ediyor… İlk iki sayfayı okuduktan sonra elinizden bırakamayacaksınız.”

- Paul R. Ehrlich, Stanford Üniversitesi

“Büyüleyici… İnsanlık tarihini anlamak için bir temel oluşturuyor.”

- Bill Gates

“Büyük soruların ve büyük cevapların kitabı.”

- Yuval Noah Harari

“İnanılmaz derecede kapsamlı bir kitap. Jared Diamond diğer birçok yazarın başaramadığını başarıyor ve altı yüz sayfa içinde tüm dünyanın tarihini başarılı bir şekilde anlatıyor. Son yıllarda insanlık tarihi hakkında basılmış en önemli ve okunaklı kitaplardan biri.”

- Nature

“İnsanlık tarihi araştırmalarında ciddi ve çığır açıcı kitaplar ancak her nesilde bir geliyor. Tüfek, Mikrop ve Çelik de bu klasiklerin arasında yerini almaya hazır… Diamond teknolojiye olan hâkimiyetini geniş bir tarihsel kapsamla birleştiriyor. Yıllardır bu kadar özenli ve geniş kapsamlı bir kitap basılmamıştı.”

- Washington Times

“Jared Diamond, bilimsel verileri herkesin anlayabileceği bir biçimde açıklıyor ve insanlık tarihinin nasıl geliştiğini merak eden herkesin ilgisini çekecek bir konuyu işliyor… Irkçı yanıtlara karşılık bilimsel temelli bir teori üreterek herkese büyük bir iyilik yapmış. İnanılmaz derecede ilgi çekici bir kitap.”

- Los Angeles Times

Dünya üzerinde yaşayan bütün insanların 13.000 yıllık tarihi…

İnsanlık tarihi, devletler, savaşlar, keşifler, icatlar ve yeniliklerle doludur. İmparatorluklar kurulup yıkılırken, tarihin seyrini değiştiren, kıtaların kaderlerini belirleyen olaylar yaşandı. Ancak insanlık tarihi nasıl başladı ve nasıl şekillendi? Anadolu ve Orta Doğu coğrafyası tarihin akışında neden bu kadar önemli? Neden Avrasya’da atlar evcilleştirilebilirken Afrika’da zebralar evcilleştirilemedi? Neden Amerika kıtasının yerlileri Avrupa’yı istila etmedi de tersi oldu? Neden bazı toplumlar zenginken diğerleri fakir kaldı?

Tüfek, Mikrop ve Çelik, insanlık tarihinin en can alıcı ve önemli sorularını soran ve bilimsel kanıtlarla yanıtlayan muhteşem bir eser. Biyoloji, coğrafya, dilbilim ve tarih gibi birçok alandan yararlanarak yazılmış, “Batılı” koşullandırmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.

Dinlerin nasıl doğduğu, devletlerin nasıl kurulduğu, mikropların ve onlara bağlı hastalıkların nasıl oluştuğu, tarım ve hayvancılığın hayatımızdaki önemi, yazının neden icat edildiği, insanoğlunun teknolojiyi nasıl ve neden geliştirdiği, insanlık tarihinin temellerinin neler olduğu ayrıntılarıyla bu kitapta inceleniyor.

Ve tüm hikaye bundan 13.000 yıl önce Orta Doğu’da yaşayan bir insanın bir buğday tanesini toprağa ekmesiyle başlıyor.

“Sanatsal, bilgilendirici ve eğlenceli… Bir konunun daha önce akla hiç gelmemiş yönlerini aydınlatan bir pencere görmek gibisi yoktur ve Jared Diamond da tam olarak bunu yapmış.”

- William H. McNeil, New York Review of Books

“Bu kitabın kapsamı ve açıklayıcı gücü inanılmaz.”

- The New Yorker

“Tüfek, Mikrop ve Çelik’te açıkça görebiliyoruz ki, hiçbir bilim insanı sosyal meseleleri Jared Diamond kadar açıkça ve rahatlıkla anlatamıyor. Bu inanılmaz derecede başarılı kitapta biyoloji ve tarih bilimlerini birleştiren Jared Diamond insan durumunu hiç olmadığı kadar derinlemesine anlatıyor.”

- Edward O. Wilson, Harvard Üniversitesi

“Sahip olanlar ve olmayanlardan oluşan dünyamızın nasıl oluştuğunu açıklayan nefes kesici bir kitap. Daha önce hiç bu kadar büyük bir uzmanlık ve şefkatle işlenmemiş bir konu.”

- The Times

“Fevkalade ve ikna edici bir kitap. Kapsamı ise inanılmaz.”

- Observer

“Bu kitap beni Orta Çağ savaşlarını araştıran bir tarihçiden insanlık tarihi öğrencisine dönüştürdü.”

- Yuval Noah Harari

“İlgi çekici ve aşırı derecede önemli… Bu kitabın bir özetinin çıkarılması ona haksızlık olur.”

- David Brown

“En temel düzeyde insanlık tarihini merak eden herkesin ilgisini hak ediyor. Zirvede bir eser. Diamond insanlık tarihinin mantıklı ve kanıtlara dayanan bir öyküsünü yazmış.”

- Thomas M. Disch

Kitabı okuyanlar 2.613 okur

  • Ogan Çolak
  • lectorem
  • Deniz Özkan
  • Recai Alemdar
  • Hasan Ceylan
  • Ahmet Mahir
  • Uzaktaki Biri
  • Safa Ata
  • Ömer faruk öztürk
  • Yakup Bektaş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.1 (78)
9
%8.8 (97)
8
%7.7 (84)
7
%2.6 (28)
6
%0.9 (10)
5
%0.5 (6)
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0.1 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları