Tüketim Toplumu Söylenceleri - Yapıları

9,0/10  (7 Oy) · 
29 okunma  · 
9 beğeni  · 
906 gösterim
Tüketim, doğal ihtiyaçların rasyonel olarak tatmin edilmesi midir? Tüketim daha ziyade, ilerleme ve mutluluk anlamına mı gelir? Tüketimin yaygınlaşması sınıf farklarının giderilmesi midir? Uluslararası markaların tüm dünyaya yayıldığı, yeni alışveriş merkezlerinin en geleneksel toplumların tüketim alışkanlıklarını bile değiştirdiği, insani ilişkilerin yerini giderek nesnelerle ilişkiye bıraktığı ve kitle iletişiminin tüm bu süreci yönlendirdiği çağımızı Baudrillard bu sorular aracılığıyla tartışıyor. Baudrillard'a göre günümüzde tüketim, doğal ihtiyaçların mal ya da hizmet aracılığıyla tatmin edilmesi olarak değil, kodlar ve kurallarla düzenlenmiş glo-bal ve tutarlı bir göstergeler sistemi olarak yorumlanmalıdır. Bu sistemde ih-tiyaç ve hazların olumsal dünyasının, doğal ve biyolojik düzenin yerini, bir toplumsal değerler ve sınıflandırmalar düzeni almıştır. Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. Böylece genel bir toplumsal farklılaşma mantığı ortaya çıkar. İhtiyaç artık tikel bir nesneye duyulan ihtiyaçtan çok, bir farklılaşma ihtiyacıdır. Toplumsal olarak üretilmiş rasyonel ve hiyerarşik ihtiyaçlar sisteminde tüketici tek tek nesnelere değil, mal ve hizmetler sistemini bütünüyle satın almaya yönlendirilir; bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluğa dönüşür. Çünkü temel toplumsal etkinlik ve bütünleşme biçimi, geçerli ahlâk, tüketim etkinliğinin ta kendisidir. Bu anlamda tüketim bireyin özgür bir etkinliği değildir. Tersine hem ihtiyaçlar sistemini üreten ve yönlendiren üretim düzeninin, hem de birer gösterge olarak tüketim mallarının kazandırdığı görece toplumsal prestiji ve değeri belirleyen anlamlandırma düzeninin zorlaması altındadır. Sonunda bu yabancılaşma o kadar kapsayıcı olur ki, tüketim toplumunun yapısı haline gelir.
İşte bu kuramsal tabanda, günlük alışverişten lüks tüketime, beden bakımından cinselliğe, reklamdan Pop Art'a ve bireylerin dinlenme biçimlerine kadar tüm yönleriyle tüketim toplumunu çözümlüyor Baudrillard. Bu aşırı emek ve tüketim baskısına muhalefetin beklenmedik biçimlerde, örneğin kronik yorgunluk ya da irrasyonel şiddet olarak ortaya çıktığını ve bu muhalefetin öngörülemeyecek yepyeni biçimler bulacağını da ekliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2012
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9789755391410
  • Orijinal Adı:
    La Societe De Consommation
  • Çeviri:
    Ferda Keskin, Hazal Deliceçaylı
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ahmet Y 
07 Tem 19:35 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Makyajsızdır bu güzel çehreler
Yüzlerini sen pudrasız bırakma Allahım
Ya kaldır şu FaceSwaplarını
Ya fondotensiz bırakma Allahım..

Toplanın ey Goriot Baba’nın kızları,siz de Laios’un şişikliği kollarına vurmuş dar t-shirtlü oğulları.Bu kitap size inmiş İncil’dir.Gelin okuyun,topluca okuyun ve resmini instagrama Brazil Santos’la beraber atmayı unutmayın.Siz ki toplu(pardon kolektif kelimesini daha çok seversiniz) eylemleri çok seversiniz.Siz ki biribinizi taklid ederek farklı olduğunu zanneden aslında klonlanmış bir tek hücreliden ileri gidemeyen şuursuz bir yığınsınız.Tanrı artık helak etmiyor,kitap yollamıyor,kitap yazacak zekalar yolluyor.Gelin dinleyin bu akademik peygamberin,makine gıcırtısını benzeyen çığlıklarını…

Okuyun ister yaradan rabinizin adıyla okuyun,ister maymunlarınızın ya da putarınızın adıyla okuyun.Bu kitap size inmiş İncildir..Bu kitap sizin kötülüğünüzün aynasıdır.Sizin makyaja ve protein tozlarına ve hatta serenay Sarıkaya pantolonlarına harcadığıklarınızın akıttığı kanın,yeşerttiği,kökleştirdiği yoksulluğun ağır bilançosudur..Dizilerin size al,illede al,kesinlikle al dedikleri şeylerin sizin nasıl ruhunuza Faust’tan daha ucuza aldığının resmi ve bilimsel kanıtıdır.Siz ki “kirlenmek güzeldir” diye diye kendinizi lağım sularıyla yıkayıp sonra o su da kendi bulanık silüetinize aşık olan bir avuç kepaze;akşamları nasıl da vatan kurtarıyorsunuz.Siz ki cırtlak sesinizin aksisedasını dinlete dinlete,aldığınız her ürüne burun kıvırıp bir yenisini alırken Afrikalı çocuğun açlık iniltilerini 5 hoparlörlü telefonlarıyla paylaşırken hiç ama hiç utanmıyorsunuz ya..Okuyun,okuyun da görün gerçek yüzünüzü.Evet bacağınız var,bacağınız her şeye kadir.Adonisleriniz sizi artemise kadar fırlatacak bir top ateşi kadar güçlü..Ve evet hayat sadece sizin için bir dış güzellik vizyonundan ibaret..Yüzsüzlüğünüzü örtmeye kaç kilo makyaj yeter..İçinizdeki boşluğu doldurmaya kaç kilo protein tozu?

Amacım hakaret etmek değil,genellemek de….Bu çağı görenlerin başka bir cehenneme ihtiyacı yok.Cehennem bu çağın,bu insanların,bu tüketim canavarlanının ta kendisi..Delirmek tek çözüm garantisi.Tımarhane kaçacak tek barınak..Deliremiyorsan,sürünürsün.Sistemi fark ettiysen dirhem dirhem çürürsün.Sokratesi öldüren rejim senin de sonunu hazırlar.İşte Tüketim Toplumu.İşte insanlığın binlerce yıl sonra ulaştığı distopya..(Çoğuna göre ütopya tabi) Makyaja harcanan milyar dolarlar,insanlar sefaletle boğuşurken,evleri yokken yapılan dini mabetler,saraylar..Beyninden fikir yerine kas fışkıran erkekler,zihinleri liposakşınlı kadınlar..Memur babalara çemkirerek alınan aplle marka telefonlar..Öğrenciyiz abi diyip,dolmuşa verilen 25 kuruşu hesaplayıp bir bardak Mocha’ya verilen 15 TL’ler..Sonra özgürlük narası altında aşkı kedi ve köpek gibi önüne gelen herkesle çiftleşmek zannedip kirleten şuursuz yığınlar..Ve seküler Müslümanlar,US POLO marka türbanlar..Küçümseyici bakışlar,cool hareketler,vicdansız bir nesil..Uydurma,yapmacık insancılık oyunları..Bu kitap sizi anlatıyor.Sizi bak üstüne basa basa söylüyorum başkası değil.Siz ki sizi anlatan şeyleri çok seversiniz.Herşeyin ambalajına bakıp ona göre alırsınız.Alacağınız kitabı dahi içeriğine göre değil kapağına göre seçersiniz.Vitrinler zihininizin defterdarıdır,reklamlar padişahınız,diziler pusulanız..Okuyun bakalım anlayabilecek misiniz? Bu Fransız size kibarlar aleminden, champs elysees’ten seslenmiyor olsa da Loreal Paris’i çağrıştırıp belki kendini satın aldırabilir..Kim bilir..Okumazsınız,ben de kime ne anlatıyorum..5. sayfada ayy ilerlemiyo yhaa.s Bu kitabı yazan adam delirmiş diyeceksiniz..Sakın ha uyanmayın bilmek lanettir,cehalet mutluluk…

Tüketim Toplumunu tarif etmeme gerek yoktu aslında.Edemedim de zaten.Elimde büyülü sözcükler yok..Cemil Meriç var bakalım ne diyor;

ONLAR SÜRÜ YAVRUM
Kervanlar geçiyor uzaktan, yollar sisli, ufuk görünmüyor. Faust meçhulü sattı Şeytana. Olmayanı sattı. Yıldızlara tırmanan bir merdi-ven hayat, bir ucunda madde, âciz ve hantal; bir ucunda, Tanrı.
Onlar sürü yavrum. Zincirlerinden başka kaybedecek neleri var? Karanlıktan geldiler, karanlığa gidiyorlar. Ummandaki dalgalar gibi sayısız. Tarihi yok bu sürünün. Macerası yok. Yıldızlara tırmanan merdivenden habersiz. Yürüyen, esneyen, tepinen ve öğrendiği sesle-ri tekrarlayan uzviyet. Kafanın vecdinden habersiz. Bu sarhoş karna-val alayını yıldızlar, yüzbinlerce yıldız, kayıtsız bakışlarıyla seyredi-yor. Hepsinin hayatı üç kelimenin içinde, hatta bir kelimenin: yaşamadılar. Kaya nasıl beyin olmuş, bilen yok. Yapma çiçek gibi ür-permeyen, kokmayan, yaşamayan milyonlarca, milyarlarca beyin var. Bu kervanın arkasından koşma çocuğum! Onların yöneldiği iklimler-de sam yelleri eser kış yaz. Sarayları çingene çadırından daha sevim-sizdir. Ne yapsınlar? İsa, "onları affet Allahım" diyordu. Onlar mı Alla-hı affetsin, Allah mı onları?

Peki bizim satacak bir şeytanımız var mı? Peki satacak bir ruhumuz? Satacak ve alınacak aşklarımız,iş gücümüz,emeğimiz,dostluklarımız var..Her şey bir Pazar malzemesi.İsmet Özel’in dediği gibi;”Biz şehir ahalisi üstü çizilmiş kişiler….”
Biz kazanılmadan kaybedilmiş istikbalin elinde telefonla bekleyen ve çiçeği böceği,doğayı ve insanı yalnız orada bilen bir nesiliz.Sokakta değil,telefonda çocukluğunu geçiren.Ağaca beş dakika bakan insanın psikiyatrik olarak hasta sayılacağı ama telefonlarla saatler geçirince normal birey statüsünde yer alacak bir nesil.Aptallığın zeka,Dehanın ise delilik sayılacağı bir nesil…
İzninizle bu anlamsız yazıyı yazdıktan sonra ben çıldırmaya gidiyorum.Siz de telefonunuza dönün ya da siz de çıldırın..
Bataklıktan göklere süzülen bir tarla kuşu gibi kasıklarıyla düşünen ve göbekten aşağısıyla yaşayan bu azgın hergele sürüsünden uzaklaşmaya bak. Yoksa gübresin, leş gibi gübre.
(Jurnal, Cemil Meriç)

Sömürgecilikten bu yana, farklı olanı ve "öteki"ni yok etmiş olan Batı, artık "aynı"nın aynasında, kendi kendinden üreyen ve türeyen cinsiyet ve zihniyetleriyle birbirinin kopyası olan bireylerin dünyasıdır. Artık "öteki cehennemi"nde değil, kendi cehenneminde yaşayan bu insanın bir diğerinde keşfedebileceği hiçbir şey kalmamıştır; çekici tek şey nesnelerdir...

Kötülüğün Şeffaflığı/Jean Badrillard

Hüseyin Düver 
26 Oca 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Baudrillardın farklı hiç akademik kitaplar okumayanlar için ağır gelebilir. Ama anlatmaya çalıştığı şeyleri anladığınızda gerçekten mükemmel tespitler yaptığını görüyorsunuz

Kitaptan 29 Alıntı

Celal Uslu 
19 Nis 23:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tüketime Yerinde Bir Örnek
İçe kapanma, Verborgenheit olarak gündeliklik, dünyanın simülakrı, dünyaya bir kalıtım kandırmacası olmasaydı dayanılmaz olurdu. Gündelikliğin bu aşkınlığın çoğalan imgeleri ve göstergeleriyle beslenmesi gerekir. Gündelikliğin dinginliği, gördüğümüz gibi gerçekliğin ve tarihin baş döndürücülüğüne ihtiyaç duyar. Gündelikliğin dinginliği, yüceltilmek için sürekli tüketilen şiddete ihtiyaç duyar. Bu, gündelikliğin kendine özgü edepsizliğidir. Gündeliklik olaylara ve şiddete pek düşkündür, yeter ki bunlar ona odasında sunulsun. Karikatürize edersek, söz konusu olan Vietnam Savaşı'nın imgeleri karşısında gevşeyen televizyon izleyicisidir. Ters yöne açılan bir pencere olarak TV'nin resimleri bir odaya bakar ve dış dünyanın zalimliği samimi ve sıcak hale gelir, sapkın bir sıcaklıktır bu.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 29)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 29)
Celal Uslu 
28 Nis 13:16 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tüketim Kuşakları Çıkmazı
Tüketim toplumu hareketli bir toplumdur: Geniş nüfus katmanları toplumsal hiyerarşi boyunca hareket eder, üst bir statüye ve aynı zamanda bu statüyü göstergelerle gösterme zorunluluğundan ibaret olan kültürel talebe ulaşır. Toplumun tüm düzeylerinde, "sonradan gelen" kuşaklar kendi gösteriş eşyalarını talep eder. Dolayısıyla kamunun "bayağılık"ını ya da tapon mal talebini karşılamak isteyen sanayicilerin "edebe aykırı" taktiğini suçlamak yararsızdır.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 136)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 136)
Celal Uslu 
28 Nis 00:34 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Günümüz İçi Boş Meslek Etiketinin Etkisi
Mesleki bilgi, toplumsal unvan, bireysel gelişim konusunda toplumumuzun niteliksel boyutlarından biri yeniden çevrimdir. Toplumun bu boyutu herkes için, eğer dışarı atılmak, uzaklaştırılmak, yarışma dışı bırakılmak istemiyorsa, bilgisini, genelde "kullanılabilir bilgi dağarı"nı çalışma piyasasına sunmak zorunluluğunu içerir. Bu toplumsal boyut özellikle işletmelerin teknik kadrolarını ve kısa süreden beri eğitimcilerini hedef alıyor. Dolayısıyla, bilimsel olmak ve her bireyin "dışarıda kalmamak" için uyum göstermek zorunda olduğu sürekli bilgi gelişimi (pozitif bilimler, satış teknikleri, pedagoji vb'deki) üstünde temellenmek ister.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 122)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 122)
Celal Uslu 
28 Nis 01:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tüketim Ödülü
Ayrıca, edebiyatta akademik çöküşü nedeniyle bugünlerde küçümsenen edebiyat ödülleri sisteminin -evrensen değerler açısından her yıl bir kitabı ödüllendirmek de aslında aptalcadır- modern kültürün işlevsel çevrime uyum sağlayarak nasıl hayatta kaldığını görmek tuhaftır. Başka zamanlarda saçma olan bu ödüllerin düzenlilikleri konjonktürel yeniden çevrimle, kültürel modanın güncelliğiyle bağdaşır hale geliyor. Eskiden bu ödüller kitabı gelecek kuşakların dikkatine sunmak için vardılar ve bu gülünçtü. Bugünse kitabı güncelliğin dikkatine sunuyorlar ve bu etkili. Bu ödüller bugün ikinci soluklarını buldu.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 126)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 126)
Celal Uslu 
28 Nis 23:49 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tüketimden Bağımsız Sanat Tanımı
...art should be an affirmation of life -not an attempt to bring other... but simply a way of waking up to the very life we are living, which is so excellent, once one get one's mind one's desires out of the way and lets it act of its own accord.(*)


(*): ... sanat yaşamın bir olumlaması olmalıdır, başka bir yaşam getirmeye çalışmak değil... yalnızca yaşadığımız ve zihnimizi, arzularımızı aradan çıkartıp kendi bildiği gibi davranmasına izin verdiğimizde öylesine mükemmel olan yaşamın ta kendisine uyanmanın bir yolu olmalıdır. (ç.n)

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 146 - John Cage)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 146 - John Cage)
Celal Uslu 
 28 Nis 00:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sisteme Mükemmel Adapte Olmuş Bir İnsan Bile Neden Mutsuzdur?
Tibbi yeniden çevrim: "Check-up". Bedensel, kassal, psikolojik yeniden çevrim: Erkekler için "President"; kadınlar için rejimler, güzellik bakımları; herkes için ise tatil. Bedenin "yeniden keşfi" bile bedensel yeniden çevrimdir; uçsuz bucaksız kent dokusuyla çevrili bir numuneliğe indirgenmiş, küçük bölgeler halinde ve yeşil alan, doğal park ya da ikinci konutlara dekor biçiminde, "kapatılmış" olarak hizmete sokulan bir kır biçimi altında doğanın "yeniden keşfi" de aslında Doğa'nın bir yeniden çevrimidir. Yani hiç de kültür ile simgesel karşıtlığı içinde özgül, özgün bir varoluş değil; ama bir simülasyon modeli, dolaşıma sokulmuş doğa göstergelerinin bir tüketimi, kısaca yeniden çevrimlenmiş bir doğa. Henüz her yerdeki doğa böyle değilse de, bu yine de güncel eğilimi yansıtır. Düzenleme, yeşil alanların korunması, çevre düzenlemeleri olarak da adlandırılsa söz konusu olan her zaman kendi öz varoluşunda ölüme mahkum edilmiş bir doğanın yeniden çevrimidir. Bu sistemde doğa da, olay gibi, bilgi gibi güncellik ilkesiyle yönetilir. Moda gibi işlevsel olarak değişmek zorundadır. Ambiyans değerine sahiptir, bu nedenle bir yenilenme çevrimine tabidir. Bugün mesleki alanı kuşatan da aynı ilkedir, bilim, teknik, nitelik, ustalık değerleri bu alanı yeniden çevrime yani yükselme, statü ve kariyer profili zorlamalarına boyun eğdirir.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 123)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 123)
Celal Uslu 
 26 Nis 02:01 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tüketimin Erkeğe Biçtiği Rol
Eril model titizliğin ve seçmenin modelidir. Her eril reklam ihtimam ve ödün vermez bir titizlik terimleriyle ifade bulan "deontolojik" seçim kuralında ısrar eder. Modern nitelikli erkek kolay tatmin olmaz. Bu erkek hiçbir zayıflığa izin vermez. Hiçbir ayrıntıyı küçümsemez. Edilgin bir biçimde ya da doğal zarafetle değil, daha çok gösterdiği bir seçicilikle "seçkin"dir (bu seçicilik başkaları tarafından yönlendirilse de, bu başka konudur). Kendini kaptırma ve hoşlanma değildir söz konusu olan, başkalarından ayırt edilmedir. Seçmeyi bilmek ve yanılmamak burada askeri ve püriten erdemlerle eşdeğerdir: uzlaşmazlık, karar, erdem. Bu değerler Romali ya da Cardin'den giyinen şık delikanlının minimum değerleri olacaktır. Rekabetçi ya da seçici erdem. İşte bu eril modeldir. Çok daha derin bir biçimde seçilmenin göstergesi olan seçme (seçen, seçmeyi bilen, tüm diğerleri arasından seçilir) bizim toplumumuzda ilkel toplumlardaki meydan okuma ve rekabet geleneğiyle türdeştir: Seçim sınıflandırır.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 114)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 114)
Celal Uslu 
26 Nis 01:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tüketim Toplumsal Bir Çalışma mıdır?
Bireysel tüketimin sınırsız yayılması, toplumsal sorumluluğa ve ahlaka umutsuz çağrı, giderek daha da derinleşen baskılar. Paradoks şudur: Bireye hem " tüketim düzeyinin toplumsal saygınlığın doğru ölçütü olduğunu" söyleyip hem de ondan başka tip bir toplumsal sorumluluğu üstlenmesi istenemez, çünkü bireysel tüketim gayretinde bu toplumsal sorumluluğu zaten fazlasıyla üstlenmiştir. Bir kez daha tüketim toplumsal bir çalışmadır. Tüketici, bu düzeyde de (günümüzde belki "üretim" düzeyinde olduğu kadar) emekçi olarak görülür ve harekete geçirilir. Bununla birlikte "tüketim emekçisi"nden ücretini (bireysel tatminlerini) toplumsallığın iyiliği uğrunda feda etmesini talep etmek gerekmeyecektir. Milyonlarca tüketici toplumsal bilinçaltlarının bir yerlerinde bu yeni yabancılaşmış emekçi konumunun bir tür pratik sezgisine sahiptir ve bu yüzden kamusal dayanışma çağrısı kendiliklerinden yana olarak yorumlanır; bu plandaki inatçı direnişleri yalnızca politik bir savunma refleksini ifade eder. Tüketicinin "çılgın bencilliği", bolluk ve refaha ilişkin tüm söyleve rağmen modern zamanların yeni sömürüleni olmanın yoğun bilinçaltıdır.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 99)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 99)
Celal Uslu 
26 Nis 02:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dişil Model Sömürüsü
Dişil modelde sürüp giden ise tersine, türetilmiş değer, vekaleten değerdir. Kadın yalnızca eril yarışmaya rekabet nesnesi olarak daha iyi girmek için kendisini memnun etmekle yükümlüdür (daha çok hoşa gitmek için kendinden hoşlanmak). Kadın doğrudan rekabete (erkeklerin bakış açısından diğer kadınlarla girdiği rekabetin dışında) asla girmez. Eğer güzelse, yani bu kadın eğer kadınsa seçilecektir. Eğer erkek erkekse diğer nesneler/göstergeler arasında kadınını seçecektir ( ONUN arabası, ONUN karısı, ONUN kolonyası). Kendini memnun etme görünümü altında kadın (Dişil Model) bu "hizmet"in yerine getirilmesinde vekaletle görevlendirilmiştir. Kadının belirlenimi özerk değildir.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 115)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 115)
Celal Uslu 
28 Nis 00:27 · Kitabı okudu · Puan vermedi

... göstergelerin o aynı acınası kendini tekrarı her yerde okunur: çok gençlerin ve çok yaşlıların yüceltilmesi, soylu evliliklerinden duyulan heyecanın birinci sayfalara taşınması, kitle iletişiminin beden ve cinselliğe düzdüğü övgü; tüketim adı altında günümüzde her yerde hem gerçek yok oluşlarını hem de karikatürsü dirilişlerini kutlayan bazı tarihsel yapıların parçalanmasına tanık oluyoruz. Aile çöküyor mu? Aile yüceltilir. Çocuklar artık çocuk değil mi? Çocukluk kutsanır. Yaşlılar yalnız mı, devre dışı mı kalmışlar? Hep birlikte yaşlılığa acınır. Çok daha açık olarak: Gerçek imkanları cılızlaştığı ve giderek bir yandan denetim, bir yandan da kentsel, mesleki, bürokratik zorlamalarla sıkıştırıldığı ölçüde beden yüceltilir.

Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 122)Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard (Sayfa 122)
3 /