Tuna'nın Türküsü & Bir Gün (Tuna'nın Türküsü ile Bir Gün Romanları Tek Kitapta)Mehmet Yılmaz

·
Okunma
·
Beğeni
·
369
Gösterim
Adı:
Tuna'nın Türküsü & Bir Gün
Alt başlık:
Tuna'nın Türküsü ile Bir Gün Romanları Tek Kitapta
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059755191
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Roza Yayınevi
Tuna'nın Türküsü ile Bir Gün'de Mehmet Yılmaz imzalı iki roman bir arada yer alıyor.
Tuna'nın Türküsü, Türkiye'ye yerleşen; kökleri Balkanlara dayanan ama Kırım'la da akrabalık kuran bir Türk ailesinin yüz yıllık bir hikâyesini anlatıyor. 1917'de Romanya Cephesinde şehit düşen büyük dedesinden bir iz bulabilmek için Bükreş'e giden genç bir avukatın geri dönüşlerle anlattırdığı aile hikayesini okuyacaksınız.
Bir Gün'de ise üniversite öğrencileri Yavuz ile Tuğçe'nin aşkları var. 1999'un bir yaz gününe sığdırılmaya çalışılan sade, deruni, herkesin yaşayabileceği ama herkesin kaldıramayacağı bir sevda, Samsun şehri mesken tutularak anlatılıyor.
İncelememe bir itirafla başlamak istiyorum. Kitabın güzel olduğunu diğer okur arkadaşların incelemelerden biliyordum ama ne yalan söyleyeyim en başından itibaren beni bu kadar içine çekebileceğini düşünmemiştim. Dili ve kurgusu olağanüstü güzellikteydi. Tuna'nın Türküsü ve Bir Gün... ayrı ayrı iki güzel yaşanmışlık.

Tuna'nın Türküsü dünya gözüyle görmeyi en çok istediğim bölgeler Kırım ve Balkanlar hakkında yazıldığı için okurken ayrıca bir zevkle okudum. Hikayenin olayın kahramanları tarafından, parça parça ve kendi pencerelerinden anlatılması kitabın en güzel yönüydü. Daha önce buna benzer kurguda bir kitap okumadığım için birden fazla kollu kurgusu çok ilginç ve bir o kadar da güzel geldi bana. tarihi olayları konu alan kitaplardaki sıkıcılıktan zerre eser yoktu. Balkanlara ve Kırım'a dair Tarihi ve coğrafi bilgiler edinirken bir yandan da fonda kitapta geçen balkan türkülerini dinlemek insana doyurucu bir kitap okuma zevki veriyor.

Yazarın Cengiz Aytmatov hayranlığı kitapta kendisini fazlasıyla belli ediyor. Kitabı okurken, bir ara neredeyse bir Aytmatov eseri okuduğum hissine kapıldım. Ki bu benzerlik de, kitaba kurgunun yanında edebi anlamda da çok zengin bir dil içeriği kazandırmış. Edebi dilinin güzelliği hem karakterlere hem de karakterlerin konuşmalarına bu denli derinlik katınca, doğal olarak olaylar da duygular da insanın kalbine işliyor.

Tuna'nın Türküsü'nün mutlu sonu beni ne kadar mutlu ettiyse, Bir Gün'ün hazin aşkı da beni o kadar üzdü. Son zamanlarda okuduğum en güzel sevda hikayesiydi Yavuz ve Tuğçe'nin hikayesi. Birbirlerini susarak seven ve aşklarını büyük bir mahremiyetle yaşayan böyle bir çifti okuyabilmek güzeldi. Ortalıkta avaz avaz bağırarak birbirlerini sevdiğini söyleyen insanları samimi bulmuyorum ve aşklarına da inanmıyorum. Sanırım biraz da bundan sebep, Yavuz ve Tuğçe'nin birbirlerini susarak sevmeleri ve hazin sonları beni fazlasıyla etkiledi.


Kitabı bu kadar beğenmemin bir diğer nedeni de fazlasıyla naif ve içten olmasıydı. Diyaloglar ve cümleler o kadar doğal, o kadar bizden ki, bu tanıdıklık kitabı okurken sanki karşımda bir insan varmış da onunla oturup sohbet ediyormuşum ve dertleşiyormuşum gibi hissettirdi. Daha fazla para ve satış kaygısıyla yazılmış piyasa kitaplarının bizi esir aldığı bu edebiyat distopyasında, basite kaçmadan ama aforizma kasmaya da çalışmadan yazılmış böyle bir kitabı okuyabilmek, çölde bir vaha bulmak gibiydi. '' Ne kadar ağdalı bir dil ve ne kadar atarlı giderli ergen el kitabından alınma gibi duran cümleler kullanırsam, o kadar çok satarım '' diye düşünen popüler kültür yazarlarına Mehmet Hoca yazarlık dersi vermeli bence. Böylelikle hem edebiyat dünyası, hem de biz okurlar fazlasıyla zorlama ve sahte olan bu edebiyat katili ve yazın uru kitaplardan kurtulmuş oluruz.

Kitabı gönül rahatlığı ile herkese tavsiye etmenin yanında, okuyacaklara önerim; okurken fonda şu güzel parçanın açık olması olur.

https://www.youtube.com/watch?v=No1LXuL7Lhg

Keyifli okumalar :))
"Tuna'nın Türküsü"

Tuna'nın Türküsü; özlemin, hasretin, gurbetin, vuslatın, vatanın türküsü...
Ne de hüzünlü bir türküdür bu.
İlk başta kitabı okurken ortaokul yıllarıma gittiğimi belirtmek istiyorum. O zamanlar tarihi kitapları okumayı çok seviyordum. Tarihi derken düz tarih değil de kurguyla beraber harmanlanmış kitaplar daha bir güzel geliyordu. Farklı hikayeler barındıran , tarihi bilgilerle harmanlanmış kitaplar... Aklımda kaldığı kadarıyla en çok Yavuz Bahadiroğlu'nun kitaplarını okurdum. Buhara Yanıyor, Selahaddin Eyyubi vs. İşte bu kitabı okurken o zamanlara gittim ve bu kitap bana o kitapları animsattı. Ayrıca o zamanlarda dinlediğimiz daha doğrusu bize dinletilen bir marş vardi; Tuna nehri akmam diyor, etrafımı yıkmam diyor diye hala daha duyduğumda değişik duygulara kapilirim. Kitabin isminden dolayı zaten akillara gelmemesi imkansiz.
Ve konunun geçtiği yer olan -genel olarak Balkanlar diyelim tek tek ayirmaya gerek yok- gitmeyi çok istediğim bir bölge. Okuduğumda gitmiş kadar oldum ama bir yandan da gitme istediğim daha da bir kabardı. Umarım bir gün gitme fırsatı yakalarım ve gittiğimde aklıma hep bu kitap gelecek.
Kitabın kurgusu, olayların oluşu, anlatılışı sıralıdsn ziyade parça parça, bölüm bölüm olması kendi adima sevindiriciydi. Dümdüz bir okuma yerine adeta bir puzzle'ın parçalarını birleştirir gibi okumak daha bir keyifliydi.
Kırım türklerinin acı hikayesi var, savaş var, yokluk var, özlem var, umut var, aşk var... Duygu yoğunluğu çok fazla kitapta. Yer yer boğazıma bir yumru oturdu okurken.


"Bir Gün"

Bir günün önemi...
Etkileyici bir hikâye...
Ülkemizin en acımasız gerçeği ile bir kez daha karşılaşmak beni gerçekten derinden etkiledi. Şimdi burada ne olduğunu söylersem sağlam bir spoiler olacak o yüzden yazmıyorum. Artık okuyup öğrenirsiniz :) Bu gerçekle her daim ufak veya büyük, zaman zaman karşılaşıyoruz ama tam olarak farkında olmadan yaşıyoruz.
Bu hikayeyi okurken aklıma bu sezon İstanbul Şehir Tiyatrolarında izlediğim Geç Kalanlar oyunu geldi. Çok net bir şekilde geç kalanların hikayesi bu.
Yavuz ve Tuğçe'nin hikayesi...
Aslında hepimiz bir şeylere geç kalıyoruz ama sonuçları yıkıcı olmadığı taktirde farkına varamıyoruz geç kaldığımızın.
Bu kitabı okuduktan sonra veya dediğim oyunu izledikten sonra (İzlemediyseniz mutlaka izleyin, bu sezon izlediğim en etkileyici ve insanı derin derin sorgulamaya iten bir oyundu) yaşananları, yaşanacak olanları sorgulamadan yapamayacağınızı ve elinizdekilerin kıymetini daha da anlayacağınızı düşünüyorum.
Geç kalmayın diyerek bitiriyorum; hayata, yaşamaya, sevmeye, sevilmeye...

Son olarak Mehmet Hocamıza da teşekkür etmeden geçmek istemiyorum. Var olsun.
Kitaba başladım. Bayramdan dolayı biraz okumam zaman alacak ama kitap akışını beğendim. Sürükleyici bir kitaba benziyor. Bu tarz kitap ilk kez okuyorum ve beğendiğimi söyleyebilirim.
Tuna'nın Türküsünü okurken hiç gitmediğim coğrafyalarda gezdim. Var anlarından sürgün edilen insanların hasretini, özlemini ta içimde hissettim. Türk ve Müslüman olmakla bir kez daha gurur duydum. Bir solukta okuduğum, anlatımı sade ve akıcı hikayesiyle son sayfaya geldiğimde çok üzüldüğüm bir kitaptı. Yüreğinize sağlık Mehmet Yılmaz. Hürmetle...
Çok akici ve insanda merak uyandiriyor.
Keşke uykum gelmesede sabaha kadar okusam dediğim bir kitap. Ama sonunu hiç böyle beklemiyordum.Sevenler kavuşamadan bitti. Gece saat 2 de bitirdim. Herkese tavsiye ederim.
Ne kadar yükseğe haç dikerlerse diksinler, gökyüzüne baktıklarında hep hilali görecekler. Hilalden daha yükseğe haç dikemezler.
Ben hiç aşık olmamıştım. Şimdi düşünüyorum da; demek bütün bu zamanı sana aşık olmak için geçirmiş, sevgiyi içimde biriktirmişim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tuna'nın Türküsü & Bir Gün
Alt başlık:
Tuna'nın Türküsü ile Bir Gün Romanları Tek Kitapta
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059755191
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Roza Yayınevi
Tuna'nın Türküsü ile Bir Gün'de Mehmet Yılmaz imzalı iki roman bir arada yer alıyor.
Tuna'nın Türküsü, Türkiye'ye yerleşen; kökleri Balkanlara dayanan ama Kırım'la da akrabalık kuran bir Türk ailesinin yüz yıllık bir hikâyesini anlatıyor. 1917'de Romanya Cephesinde şehit düşen büyük dedesinden bir iz bulabilmek için Bükreş'e giden genç bir avukatın geri dönüşlerle anlattırdığı aile hikayesini okuyacaksınız.
Bir Gün'de ise üniversite öğrencileri Yavuz ile Tuğçe'nin aşkları var. 1999'un bir yaz gününe sığdırılmaya çalışılan sade, deruni, herkesin yaşayabileceği ama herkesin kaldıramayacağı bir sevda, Samsun şehri mesken tutularak anlatılıyor.

Kitabı okuyanlar 15 okur

  • ibrahim terzi
  • Selman Ç.
  • Mine
  • Bengü
  • Şimâl
  • Gizem Kaçmaz
  • Ebruli
  • Havva GUL
  • Hüseyin DEMİR
  • Zehraca

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (1)
9
%71.4 (5)
8
%14.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0