Tuncay Terzihanesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.895
Gösterim
Adı:
Tuncay Terzihanesi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944887984
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Tuncay Terzihanesi
Tuncay Terzihanesi
Trabzon'un en ünlü terzilerindendi Tuncay Bey... Dükkânının rafları aldığı siparişlerin kumaşlarıyla doluydu. Genç adam modayı takip eden, yenilikçi biri olduğu için onun diktiği bir elbiseye sahip olmak isteyenler, araya hatırı sayılan insanları koyarlardı: "Şu bizim komşunun mantosunu bir zahmet sıkıştırıver!.."
Kedilerinin pençelerinin balık koktuğu bu kentte, bir gün, on yedi yaşında bir genç kız girer Terzi Tuncay'ın dükkânından içeri. Yanında annesi, elinde ise bordo renkli bir kumaş vardır. Kendisine bir ceket dikmesini ister genç terziden. Aşk tanrısı Eros'un attığı ok Tuncay Bey'in kalbini delmeden önce, içeri giren genç kızın güzelliği karşısında, tuttuğu iğne eline batmıştır çoktan!

Terzi Tuncay genç kızı provaya çağırmaya başlar. Hem de yalan yere ve kaç kere!.. Hatta bir seferinde şu türküyü bile mırıldanır, hafiften:

Sen yağmur ol, ben bulut

Maçka'da buluşalım

Ölçü iyice alınmıştır!.. Bordo renkli ceket tamamlanır sonunda.

Üç tane düğmesi vardır bordo ceketin... İşte ben, o ceketin ortanca düğmesiyim! (...)
204 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Minik hikaye ve denemelerden oluşan, okunması zevk veren bir kitap. Aynı zamanda da her hikayede genel kültürü artıracak bilgiler yer alıyor, kitabı bitirdikten sonra kendimi bir tık daha bilgili hissettim diyebilirim. Cem Yılmaz'dan tutun Nâzım Hikmet'ine, Atatürk'ten Deniz Gezmiş'e geniş bir aralığı var. (Cem Yılmaz'a diss var ahahhahaha)

Her bir yazıyı Sunay Akın'ın ağzından dinlemiş gibi hissettim. Tadı damağımda kaldı, Sunay Akın'ın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
Ada Su Şimşek 'e kitabını verdiği için teşekkür ediyorum tekrardan. (Belki incelememi görür de 1000Kitap'a daha çok girer, bir umut...)
Herkese tavsiye ederim, iyi okumalar dilerim.
204 syf.
Görmüş geçirmiş, bilge bir dostla yapılan muhabbetten alınan tat ve dinlendirici etki var kitapta. Akıcı dili kolay okunmasını sağlıyor.

Geride kalanlar tarihe iz bırakanlar gündeme dairler anlatılıyor bu kitapta. Bilmedikleriniz, genel kültürünüzün eksik kalmış yanları, naif bir dostun tadı damağınızda kalacak anlatımıyla, sohbet havasında bir bir tamamlanıyor.
204 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Yeni Bir İncelemeyle Merhaba Arkadaşlar;

Kitap bitti şuan aydınlanmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum.

Kitap; içinde bir çok hikayeyi barındırıyor. Bu hikayelerin ilgi çekici yanı nedir?
Hepsinde bir gerçeklik var. Olaylara hem kısa hem de derinlemesine giriyor yazar.
Hikaye değil de kimi zaman gazete, kimi zaman dergi, kimi zaman anı, kimi zamanda eleştiri yazısı okur gibi.

Sunay Akın müthiş donanımlı çok değerli bir yazar ve kendine özgü bir tarzı var. Kendini topluma adamış olduğu çok belli.
Böyle yazarların diğer yazarlardan çok farklı bir havası ve tarzı oluyor ona göre. Ciddi anlamda aydınlanmak isteyen bütün arkadaşlara bu kitabı tavsiye ederim. Aklınıza gelebilecek ya da muhtemelen hiç gelmeyecek konular hakkında bilgiler (gerekli) veriyor öyle güzel bir yerden girip öyle değişik bir yere bağlıyor ki... Örneğin yangın ilk yardım kovaları neden 6 tane derken bir bakıyorsunuz kadınlar matinesinde çişi gelen bir çocuğun çaresizliğiyle baş başasınız. Bu olurken de İstanbul boğazının adı nereden geliyor nereye gidiyor? Masum bir papaz neden öldürüldü? İngiliz atlarının ana vatanı yoksa Anadolu mu? Bir çok konu geçiyor. Bunu yapabilecek çok az yazar var ve şunu söyleyeyim bu kitabı okurken yazarın duygularını hissettim. Çok yoğun duygular yaşadım.

Sunay Akın'a Saygılarla

Okuyacak olan arkadaşlara iyi okumalar dilerim.
204 syf.
·4 günde·5/10 puan
Sunay Akın'ın Tuncay Terzihanesi kitabı bir çok bilgiye sahip olabilceğiniz bilgiler barındırıyor içinde. Kısa kısa hikayelerden oluşmuş bu kitap sade bir dille yazılmış. Anlatılan olayı rahatça algılanabiliyor. Eğer bir çok konu hakkında bilgi edinmek istiyorsanız tavsiye edebileceğim bir kitap.
204 syf.
·8 günde·9/10 puan
Bordo ceketin üzerindeki üç düğmenin çok özel bir sırrı varmış.Bu sırrı öğrendikten sonra sabırsızlıkla ilerlemeye devam ediyorum kitabın sayfalarında.
Kitabı çoktan baş ucu kitabım yapmışım bile.
Merakla çeviriyorum her bir sayfayı her sayfada yeni bir film oynuyor sanki kimi hüzünlü kimi komik kimi romantik kimi ise düşündürücü ...
Ne gariptir ki bu kitabı elime aldığım ilk günden beri bir çocuk misali sevinçlerim sıraya giriyorlar, kaplıyorlar yüreğimi birbirleriyle yarışarak sanki şeker verilmiş çocuklar misali özene bezene ...
Çok güzelsin çok anlatamıyorum ....
204 syf.
Atlara olan sevgisi.
Atatürk'ün cephedeki kitap okuduğunu anlattığı bölüm.
Bursa'da gezdiği kısım.
Konuşması gözümde canlandı Sunay Akın'ın. Bir derdi var yazanın ve dokunuyor ince ince.
Bir duruş sahibi kalemlere bayılıyorum. 2019 yılı için popüler olmaya pek müsait olmasa da duruş sahibi olmak...
Babasının Trabzon'daki terzihanesinden çıktığımız yolculuğu Haydarpaşa Garı'nda bitiriyoruz. Kız kulesi Bursa şehir şehir gezerken derdi olan samimi dostlarla ortak muzdariplikleriniz üzerine sohbetler etmişsiniz gibi hoş bir sada kalıyor yüreğimizde. Ve epeyce bol bilgi.
Yaşayan efsane, Sunay Akın. Çocuklarımızın hayal yolculuğu için çırpındığın oyuncak müzesi gibi umarım kitaplarında sen bizimleyken kıymet görür.
Yüreğine bilgine merakına sağlık.
204 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sunay Akın'ın okuduğum üçüncü kitabı. Kitap diğer kitaplarında olduğu gibi akıcı hikayelerden ve yazarın denemelerinden oluşuyor. Yine kitabı okurken göze çarpan ilk özellik akıcı ve genel kültür bankası olması. İçeriğinde yazarlar olsun, şairler olsun, İstanbul olsun, Anadolu olsun birçok konu hakkında çok güzel bilgiler yer alıyor. Ama kitabın bilgi bakımından zengin olması bende biraz durgunluk yapmadı değil. Yani bilgilerin sindirilmesi için kitabın dikkatle okunması gerek bence. Yoksa bilgilerin çok da kalıcı olacağını düşünmüyorum.
204 syf.
·6 günde·9/10 puan
Yine çok güzel bir anlatım ve kitap. Şairliği, yazarlığı bir tarafa Sunay Akın'ın hayatın küçük ayrıntılarını çok güzel fark etmesine ve bunları bize de anlatmasına bayılıyorum, okurken yine hayret ettim; izlediklerinde, okuduklarında, gezdiklerinde hep kimsenin aklına gelmeyecek şeyleri düşünmüş ve yine kimsenin aklına gelmeyecek şeylerle birleştirip sunmuş bize. Herkesin baktığı yerde kimsenin göremediklerini görmek insana anlam katan en önemli şeydir bence ve okumanın "görme" anlamında insana kattıkları tartışılamaz. Özellikle Sunay Akın kitapları biraz da görünmeyenle ilgili kopya verdiği için sanırım baktığı her şeyde anlam arayanlar için başucuna dizmelik kitaplar.
204 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Sunay Akın'ın olayları anlatımını ve kitaplarında değindiği konuları hiç bıkmadan izliyor ve okuyorum.Hayran olmamak elde değil.Bu kitabının da severek ve hayranlıkla okunacağını biliyorum.Tarihin unutulmuş noktalarına kendi üslubuyla değiniyor.Çok beğendim.
204 syf.
"Tuncay Terzihanesi" adlı bu kitap Sevgili Sunay Akın ile tanışma kitabımdı. Gerek sosyal medyada,gerek görsel medyada,kitabevlerinde ve kitap konuşulan her ortamda ismini sıklıkla duyduğum ancak hep gözardı ettiğim,hiç okumadığım bir yazardı Sunay Akın...

Yazarın bu kitabı, babası Tuncay Akın'ı anlatan bir öykü ile başlıyor.Terzi Tuncay'ın dükkanına bordo ceket diktirmek isteyen genç bir kız gelir. İşte o genç kız , Sunay Akın'ın annesidir.Sunay Akın ise o bordo ceketin ortanca düğmesi... (kendi tanımlanması ile)
Mevzubahis bu ceket , şu anda Sunay Akın'ın kurmuş olduğu İstanbul Oyuncak Müzesi'nde sergilenmektedir.
Bu ve diğer tüm öyküler, çok sıcak anılar ve konular ile dopdoluydu.Toplumsal konulara, sosyal sorumluluk projelerine çok güzel parmak basmış Sunay Akın.Gayet sıradan bir konuyu bile ,son derece naif bir bakış açısı ile bir şölene dönüştürmüş.Hikayelerinin tamamı, kesinlikle kurgu barındırmayan, yaşanmış gerçek hayat hikayeleri...

Dediğim gibi ilk kez okuduğum bir yazar olduğu için , genel anlamda yazar hakkında bir değerlendirme yapmam yersiz olur.Amma velakin,bu eser gerçekten güzeldi.Sunay Akın'ın açık yürekliliği,ilk kez öğrenmiş olduğum engin bilgi birikimi ve kendine has üslubu çok güzel ve kaliteliydi.

***Sen şimdi kocanın evinde oturursun.
Ve saçların artık eskisi gibi değil.
Geceleri yemekten sonra
Çorap söküğü dikersin
Belki de ellerin soğan kokar
Senin kocan bir suratı çirkin adam
Ağzı açık uyur
Ve senin vücudun bozulur çocuk doğurdukça.” Salâh Birsel bu şiirinden dolayı “Evliliği kötülemek ve genç kızları evli olmaktan şiddetle tiksindirmek” suçlarıyla suçlanır ve hakkında dava açılır. Neyse ki ceza almaz.

***Bir ükede, yazılı ve görsel basın, parayı verenin öttürdüğü düdük olma yolundaysa, Nasrettin Hoca'nın eşeğe ters binme zamanı gelmiştir.

***Topraktan geldik, toprağa döneceğiz” deniliyor... Sudan geldik oysa... Bunun en güzel kanıtı da, hâlâ sudan nedenlerle birbirimizi kırmamız, incitmemiz değil midir?

***PTT'nin 261 nolu yayımının adı şudur: Türkiye'ye Girmesi ve Elden Ele Dolaşması Yasak Olan Kitap Adları...Bu kitabı aramayın boşuna...Çünkü, o da yasaklanmış...

***Şiirlerimi daktiloda yazmaya yeni başladığım 1980’li yılların başlarıydı. Bir iş için köyümüzden İstanbul’a gelen bir aile konuğumuz olmuştu. Ailenin yedi yaşındaki oğlu, çalışma odama girmiş, daktilonun tuşlarında gezinen parmaklarımı hayranlıkla seyrediyordu. İçini çekerek şunları söylemişti: “Ne güzel çalaysun, benim babam da kemençe çalay!"

***Komşuya âşık olunurdu yıllar öncesinin İstanbul’unda. Genç kız, sevgilisi görsün diye kömür, limon ve ekmek koyardı penceresinin önüne. Bunun anlamı şöyleydi:
Kömür: Senin aşkından bir kömür gibi yanıyorum.
Limon: Sensizlik beni bir limon gibi sararttı.
Ekmek: Birlikte olalım, bir dilim kuru ekmeğe bile razıyım.
204 syf.
·483 günde·Beğendi·8/10 puan
Canım başka kitaplara başlamak istemediğinde açıp okuduğum, sürekli aralıklarla satırlarıyla buluştuğum en uzun soluklu başucu kitabım oldu . Tek seferde bitirilmeyecek, sürekli el altında bulunması gereken çok değerli bir eserdi. Kitapta İstanbul’un tarihinden tutunda evlilik dansının nasıl ortaya çıktığı ile ilgili çokça bilgi var . Örneğin kaç kişi biliyordur ki İstanbul Boğazı’nın tarihte ki adının İnek Geçidi olduğunu ? Bu kitap size çok şey katacak. Mutlaka kütüphanenizde bulundurmalısınız.


“Aziz Nesin şu sözüyle toplumsal kirlenmeyi, çöküşü ne de ustaca anlatmıştır: Yaptığımız en güzel şey ayrandır. Onu da yoğurda su katarak yapıyoruz!”
Aziz Nesin şu sözüyle toplumsal kirlenmeyi, çöküşü ne de ustaca anlatmıştır: "Yaptığımız en güzel şey ayrandır. Onu da yoğurta su katarak yapıyoruz!"
Sunay Akın
Sayfa 49 - Çınar Yayınları 1. Basım 2007
Sahi, kaç çocuk vardır, annesiyle babasını dans ederken gören? Kavga ederlerken gören çoktur!.. Peki ya dans?
Sunay Akın
Sayfa 29 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
.."Yalnızca benliğinde özgür olan kişidir özgür insan. Kendi doğasındadır özgürlüğünün ölçüsü.
Ve kararında içtense, yüreğindeyse dürüstlüğü, işte bunlar 'asil' yapar kişiyi. Ve bunlarla yücelir insan, hatalarla değil."
Din konularına gereğinden fazla yer vermenin asıl çözüm bekleyen sorunları gizlemekten başka bir işe yaramadığını çok iyi biliyoruz.
Çünkü masal kahramanları Kurtlar Vadisi’nden değil, Kitap Kurtları Vadisi’nden çıkmaktadırlar!..
Sunay Akın
Sayfa 34 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tuncay Terzihanesi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944887984
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Tuncay Terzihanesi
Tuncay Terzihanesi
Trabzon'un en ünlü terzilerindendi Tuncay Bey... Dükkânının rafları aldığı siparişlerin kumaşlarıyla doluydu. Genç adam modayı takip eden, yenilikçi biri olduğu için onun diktiği bir elbiseye sahip olmak isteyenler, araya hatırı sayılan insanları koyarlardı: "Şu bizim komşunun mantosunu bir zahmet sıkıştırıver!.."
Kedilerinin pençelerinin balık koktuğu bu kentte, bir gün, on yedi yaşında bir genç kız girer Terzi Tuncay'ın dükkânından içeri. Yanında annesi, elinde ise bordo renkli bir kumaş vardır. Kendisine bir ceket dikmesini ister genç terziden. Aşk tanrısı Eros'un attığı ok Tuncay Bey'in kalbini delmeden önce, içeri giren genç kızın güzelliği karşısında, tuttuğu iğne eline batmıştır çoktan!

Terzi Tuncay genç kızı provaya çağırmaya başlar. Hem de yalan yere ve kaç kere!.. Hatta bir seferinde şu türküyü bile mırıldanır, hafiften:

Sen yağmur ol, ben bulut

Maçka'da buluşalım

Ölçü iyice alınmıştır!.. Bordo renkli ceket tamamlanır sonunda.

Üç tane düğmesi vardır bordo ceketin... İşte ben, o ceketin ortanca düğmesiyim! (...)

Kitabı okuyanlar 561 okur

  • Esra tinmaz
  • ömer yener aydın
  • Sezer Türkyılmaz
  • Ezgi
  • Chn M.
  • Hilal
  • Mediha Özçevik Kal
  • Didem Yıldırım
  • Tolga Uzun
  • Ulysses

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.7
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%17.8
25-34 Yaş
%31.5
35-44 Yaş
%35.6
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.7
Erkek
%48.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.8 (31)
9
%19.5 (29)
8
%24.2 (36)
7
%14.8 (22)
6
%8.7 (13)
5
%3.4 (5)
4
%0.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0