Turfanda mı Yoksa Turfa mı?

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.426
Gösterim
Adı:
Turfanda mı Yoksa Turfa mı?
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055768881
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sis Yayıncılık
Turfanda mı yoksa Turfa mı?" adlı roman, 19. yüzyılın siyasal panoramasını çizen, o dönemde kaleme alınan eserlere tepki olarak yazılmış bir eserdir.


Roman, Cezayir'de büyümüş, Fransa'da eğitim görmüş ve tıp eğitimini tamamladıktan sonra devletine hizmet etmek için İstanbul'a gelmiş idealist bir genci anlatır. Onun için en büyük amaç, devletine hizmet etmektir. Fakat göreve başladığı bir devlet dairesindeki olumsuzlukları görmesi, onu hayal kırıklığına uğratır. Buna rağmen yılmaz. Doktorluktan elde ettiği kazancı halkın eğitimine harcar.


Manisa'nın bir köyünde açtığı okul sayesinde eğitim idealini gerçekleştirir; Cezayir'deki öğrenciler için de bir okul kurdurur. Eğitimin çok önemli olduğunu vurgular. Onun için ülkenin eğitimli olmasının başında özellikle kadının eğitimi gelir.
352 syf.
·Puan vermedi
17 yaşında bir ödev için okumuştum bu kitabı. Kitabın arkasında kitap için ayrılmış bir sözlük var. Bir kitabı okuyor bir sözlükten ne anlama geldiğini bulmak için cebelleşiyordum. Sitem etmiştim öğretmenime :) Dili ağır gelecektir ya da benim kelime haznem o yaşta dar olduğundan bana öyle geldi.. Sadeleştirilmişi var mı bilmiyorum. Kitapta beni en çok etkileyen bölüm kahramanın geceleri mum ışığında kitap okumasının ardından dedikoducuların onun adını büyücüye çıkarması oldu. Bilgili bir kişinin cahil toplumun gözündeki yerini fark ettim.
352 syf.
·Beğendi·8/10
Abdülhamid döneminde yaşanan olaylar ve toplumun bakış açısı. Olması gereken ve olan durumun arasındaki büyük fark. Yaşananlar, yapılması gerekenler ve bunlar için çırpınan bir genç: Mansur Bey.
Mansur Bey bildiğimiz ‘Gelecekçi’ yahut bilinen adıyla Fütürist bir kişiliktir ve okuduğum eski dönem yazılı eserlerine göre bunu belirten ilk yazarlardandır. Öyle sanıyorum ki ilktir. Yaptığı nedir? Kaybolmuş bir dönemde oluruna bırakmak yerine Köylerden başlayarak Kente doğru yapılan bir gelişmeden söz eder. Bunun adı da GÖÇ değil KALKINMA tabi!
Dönemin tüm yazarları gibi dışa bağlı eserlerden etkilenen yazarlarımızın mutlaka kullandığı AŞK konusunu da ihmal etmeyen yazarımız bunun yanında daha çok yapılması gerekenleri anlatıyor. Kitap sizi biraz bunaltabilir (özellikle Parıltı Yayıncılık kazığını yediyseniz) ancak okudukça ve gördükçe fark edeceğiniz üzere çok güzel bir konuya değindiğini fark edeceksiniz.
İyi akşamlar ve keyifli okumalar diliyorum..
352 syf.
Tam bir idealist karakter Mansur' un hayâtı üzerinden dönem yergisi. Zorluklar içinden çıkıp kendini yetiştiren ve doktor olan bir gencin ülkesine hizmet için ömrünü harcadığı neredeyse ideal bir yaşam. Başlarda çalıştığı memuriyet işinde gördükleriyle dönemin yozlaşmış devlet işleyişi ve gündelik hayâtını eleştiriyor. Anlatıklarının çoğu bugün bile insana tanıdık geliyor. Daha sonra düşünceleri doğrultusunda en önemli sorun olarak gördüğü eğitim alanında bir şeyler yapmaya çalışıyor. Yazar kendi fikriyatını kahramanı üzerinden romanın içine çok iyi yedirmiş. Yöntemi hiç sırıtmıyor. Bunu yapmak zordur. Ancak biraz fazla olumlu. Abartılı kahraman gerçek dışına çıkıyor. Hayat bu kadar güzel olmasa gerek. İdealize edilen kahraman bir parça insan üstü olmuş.
352 syf.
Öncelikle Mizancı Mehmed Murad'ın hayatı hakkında bilgi edinmenizi öneririm. Edindiğiniz bilgiler ışığında romana yoğunlaşırsanız roman daha güzel algılanacaktır.
352 syf.
Tanzimatla başlayan batılılaşma sürecinde Osmanlı için yazılmış sorgulayıcı bir eser. Devletinin bekasından başka bir şey düşünemeyen bir gencin hayat hikayesi. Ömrü boyunca elindeki doktorluk mesleğinin ona kazandırdığı hasletleri elinden geldiğince milletinin yararına kullanmaya çalışan ve bu uğurda her şeyini ortaya koyan fedakar bir idealist. Roman kurgusu biraz zayıf. Romanın emeklediği dönemler. Okumak zahmetli. Sadeleştirme işini yapan isme dikkat etmek gerekiyor. Benim okuduğum nüshada maalesef çok fazla hata vardı.
352 syf.
·7 günde·Puan vermedi
" Bence bu gibi umutsuzluk doğuran dü- şünceler bilgisizlik ve acizliğin sonucudur
Prusya küçük zaman içinde büyük bir devlet oldu.
Deli Petro'dan önce Rusya neydi şimdi nasıldır?
Dünkü İtalya ile bu günkü bir midir
bakınız eğitim görmüş bir toplum, neleri başarabilir...
Hem başka ülkelere gitmeye ne gerek?
Aslımızı düşününüz 400 çadırdan koca bir devleti nasıl kurdu..."


Osmanlı nın son zamanlardaki uyuşukluk ve ahlak yozlaşmasıyla savaşan bir genç...

okunması gereken bir Türk klasiği
erken dönem bir eser olduğu belli ama konu olarak güzeldi.
352 syf.
·7/10
Fransa'da okuyup bütün bilgisini Türkiye'de -kendi vatanında- kullanmak isteyen idealist doktor Mansur Bey'in hikayesini konu alır. Kitabı okurken daha çok aşk anlatılıyor olsa da Mansur Bey'in idealist kişiliğinin istediği tek bir şey vardır: İstanbul merkezli ittihad fikri var. Kalkınmanın temelde köylerden başlanılarak yapılacağını söylüyor. Köydeki insanları bilgilenmesi gerektiğini söyler. Dönemine göre fütürist bir romandır çünkü bu fikir daha önce hiçbir romanda işlenmemiştir.
296 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
En sevdiğim Türk Edebiyatı Klasikleri ''nden oldu "Turfanda mı yoksa turfa mı". Bugüne kadar böyle bir yazardan ve kitabından haberim yoktu açıkçası. Olan var mı bir deyin hele🤔 kendime kızacağım🤨
Mizancı Murat : Asıl ismi Mehmet Murat olup Dağıstan’da doğmuştur. Çıkardığı Mizan adlı gazeteden dolayı Mizancı Murat olarak anılagelmiştir. Ayrıca, ittihat ve Terakki Partisi’ne karşı her fırsatta sergilediği muhalif tavrı ile siyasi tarihe geçmiştir.
Onun fikri yapısının temelinde eğitim aracılığıyla yenileşme ve kalkınma vardır. Birçok yazısı bu düşünce doğrultusundadır. İdeolojik olarak İslamcı çizgide olan Mizancı Murat’ın en meşhur eseri “Turfanda mı yoksa Turfa mı?“dır.
Dipçe: Turfanda ve Turfa sözlük anlamı:“turfanda” mevsimin başında ilk yetişen (meyve, sebze); “turfa” kelimesi ise değeri düşük, işe yaramaz, çürük.
Turfanda mı Turfa mı?
1892 yılında tefrika (bölüm bölüm yayımlanma) edilmiştir. Tamamen fikirlerin anlatılması amacıyla yazılmıştır. Bu eserinin önsözünde yazar “tezli roman“dan yana olduğunu açıkça belirtmiştir. Romanın başkarakteri Mansur Bey’dir. #alıntı.

Romana gelecek olursak. Zamanın yazarlarına göre yani bugüne kadar okuduklarıma göre en aklı başında romandı diyorum ben. Kurgusuyla, anlatımıyla nefisti
Kahramanımız "Mansur"Fransa'da okumuş lakin bütün bilgisini, öğrendiklerini kendi vatanında kullanmak isteyen idealist bir doktor. Genel itibariyle bir aşk romanına benzese de, Mansur Bey'in idealleri, ülkesi için istedikleri var. Bunları da çok güzel anlatmış. Ama eminim aslını okumak çok zordur. Okuduğumuz yine İş Kültür'ün sadeleştirilmiş hali. Çok sevdim ve yine yeni kitabı heyecanla bekliyorum.
296 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Kitabın arka kapağında Mizancı Murat Bey’in kısa biyografisini okuduktan sonra, bu romanında kendin anlattığını gördüm. Kitabının kahramanının ismi bile yazarın gazete ve dergilerde kullandığı takma adını yani Mansur’dur.
Mansur idealist biri olarak Avrupa’dan İstanbul’a gelmiş ve devlete hizmet için ömrünü harcamaya karar vermiştir. Onu bu görüşünden kimse çevirtmemiştir. Hatta devlet yönetimindeki bozukluklar, toplumda ki yozlaşma hiçbir zaman Mansur’u hezeyana uğratmamıştır. Genelde Tanzimat dönemi ve sonrası eserlerde karakterler alafrangalaşmış olarak karşımıza çıkar. Lakin bu eserde karakterler fikirlerinden hiçbir zaman vazgeçmeyen kimseler olarak karşımıza çıkıyor.
Kitap genel olarak akıcı bir şekilde ilerliyor. Okurken sıkılmıyor aksine karakterlerin tartışmasında kendinizden geçiyorsunuz. Özellikle eğitimle alakalı cümleleri o dönemi ve günümüzü anlamamızda yardımcı oluyor.
Ayrıca kitabı okuduktan sonra günümüzde de aynı olayları, aynı tartışmaları, aynı sorunları yaşadığımızı gördüğümde toplum olarak yerimizde saymış olduğumuzu görmek beni düşündürdü.
Dönemi anlamak açısından okunabilecek bir eser. Kitabı okuduğunuzda düşüncelere dalmak dileğiyle... Keyifli okumalar :))
296 syf.
·3 günde·Beğendi
Günümüz Türkçesine uyarlayan Prof Birol Emil Mizancı Murat ve Romanı hakkında bilgi verdiği giriş kısmında " Son çağ Türk edebiyatı, umumiyetle, hayatlarında edebiyat, politika ve aksiyonu birleştirmiş nesillerin edebiyatıdır."
demekte. Mizancı Murat Bey’de bu nesilden. Çıkardığı Mizan gazetesi nedeniyle Mizancı olarak adlandırılan Mizancı Murat Bey bugün unutulmuş olmasına rağmen döneminin etkili bir edebiyat, fikir ve siyaset adamı.

Turfanda mı yoksa Turfa mı? romanı siyasi bir romandır. Mizancı Murat Bey Toplum çıkarlarının kişisel çıkarlardan daha önemli olduğunu ve çökmekte olan” hasta adam” Osmanlıyı kurtarmak için birtakım fikirlerini roman kurgusu içerisinde anlatıyor. Bu kitap sadece bir roman olarak görülmemeli, Mizancı Murat’ın toplumu, devleti ve devletin çeşitli kademelerde bulunan yöneticilerini, memurlarını sorguladığı, eleştirdiği siyasal ve toplumsal eleştiri kitabı olarak da görülebilir.

İş Kültür Yayınlarından çıkan kitabı günümüz Türkçesine uyarlayan Prof. Birol Emil kitabın sunuş yazısında “bir devre damgasını vurmuş… Türk edebiyatı kabristanının unutulmuş bir köşesinde yatan… eser ve fikirleriyle bugünün ışığına çıkarmak bir ilim ve kültür borcudur” diyor.

Romanda anlatılan toplum ve siyasi ortam aslında bugüne çok benziyor. Elbette ki kurtuluş reçetelerinin bir kısmı artık günümüzde eskimiştir. Roman kahramanı Mansur Bey’in yazarın kendinin idealize edilmiş hali olduğunu öğrenince, bir anlamda fikri dünyasıyla otobiyografik bir roman olması nedeniyle de bir roman okuyormuş gibi değil de Mizancı Murat Bey’in fikri dünyasını açılan bir kapı gibi değerlendirdim.

Okumayı düşünenler belki bazı romanlara göre bu kitabı okumak biraz zahmetli olacak ancak dönemin toplumsal ve siyasi eleştirisi olan ve aynı zamanda dönemin en önemli edebiyatçı, tenkitçi ve siyaset adamlarından birisi olan Mizancı Murat Bey’in toplumsal reçetelerini, fikirlerini merak ediyorsanız okumalısınız.
396 syf.
·16 günde·6/10
Mutlaka okunması gereken bir kitap olduğu söylenemez. Osmanlinin son dönemlerinden kesitler sunsa da akıcı olmayan bir kitaptır. Beni etkileyemedi maalesef. Yine de her kitap değerlidir.
296 syf.
·18 günde·Beğendi·8/10
romanda sıkça üzerinde durulan "görev olanın yapılmaması" sorunu maalesef günümüzde de aynı şekilde geçerliliğini koruyor. osmanlı devleti'nin gerilemesinin ve yıkılmasının zeminindeki sorun bu olduğu gibi bugün de bu, kişisel çıkarın toplumun çıkarının önünde görme ahlaksızlığı; ülkemizin, devletimizin, kültürümüzün geriye gitmesine sebep olmaktadır. çıkarmak isteyene bundan 150 yıl kadar önce yazılmış eserler bile ders veriyor. ne diyor mansur bey doktor mehmet efendi'ye gönderdiği mektubunda:
rüşvet hem apaçık bir şekilde alınıyor hem de müracaat kapısı kapalıdır. babıali'ye yahut daha yüksek makama şikayeti duyurmak imkansızdır. haklıya hakkını verecek mahkemeler yoktur. basının cismi, ismi gibi değildir.
"Çapkın", " fahişe" yakıştırması çok ucuz alınıp verilir. Ancak eğitim ve öğretim eksikliği kurbanı olan cahil çocuklar acaba bunu hak edebilirler mi?
''Şimdiye kadar böyle boşuna atmış olduğum adımlar toplanmış olsaydı belki de dünyayı birkaç kere kuşatırdı'' dedi.
Sakın,güzelim,meraklanma. İnsanlık halidir. Günün iyisi de,kötüsü de olacaktır. Hüner katlanabilmektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Turfanda mı Yoksa Turfa mı?
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055768881
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sis Yayıncılık
Turfanda mı yoksa Turfa mı?" adlı roman, 19. yüzyılın siyasal panoramasını çizen, o dönemde kaleme alınan eserlere tepki olarak yazılmış bir eserdir.


Roman, Cezayir'de büyümüş, Fransa'da eğitim görmüş ve tıp eğitimini tamamladıktan sonra devletine hizmet etmek için İstanbul'a gelmiş idealist bir genci anlatır. Onun için en büyük amaç, devletine hizmet etmektir. Fakat göreve başladığı bir devlet dairesindeki olumsuzlukları görmesi, onu hayal kırıklığına uğratır. Buna rağmen yılmaz. Doktorluktan elde ettiği kazancı halkın eğitimine harcar.


Manisa'nın bir köyünde açtığı okul sayesinde eğitim idealini gerçekleştirir; Cezayir'deki öğrenciler için de bir okul kurdurur. Eğitimin çok önemli olduğunu vurgular. Onun için ülkenin eğitimli olmasının başında özellikle kadının eğitimi gelir.

Kitabı okuyanlar 160 okur

  • Mustafa Çiçek
  • Ayşe Topbaş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0