Turfanda mı Yoksa Turfa mıMizancı Mehmed Murad

·
Okunma
·
Beğeni
·
839
Gösterim
Adı:
Turfanda mı Yoksa Turfa mı
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754472462
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Özgür Yayınları
Baskılar:
Turfanda mı Yoksa Turfa mı
Turfanda mı Yoksa Turfa mı
Tanzimat ve II. Meşrutiyet döneminin gazeteci ve fikir adamı yönüyle tanınan Mehmet Murat, çıkardığı Mizan gazetesiyle özdeşleşmiş ve hemen bütün kaynaklarda Mizancı Murat adıyla anılmıştır. Turfanda mı yoksa Turfa mı Cezayir’de büyümüş, Fransa’da eğitim görmüş ve tıp eğitimini tamamladıktan sonra devletine hizmet etmek için İstanbul’a gelmiş bir gencin, Mansur’un romanıdır.
İdealist bir genç olan Mansur, yazarın bütün olumlu özellikleri –zaman zaman abartılarak- üzerinde topladığı bir tiptir. Devletine hizmet etmeyi en önemli amaç edinmiştir. Ancak göreve başladığı bir devlet dairesindeki olumsuzlukları görmesi onu hayal kırıklığına uğratır. Buna rağmen hizmet duygusunu kaybetmez. Doktorluktan elde ettiği kazancını halkın eğitimi için harcar. Romanın sonunda gittiği Manisa’nın bir köyünde okul açarak ideal anlamda eğitimi gerçekleştirir. Aynı şekilde memleketi Cezayir’deki öğrenciler için de bir okul kurdurur. Eğitimi, özellikle de kadınların eğitimini ülkenin “olmazsa olmaz” larının başında düşünür. Devlet uğrundaki son görevini de meşhur 93 Harbi’ne katılarak gösterir.
Roman devrinin bütün çarpıklıklarını eleştirir. Devlet dairelerinin durumu, yöneticilerin beceriksizliği, ahlakî bozulmalar, eğitimsizlik hep onun eleştirilerinden nasibini alır.
Turfanda mı yoksa Turfa mı içerdiği fikirler bakımından dönemi için oldukça önemli bir eser olması ve eserde ele alınan sorunların günümüzde de tartışılıyor olması onun günümüzde de geçerliliğini sürdürmesine yol açmıştır diyebiliriz.
17 yaşında bir ödev için okumuştum bu kitabı. Kitabın arkasında kitap için ayrılmış bir sözlük var. Bir kitabı okuyor bir sözlükten ne anlama geldiğini bulmak için cebelleşiyordum. Sitem etmiştim öğretmenime :) Dili ağır gelecektir ya da benim kelime haznem o yaşta dar olduğundan bana öyle geldi.. Sadeleştirilmişi var mı bilmiyorum. Kitapta beni en çok etkileyen bölüm kahramanın geceleri mum ışığında kitap okumasının ardından dedikoducuların onun adını büyücüye çıkarması oldu. Bilgili bir kişinin cahil toplumun gözündeki yerini fark ettim.
Abdülhamid döneminde yaşanan olaylar ve toplumun bakış açısı. Olması gereken ve olan durumun arasındaki büyük fark. Yaşananlar, yapılması gerekenler ve bunlar için çırpınan bir genç: Mansur Bey.
Mansur Bey bildiğimiz ‘Gelecekçi’ yahut bilinen adıyla Fütürist bir kişiliktir ve okuduğum eski dönem yazılı eserlerine göre bunu belirten ilk yazarlardandır. Öyle sanıyorum ki ilktir. Yaptığı nedir? Kaybolmuş bir dönemde oluruna bırakmak yerine Köylerden başlayarak Kente doğru yapılan bir gelişmeden söz eder. Bunun adı da GÖÇ değil KALKINMA tabi!
Dönemin tüm yazarları gibi dışa bağlı eserlerden etkilenen yazarlarımızın mutlaka kullandığı AŞK konusunu da ihmal etmeyen yazarımız bunun yanında daha çok yapılması gerekenleri anlatıyor. Kitap sizi biraz bunaltabilir (özellikle Parıltı Yayıncılık kazığını yediyseniz) ancak okudukça ve gördükçe fark edeceğiniz üzere çok güzel bir konuya değindiğini fark edeceksiniz.
İyi akşamlar ve keyifli okumalar diliyorum..
Tam bir idealist karakter Mansur' un hayâtı üzerinden dönem yergisi. Zorluklar içinden çıkıp kendini yetiştiren ve doktor olan bir gencin ülkesine hizmet için ömrünü harcadığı neredeyse ideal bir yaşam. Başlarda çalıştığı memuriyet işinde gördükleriyle dönemin yozlaşmış devlet işleyişi ve gündelik hayâtını eleştiriyor. Anlatıklarının çoğu bugün bile insana tanıdık geliyor. Daha sonra düşünceleri doğrultusunda en önemli sorun olarak gördüğü eğitim alanında bir şeyler yapmaya çalışıyor. Yazar kendi fikriyatını kahramanı üzerinden romanın içine çok iyi yedirmiş. Yöntemi hiç sırıtmıyor. Bunu yapmak zordur. Ancak biraz fazla olumlu. Abartılı kahraman gerçek dışına çıkıyor. Hayat bu kadar güzel olmasa gerek. İdealize edilen kahraman bir parça insan üstü olmuş.
Öncelikle Mizancı Mehmed Murad'ın hayatı hakkında bilgi edinmenizi öneririm. Edindiğiniz bilgiler ışığında romana yoğunlaşırsanız roman daha güzel algılanacaktır.
Tanzimatla başlayan batılılaşma sürecinde Osmanlı için yazılmış sorgulayıcı bir eser. Devletinin bekasından başka bir şey düşünemeyen bir gencin hayat hikayesi. Ömrü boyunca elindeki doktorluk mesleğinin ona kazandırdığı hasletleri elinden geldiğince milletinin yararına kullanmaya çalışan ve bu uğurda her şeyini ortaya koyan fedakar bir idealist. Roman kurgusu biraz zayıf. Romanın emeklediği dönemler. Okumak zahmetli. Sadeleştirme işini yapan isme dikkat etmek gerekiyor. Benim okuduğum nüshada maalesef çok fazla hata vardı.
" Bence bu gibi umutsuzluk doğuran dü- şünceler bilgisizlik ve acizliğin sonucudur
Prusya küçük zaman içinde büyük bir devlet oldu.
Deli Petro'dan önce Rusya neydi şimdi nasıldır?
Dünkü İtalya ile bu günkü bir midir
bakınız eğitim görmüş bir toplum, neleri başarabilir...
Hem başka ülkelere gitmeye ne gerek?
Aslımızı düşününüz 400 çadırdan koca bir devleti nasıl kurdu..."


Osmanlı nın son zamanlardaki uyuşukluk ve ahlak yozlaşmasıyla savaşan bir genç...

okunması gereken bir Türk klasiği
erken dönem bir eser olduğu belli ama konu olarak güzeldi.
Fransa'da okuyup bütün bilgisini Türkiye'de -kendi vatanında- kullanmak isteyen idealist doktor Mansur Bey'in hikayesini konu alır. Kitabı okurken daha çok aşk anlatılıyor olsa da Mansur Bey'in idealist kişiliğinin istediği tek bir şey vardır: İstanbul merkezli ittihad fikri var. Kalkınmanın temelde köylerden başlanılarak yapılacağını söylüyor. Köydeki insanları bilgilenmesi gerektiğini söyler. Dönemine göre fütürist bir romandır çünkü bu fikir daha önce hiçbir romanda işlenmemiştir.
Mutlaka okunması gereken bir kitap olduğu söylenemez. Osmanlinin son dönemlerinden kesitler sunsa da akıcı olmayan bir kitaptır. Beni etkileyemedi maalesef. Yine de her kitap değerlidir.
Sakın,güzelim,meraklanma. İnsanlık halidir. Günün iyisi de,kötüsü de olacaktır. Hüner katlanabilmektir.
Ayağa kalkıp yürümeye başladığı günden itibaren insanoğlu için sonsuza değin, ara vermeksizin çalışmak gerekir.
Mizancı Mehmed Murad
Sayfa 25 - Parıltı Yayıncılık
Vallahi amca, insan için hizmetsiz durmak zordur. Çünkü devlete, topluma hizmeti olmayan insanın, hayvandan farkı kalmaz. Zor olduğunu teslim ederim fakat hizmette bulunmak lazım olduğunu da unutmam.
-" Şimdiye kadar böyle boşuna attığım adımlar bir araya toplanmış olsa belki yeryüzü birkaç kere kuşatabilirdi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Turfanda mı Yoksa Turfa mı
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754472462
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Özgür Yayınları
Baskılar:
Turfanda mı Yoksa Turfa mı
Turfanda mı Yoksa Turfa mı
Tanzimat ve II. Meşrutiyet döneminin gazeteci ve fikir adamı yönüyle tanınan Mehmet Murat, çıkardığı Mizan gazetesiyle özdeşleşmiş ve hemen bütün kaynaklarda Mizancı Murat adıyla anılmıştır. Turfanda mı yoksa Turfa mı Cezayir’de büyümüş, Fransa’da eğitim görmüş ve tıp eğitimini tamamladıktan sonra devletine hizmet etmek için İstanbul’a gelmiş bir gencin, Mansur’un romanıdır.
İdealist bir genç olan Mansur, yazarın bütün olumlu özellikleri –zaman zaman abartılarak- üzerinde topladığı bir tiptir. Devletine hizmet etmeyi en önemli amaç edinmiştir. Ancak göreve başladığı bir devlet dairesindeki olumsuzlukları görmesi onu hayal kırıklığına uğratır. Buna rağmen hizmet duygusunu kaybetmez. Doktorluktan elde ettiği kazancını halkın eğitimi için harcar. Romanın sonunda gittiği Manisa’nın bir köyünde okul açarak ideal anlamda eğitimi gerçekleştirir. Aynı şekilde memleketi Cezayir’deki öğrenciler için de bir okul kurdurur. Eğitimi, özellikle de kadınların eğitimini ülkenin “olmazsa olmaz” larının başında düşünür. Devlet uğrundaki son görevini de meşhur 93 Harbi’ne katılarak gösterir.
Roman devrinin bütün çarpıklıklarını eleştirir. Devlet dairelerinin durumu, yöneticilerin beceriksizliği, ahlakî bozulmalar, eğitimsizlik hep onun eleştirilerinden nasibini alır.
Turfanda mı yoksa Turfa mı içerdiği fikirler bakımından dönemi için oldukça önemli bir eser olması ve eserde ele alınan sorunların günümüzde de tartışılıyor olması onun günümüzde de geçerliliğini sürdürmesine yol açmıştır diyebiliriz.

Kitabı okuyanlar 92 okur

  • Sadık Kocak
  • Büşra Ayvenli
  • Merve Arıkan
  • Şeyma A.
  • Mahinur Tekin
  • Buse
  • Batuhan Güneş
  • hacer çiftçi
  • Aslı Nur Akaydın
  • Ahmet Kaya

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (4)
9
%4.2 (1)
8
%8.3 (2)
7
%25 (6)
6
%25 (6)
5
%8.3 (2)
4
%0
3
%4.2 (1)
2
%4.2 (1)
1
%0