Türk İnkılabına Bakışlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
1623
Gösterim
Adı:
Türk İnkılabına Bakışlar
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
202
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754370010
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Türk İnkılâbı'nın temellerini erken bir dönemde hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek açıklıkla aşikâr kılan bir eserdir. "Türk İnkılâbına Bakışların iki özelliği vardır. Birincisi inkılâp öncesi fikir cereyanlarını en gerçek kaynaklarıyla ortaya koymaya çalışmış olmasıdır. Kitaptaki vesikalardan, Atatürk inkılâbının İkinci Meşrutiyette ortaya çıkan ve müdafaası yapılan Avrupalılaşma hareketinden aynen ilham aldığı görülür. Eserin ikinci özelliği, Türk İnkılâbının tarih felsefesi, medeniyetlerin mukayesesi, Şark (Doğu) ve Garp (Batı) mefhumlarının tahlili, İslâm Türk ve Batı düşünceleri arasındaki kaynakların müşterek oluşunu izah bakımından ilk deneme oluşudur.
202 syf.
Peyami Safa’yı Türk edebiyatına ve Türk düşünce hayatına atan sebep ne ise ona minnet duyuyorum. Çok güçlü bir kalem Safa. Türk İnkılabına Bakışlar ise öyle bir günde sindirilecek bir kitap değil. Hayran olduğum kısımlar çok fazla ama ben Garp ve Şark medeniyetlerini incelerken aslında İslam’ın ve Türklerin Avrupa kafasını oluşturup sonra tam tersi istikamete yol almasına değindiği kısımlara ayrı bir özen gösterdim. Buralar hem felsefe hem de sosyoloji alanları için kıymetlidir. Herkesin gözden kaçırdığı ayrıntıları, Fatalizm’den tutun, Hristiyanlığın mistisizmine kadar kitaba öyle bir yerleştirmiş ki az lafla çok iş diye buna denilir. Türk İnkılabına duyduğu o eşsiz güven ve Alman-İtalya olduğu iddia edilen sistemimizi açıklayışı o kadar güzel ki başa lafa lüzum kalmıyor. Enver Paşa’nın tabu haline geldiği şu dönemde okuyacaklar görecektir ki, Mısır fethi diye giderken Arabistan’ı da kaybettiğimizi, Sarıkamış’ın askeri bir başarısızlık ve felaket olduğunu da yüze vurmaktan kaçınmamış.
Ayrıca Osmanlı’nın son dönemlerinde kopan üç büyük cereyanı sebepleriyle, kendi ağızlardan kaideleriyle açıklamış. Türkçülük, İslamcılık ve Garpçılık hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için gayet güzel bir eser bu. Efendim, Peyami Safa, romanlarıyla dertten derde sürüklese de fikriyatıyla bir parça yüzümüzü güldürdü. ^^
202 syf.
·Puan vermedi
Yazar kitabına Osmanlı'nın son döneminde devleti kurtarmak için ortaya atılan Türkçülük, Osmanlıcılık ve Garpçılık fikirlerini tahlil ederek onların zamanla nasıl işlevsiz hale geldiğini anlatarak başlamıştır. Daha sonra Batı ile Doğu arasındaki maddi ve manevi gelişmişlik farkının sebeplerinin tarihini incelemiştir. Son olarak Türk inkılabının nevi şahsına münhasır olduğunu ne Sosyalist bir hareket ne de kapitalist hareket olmadığını anlatmaya çalışmıştır. Yazar, M.Kemal Atatürk'ün dediği gibi Türk İnkılabının "milliyetçilik ve medeniyetçilik" üzerine tesis edildiğini savunmaktadır.
202 syf.
·178 günde·10/10
Peyami Safa, edebi terennümün, manevi tereddüdün ve siyasi tahakkümün sesi olmuştu. 1910 1961 yılları arasında başını ellerinin arasına alarak düşünce denizlerinde yüzen münzevi bir ruh, mütecessis bir akıl ve mütefekkir bir duruş... Peyami Safa için ne diyorsak diyelim. Tanım için hiç bir kelime yetmez! Burada bir başlangıç ile iki kısma ayırarak değinmek istediğim bu metinde: birincisi Peyami Safa’nın kişiliği, ikincisi ise “Türk İnkılaplarına Bakışlar” eseri olacaktır.

İsmail Safa’nın iki oğlundan en küçüğü olan Peyami Safa, İstanbul’da 1889 yılında dünyaya geldi. Kalem ustası olacak bu adam, küçük yaşta ailesi Sivas’a sürgün edilerek fakirlik içinde yaşaması, akabinde babasını kaybetmesi kişiliğinde derin acılar/izler yaratmıştır. Aile sürgünü ve babanın ölümü konusuna değinmişken ifade etmek isterim ki Safa’nın II. Abdülhamid ve onun istibdat dönemine olan nefreti bundan kaynaklanıyor. Keza Safa’nın çocuk ve gençlik yılları II. Abdülhamid’in ülkeyi yönetme dönemine denk gelmektedir. Bu dönemde ki aile sürgünü ile gelen zorlukları II. Abdülhamid’in yönetimine bağlar. Bu zorluklar Safa’nın kişiliğinde çok derin izler bırakmıştır. Yirmilisinde okul çevresine göz attığımızda: Yusuf Ziya Ortaç, Ekrem Hakkı Ayverdi, Hasan Ali Yücel gibi simalar göreceğiz. Asıl kıvılcımları, genç Safa’nın ilk eserleri karşısında onu alkışlayan Yakup Kadri, Yahya Kemal, M. Şekip Tunç olduğunu göreceğiz. Ve dahası başka öncü edebi-entelektüel şahsiyetlerin kucak açmasıyla, genç Safa’nın yıldızı pırıl pırıl parlayacak, ebedi sahada kendini arayacaktır. Bu arayışla Necip Fazıl, Nazım Hikmet ile dostluğu –ve düşmanlığı- da yaşam öyküsünde önemli yer tutacaktır.

Batı’nın Aklı, Doğu’nun Ruhu: Peyami Safa

Yirmili yaşlarda olan genç Safa, Sözde Kızlar ile başlayan Mahşer, Bir Akşamdı, Canan tefrika ettiği romanlarıyla kendisinden söz ettirir. 1930’lara geldiğimizde Safa, edebi bir patlama yaşar ve en verimli döneminde: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Attila, Fatih-Harbiye, Bir Tereddüdün Romanı art arta gündemi sarsar. Cingöz Recai serisi, Arsen Lüpen polisiyesi ve devamında aşk romanları çok ilgiyle karşılanır. Safa’nın kalemin ucundaki edebi eserleri böyle iken, kalemin diğer ucunda ise dönemin en hareketli polemik adamının, fikir kitapları vardır. Kıvrak zekası ile sivri diliyle polemik kavgaların merkezinde olmuştur. Hamdullah Suphi, Ahmet Haşim, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Aziz Nesin ve daha niceleriyle kalem kavgasına giren Safa, bazen çok çirkinleşen –bir yandan da insanı güldüren- birçok umumi seyre acık dövüşü olmuştur. Safa, böyle çeşitli ortamlarda olması, farklı kutuplardaki simalarla münakaşalarda bulunması kaleminin güçlü olduğunun net bir kanıtıdır. Safa’yı kesin hatlarla haritasını çıkartmaya çalıştığımızda cetvellerin kırıldığını, çizimlerin yetersiz olduğunu göreceğiz. Keza, bu adam(Safa) dönemin ateşli/şiddetli, sırlarla gizlenmiş arka kapılardaki olayları bulup analiz ve fikir üretirken göreceğiz. Safa, yeninin içinde eski adam olurken, eskinin içinde de yeninin adamı olan bir garp kafalı, şark ruhlu olmayı da başarmıştır.

Safa’nın “Türk İnkılaplarına Bakışlar” eseri ile genişliğiyle derin perspektifli siyasi, kültürel, sosyal ve düşünce konularına değindiğini görüyoruz. Tanzimat, meşrutiyetin ilanı, birinci dünya savaşı, milli mücadelenin ruhu ana hatlarıyla fikri cereyanların kıvılcımlarını önemli siyasi olayların yapı taşlarını ustalıkla yerleştirdiğini göreceğiz. Bir virgülden sonrasına atladığımızda Safa’nın Garp(Batı) ile Şark(Doğu) medeniyetlerinin oluşum evrelerinden coğrafi sınırlarını çizdiğini göreceğiz. Eserin son noktasına vesile olan kelime ise Türk İnkılapları olacaktır. İnkılabın getirisi ile götürüsü ne olduğunu, artısı ile eksisini tartıp ölçtüğünü göreceğiz.
Türk İnkılaplarına Bakışlar kitabın inkılap öncesinin fikir hareketlerini ince hatlarla çizerken, inkılabın tarih felsefesinin nasıl oluştuğuna cevap veriyor. Safa, bu kitabının oluşumu Cumhuriyet gazetesinde yazdığı ve 1925’ten 1940’a kadarki dönemi kapsar. Bu dönemde yeni bir ülkenin kurulma ve oluşum felsefesinin olgunlaşması içerisindedir. Ancak Safa inkılap kadrosu içinde olduğu bu dönemde yapılan inkılaplara eleştirel bir gözle bakar. İnkılapların faaliyetlerini tamamıyla kabul etmemektedir.

Türk inkılapları, meşrutiyetin ilanından önce fikri olarak gerçekleşmişti. Sadece hayata geçirme evresi kalmıştı. Birinci dünya savaşıyla Osmanlı’nın fiilen yıkılması ile inkılapları gerçekleştirme ortamı oluşmuştu. Mustafa Kemal ve kadrosu bu inkılabın taşıyıcısı ve hayata geçirme kısmını tamamladılar. Dönemin aydın kişileri toplumunda bir farklılık/değişim konusunda hem fikirdiler. Safa’da toplumun huzur ve saadeti için bu yeni inkılaplara umut bağlamıştı. Sonuç olarak inkılapların beklentileri yerine getirdiği gibi beklentileri yerine getirmediği şeylerde oldu. Safa’nın düşünceli/endişeli olduğu mevzulardan biride Harf İnkılâbı olmuştur. Keza Harf İnkılâbı, kuşaklar arasında kültürel kopukluğa neden olabileceği endişesini yaşıyordu. Bununla beraber Harf İnkılâbını tamamlar nitelikte ki dil kurultaylarına katılmaktan da geri durmadı.
Safa, Türk İnkılaplarına Bakışlar kitabında Garp ile Şark’ın düşünce/fikirlere tahlil teknikleriyle konunun tarihine/güncelliğine çizimler yapar. Bu çizimlerin başka bir tekniğini de edebi tarzda çizer. O edebi çizim ise Fatih-Harbiye romanıdır. Her iki farklı yolla ele aldığı konu Batı ile Doğu Medeniyetlerinin çıkış noktaları, yapı taşları, ayrı oldukları noktaları anlatmaktadır.

Safa’nın Şark hakkındaki eleştirel tespiti aydınlatıcı/yol acıcıdır. Şark nereden gelip nereye gittiğinin farkında değildir. Derin, esrarlı ve düşünceli Asya, birkaç prensiyle birkaç şairin ruhundadır, halkın hiçbir şeyden haberi yoktur. Bu şark, kendini zamansız bir dünya içinde edebi sanır, faniyi beğenmez ve anın menfaatlerini teper. Şimdiki zamana bağlı şeylere karşı alakasızdır ve kendi gözünde bunların bir ehemmiyet kazanabilmesi için mazi olmalarını bekler. Çok vakti olduğu için naziktir. Sessizlikten ve düşüncenin gizli konserlerinden hoşlanır. Safa Doğu’yu durgun bir göl gibi görür. Batı’yı ise şiddetli akan bir nehir gibi görür ve devam eder. İnce bir sezişe sahip olduğu için garbın şiddetini lüzumsuz bulur. Avrupa’nın hâkimiyet hırsına çocukça bir iştah telakki eder. Vedaların telkini altında insanı kelimelerden başka hakiki bilgilerden ayıran bir şey olmadığına inandığı için sessizliğine sadıktır ve hakikatleri sukutun tılsımı içinde arar. (s.132-133)
Safa, şarkın dindar olduğunu, fakat filozof olmadığını tezini savunur. Yani şark, fikir hayatından ve zekâdan bahsetmek mümkün olmadığını belirtir. Eğer, fikir ve zekâ olmuş olsaydı. Bunun sonucunda ilim ve teknikte olacağını belirtiyor.

Safa’nın Türk İnkılaplarına Bakışlar eserinde referans aldığı geniş bir kaynak vardır. Ziya Gökalp, Ahmet Ağaoğlu, Süleyman Nazif, Abdullah Cevdet, Yusuf Akçura, Yunus Nabi, Rıza Tevfik gibi isimlerle kitabın ilk kısımlarında siyasi, edebi konularda düşünce akımları hakkında referans yapar. Şark ve Garp konularında ise Hz. Muhammed(sav), Mustafa Şekip Tunç’un yanında Müslüman olmuş; Paul Valery, Leon Abensour, Rene Guenon, Roger Garaudy gibi şahsiyetlere başvurmaktan da geri kalmamıştır. Okur, 1925’ten 1940’a kadar ki dönem içerisinde Safa’nın yazılarından toplanan bu kitabı okuduklarında; Türk İnkılaplarının öncesinde yaşanan fikir akımlarına, doğu ile batı kelimelerinin manalarının derinliklerini idrak edecekler. Bu eserin sahibi hakkında çok şey saklıdır. Okura, yolunu çizmek ve yol almak düşüyor.

Peyami Safa, Türk İnkılaplarına Bakışlar, Ötüken, Aralık 2013, İstanbul, Düşünce, 217 sahife.

15 Mart 2017 Çarşamba/23:27:25/Aydın.
Yunus ÖZDEMİR. Saygılar...
202 syf.
·99 günde
Peyami Safa'nın okunması gereken kitaplarının başında gelmelidir. Neden mi? Eğer sizde tıpkı bir batılı gibi giyinip,bir batılı gibi yaşadığınız halde bir doğulu gibi düşünüyorsanız sebebini toplumumuzun ve diğer toplumların kökeninde yatan değişimlerde aramalısınız. Bu kitap aradığınız cevaplar için yeterli mi? Hayır asla yeterli değil. Zaten diğerleri de tek başına yetmeyecek. Ama bu değişimlere Peyami Safa gibi bir üstadın kaleminden bakmak, her zamanki gibi size büyük katkılar sağlayacaktır. Özellikle "Step ve Site" başlıklı makalesini tavsiye ediyorum. Şunu da unutmayalım batıya kendi ellerimizle verdiğimiz hakiki aydın kafasını onlardan almamıza gerek yok biz bunu yeniden başarabiliriz. Ancak tek yapmamız gereken sözde ve görüntüde değil özde aydın olabilmek, toplumun değerlerini ve dengelerini yerle bir eden kişiliksizlere aydın sıfatını yakıştırmamak.
187 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Türk inkılâbı gerçekleşti, neden bu inkılâplar yapıldı? Gerçekten değiştik mi? Avrupalılaştık mı, yoksa şarklı mıyız? Gerçekten garplı olduk mu? "Avrupa" diyoruz da, "Avrupa" dediğimiz tam olarak ne? Bu gibi sorulara cevaplar veriliyor eserde.

Akılcı bir İslâm şarkı vardı, garplılardan önde olan bir İslâm şarkı. Garbın ise, mistik bir yapısı vardı. Rönesans'la birlikte zıt bir yapı oluşmaya başladı. Garp, Rönesans'la birlikte akılcı olmaya; İslâm şarkı da mistik bir yapıya bürünmeye başladı. Kitapta bu tezatlıktan bahsediliyor ve bu tezatlık, günümüzde de devam ediyor diyebiliriz. İslâm şarkı, mistik bir yapıya sahipken; Garp, yani Avrupa, daha akılcı bir vaziyette. Ayrıca yazar, Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan görüşleri de inceleyerek; Türk inkılâbına Türkçülük ve Garpçılık düşüncesinin bir kısmının alınarak, inkılâba monte edildiğini de anlatıyor.

Peyami Safa; olaylara dar açıdan değil, daha geniş açıdan bakmamı sağladı. Biraz ağır olsa da, okunması ve düşünülmesi gereken bir eser.
202 syf.
·Beğendi·10/10
Kimine göre eleştirilecek bazı yönleri olsa da her Türk gencinin muhakkak okuması gereken eşsiz bir eser olduğunu düşünüyorum. Bir şeyleri anlamak adına kitaba şans vermelisiniz.
diyorlar ki:Türkler medeniyetsizdir.bu,yalandır,Türklerin büyük bir mazileri vardır.Orta Asya'ya bakınız.şarkta,garbda,medeniyet teessüf etmeden evvel Türkler orada medeniyet kurmuşlardır.başka milletlerin çoğu okuma yazma bilmezlerken Türkler ilk yazıyı ihdas etmişlerdir.
Ne tuhaftır ki, diyor, bu efendiler sıkışınca selâmeti memleketi mevzubahis ederler, fakat bunun için hiçbir fiilî teşebbüsde bulunmazlar.
Terakkimize mani olan İslâmiyet değil, bize öğretilen Müslümanlıktır: Yanlış an'aneler ve hurafelerdir.
Peyami Safa (Server Bedi)
Sayfa 55 - İslamcıların Programı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk İnkılabına Bakışlar
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
202
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754370010
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Türk İnkılâbı'nın temellerini erken bir dönemde hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek açıklıkla aşikâr kılan bir eserdir. "Türk İnkılâbına Bakışların iki özelliği vardır. Birincisi inkılâp öncesi fikir cereyanlarını en gerçek kaynaklarıyla ortaya koymaya çalışmış olmasıdır. Kitaptaki vesikalardan, Atatürk inkılâbının İkinci Meşrutiyette ortaya çıkan ve müdafaası yapılan Avrupalılaşma hareketinden aynen ilham aldığı görülür. Eserin ikinci özelliği, Türk İnkılâbının tarih felsefesi, medeniyetlerin mukayesesi, Şark (Doğu) ve Garp (Batı) mefhumlarının tahlili, İslâm Türk ve Batı düşünceleri arasındaki kaynakların müşterek oluşunu izah bakımından ilk deneme oluşudur.

Kitabı okuyanlar 93 okur

  • Cihangir
  • Büşra
  • Ali Rıza MALKOÇ
  • Hasan S.
  • Emir özyıldırım
  • Sezgin Turan
  • Tayfun
  • Rana Kuşoğlu
  • Fatma
  • Mevlüt Bulat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%5.3
25-34 Yaş
%31.6
35-44 Yaş
%47.4
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%10.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%34.8
Erkek
%65.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52 (13)
9
%16 (4)
8
%12 (3)
7
%8 (2)
6
%0
5
%4 (1)
4
%0
3
%0
2
%4 (1)
1
%4 (1)