Adı:
Türk Jeopolitiği
Alt başlık:
(Kıbrıs Rumlarının 1931 Enosis İsyanı ve Kıbrıs Türklerine Etkisi)
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
144
ISBN:
9789752552555
Kitabın türü:
Yayınevi:
IQ Kültür Sanat Yayıncılık
Napolyon'un bir ulusun coğrafyasını bilmenin onun dış politikasını da bilmek olduğunu söylediğinden söz edilir. Bir ülkenin coğrafî durumu ve ona bağlı gelişen tarihî gelenekleri, o ülkenin sonsuza kadar uygulamak zorunda olduğu doğal bir program gibidir. O ülkeyi yönetenler bu siyaseti izlemeye adeta mecburdurlar. Bugün uluslararası ilişkiler, uluslararası hukuk ve uluslararası siyasetin önündeki en temel sorun soğuk savaş sonrasında ortaya çıkan tek kutuplu dünya düzeninin kalıcı olup olmayacağı sorusudur. Avrupa Birliği müzakere süreci ve Genişletilmiş Ortadoğu Projesi Türkiye'yi ciddi güvenlik krizine sokmuş görünmektedir. Türkiye içeriden zayıflatılmış, dışarıdan kuşatılmış bir görünüm arz etmektedir. Ancak krizler aynı zamanda fırsatları da içerir. Krizin iyi yönetilmesi riskleri fırsatlara dönüştürecektir. Türkiye'nin kuşatılmışlığı aşma yollarının başında Türk jeopolitiğine yönelmesi gelmektedir. Türkiye'nin Türk dünyası ile ilişkilerini, Türk Jeopolitiği önceliğine göre yeniden belirlemesi ve bunu kurumsallaştırması gereklidir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
açlıktan ölmenin sınırında yaşayan yoksulların yaşamı, amaçlı bir yaşamdır. Yiyecek ve yatacak yer bulmanın amansız mücadelesine girişmiş olanlar, boşu boşuna çaba harcamış olma duygusuna hiçbir zaman yakalanmazlar. Varılacak ihtiyaçları maddi ve acildir. Her yenen yemek, onlar için bir amacın gerçekleşmesidir; tok karnına yatağa girmek bir zaferdir; ve açıktan gelen her bedava şey bir mucizedir. Bu insanların, hayatlarına anlam ve değer verebilecek ve kişiliklerini yükseltecek bir amaca ne ihtiyacı olabilir? Bunlar bir kitle hareketinin çağrısına karşı muafiyet taşırlar.
Türkiye'de devlet, ne zaman bir güvenlik sorunuyla karşılaşsa bu sorunu aşmanın yolu olarak ilk yaptığı şeylerden biri kimlik tartışmaları açmak olagelmiştir.
Esas niyetleri, Ortadoğu'yu asla bir araya gelemeyecek düşman küçük parçalara bölmek olan müttefiklerin böyle bir fedakarlıkla ilerde kendilerine sorun çıkarabilecek güçlü bir Türkiye'yi istemeyecekleri açıktır.
Güney cephemizde bizimle savaşan sömürge askerlerinin yüzde seksenden fazlası Müslüman askerlerden oluşuyordu.
Abdullah Gündoğdu
Sayfa 128 - IQ Kültür Sanat Yayıncılık
Ayrıca, devletin eğitim ve kültür politikaları kökünden değişiyor, Atatürk'ün millici çağdaşlaşması yerine kozmopolit bir batılılaşma anlayışı hakim oluyordu.
Bir yandan Batı gibi güçlü olmak, bir yandan da Batı'dan gelen yıkıcı tehditlere karşı korunmak şeklinde kendini gösteren ve bir anlamda Türkiye'nin çağdaş tarihine damgasını vuran temel ikilem haliyle Türk siyasetinde de temel eğilimleri belirlemiştir. Geri kalmışlık olgusunun dayatması sonucunda gelişmiş Batı dünyası ile girilen kaçınılmaz ilişkinin sonucudur bu. Türk dış politikasında da ''Ne batı ile, Ne batısız'' şeklinde ifade edilebilecek bir ikilemin ifadesidir aynı zamanda.
Milli Burjuvazi ve orta sınıf olmadığı için Türk aydınlanması ve yenileşmesi asker ve sivil bürokrasinin marifetiyle olabilmiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk Jeopolitiği
Alt başlık:
(Kıbrıs Rumlarının 1931 Enosis İsyanı ve Kıbrıs Türklerine Etkisi)
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
144
ISBN:
9789752552555
Kitabın türü:
Yayınevi:
IQ Kültür Sanat Yayıncılık
Napolyon'un bir ulusun coğrafyasını bilmenin onun dış politikasını da bilmek olduğunu söylediğinden söz edilir. Bir ülkenin coğrafî durumu ve ona bağlı gelişen tarihî gelenekleri, o ülkenin sonsuza kadar uygulamak zorunda olduğu doğal bir program gibidir. O ülkeyi yönetenler bu siyaseti izlemeye adeta mecburdurlar. Bugün uluslararası ilişkiler, uluslararası hukuk ve uluslararası siyasetin önündeki en temel sorun soğuk savaş sonrasında ortaya çıkan tek kutuplu dünya düzeninin kalıcı olup olmayacağı sorusudur. Avrupa Birliği müzakere süreci ve Genişletilmiş Ortadoğu Projesi Türkiye'yi ciddi güvenlik krizine sokmuş görünmektedir. Türkiye içeriden zayıflatılmış, dışarıdan kuşatılmış bir görünüm arz etmektedir. Ancak krizler aynı zamanda fırsatları da içerir. Krizin iyi yönetilmesi riskleri fırsatlara dönüştürecektir. Türkiye'nin kuşatılmışlığı aşma yollarının başında Türk jeopolitiğine yönelmesi gelmektedir. Türkiye'nin Türk dünyası ile ilişkilerini, Türk Jeopolitiği önceliğine göre yeniden belirlemesi ve bunu kurumsallaştırması gereklidir.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Ümran AYGIN
  • Arzu A.
  • Çağatay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0