Türk Kimliği (Kültür Tarihinin Kaynakları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
341
Gösterim
Adı:
Türk Kimliği
Alt başlık:
Kültür Tarihinin Kaynakları
Baskı tarihi:
Ekim 2005
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751405043
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Türk Kimliği
Türk Kimliği
Türk Kimliği başlığını taşıyan bu araştırma, insanbilim açısından Türk kültür tarihine bir giriş denemesi sayılabilir. İnsanbilimin temel ilkeleri olan bütüncülük ve kültüraşırı yaklaşım, başlangıçtan günümüze, insan ve kültür olgusuna, dışardan bir gözlemci gibi yani değer yargısı vermeden yaklaşmayı gerektirir.

Bozkurt Güvenç, bunu yapmaya çalıştığı için çalışmasını "deneme" olarak tanımladığını söylüyor. "Yaklaşık dört bin yıllık bir tarih dört yüz sayfada nasıl anlatılabilir? Doğayı ve çevreyi, ekonomi ile teknolojiyi, eğitimi ve günlük yaşamı, sağlığı-hastalığı, savaşı-barışı, siyaseti-dini, bilimi ve sanatı, konuların uzmanı olan tarihçilere ve bilgelere bırakınca, yalnızca bir "giriş denemesi" kaldı geriye. Bilgi hazinesine çok da yeni şeyler katmayan bu çabayla, uzmanlık alanları arasında sıkışıp gölgede kalmış bazı tarihi gerçekleri gün ışığına çıkarmaya, biz Türklere kim olduğumuzun öyküsünü sunmaya çalışıyorum.

Kimdir Türkler? Günümüzün "Kimlik sorunu veya bunalımı" bu soruya verdiğimiz çeşitli ve çelişik yanıtlardan kaynaklanır. Oysa, Turanlısı, Müslümanı, Anadolulusu, Rumelilisi, Sünnisi, Alevisi, Doğulusu, Batılısı, Atatürkçüsü ve Şeriatçısı ile hepsi biziz. Ama kimliğimizi, yani kültür tarihimizi bilmiyoruz. Köklerimizi arayıp buldukça kendimizi tanıyacağız; kendimizi tanıdıkça, umuyorum ki, karşıt gördüğümüz ötekileri bağışlamayı öğreneceğiz.

Tasarladığım Türk Kültür Tarihi, dünyada "kimlik bunalımı"nın yaygınlaştığı; ülkemizde ise "Türk-İslam Sentezi" ideolojisinin tartışıldığı 1980'li yıllara rastladı ve adını çağından aldı. Kimlik kavramı, böylece, Hititlerden ve Turan'dan günümüze, araştırmanın ortak paydasını oluşturdu."
456 syf.
·8 günde
Yazar bu kitapta Ulusal kimlik ve Türk kimliğini ele almış. Yazar, bu eseri yazarken hakkını vermek gerekirse çok kaynak kullanmış ama kendi düşüncesini yansıtan kaynakları kullanmış. Kitap tarafsızlığını yitirmiş durumda. Kaynak olarak seçtiği yazar ve gazeteler de bunun göstergesidir. Birçok yerde Cumhuriyet gazetesinden haber kesitleri vermiş. Bu da Yazarın hangi cenahtan olduğunu ifşa ediyor. Yazar yüksek oranda yabancı kaynak kullanmıştır. 4.500 yıllık yazılı tarihi bulunan ve coğrafyayı vatan yapan Türk milletine, 200-300 yıllık geçmişi olan ve coğrafyaya bağlı milletleşme sürecinden geçen Avrupalıların gözlüğüyle bakmak bir hatadır. Ayrıca yabancıların Türk tasavvuru da ortadadır. Kitabı beğendin mi derseniz beğenmedim.
İngiliz diplomatının gözlem-tanıları hiç kuşkusuz doğru çıktı. Atatürk’ün yenileşme programı kısa sürede uygulamaya konularak gerçekleştirildi. Böylesine geniş kapsamlı bir kültür değiştirme serüveninin örnek alınacak modelleri azdı. Sovyetler Birliği’ndeki 1917 Ekim Devrimi’nden başkasıda bilinmiyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi politikası böyle olabilirdi; ama işin başında politikanın doğruluğuna yada başarılı olacağına inanan Türklerin sayısı çok değildi. Yenileşme programı, kararlı önderin ödün vermeyen iradesi ve inancı doğrultusunda uygulandı; ama bir tarih/kültür boşluğu da yarattı.
Romalı Çiçero: “Verimlilik, çeşitlilik, bolluk-bereket açısından Küçük Asya ( Anadolu)’dan üstün ülke yoktur.” demiştir.
Osmanlı’nın işleyişini Kınalızade Adalet çemberinde şu şekilde göstermiştir. Devlet kuluna, kul ise mal ve para üretimine, mal üretimi reayaya, reaya da adalete bağlıdır. Sonuç olarak devlet reaya adalet sağlamak zorundadır. Bugün adliye duvarlarında yazılan “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR!” özdeyişi, Arapçadan veya Kınalızade’nin adalet çemberinden gelmektedir.
Türkler, Akçura ise Gökalp gibi Türkçüler kalıyordu. Saraya (Padişaha) bağlı Osmanlıcılarla, Halifeye sadık İslamcılar arasında, en umutsuz durumda görünenler de Türk milliyetçileriydi. Türk'e, Türklüğe bel bağlayanların devleti kurtarma çabalarını, umutlarını ne Osmanlıcılar, ne de İslamcılar destekledi. Devleti kurtarma görevi yine "Türkler"e mi kaldı?
(..)
İstanbul'un özgün dünya görüşü
bu aydınları yetiştirmedi; ama onlara Türkçülükten başka çıkar yol kalmadığı gerçeğini gösterdi.
Osmanlıyı kurtarmak isterken. Türkiye Cumhuriyetini kuran milliyetçilik (Gökalp'te İslamcı, Akçura'da laik, ulusal ya da kültürel Türkçülük) hareketi olarak gelişti.
Türklerin tarihleri, yüzyıllar boyunca hep yabancılar tarafından yazıldı. Talihsizlik buradadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk Kimliği
Alt başlık:
Kültür Tarihinin Kaynakları
Baskı tarihi:
Ekim 2005
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751405043
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Türk Kimliği
Türk Kimliği
Türk Kimliği başlığını taşıyan bu araştırma, insanbilim açısından Türk kültür tarihine bir giriş denemesi sayılabilir. İnsanbilimin temel ilkeleri olan bütüncülük ve kültüraşırı yaklaşım, başlangıçtan günümüze, insan ve kültür olgusuna, dışardan bir gözlemci gibi yani değer yargısı vermeden yaklaşmayı gerektirir.

Bozkurt Güvenç, bunu yapmaya çalıştığı için çalışmasını "deneme" olarak tanımladığını söylüyor. "Yaklaşık dört bin yıllık bir tarih dört yüz sayfada nasıl anlatılabilir? Doğayı ve çevreyi, ekonomi ile teknolojiyi, eğitimi ve günlük yaşamı, sağlığı-hastalığı, savaşı-barışı, siyaseti-dini, bilimi ve sanatı, konuların uzmanı olan tarihçilere ve bilgelere bırakınca, yalnızca bir "giriş denemesi" kaldı geriye. Bilgi hazinesine çok da yeni şeyler katmayan bu çabayla, uzmanlık alanları arasında sıkışıp gölgede kalmış bazı tarihi gerçekleri gün ışığına çıkarmaya, biz Türklere kim olduğumuzun öyküsünü sunmaya çalışıyorum.

Kimdir Türkler? Günümüzün "Kimlik sorunu veya bunalımı" bu soruya verdiğimiz çeşitli ve çelişik yanıtlardan kaynaklanır. Oysa, Turanlısı, Müslümanı, Anadolulusu, Rumelilisi, Sünnisi, Alevisi, Doğulusu, Batılısı, Atatürkçüsü ve Şeriatçısı ile hepsi biziz. Ama kimliğimizi, yani kültür tarihimizi bilmiyoruz. Köklerimizi arayıp buldukça kendimizi tanıyacağız; kendimizi tanıdıkça, umuyorum ki, karşıt gördüğümüz ötekileri bağışlamayı öğreneceğiz.

Tasarladığım Türk Kültür Tarihi, dünyada "kimlik bunalımı"nın yaygınlaştığı; ülkemizde ise "Türk-İslam Sentezi" ideolojisinin tartışıldığı 1980'li yıllara rastladı ve adını çağından aldı. Kimlik kavramı, böylece, Hititlerden ve Turan'dan günümüze, araştırmanın ortak paydasını oluşturdu."

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • İlhan Çağlar

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%25 (1)
3
%0
2
%0
1
%0