Türk Kültüründe Ad Verme (Kişi Adları Üzerine Bir Tasnif Denemesi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
20
Gösterim
Adı:
Türk Kültüründe Ad Verme
Alt başlık:
Kişi Adları Üzerine Bir Tasnif Denemesi
Baskı tarihi:
7 Aralık 2005
Sayfa sayısı:
239
Format:
Karton kapak
ISBN:
97897533870190
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akağaç Yayınları
Mutlak güzel ve en güzel adların sahibi olan Allah (c.c.), biz kullarının da güzel adlarla adlanmasını ister. Çocukların ana baba üzerindeki haklarından birisi de kendilerine güzel bir ad koymalarıdır. İnsanların en üstünü ve alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Allah rasulünün İslama giren, fakat adı İslamla bağdaşmayan sahabelerin adlarını değiştirdiğini biliyoruz. Yine o, çocuklara çirkinlik, kötülük bildiren, alaysı yönü olan ve kafirlik çağrıştıran adlar verilmesini yasaklamıştır.

Allah rasulünün torunlarının doğumunda Cebrail (a.s.) gelerek, hangi adları koyması gerektiğini bildirmiştir. İbrani kökenli bu adlara karşılık o, dilinin Arapça olduğunu belirtmiştir. Allah rasulü, bununla ilgili olarak ‘ben sonradan, torunlarıma Harun’un oğullarının adı olan Şebber, Şebir ve Müşebbir karşılığı Hasan, Hüseyin ve Muhsin adlarını koydum’ buyurmuştur. Bu hadis, kişi adı gerçeğiyle ilgili açıklayıcı ve önemli bir bilgidir. Ayrıca, İslam topluluklarının kendi dillerinde uygun, güzel adlar koymalarında bir sakınca bulunmadığını da gösterdiği söylenebilir.

Türk Kültüründe Ad Verme adlı bu kitap Giriş, İnceleme ve Sözlük bölümlerinden oluşmaktadır. Bu alanda çalışma yapacaklara fikir vermek üzere, İnceleme bölümünde Ses ve Şekil Bilgisi ile ilgili çok kısa bir değerlendirme de yapılmıştır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Günümüz dünyasında insan, kendi adı ile başbaşa kalmış gibidir. Adı onu tanıtmaya yetmemektedir. Artık o, 'sıra numarası, sicil numarası, kayıt numarası, sınıf numarası, diploma numarası' gibi değişik referans biçimleri olmadan 'yok' sayılmaktadır. İnsanın normal ve tabii olmayan bu tür kodlamalarla lojistik bir eşya durumuna düşürülmesi 'modernitenin' sunduğu bir götürüdür. Bu daha çok batılı anlayışın bir eseridir. Bu anlayışta, insan devreden çıkmakta, yerini eseri almaktadır; müesser ile eser arasındaki bağlantı kopmakta ve yabancılaşma ortaya çıkmaktadır. Adına, kendine ve topluluğuna bile yabancı bir ruhi yapının ise, insanlığa verebileceği bir şey yoktur

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk Kültüründe Ad Verme
Alt başlık:
Kişi Adları Üzerine Bir Tasnif Denemesi
Baskı tarihi:
7 Aralık 2005
Sayfa sayısı:
239
Format:
Karton kapak
ISBN:
97897533870190
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akağaç Yayınları
Mutlak güzel ve en güzel adların sahibi olan Allah (c.c.), biz kullarının da güzel adlarla adlanmasını ister. Çocukların ana baba üzerindeki haklarından birisi de kendilerine güzel bir ad koymalarıdır. İnsanların en üstünü ve alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Allah rasulünün İslama giren, fakat adı İslamla bağdaşmayan sahabelerin adlarını değiştirdiğini biliyoruz. Yine o, çocuklara çirkinlik, kötülük bildiren, alaysı yönü olan ve kafirlik çağrıştıran adlar verilmesini yasaklamıştır.

Allah rasulünün torunlarının doğumunda Cebrail (a.s.) gelerek, hangi adları koyması gerektiğini bildirmiştir. İbrani kökenli bu adlara karşılık o, dilinin Arapça olduğunu belirtmiştir. Allah rasulü, bununla ilgili olarak ‘ben sonradan, torunlarıma Harun’un oğullarının adı olan Şebber, Şebir ve Müşebbir karşılığı Hasan, Hüseyin ve Muhsin adlarını koydum’ buyurmuştur. Bu hadis, kişi adı gerçeğiyle ilgili açıklayıcı ve önemli bir bilgidir. Ayrıca, İslam topluluklarının kendi dillerinde uygun, güzel adlar koymalarında bir sakınca bulunmadığını da gösterdiği söylenebilir.

Türk Kültüründe Ad Verme adlı bu kitap Giriş, İnceleme ve Sözlük bölümlerinden oluşmaktadır. Bu alanda çalışma yapacaklara fikir vermek üzere, İnceleme bölümünde Ses ve Şekil Bilgisi ile ilgili çok kısa bir değerlendirme de yapılmıştır.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Emre Eroğlu
  • ♟Rumeysa TAĞ
  • Tansu ALPTEKİN

Kitap istatistikleri