Türk Medeniyeti Tarihi

Ziya Gökalp

Quotes

See All
Hakanların hakiki zevceleri melike sıfatını da taşırlardı. Melikenin Türkçedeki karşılığı türkan kelimesidir.
Ötüken Neşriyat
Eski Türklerde kadın tabu olmadığından ve bilakis erkeğin tamamlayıcısı bulunduğundan, kadınsız hiç bir iş görülemezdi. Hükümdar emirnameleri yalnız "Hakan emrediyor ki" diye başlamışsa geçerli olmazdı. Devletlerin elçileri de, yalnız hakanın huzuruna çıkamazlardı. Hakan sağda ve hatun solda oturmak üzere, ikisinin müşterek(ortak) huzuruna çıkabilirlerdi.
Sayfa 221 - Ötüken Neşriyat
Reklam
Türk milleti başka milletlere benzemezdi. Başına bir kahraman gelirse, siyasette ve medeniyette, birdenbire parlar, siyasi ve medeni seviyesi birdenbire yükselirdi. Başında bir kahraman bulunmazsa bölünmeye ve gerilemeye başlardı. Gerilemeye başlayınca da bir an içinde sönüp giderdi.
Sayfa 35 - Ötüken Neşriyat
Şark Türklerinde cemiyet, hakimlerle mahkumlardan oluşmuş olunca, hakim zümrenin ismine "gök", mahkum zümrenin ismine "kara" sıfatları ithal edilirdi: Gök Türk, kara budun gibi. Bunların simgeleri olan ilahlara da Gök Tanrı, Yağız Yer denilirdi. Altay Türklerinde birinciye Bay Ülgen, ikinciye Erlik Han adları verilirdi. Oğuzlarda da birinciye Ak, ikinciye Kara adları verilirdi. Ak Süyek (Ak Kemik), Kara Süyek (Kara Kemik) gibi. Bu tabirlerden birincisi soyluları, ikincisi uyrukları ifade ederdi. Eski Türklerde bir hükümdar mağlup olduğu zaman Kara Han yahut Moğolca aynı manaya delalet etmek üzere Kür Han adını alırdı. İntikamını alıncaya kadar, düşmanlarına galip oluncaya kadar bu unvanı muhafaza ederdi. Esarete ve mahkumiyete düşen bir millet de kara sıfatını alırdı. Türklerden Bolak kavmi, Kıpçaklara mağlup ve esir olunca Kara Bolak unvanını aldı. Sonra esaretten kurtulmakla kara sıfatını üzerinden attı.
Türk Devletinin Birdenbire Parlaması ve Sönmesi
Türk milleti başka milletlere benzemezdi. Başına bir kahraman gelirse, siyasette ve medeniyette, birdenbire parlar, siyasî ve medenî seviyesi birdenbire yükselirdi. Başında bir kahraman bulunmazsa inkısâma ve inhilâle başlardı. İnhitâta başlayınca da bir an içinde sönüp giderdi.
Sayfa 35
Şark Türkleri aka gök, karaya yağız derlerdi: Gök Tanrı, Yağız Yer gibi. Türkler en eski devirlerde bu tasnife muhtaç değillerdi. Çünkü o zamanın Türk teşkilatında ilin bütün ikincil zümreleri ve fertleri birbirine eşittiler. O zaman, kara budun, kara ulus, kara gün gibi tabirler ve tabirlerin gösterdiği mahkum zümreler yoktu; Erlik Han ve onun saltanat sürdüğü yeraltı dünyası da yoktu. Fakat er geç bu zümreler ve ilahlar da vücuda geldiler. Bundan dolayı, tasnifler içinde bunları da bir kadroya koymak gerekti. İşte o vakit, ak ve kara tasnifi sağ-sol tasnifinin yanında yer tutmaya başladı.
Reklam
Kun kelimesi Türk ve Türkçe olduklarında şüphe bulunmayan Ergenekon ve Orkun=Orhun gibi tabirlerin içine lisani bir unsur olarak girmiştir. O halde Hiyung-Nu ve Hun tabirlerinin aslı, Türkçe Kun kelimesi olduğuna, dolayısıyla bu eski Türk kavminin Türklerin kendilerince Kun adıyla adlandığına hükmedebiliriz.
Ötüken Neşriyat
100 öğeden 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.