Türk Milli Kültürü

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,3bin
Gösterim
Adı:
Türk Milli Kültürü
Baskı tarihi:
Eylül 1997
Sayfa sayısı:
454
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754372366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Türk Milli Kültürü
Türk Milli Kültürü
Yazarın kültürümüzle alakalı olarak erken bir dönemde yazdığı ve kendisinden sonra yapılan çalışmalara yol gösteren eseridir."Her millet maddî imkânları ve manevî değerleri ile bir kültür bütünüdür. Bir millet yaşamakta ise, onun bir kültürü olacaktır. Biz de takriben 4000 yıllık tarihe sahip Türk milletinin kültürünü araştırdık. Asya bozkırlarında gerçekleştirilen bu kültürü çeşitli cepheleri ile belirtmeğe çalıştık. Kültür unsurlarının da zamanın ve çevrenin şartlarına uygun bazı değişiklikler gösterdiği, fakat ana vasıflarını daima koruduğu gerçeğinden hareket ederek yaptığımız iş, bütün yönleri ile Türk milletince ortaya konup geliştirilmiş kültürün çatısını kurmak ve onun yüzyıllarca karakterini muhafaza eden özelliklerini tespit etmek gayretinden ibarettir.
(Tanıtım Bülteninden)
454 syf.
Tarih bölümü mezunuyum, eser üniversitede ders kitabımızdı, eğer bir tarih öğrencisiyseniz bu kitaptan mutlaka haberiniz olur. Türkolog İbrahim Kafesoğlu Hocanın bu eserinin bir benzerini gösteremem. İslamiyet öncesi Türk tarihi ve kültürü hakkında yazılmış en değerli kitap "Türk Milli Kültürü"dür. Alanın önemli akademisyenleri tarafından otorite sayılan bir eserdir.

Eser Türk kültürünün kökenini, Türklerin tarih sahnesine çıkışını, göç sebeplerini, yeni edindikleri yurtlardaki yaşayışlarını, Türkler'in yaptığı savaşları, kültürlerinin özelliklerini, diğer medeniyetlerle ilişkilerini, Türk milletinin çetin zorluklar altında gerçek anlamda bir tarih yazdığını ve ataların şanlı (herkes buna layık değil belirteyim) geçmişini anlatması açısından içindeki bilgiler çok değerli. Türk tarihini ve kültürünü bir kitaba sığdırmak oldukça zor, ciltler sürecek bir tarihi İbrahim Kafesoğlu genel hatları ile bu esere sığdırmıştır. Gerçekten tüm Türk tarihinin bir özeti gibidir.

Ayrıca eserde Asya ve Avrupa Hunları'nın Türklüğü yabancı araştırmacılara atıf yapılarak tatmin edici bir şekilde kanıtlanıyor. Kültürümüz adına çok kıymetli bir çalışma olmuş. Açıkçası kitap bu alanda ilk defa okuma yapacaklara karışık gelebilir. Akademik tarzda yazıldığı için dikkatle ve sindirerek okunması, gerektiği yerde küçük araştırmalar yaparak kitaba devam etmesi okuyucu açısından daha iyi olacaktır. Yazarın dili konunun ağırlığında ağır. Az miktarda eski Türkçe sözcükler var ama akışı bozmuyorlar.

Bu değerli eseri sadece tarih bölümü öğrencileri değil, her Türk vatandaşının kendi köklerini bilmesi açısından ilaveten Arap kültürünün Türk kültürü zannedildiği için doğrusunu öğrenmek adına mutlaka bu kitabı okumalılar.
454 syf.
·13 günde·8/10 puan
Lisans 2. sınıftayken bu eseri parça parça okumuştum. Sonradan bir bütün halinde okumak inanılmaz zevkli oldu. Orta Asya Türk tarihi ile ilgili piyasada okuyabileceğiniz en derli toplu eserlerden biri. Sanattan, edebiyata, mimariye ve hükümranlığa kadar bir sürü konu başlığı var. Ayrıntılı incelenmiş, özveri ile çalışılmış bir eser. Dili tarih eğitimi alanlar için sıkıntı yaratmasa da, diğer kitle okurken biraz sıkılabilir,. Onun dışında bu araştırma eserinin hiç bir sıkıntısı yok.
454 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Türk kelimesinin anlamından tutun Turchia’nın kurduğu devletlerin, beyliklerin bir bütün olarak bizim bir parçamız olduğunu verilen bilgilerle kavratan, atasını merak eden her gencin, tarihe ilgi duyan her insanın okumasını gerektiğini düşündüğüm bir eser. Okumaktan zevk aldığım ve en sonunda Ne Mutlu Türk’üm dedirten bir kitap oldu.
454 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Her tarih öğrencisinden önce her Türk insanının okuması gereken bir kitap. Rahmetli Kafesoğlu hocanın Türk tarihine kazandırdığı bu kitap için kendisine bütün şükranlarımı sunuyorum. Tavsiye meselesine gelirsek okuyun arkadaşlar kendi tarihiniz için okuyun.
454 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Merhabalar... kitap genelde tarih bölümlerinde ders kitabı olarak okutuluyor. Ama ilgilisine sıkılmadan okunacak bir kitap şeklinde dizayn edilmiş. İlk Türk boylarından,onların Çin başta olmak üzere diğer devletlerle ilişkilerinden,bölünme, parçalanma, yeniden tarih sahnesine çıkma gibi evreleri detaylı olarak verilmiş. Ve bunu Göktürkler Uygurlar oğuzlar gibi kronolojik olarak detaylandırmış. Son kısımlarda ise başlara göre kısmen daha kısa olarak Türklerin edebiyat dil yönetim şekli savaşçı özellikleri han ve hatunların özellikleri yemek çeşitleri gibi kültürel özellikleri verip bitirilmiş. İlgilisine tavsiye olunur.
454 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10 puan
Kafesoğlu hocamız eserinde İslamiyet öncesi kurulmuş olan Türk devletlerinin siyasi tarihini ve gelenek-göreneklerini ele almış ve sadece bununla sınırlı kalmayıp İslami dönemde kurulmuş olan Türk devletlerinin kurumlarına ve devlet yönetimine İslamiyet'in etkisinin nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor. Görmüş olduğunuz kitabı üniversite 1. sınıfın ilk döneminde Orta Asya Tarihi dersim için hoca tavsiyesi ile almıştım ve o zamanda bir kısmını okumuştum, ancak dün bitirmek nasip oldu. Eğer ki Türk milletinin İslamiyet'den önce nasıl bir hayat sürdüğünü merak ediyorsanız, kitaplığınızda en ön sırada bulunması gereken kitaplardan biri.
454 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kıymetli Profesör İbrahim Kafesoğlu Hoca'nın, en kıymetli eserlerindendir. Tarih öğrencilerinin daha bölüme başlamadan alıp okuması gereken bir eserdir. Tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.
454 syf.
·Puan vermedi
Kafesoğlu, İslamiyet öncesi Türk toplulukları ile geçiş dönemi Türk topluluklarının siyasi, iktisadi ve içtimai yönlerini ayrıntılı bir şekilde inceler.

Kitap: önce medeniyet- kültür üzerine birkaç teori ile başlar, sonra Türk isminin etimolojik kökeni, Türk milletinin geldiği coğrafya gibi temel bilgilerden başlayarak pek çok Türk kavmini inceler.

Kitabın en önemli yanı, kendi alanında referans birkaç kitaptan biri.Emek mahsulü bir çalışma.
Olumsuz bulduğum yönü Çin kaynaklarına çok fazla atıf yapılmış, malumatfuruşluk diyelim.

Onun dışında kitaba puanım, dokuz bölü on.
Okumanızı tavsiye ederim.
454 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Kafesoğlu,kitabı akedemik anlatımın sıkıcılığından kurtarmış herkesin anlayacağı sadelikte bir tarih kitabını ustalıkla yazmış.
Kafesoğlu bu kitabında genel anlamda İslamiyet öncesi Türk devletlerini(Hun İmparatorlukları-Göktürkler-Uygurlar vs.) anlatmış ve Türk devletlerinin geleneksel yapılarını,örf ve adetlerini,aile yapısı ve dini inanışlarını incelemekle beraber kitabın son bölümünde ise Türklerin İslamı kabulünden sonraki kültürel yapılarını inceleyip kitabı bitirmektedir.Gayet zevkli ve herkesin okuması gereken tarih kitaplarından bir tanesi diye düşünüyorum.
454 syf.
İbrahim Kafesoglu deyince en azından bir tarihcilerin aklına ilk gelen isimlerden biridir, türk dünyasının tarihini ince eleyip sık dokuyarak günümüze kadar getiren ve bizlere emanet ettigi nadide bir eser, evet dili biraz ağırdır.
Bozkır kültürü at üzerine kurulmuş olmakla beraber, prensipleri yalnız ''at''tan ibaret değildir. Bunun yanında demir de vardır. At ve demir bozkır kültürünün iki temel unsurudur.
Başka devletlerin çoğunda halk kütlelerini sadece hükümdar ve ailesi, idareci zümre ve imtiyazlı sınıflar menfaatine çalışmakla yükümlü sayan hakimiyet uygulamasına karşılık, Türk siyasi düşüncesi'' Devlet halk içindir'' prensibine dayanmaktadır. Ve bu anlayış kısaca şöyle ifade edilmiştir: ''Hizmet etmekle kul, bey olur.''
"Size bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem, dalgalanan saçlarımızı sizinkine benzetemem, halkıma Çinli elbisesi giydiremem, Çin âdetlerini alamam. İmkân yoktur, çünkü bu bakımlardan milletim fevkalâde hassastır, âdeta çarpan tek bir kalb gibidir."
İstemi, Bizans ile işbirliği yaparak Anûşîrvân'ı İpek-yolu'nu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya ulaşmış, 571 yılında Sâsânî-Bizans çatışması başlamış; hâkimiyetlerini Harezm üzerinden Kafkaslar'ın kuzeyindeki Kuban ırmağına kadar yaymağa çalışan ve -ayrı ayrı Türk idarecilerin emrinde olmak üzere- ülkeyi 8 bölge hâlinde ellerinde toplayan Gök-Türkler o sıralarda Azerbaycan'a da girmişlerdi. Fakat batıya bu Türk ilerleyişi durakladı ve Bizans ile esas ortak hareketle ilgili müdahale, ancak Anûşîrvân'ın oğlu olup, Gök-Türk prensesinden doğduğu için "Türk-zâde" diye anılan Ormuzd IV (579-590)'un son yıllarında (588'lerde) yapılabildi.
Gök-Türkler, Çin kaynaklarının açıkça belirttikleri üzere, Asya Hunlarından iniyorlardı. Başbuğ âilesi olan Aşına soyunun bir dişi kurttan türediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler Gök-Türklerin erken tarihini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan türeme geleneğinin Asya Hunları arasında da mevcut olması ve kurt ata'nın Türkleri dar, geçilmez yollardan selâmete ulaştırdığı (Bozkurt Destanı'nın aslı) rivayetinin Hunlarda görülmesi Gök-Türklerin Hunlara nisbetini ortaya koymaktadır.
"Ben, esirlerimiz olan Uar-Huni'lerin hangi yoldan Bizans'a gittiklerini biliyorum. Dinyeper'in, Meriç'in nerede olduğunu, Tuna'nın nereye aktığını da biliyorum. Gün doğusundan gün batısına kadar ülkeler bize diz çökmüştür. Bize karşı gelmek cesaretini gösteren Alanları, On-Ogurları görüyorsunuz. Roma'ya da geleceğiz!"
Mo-tun M.Ö. 174 yılında öldüğü zaman, sivil ve askerî teşkilâtı, iç ve dış siyâseti, dini, ordusu, harp tekniği ve san'atı ile yüksek vasıflı bir cemiyet hâlinde, daha sonraki bütün Türk devletlerine örnek olan, tarihi kesin ilk Türk siyâsî teşekkülü; "Büyük Hun Devleti" kudretinin zirvesinde bulunuyordu. Görüldüğü üzere bu devlet, idaresindeki kısıtlı tarım sahalarına karşılık, daha ziyade, otlağı bol, besiciliğe elverişli bozkırlar bölgesinde kurulmuştu. Ekonomisinin temeli başta at olmak üzere, hayvan yetiştiricilik idi.
Türklerin birbiri arkasına çeşitli yönlerde yayılmalarında kolaylık sağlayan başka bir âmil de Türk mâneviyatının sağlamlığıdır. Zarûret neticesi de olsa, bilinmeyen ufuklara doğru akmak, her ân karşılaşılacağı aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-kalım savaşı içinde yaşamak, her millet için tabiî sayılacak bir davranış değildir. Türklerde açık şekilde müşahede edilen ve onların tarih boyunca, hareketli bir topluluk hâlinde sürekliliğini mümkün kılan bu rûhî zindelik, başarılarla birlikte daha da artmış, her askerî muvaffakiyet yeni bir siyâsî hedefe yol açmış ve ülkeler zapt edildikçe yeni fetih arzuları kamçılanmıştır. Bu durum Türklerde, zamanla, dünyayı huzur ve barışa kavuşturmağı gaye edinen bir fütûhat felsefesi ve her yerde âdil, eşitlikçi Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti ülküsü doğurmuştur.
"Attilâ, milletlerin hâfızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış tarihin nâdir simalarından biridir. Hâtırası etrafında İtalya'da, Galya'da, Germen memleketlerinde, Britanya'da, İskandinavya'da ve bütün Orta Avrupa'da asırlarca ağızdan ağıza dolaşan efsaneler türemiş, romancılara, ressamlara, heykeltıraşlara konu olmuş, hakkında en çok kitap yazılan şahsiyetlerden biri durumuna yükselmiş, tiyatro yazarlarına, kompozitörlere ilham vermiş, adına bir düzineye yakın opera bestelenmiştir. Son yarım asırda yapılan tarafsız tarih araştırmaları onun, Hristiyan Orta-çağının taassup kokulu uydurmaları ile ilgisi bulunmadığını, Nibelungen destanları başta olmak üzere, çağdaşı kayıtların onu iyilik sever, babacan, çok yüksek vasıfta bir hükümdar olarak tanıdığını ortaya koymuştur."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk Milli Kültürü
Baskı tarihi:
Eylül 1997
Sayfa sayısı:
454
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754372366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Türk Milli Kültürü
Türk Milli Kültürü
Yazarın kültürümüzle alakalı olarak erken bir dönemde yazdığı ve kendisinden sonra yapılan çalışmalara yol gösteren eseridir."Her millet maddî imkânları ve manevî değerleri ile bir kültür bütünüdür. Bir millet yaşamakta ise, onun bir kültürü olacaktır. Biz de takriben 4000 yıllık tarihe sahip Türk milletinin kültürünü araştırdık. Asya bozkırlarında gerçekleştirilen bu kültürü çeşitli cepheleri ile belirtmeğe çalıştık. Kültür unsurlarının da zamanın ve çevrenin şartlarına uygun bazı değişiklikler gösterdiği, fakat ana vasıflarını daima koruduğu gerçeğinden hareket ederek yaptığımız iş, bütün yönleri ile Türk milletince ortaya konup geliştirilmiş kültürün çatısını kurmak ve onun yüzyıllarca karakterini muhafaza eden özelliklerini tespit etmek gayretinden ibarettir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 450 okur

  • Rasputin
  • Tuğbaelmas
  • Samet Çalışkan
  • Eren
  • Ömer Faruk Polat
  • Şule Jale Selma Berna ne fark eder
  • EFE
  • Elife İPEK
  • Betül Özkoyuncu
  • Slymn

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%43.3
35-44 Yaş
%23.3
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.2
Erkek
%56.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.6 (47)
9
%11.4 (15)
8
%12.1 (16)
7
%4.5 (6)
6
%0
5
%1.5 (2)
4
%0.8 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.8 (1)