Türk Muhafazakarlığı (Terennüm, Tereddüt, Tahakküm)

·
Okunma
·
Beğeni
·
160
Gösterim
Adı:
Türk Muhafazakarlığı
Alt başlık:
Terennüm, Tereddüt, Tahakküm
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
6051714516
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Romantizm, milliyetçilik ve modernite üzerine çalışmalarıyla tanınan siyasetbilimci Hasan Aksakal bu kitabında, okuru, Nâmık Kemal’in sancı dolu fikir dünyasından günümüzdeki “muhafazakârlaşma” tartışmalarına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.

Aksakal, özgün değerlendirmelerle Türk muhafazakârlığının tarihsel gelişimini âdeta gergef gibi işlerken, bir yandan da “karşı-aydınlanma”, “garbiyat”, “Türkosentrik tarihselcilik” ve “nihilizm” gibi kavramları Türkiye’deki muhafazakârlık çalışmaları repertuarına kazandırıyor.
Türk edebi kanununun merkezini oluşturarak âdeta terennüm ederken, toplumsal ve siyasal modernleşme konusunda her daim tereddütte kalan ve demokrasi rejimiyle birlikte güç istencini sıklıkla tahakküm şehvetine dönüştüren bu bir hayli karmaşık ilişkiler ve fikirler ağı başından beri Janus heykeli olmuştur. Aksakal’ın resmettiği üzere, muhafazakârlık bugün de iki zıt yöne bakan sureti ve çelişkili karakteristik özellikleriyle çözümlenmeye direnmektedir. Bu tespitten yola çıkan çalışma, Türk muhafazakârlığının siyasal-kültürel doğasını anlamak için bir zihin haritası niteliğinde…
222 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Hasan Aksakal yazdığı eserle, Türk Muhafazakarlığının yaşadığı "ambivalant" durumu yani ikircikli hafızasını ortaya koyuyor.Bu ikirciklilik halin oluşum sürecinde muhafazakarlığın temsilcisi sayılan kişilerin şaşkınlık ile budalalık arasındaki gitgeller anlatısı yeterince verili olduğu gözüküyor. Muhafazakarlığın temsilcileri arasındaki ton farkının ve tartışmalarının niteliğinin ciddi bir fikirsellikten ziyade daha magazinsel olduğu fikri kuvvetli bir biçimde hissettirilmiş. Daryush Shayeganın Doğu toplumlarında "Kültürel Şizofreni" saptamasını Hasan Aksakal muhafazakarlığın temsilcilerinin (Yahya Kemal- Necip Fazıl- Nurettin Topçu vs.) şizofrenik ruh halini geçirmiş. tartışmalarının niteliğinin ciddi bir fikirsellikten ziyade daha magazinsel olduğu fikri kuvvetli bir biçimde hissettirilmiş. Daryush Shayeganın Doğu toplumlarında "Kültürel Şizofreni" saptamasını Hasan Aksakal muhafazakarlığın temsilcilerinin (Yahya Kemal- Necip Fazıl- Nurettin Topçu vs.) şizofrenik ruh halini geçirmiş. Yalnız yazar Hasan Aksakal Post-Aydınlanmacı Tavrı ile tarafını Tanıl Bora, Nuray Mert gibi birikimci sözde entelektüel eski cemaatçi ve Akpliler tarafında alması şizofrenik halin devam ettiği gerçeğini söylemek durumundayım. Erken Cumhuriyetin ve Modernitenin eleştirisini yaparken aldığı tavır ve örneklemelerin vahşice
olduğu düşünüyorum. Yinede okuyucu için kitap hayal kırıklığı ile sonuçlanmıyor. Gerisi size kalmış.uray Mert gibi birikimci sözde entelektüel eski cemaatçi ve Akpliler tarafında alarak Erken Cumhuriyetin ve Modernitenin eleştirisini yaparken aldığı tavır ve örneklemelerin vahşice olduğu ortada. Yinede okuyucu için kitap hayal kırıklığı ile sonuçlanmıyor. Gerisi size kalmış.
Fakat 13 milyonluk ülkede seçilen 11 kişiden biri olan Necip Fazıl haylazlık etti. (Şairin, gündüzünü hiç görmediğini söylediği Paris tecrübesini anlattığı Babıali isimli kitabına bakılabilir.) Daha önemlisi, muhafazakar çevrelerde, Atatürk'ün Necip
Fazıl'ı da o kısıtlı şartlar altında Paris'e devlet bursuyla gönderdiği gerçeği neden unutturulmaya çalışılmıştır; neden Atatürk'ün aynı ilham verici telgrafı diğer burslular gibi kendisine de gönderdiğini Necip Fazıl gizlemiş; Paris'e gönderilmesinin hikayesini önemsizleştirmeye,
unutmaya, unutturmaya meyletmiştir? ...

Dahası Necip Fazıl'ın İnönü'nün CHP'sine
mebusluk başvurusu, İş Bankasındaki torpilli memuriyeti, Bayar ile maddi ilişkisi (en azından İş Bankası hibesiyle 1936'da çıkan Ağaç Dergisinin yayın hayatına başlamasından itibaren), bütün bunlar Abdülhakim Arvasi'yle yarı efsanevi tanışma hikayesi ve o meşhur dine dönüşünü yaşadıktan sonra gayet tabii şeyler olarak devam ediyor. Yahudilerin tekelinde olduğu inancıyla lanetlediği finans-kapital sektöründe memurluk, "din düşmanı CHP" de siyaset yapma çabası, "Atatürk dirilecektir" diye yazdığı coşkulu metinler, 27 Mayıs darbesini "militarist bir insanın, tek kelimeyle orducuyum" diye anlatması; ve kumar, uyuşturucu, cinayet teşebbüsüne azmettirici olmak gibi bugünün Necip Fazılcılarının asla görmek,duymak istemediği daha başka bir sürü şey unutturulup, yerine yıllarca din düşmanı zalimlerle göğüs göğse çarpışmış bir kahraman, bir aziz figürü çiziliyor. Bugün diğer herkesin, "muhafazakar aydın" diye nitelenenlerle konuşma şansını azaltan, hatta diyalogu tıkayan konulardan biri işte bu hatırlatma-unutturma kavgasıdır ...

Yahya Kemal'i beğenmeme konusunda Tanpınar'la hemfikir olan Necip Fazıl, eski dostu Tanpınar'ı defalarca komünist ilan etmiş, asılsız ihbarlarla, kara-propagandayla onun üniversiteden atılması için çaba sarf etmiştir.
Alakası varmış gibi görünmek için de ayrıca gülünç çabalar sergiler kimileri. Her paragrafında birkaç Fouca­ult, Nietzsche, Derrida, Heidegger serpiştirmeden konu­şup yazamayan entelektüeller cennetidir Türkiye. (Üstelik yerlici, millici, medeniyetçi olmaya davette bulundukları halde en çok da mukaddesatçılar-İslamcılar yapar bunu: hele Yusuf Kaplan ve türevleri kendilerinin karikatürü olacak kadar işi abartır) İsim serpiştirmekle, hatta Batı düşünce tarihini etrafa saçıp dökmekle (name-dropping) yazılan yazılar çöplüğüdür Türkiye. "Büyük Doğu, Bü­yük Doğu" diyenlerin tek bir Doğulu referansı olmaması, alakasızlık ve dış dünyadan kopukluk değil de nedir?
Özgün geleneği ihya etmek adına, banalleşen lümpenliğin bir referansı da "ODTÜ, Boğaziçi gibi Batı tipi üniversiteleri kapatıp, yerine Nizamiye medreseleri kuralım" fikridir.
Takip eden tespiti, Necip Fazıl'ı anlamak bakımından çok öğreticidir. Der ki:

"Her şeyin istismarcı ellerde, günün öz alaka ve karakterine göre yuğrulduğu, üniformalaştırıldığı, lezzetleştirildiği labratuvar... On binden fazla tebaalı (Magazin)lerin harıl harıl işlettiği fırınlar... Okuma, anlama, düşünme ekmeği yerine, kadın bacağından, Holivut bıyığından, hokkabaz değneğinden ve kral oturağından garip bir pasta, yirminci asrın kudret helvası..."

Necip Fazıl'ı sür-normal yapan işte tam da budur: Holivut bıyığı furyasının öncülerinden biri olup kadın bacakları üzerine şiir yazan Necip Fazıl'ın ta kendisidir. Okuma, anlama yerine birkaç beylik sözle, üstelik orta okul mezunlarının bile bilebileceği şahsiyetleri yüzlerce yıllık tarih yanlışı yaparak ortaçağa bağlamak, Tanzimat devrine dair neredeyse hiçbir esaslı bilgi sahibi olma­mak; buna rağmen şairlikle safsatayı harmanlayıp kral oturağını talep etmek, günü geldiğinde Kemalist, günü geldiğinde anti-Kemalist olarak yoğrulmak ve on binlerce okuru öfkenin ve hıncın gücüyle yönlendirmek suretiy­le adeta üniformalı bir gençliği avucunun içine almak ... Aynı Necip Fazıl, Ağaç'ın sonraki bir sayısında Varlık Dergisini hedef alarak devletin parasıyla, desteğiyle der­gi çıkarmayı "karaktersizlik" olarak niteleyebilen kişidir. Necip Fazıl böyle eksantrik bir kişidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk Muhafazakarlığı
Alt başlık:
Terennüm, Tereddüt, Tahakküm
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
6051714516
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Romantizm, milliyetçilik ve modernite üzerine çalışmalarıyla tanınan siyasetbilimci Hasan Aksakal bu kitabında, okuru, Nâmık Kemal’in sancı dolu fikir dünyasından günümüzdeki “muhafazakârlaşma” tartışmalarına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.

Aksakal, özgün değerlendirmelerle Türk muhafazakârlığının tarihsel gelişimini âdeta gergef gibi işlerken, bir yandan da “karşı-aydınlanma”, “garbiyat”, “Türkosentrik tarihselcilik” ve “nihilizm” gibi kavramları Türkiye’deki muhafazakârlık çalışmaları repertuarına kazandırıyor.
Türk edebi kanununun merkezini oluşturarak âdeta terennüm ederken, toplumsal ve siyasal modernleşme konusunda her daim tereddütte kalan ve demokrasi rejimiyle birlikte güç istencini sıklıkla tahakküm şehvetine dönüştüren bu bir hayli karmaşık ilişkiler ve fikirler ağı başından beri Janus heykeli olmuştur. Aksakal’ın resmettiği üzere, muhafazakârlık bugün de iki zıt yöne bakan sureti ve çelişkili karakteristik özellikleriyle çözümlenmeye direnmektedir. Bu tespitten yola çıkan çalışma, Türk muhafazakârlığının siyasal-kültürel doğasını anlamak için bir zihin haritası niteliğinde…

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • Kaan
  • İbrahim Enes Bir
  • RAMAZAN FIRAT
  • M
  • Burak Battal
  • Ragıp Reis
  • Can Tekin
  • Fatma Akbudak
  • dilara
  • Mustafa Kırmızı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%44.4 (4)
8
%22.2 (2)
7
%22.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%11.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0