1000Kitap Logosu
Türkçenin Sırları
Türkçenin Sırları
Türkçenin Sırları

Türkçenin Sırları

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.6
401 Kişi
1.599
Okunma
394
Beğeni
9,6bin
Gösterim
320 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 9 sa. 4 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Kubbealtı Neşriyatı · 2018 · Karton kapak · 9789757663775
Diğer baskılar
Türkçenin Sırları
Türkçenin Sırları
Bir dilin kelimelerini hor görmek, hakir görmek, hele şu veya bu politik veya ideolojik sebeple dilden atılabilir görmek, en az, onların oluş ve yontuluş tarihini bilmemekten, hatta sevmemekten doğan büyük bir gaflettir.  Çünkü, milletlerin olduğu gibi, kelimelerin de tarihi vardır.  Bir milletin ataları, asırlarca o kelimelerle doymuş, onlarla düşünmüş; birbirlerini ve evlatlarını o kelimelerle tamamıyla milli bir sanatla işleyip Türk yapmışsa, evlatlar, artık o kelimelere düşman kesilemezler."
4 mağazanın 3 ürününün ortalama fiyatı: ₺21,6
8.6
10 üzerinden
401 Puan · 87 İnceleme
Ademoğlumurad
Türkçenin Sırları'ı inceledi.
320 syf.
·
5 günde
·
2/10 puan
Çifte standartlar üzerine kurulu bir dil tezi ortaya atan yazarın; Arapça ve Farsça, kelime ve tamlamalara övgüler dizerken Latin ve Frenk etkisiyle dilimize geçen kelimelere eşit bir tutum sergilemediği görülmektedir. Üstüne üstün Türk Dil Kurumunun faydalı çalışmalarını dile getirmeyi bir kenara bırakalım, Türkler tarafından sevililerek kullanılan yapıt, anıt, eser ve yazar gibi Türk dilinden türetilen kelimeleri, kendince tatsız bulmuş ve küçümseme gafletine düşmüştür. Objektif bir bakış açısından uzak bir şekilde eser ortaya koyan yazar, arap ve fars savunuculuğuna soyunmuştur. Türk filolojisi üzerine bir şeyler öğrenme umuduyla okuduğum eserin, inkılap eleştirisi olduğunu öğrenmek beni düş kırıklığına uğratmış ve yazar ile okuduğum eseri üzerine bu inceleme notunu kaleme almak zorunda bırakmıştır.
Türkçenin Sırları
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
Ümit Akyiğit
Türkçenin Sırları'ı inceledi.
320 syf.
·
20 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yunus Emre, Fuzulî, Nedîm, Şemseddin Sami, Ömer Seyfettin, Fuad Köprülü, Yahya Kemal Beyatlı ve daha saymadığım nicesi... Bunların yanında 2. Murad'dan 2. Abdülhamid'e ve Mustafa Kemal Atatürk'e kadar gelen bir süreç. Hepsinin ortak bir derdi var: Türkçe. Anlaşılmaktadır ki, dil sadece bugün değil, tarihin pek çok döneminde tehdit altında kalmıştır. Kitap bize geçmişten günümüze bu tehditleri ve bunun sonucunda Türkçe'nin nasıl müdafaa edildiğini, günümüzde de nasıl edilmesi gerektiğini öğretiyor. Dilimizin kıymetini, zenginliğini örneklerle açıklıyor. Öyle ki türkçeleşmiş bir sözden onlarca anlam ve deyimin dilimizde yer ettiğini, bir sözcüğü kaybetmenin sonucunda dilimizden onlarca ifadenin eksileceğini anlıyoruz. Türkçe'nin inceliğine, zarafetine, anlam zenginliğine tanıklık ediyoruz. Tarihçilerin, dilcilerin, yazarların, şairlerin Türkçe için mücadeleleri; Mustafa Kemal Atatürk'ün hastalıklarla sürdürdüğü son 3 yılını Güneş-Dil Teorisi ile geçirdiği unutulmamalıdır. Bizler unutmamamız gereken her şeyi unuttuk. Kavramların, değerlerin içini boşalttık. "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir." Anlıyor muyuz gerçekten, hissediyor muyuz?
Türkçenin Sırları
OKUYACAKLARIMA EKLE
17
Meliha Arıcan
Türkçenin Sırları'ı inceledi.
320 syf.
·
8 günde
·
10/10 puan
Öncelikle dil konularında çok isabetli düşünceleri olan bir yazarımız olduğu için kendisini rahmetle anıyorum. Özellikle kitabın sonlarındaki düşünceleri ve tespitleri ile gönlümüzde taht kurabiliyor. Her okuyucunun dil konusunda düşüncesi farklı olabilir ancak kendimi baz alarak konuşacak olursam yazarın bazı görüşlerine katılmadığım hatta tartışarak okudugum sayfalar oldu. Ancak okuyucuya çok şey katan bir eser...
Türkçenin Sırları
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Doğanşahin
Türkçenin Sırları'ı inceledi.
320 syf.
·
7 günde
·
2/10 puan
Bir şey tamamen ak, ya da tamamen kara olamaz. Aksini iddaa etmek çoğu zaman için bağnaz bir tutumdur. Bu kitabın yarısında yazara katılıyor olsam da, diğer yarısında yazarın bağnaz bir şekilde yanlışı savunuyor olduğunu düşünüyorum. Öyke ki, kendini haklı gösterebilmek için bir çok noktada kendi ile çelişkiye düşüyor. Bir yazısında halkın dilini esas alıyor, başka bir yazı da halkın dilini hakir görüyor. "OTOBÜS-OTOBOS". Türkçeyi seven, savunan, koruyan kişi öğretmen sözcüğüne karşı hoca kelimesini savunmaz, savunmamalıdır Ben "Türkçeleşmiş Türkçedir" görüşüne kesinlikle katılıyorum. Ancak "kelime" yerine "sözcük", "hülasa" yerine "özetle" gibi güzel önerilere sırt dönmeyi de çok saçma buluyorum. Yazar Ermenice'den gelen örnek ve örneğin sözcüklerinin Türkçe olduğunu savunanlara ateş püskürüyorken. Didâr, zibâ gibi arabi, farisi sözcükleri Türkçeden sayıyor. Bu savına dayanak olarak, divan şiirinde bu sözcüklerin kullanıldığını, örnek ve örneğin sözcüklerinin ise geçmişte neşredilen Türkçe eserlerin hiçbirinde yer almadığını savunuyor. Arapça, farsça "DİL KURALLARI" ile yazılan divan şiirlerini, içerisinde, 2-3 tane türkçe sözcük var diye, Türk şiiri olarak kabul edemem. Türkçe kullanılarak yazılan divan edebiyatına ait çok güzel eserler vardır, asla inkar edilemez. Ancak bir sözcük divan şiirinde geçti diye Türkçeleşmiş olarak savunulamaz. Nihad Sami Banarlı, Türkçeyi savunduğunu düşünüyor ancak yaptığı şey aslında kendi sevdiği Türkçeyi korumak ve dili bu dar ve karanlık zindana hapsetmek. Bir dil içerisindeki yabancı kelimelere yeni sözcüklerin önerilmesi veya önerilmeye çalışılması dile hiç bir şekilde zarar vermez, veremez. Önerilen sözcüğü Türk diline kabul edecek makam ne TDK, TRT... vb gibi kurumlardır, ne de Nihad Sami Banarlı gibi şahıslardır. Halkın, o sözcüğü benimsemesi, kabul etmesi gerekir. Kabul gören Türkçeye kazandırılmış olur. Kabul görmeyen unutulur gider. Kitap içerisindeki düşüncelerin ifadesinde ve savunulmasında, genel olarak karşı düşünceyi ötekileştirme, ona karşı algı oluşturma gayreti var. Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı bir uslup benimsenmiş. Mesela, yukarıda, divan şiiri ile alakalı belirtmiş olduğum düşüncem nedeniyle, Nihad Sami Banarlı evreninde atasına dedesine düşman nankör bir evlat, bir vatan haini veya dış güçlere hizmet eden bir maşayım. Bu tür çirkin, kutuplaştırıcı ve bölücü ifadeler kitabın bir çok yerinde geçmektedir. Bu düşünce tarzının çok sığ ve aciz olduğu görüşündeyim. Kendisinden başka hiç kimsenin düşünemeyeceğini, en iyi ve en üstün düşüncenin kendisine ait olduğunu savunan bencil, kibirli ve ukala bir düşünce tarzıdır. Eserin MEB tarafından tavsiye edilmiş olması gerçekten düşündürücüdür.
Türkçenin Sırları
OKUYACAKLARIMA EKLE
4