Türkçülüğün Esasları

·
Okunma
·
Beğeni
·
20,5bin
Gösterim
Adı:
Türkçülüğün Esasları
Baskı tarihi:
31 Aralık 2000
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758414321
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
Vatani ahlakın yüksek olması milli dayanışmanın temelidir. Çünkü vatan üstünde oturduğumuz toprak demek değildir. Vatan "milli kültür" dediğimiz şeydir ki üstünde oturduğumuz toprak onun ancak zarfından ibarettir. Ve ona zarf olduğu içindir ki mukaddestir. O halde vatani milli mefkurelerden milli vazifelerden meydana gelen bir ahlak demektir. O halde milli dayanışmayı kuvvetlendirmek için her şeyden önce; vatani ahlakı yükseltmek lazım. Fakat vatani ahlakı yükseltmek için ne yapmalıyız?
176 syf.
·7 günde
~Türkçülük, politik bir parti değildir; bilimsel felsefi, estetik bir ekoldür.
 
Türkiye Allah’ın kılıcı halkçıların pençesinde ve Allah’ın kalemi Türkçülerin elinde idi. Türk vatanı, tehlikeye düşünce, bu kılıçla bu kalem birleştiler,bu birleşmeden bir toplum doğdu ki, adı Türk Milleti’dir.

~İnsanın kutlu olması, keramet ve kişilik sahibi olması demektir.

~Eski Türklerde Gök Tanrı, barış tanrısı olduğu gibi, aynı zamanda adalet ve şefkat tanrısı idi. Bundan başka, Türklerin bu erdemlerde ne derece yüksek olduğun Türk tarihi göstermektedir.

~Eski Türkler barış dinine bağlı oldukları için, başka milletlerin dini, politik kültürel varlıklarına karşı saygı duyarlardı.

~Eski Türklerin yenilmiş milletlere sonradan kapitülasyon adıyla başına bela olan olağanüstü ayrıcalıklar sunmaları Türk kültüründeki milletlerarası birlik fikrinin bir sonucudur.

 G̲e̲l̲e̲c̲e̲k̲t̲e̲, ̲M̲i̲l̲l̲e̲t̲l̲e̲r̲ ̲t̲o̲p̲l̲u̲l̲u̲ğu̲ ̲şi̲m̲d̲i̲k̲i̲ ̲g̲i̲b̲i̲ ̲y̲a̲l̲a̲n̲d̲a̲n̲ ̲d̲e̲ği̲l̲, ̲g̲e̲r̲çe̲k̲t̲e̲n̲ ̲o̲l̲u̲şu̲r̲s̲a̲ ̲b̲u̲n̲u̲n̲ ̲e̲n̲ ̲i̲çt̲e̲n̲ ̲üy̲e̲s̲i̲ ̲h̲i̲ç ̲k̲u̲şk̲u̲s̲u̲z̲ ̲T̲ür̲k̲i̲y̲e̲ ̲d̲e̲v̲l̲e̲t̲i̲ ̲v̲e̲ ̲T̲ür̲k̲ ̲m̲i̲l̲l̲e̲t̲i̲ ̲o̲l̲a̲c̲a̲k̲t̲ır̲. ̲Çün̲k̲ü ̲g̲e̲l̲e̲c̲e̲ğe̲ ̲a̲i̲t̲ ̲b̲üt̲ün̲ ̲g̲e̲l̲i̲şm̲e̲l̲e̲r̲, ̲t̲o̲h̲u̲m̲ ̲h̲a̲l̲i̲n̲d̲e̲ ̲T̲ür̲k̲’ün̲ ̲e̲s̲k̲i̲ ̲k̲ül̲t̲ür̲ün̲d̲e̲ ̲v̲a̲r̲d̲ır̲. ̲M̲i̲l̲l̲e̲t̲i̲n̲ ̲b̲u̲ ̲y̲e̲t̲k̲i̲l̲e̲r̲i̲n̲i̲ ̲s̲ın̲ır̲l̲a̲n̲d̲ır̲a̲c̲a̲k̲ ̲v̲e̲ ̲k̲ıs̲a̲c̲a̲ ̲h̲i̲çb̲i̲r̲ ̲y̲e̲t̲k̲i̲l̲e̲r̲i̲n̲i̲ ̲s̲ın̲ır̲l̲a̲n̲d̲ır̲a̲c̲a̲k̲ ̲v̲e̲ ̲k̲ıs̲a̲c̲a̲ ̲h̲i̲çb̲i̲r̲ ̲m̲a̲k̲a̲m̲, ̲h̲i̲çb̲i̲r̲ ̲g̲e̲l̲e̲n̲e̲k̲ ̲v̲e̲ ̲h̲i̲çb̲i̲r̲ ̲h̲a̲k̲ ̲y̲o̲k̲t̲u̲r̲.

TÜRKLÜK GİBİ MAKAM DA YOK KAT DA YOK...

●●●

Tarihimizde önemli yere sahip Türkologlardan birisi olan Ziya Gökalp 'in bu eseriyle kendisini okumaya başlamış bulunuyorum ve tüm eserlerini bitirene kadar yolum var diyebilirim.

Savunduğu dil davasında belirttiği gibi (“her anlamın yalnız bir kelimesi olmalıdır”)  Türkçede sadeleşmeyi bu eserinde de kullandığını okurken çok rahat anladım.

Okurken çok rahat anladım ve kavradım.  Sözlük kullanmama gerek kalmadan sanki anlatılan gerek tarih sahnelerinden örnekleri gerek felsefik yaklaşımları çok rahat bir şekilde algıladım.
#82665159

Dil olarak gayet basit arındırılmış bir Türkçe olmasının yanı sıra
Gökalp 'in bir sevdiğim yânı da kullandığı üslubu oldu. Kendi düşüncesine sahip çıkarken diğer düşünceleri kırıp dökmeden nazik bir dille eleştirmiş. Kendine uymayan ve savunduğu fikre uymayan tarafları kibar bir şekilde belirtmiş ve kesinlikle hakaret şekline dökmemiş.

Karl Marx'ı eleştirirken sanki bir dostuna "ya arkadaşım sen de haklısın ama bir de şu açıdan düşün " der edasıyla eleştirmiş.

Başbuğ Mustafa Kemal'i övdüğü satırlara hayran kaldım ,aşık oldum diyebilirim. #82679835
#82679765
#83112449

Türkçülüğün ne demek olduğunu, gideceği ekonomik doktrinini ve asla Irkçılık olmadığını, İslamiyetten de ayrı bir kavram olmadığını çok güzel bir şekilde izah etmiş.
Medeniyet,kültür,hars,tehzip,tenasüplük,ulus,millet,ırk gibi terimlerin anlamına değinmiş ve açıklamış.
 
Ve en önemlisi Türkçülüğün olmazsa olmaz kıstası Turancılık.
Ve yazarımızın önemle belirttiği kendi milletinden olanlarla bir araya gelme arzusu sadece bize has değil.
Başta Almanlar da bu arzuya sahiptirler ve bu ülküleri sayesinde Fransız zulüm ve baskısından korunabiliyorlar.
Turan ne Alman dogması ne de altı boş bir ideadır. Turan Türk ve Türkçü olan herkesin fikirde ,harekette ve füturatta taşıması gereken en temel unsurdur.

Birisi Türkçüyüm dediği zaman iki ana kurala bakılır.
1-Soycu mu ? (Önce kendi milletim)
2-Turan ülküsü yolunda mı?

Buna istinaden benim de kendi fikrimce eklemek istediğim nacizane birkaç düşüncem var. Hem de sıkça sorulan
sorulara da bir cevap vermiş olabilirim zannımca.

1-Türkçülük ırkçılık mıdır?

•Yeni tanıştığımız bir insanla sohbeti ilerlettikçe bu durumdan keyif almış iseniz "benim sana kanım ısındı" dersiniz. Bu kelimeyi kullanırken onu kendi kanınızdanmış gibi gördüğünüzü belirtirsiniz aslında.

•Yaralı müdahelesi yapılırken ilk önce en yakınınızdan başlarsınız. Bu adil olmadığınızı değil "diğer yaralıya müdahele ederken aklınız yine kendi yakınınızda olacağı için doğru bir müdahele şekli olmayacağını" gösterir.

•Sınıfa girince kimin yanına oturursunuz? "En yakın arkadaşınızın. Ama toplu bir etkinlikte veyahut da acil durumlarda sınıfında en anlaşamadığın insanla bile bir araya gelirsin. Sırf seni sevmiyor diye sınıfı terk etmezsin ya da onu sınıftan atmazsın.

•Çocuk ölümlerine üzülmeyen yoktur. Hani der ya şair " Nerede bir can ölse, oralı olur yüreğim. Olmalı zaten. Olmazsa insan olmaz yüreğim. - " ama ya bir de kendi çocuğumuzu toprağa versek...
Çocuk ölümlerine beş gün üzülüyorsak kendi çocuğumuzun ölümüne bir ömür üzülürüz.

Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne der:
Yurtta sulh, cihanda sulh.

Ayetin tamamını almayıp da koca sûreyi yanlış anlamlara çarpıtıp
Kuran tefsirleyenler gibi bu sözün sulh kelimesini alıp cümleyi bir kenara  tamamen atan hem cümleyi anlamamıştır. Hem de Başbuğ' un adını kullanarak onun sözünü çarpıtmış olur.

Önce kendi yurdun kurtulacak sonra tüm cihana yöneleceksin!!!

Şimdi evde bir temizlik yapıyorsun sıralaman nasıl olur ?
 
 -İçten dışarıya.

Çünkü neden? Dışarıdan başladığın zaman geri dışarıdaki pislik evin içine gelecek. E bu sefer de yaptığın temizliğin bir anlamı kalmayacak. Emeğin boşa gidecek o kadar su sabun harcadın israff..

Yani en son banyo, tuvalet ve kapı önü temizlenir.




2- Ekonomik doktrin ne olacak?

Her şeyden önce fikir savunuculuğu para için yapılmaz.
"Milli ekonomi ticari bir spekülasyon aracı değil, ilmi bir ekoldür. Milli ekonomi bilimi her yerde, milli idealden önce değil, sonra doğar. " der yazarımız.

Ya şimdi fakirlikten devrimci oldum mantığı gibi bir cevap vermemi beklemeyin. Hadi her şeyi geçtim çok sevdiğim Türkçü yazar Caner Kara 'nın Ötüken Youtube kanalında bir videosunda bahsettiği örnekle cevap vericem.

-  "Gittiğiniz mevlitlerde zikir çekerken her zikir bana maaş olarak dönüyor mantığı ile mi çekiyorsunuz?"
- Hayır.

"Zikir çekerken bunun ekonomik doktrini var mı acaba diye düşünüyor musunuz?"

-Hayır.

Bence yeterli bir cevap.

Uyacağınız üç ana prensip :

-Türk Milleti
-İslam Ümmeti
-Batı Medeniyeti

Bu kavramları yeterince anladığınız zaman işin para boyutunu da çözersiniz.



_______________________________________


Sözü fazla uzatmadan mutlaka okumalısınız. Her Türkün ve Türkçünün kılavuz kitaplarından biri olarak bu elinizin altında  bulunmalı mutlaka.
254 syf.
·10 günde·10/10 puan
Ziya Gökalp'in 1924'te ilk baskısını çıkardığı bu eser onun en tanınmış yapıtıdır. Türkçülüğün tarihinden başlayarak Türklüğün tanımı dil, din, halk, tarih, kültür, medeniyet, mefkure gibi konularda bilgi vermiş bu eser iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkçülüğün mahiyeti, ikinci bölümde Türkçülüğün programı anlatılmıştır. Eserde tamzimattan beri dağınık olan Türkçülük çalışmalarını sistemleştirmiştir.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
254 syf.
Türk milliyetçiliğinin büyük mürşidi, Türk sosyolojisinin kurucusu, Türk halkbilimi çalışmalarının öncüsü, çağdaş Türkiye'nin fikir ve eğilimlerinin babası Ziya Gökalp, Cumhuriyet dönemi reformlarına ilişkin fikirlerini çeşitli yazı ve makalelerinin yanı sıra Türkçülüğün Esasları kitabında da açıkça ortaya koymuştur.

Türkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp'in uluslararası araştırmaları ve incelemelerinden elde ettiği sosyolojik bir eser. Gökalp, Türk milliyetçiliğinin temellerini anlattığı çalışmasında, "yakın planda Türkçülük, uzak planda Turancılık" prensibiyle adlandırdığı mefkûresini en ince detaylarıyla okura aktarıyor. Cumhuriyetin kuruluş aşamasında bir arayış içerisine giren Türk milletinin kim olduğu, nereden geldiğini ve nereye gitmesi gerektiği sistematize edilerek bütünlük içinde okura sunuluyor.

Bir nevi Atatürk'ün Türkçülüğünü anlatan Ziya Gökalp, Türkçülüğü ırkçı bir zihniyetten uzak sosyal bir gerçeklik üzerinden anlatmıştır. Türkçülüğü yalnızca 1.Dünya Savaşı sonu 2.Dünya Savaşı öncesi filizlenen ırkçılıkla tanımlamak bu ideoloji üzerine yeterince okuma yapmamakla alakalıdır. Gerek Türkçülüğün babası Ziya Gökalp, gerek Yusuf Akçura, gerekse de Erol Güngör gibi önemli düşünürler Türkçülüğü hep sosyal bir temelden açıklamışlardır. Bu hacimce küçük, etki alanı olarak oldukça geniş kitabı okuduğunuzda sadece Türkçülüğü-Milliyetçiliği değil, Türk modernleşmesini de anlayacaksınız.

Ayrıca şuna değinmeden geçemeyeceğim. Ülkemizde Türkçülüğü/Milliyetçiliği ırkçılık, faşistlik olarak algılayanlar var. Yahu! 400 sene bir valiyle yönettik Yunanları; fakat onları Türkleştirmedik. 400 sene İstanbul'u kaybetmenin acısı ve Megali İdea ile onları bir başlarına bıraktık; fakat unutturmayı ihmal ettik. Bin yıldan fazla süre boyunca Fars ve Araplarla beraber yaşadık. 400 sene hükmettik Araplara. İngilizlerin 50 senede İngilizce öğrettiği Araplara, biz yüzyıllarca Türkçe öğretmedik. İlk Dünya Savaşı'nda, kendi benliğimize sahip çıkmamamızın faturasını ödedik. Türk toprağında Türklerden daha refah yaşayan Ermeniler, tereddüt bile etmeden Ruslara katıldı. Araplar tereddüt bile etmeden İngilizlere katıldı. Yunanlar ve Rumlar Türk yurdunu ateşe verdi. Türk milleti sultanların, vezirlerin marabası haline gelirken; makam sahibi edilen, vekil, paşa, sadrazam yapılan devşirmeler devlet teşkilatının canına okudular. Kıtalara yayılan güç bizdeyken, kendi dilimize, inançlarımıza, geleneklerimize, kardeş devletlere ve atalarımıza sahip çıkmamışız. Araplar bizim tebaamızken, onların küresel olmayan harflerini almışız. Halklara, tüm dünyaya Türkçe öğretmek varken, çocuklarımıza medreselerde Farsça, Arapça öğretmişiz. Tebaamız olan Yunan'ın Platon'unu öğrenmişiz; onlara Dede Korkut'u okutmayı ihmal etmişiz. Arap'ın Ömer'ini öğrenmişiz; onlara Yunus Emre'yi okutmak aklımıza bile gelmemiş. Şimdi sana sormazlar mı behey mankurt ırkçılık bunların neresinde! Kendi kültürüyle, diliyle alay eden başka millet yok. Kendi atası sırf başka dine mensup oldu diye onları gavur gören başka millet yok. Aslında başka milletin Türk düşmanlığına gerek bile yok. Çünkü kendi ülkesinde, kendi devletinde Türklüğü, Türkçeyi yani kendi kendini tartışma konusu yapan başka bir milletde yok.

Aklıma Atatürk'ün, "Orduya ilk katıldığım günlerde, bir Arap binbaşısının Kavm-i Necip evladına "sen nasıl kötü muamele yaparsın" diye tokatladığı garip bir Anadolu çocuğunun iki damla gözyaşında Türklük şuuruna erdim." sözü geliyor. Birde bir Türk tarihçisinin sözü geliyor aklıma; "Türkler Ebu Cehil'in gerçek adı Hişam dahil ne varsa çocuklarına isim olarak verdiler ama İslama en büyük hizmeti yapan Sultan Alparslan ismini, bin senedir bir Arap çocuğuna verdiremediler."

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken eski hamam içinde, kaf dağının ötesinde, önlerinde kurt başlı sancakların olduğu ak keçeden kubbeli otağların göz alabildiğince uzandığı iki vadi arasında, özü sözü bir olan yağız yiğitlerin yaşadığı Türk yurtları bulunurmuş. Gel zaman git zaman, ne olmuşsa olmuş, bu yurtlar kalbi "Türk'üm" diye çarpmayanların avuçlarına kalmış... Yağız yiğitler tutsak edilmiş, kimisi dağlara kaçmış... Derken... Neyse efendim, bu masalın sonu kötü bitecek. Bitmez Türk'e düşmanlık.

"Ey Türk ulusu! Silkin ve kendine dön! Niçin yanılıyorsun? Bütün bunlar kendinden, kendi öz benliğinden uzaklaşıp düşmana dönük yaşadığın için oldu."

Bilge Kağan
254 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Birincisi kitap ideal ağırlıkta... Yani hem edebiyat hem de kalınlık açısından çok ideal... Kitapta çok güzel bi şekilde Türk ün tarihinden, Türk ün tarihinden beri amaçlarından Türk ün mefkuresinden bahsediyor... Hedeflenen Türkiye için neler yapmamız gerektiği nerdeyse fert fert incelenmiş... Harika bi eser...
144 syf.
·42 günde·Beğendi·10/10 puan
Aklımda sanki karışık sorular varmış ve onun cevaplarını aramak için bu sayfaların sularında yüzmeye başlamış gibi hissettim. Sonrasında ne mi oldu? Çok beğendiğim için suya kapıldım.

Tabiki karışık sorularımın cevabını veren yazarımız al gülüm ver gülüm anlatmıyor. Kitabın meselesi de benim karışık sorular gibi karışık bir içeriği var. 1923 yılında yazılan kitap o tarihe yakın olayları, sorunları, günleri ve zamanlarından bahsedilmiştir.

Türkçülüğün Esasları kitabı size çok şey katacağından eminim çünkü bu konuları yazarımız tartışmaya açık bir şekilde anlatmış, yazmış ve kendi düşüncelerini de eklemeyi unutmamıştır.

Kitap içeriğinde anlatılan sorunlardan bazıları;

- Dünya'ya hangi gözle bakılmalı?
- Medeniyet nedir?
- Doğu-Batı medeniyetinden hangisine yönlenmeliyiz?
- Ülke nedir, nasıl oluşur?
- Millet-Milliyetçilik nedir?
- Hristiyan-Müslüman konuları?


Gibi sorunlar yaşanmıştır. Hala günümüzde yaşanıyor ve bilinçsiz insanlar araştırmayan insanlar kızdırıldığında bu konularda giyotini tutan cellat oluyorlar.

Daha fazlası bile var değinilen;
Hars-Tehzip nedir, yazı dili, konuşma dili, Türkçe dili nasıl olmalı ve nasıl oluşturulmalı, sanat eserleri ve en önemlisi dünyaya nam salmış Türk Ahlakını ve çeşitlerini tamamen ciddiyet ve bunun oluşmasına dair baskıcı kelimeler, katı duygularla hoş bir dille o zamanlardaki halka arz edilmiştir.

Ben kitabı çok sevdim. Uzun zamandır bu kadar kısa ve öz bir dille çok şey öğrenebilmek beni mutlu etti. İnsanlar ülkemize ekonomi, siyaset, politika olarak eleştiri yapmış olsa da bir Türk olarak asla nasıl, nereden, ne zorluklarla Türkiye olduğumuzu unutmamalıyız. Eski Edebiyat yazarlarına, edebiyat kitaplarına en çokta Tarih alanına düşkün olmalıyız. Ne mutlu Türküm diyene.
254 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İlk kez ortaokulda okuyup, üniversitede seminerini verecek kadar hakim olduğum kitaptır. Gerekirse sayfa sayfa değil, harf harf ezberlenecek niteliktedir. İdeolojimizi şekillendiren, ayaklarımızın nereye nasıl basacağını öğreten eserdir. Ne demiş Gazi Mustafa Kemal Paşa; "Benim ruh ve bedenimin babası Ali Rıza Bey, fikirlerimin babası Ziya Gökalp, heyecanlarımın babası Namık Kemal'dir."
Türk Milliyetçiliğinin Fikir Babası ZİYA GÖKALP'i saygı, sevgi ve minnetle yâd ederken, eseri okumadıysanız fikriyatınızın eksik kaldığını belirtmek isterim.
254 syf.
·Puan vermedi
Türkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp’ten bir yol gösterme kitabı. Fakat bu yol gösterme bir kişiyi veya bir zümreyi etkilemekten daha fazlasını yaparak temelleri atılan bir devletin kurucusunu etkileyerek bir milletin kaderini ve hayatını değiştirmiştir.

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/turkculugun-esaslari/
254 syf.
·9/10 puan
Kuşkusuz bu eserle Türkçülük fikrinin altyapısı Ziya Gökalp sayesinde tamamlanmıştır. Gelecekte Türkçülüğün üstüne kurulu olacağı esasları, eskiden gelen medeni hâlimizi; kültürel bakımdan toplumsal yaşayışlarımızın anlatıldığı, belki de teknik açıdan başarılı ilk eserdir.
...
Mustafa Kemal Atatürk şöyle der: "Etimin ve kemiğimin babası Ali Rıza Efendi ise, heyecanlarımın babası Nâmık Kemal, fikrimin babası Ziya Gökalp'tir"
Kitap Türkçülüğün Mahiyeti ve Türkçülüğün Programı olmak üzere iki ana kısımdan oluşmuştur. İlk kısım kendi içerisinde on alt bölüme ayrılmış, ikinci kısım ise sekiz alt bölüme ve bu kısımdaki her bir alt bölüm de kendi içersinde alt bölümlere ayrılmıştır. Kitap 2. Meşruiyet ve Cumhuriyet dönemi düşüncesi ve siyaset alanında önemli etkiler yapmıştır. Bence ülke tarihimiz açısından herkesin okuması gereken bir kitap. Cumhuriyet dönemi düşünce yapısını açıklayan, dilde sadeleşme ve Türk dilinin diğer dillerle alışverişi sadeleşmesini açıklayan ve 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet döneminde Türk kültür ve medeniyetini detaylı bir şekilde açıklayan ve bunları sosyoloji bilimi tarafından değerlendiren değerli bir kitap.
254 syf.
·Beğendi·10/10 puan
“Düşünmek ve söylemek kolaydır. Fakat, yapmak ve özellikle başarı ile sonuçlandırmak çok güçtür.”
Ziya Gökalp
254 syf.
·3 günde·10/10 puan
Türk Sosyolog Ziya Gökalp'in en değerli eserlerinden biri olan Türkçülüğün Esasları, Türkçülük adına başvuru kaynağı niteliğindedir.
Eserde Türk fikri, hars ve medeniyet ilişkisi, Türklüğün doğuşu, garb medeniyeti, milliyetçilik, ülkücülük fikirleri sosyolojik bağlamda ele alınmıştır. Bu fikirler her Türk gencinin benimsemesi gereken kaidelerdir. Üzerinde yaşadığımız topraklara basarken daha bilinçli adımlar atmanın yolu bence ecdadını bilmekten ve öğrenmekten geçer. Işte bu eserde bu adımın ilk destekçisi olabilir.
Eserde üzerimde derin tesir bırakan cümle vardı. O da; "Eski Türk kadınları tamamen özgür ve serbest oldukları halde, boş işlerle uğraşmazlardı."
Bu cümle geçmişle günümüz muhakamesinin özeti âdeta. Günümüzde her anını sosyal adı altındaki asosyal mecralarda hiçbir mahrem yaşayışı gözetmeden yayınlayanlara karşı iç sesim Ziya Gökalp'in bu cümleleri oldu. Şimdilerde "tatil yapıyorum, hop bir fotoğraf atayım da görsünler", "aaa bak ben çocuğumla ilgileniyorum, onu parka götürüyorum, bak çektim fotoğrafını görüyor musun?", "her özel anını, eşinin hediyesini, çiçeğini böceğini yayınlayıp ben mutluyum pozu vererek kendini kaldıranlar", "kahve ve çay görselleri atıp bir de mum ışığında kitap okuyanlar yok mu, keşke marka ve kitap adı verseler bir işe yarasa, gören için reklam olsa!" kısacası tüm hayatını başkalarının gözü önünde yaşayıp "özel" sözcüğünü katleden kadınlarla karşılaşmak gelecek kuşaklar için umut kırıcı olsa gerek!
Işte bu eserde de pek çok sosyolojik noktaya değinerek günümüzü çok önceden tarif ediyor gibi. Okuyun ve okutturun! Sevgiler.
Başka uluslar, çağdaş uygarlığa girmek için geçmişlerinden uzaklaşmak zorundadırlar; oysa Türklerin çağdaş uygarlığa girmeleri için, yalnız geçmişlerine dönüp bakmaları yeter.
"Turan, bütün Türk Milleti'nin birleşmesi anlamına gelir. Türk, bir milletin adıdır. Millet kendine özgü bir kültürü olan bir topluluk demektir. Öyleyse Türk'ün yalnız bir dili, bir kültürü olabilir."
"Osmanlı edebiyatı demek, doğru değildir. Ayrıca, dilimize Osmanlı dili ve milletimize Osmanlı milleti demek yanlıştır. Çünkü Osmanlı tabiri yalnızca devletimizin adıdır. Milletimizin adı ise, yanlız Türk'tür. Bundan dolayı dili de Türk dilidir, edebiyatımız da Türk edebiyatıdır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkçülüğün Esasları
Baskı tarihi:
31 Aralık 2000
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758414321
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
Vatani ahlakın yüksek olması milli dayanışmanın temelidir. Çünkü vatan üstünde oturduğumuz toprak demek değildir. Vatan "milli kültür" dediğimiz şeydir ki üstünde oturduğumuz toprak onun ancak zarfından ibarettir. Ve ona zarf olduğu içindir ki mukaddestir. O halde vatani milli mefkurelerden milli vazifelerden meydana gelen bir ahlak demektir. O halde milli dayanışmayı kuvvetlendirmek için her şeyden önce; vatani ahlakı yükseltmek lazım. Fakat vatani ahlakı yükseltmek için ne yapmalıyız?

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları