Türkiye Batı ve İslam

·
Okunma
·
Beğeni
·
58
Gösterim
Adı:
Türkiye Batı ve İslam
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059322577
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Festival Yayıncılık
Teknik gelişti, işgal biçimleri değişti, köleleştirme biçimleri farklılaştı. Mankurtlaştırma eskiden eziyetle, acıyla yapılırken bugün, zevk ve eğlenceyle uyuşturularak yapılıyor.
Mankurt’un zihnine kafasının dışında işlem yapılarak müdahale edilirken bugün kafaların içine doğrudan müdahale ediliyor, beyinler işgal ediliyor, aklın ayarlarıyla oynanıyor, akıl denetim altına alınıyor, insanlar kendilerine ve toplumlarına yabancılaştırılıyor. Kendilerini saadete ulaştırmak isteyenlere karşı her emre hazır bir saldırgan noktasına sürükleniyor...
“Uygar” sistemler, gelişmiş tekniklerle gündem belirlerler. Kamuoyu oluşturma adı altında programlar hazırlar ve kavramlara Mankurt üretme amacı doğrultusunda yüklediği anlamları halkın belleğine yerleştirirler.
Toplum, o kavramlar üzerinden düşündükçe onların gücünden korkar, kendisinden uzaklaşır, onların hesabına çalışır, kendisine düşmanlık eder. Kendisini bu hâlden kurtarmak isteyen uyarıcıların peşinden gideceğine onların düşmanı kesilir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Terörist, terim anlamıyla siyasi düşüncelerini kabul ettirmek için şiddette, toplumu korkutup yıldırmada, sınır tanımayan kişi veya kurumdur. Kendini kabul ettirme konusunda Amerika ve israilden daha aşırı giden kim var? Terörist denince öncelikle onların hatırlanması, onların uygulamalarının göz önüne gelmesi gerekir.
Bir Kırgız romancının anlattığı "Mankurt" efsanesinde Juan-Juan adlı toplum, esirin saçını kökünden koparırmış. Taze deve derisini , kan içindeki kazınmış başına sımsıkı sararmış. Başını yere sürtmesin diye boynuna bir kütük bağlayıp çığlıkları duyulmasın diye uzak bir yere götürürlermiş. Elleri, ayakları bağlı; kızgın güneşin altında bırakırlarmış. Ancak beşte ikisi sağ kalırmış. Onlar da hafızalarını, kimliklerini kaybetmiş birer "mankurt" haline gelirmiş.
Mankurt; Kim olduğunu, hangi soy ve kabileden geldiğini, neye inandığını, Anne ve babasını, çocukluğunu bilmezmiş. Insan olduğunun bile farkında değilmiş. Efendisine sadık, başkalarını dinlemeyen, yakıtı su ve yemek olan, Her emre hazır bir yaratık... En pis, En çekilmez işleri yapan emir kulu... Aslına dönmesini isteyen öz anasını bile öldürecek kadar, kimliğinden ve kişiliğinden uzaklaşan bir köle...
Teknik gelişti, işgal biçimleri değişti, kolelestirme biçimleri farklılaştı. Mankurtlaştırma eskiden eziyetle, acıyla yapılırken bugün zevk ve eğlenceyle uyuşturularak yapılıyor. Mankurtun zihninde kafasının dışında işlem yapılarak müdahale edilirken bugün kafalarını içine doğrudan müdahale ediliyor, beyinler işgal ediliyor, aklın ayarlarıyla oynanıyor, akıl denetim altına alınıyor, insanlar kendilerine ve toplumlarına yabancılaştırılıyor. Kendi dinlerine ve dinlerinden iz taşıyan her türlü değerin düşmanı haline getiriliyor. Kendilerini saadete ulaştırmak isteyenlere karşı her emre hazır bir saldırgan noktasına sürükleniyor.
Craig Calhoun gibi kimi Batılılar, modern bir din olduğu ile ilgili tezleri aktarıyorlar. Ama milliyetçilik, her dinin gerektirdiği ibadetlerden uzaktır.
Ayrıca yayılma hızı, ne bir ideolojinin ne de bir dinin yayılma hızına uyuyor. Belki katili de maktulu de saran bir "heva", bir hastalık, bir zehirli his demek gerekiyor ona. Bir tür vesvese, ahir zaman vesvesesi... Ne ona kapılan zalim, zulümden yoruluyor ne de onu kurtuluş yolu edinen mazlum, gerçek anlamda zulümden kurtulabiliyor. Bütün haramlar gibi ona doyum olmuyor, ondan içen, içtikçe daha fazla içiyor, kanmıyor, susuzluğu geçmiyor, nihayet onunla can veriyor ya da yolunu bulup ondan kurtularak kendini ondan arındırarak şifa bulabiliyor ancak.
Hitler, önce bir milliyetçiydi, Sadece bir milliyetçi... Sonra faşist bir milliyetçi... Faşizmi onu öldürdü. Bugünün pek çok olgun insanı ise dün bir milliyetçiydi. Ancak ondan kurulunca huzur bulabildi. Ona müptela kalan ise kendi kavmi dışındaki bütün kavimlere küfretti, sonra baş başa kalınca kendi kavmine en galiz küfürleri savurdu. Çoğu zaman bu hali aynı anda yaşadı: Büyük toplulukların önünde "Yaşa!" "En büyük" diyerek kendi kavmini yüceltir; kendi grup elemanlarıyla yalnız kaldığında ise "Bizden haini, bizden alacağı, bizden nankörlük, bizden bize düşmanı yoktur" dedi. Bu gelgitler içinde tutarsız davranışlara yöneldi. Kedince büyük bir kurtuluş savaşçısı iken aniden bir hain oldu. Dünyanın bütün modern bağımsızlık savaşlarında milliyetçiler vardır ama dünyanın bütün modern ihanetlerinde de milliyetçiler vardır. Dün kendilerince özgürlük savaşçısı olan, Bugün kendi halkının özgürlüğüne karşı savaşan askerlere kendi mevzilerini gösteren bir itirafçı, bir ajan olabildi. Dünün ve bu günün savaş hikayeleri, ihanet vakaları bu hasta ruhların aktörlüğü çerçevesinde gelişti ve gelişmektedir.
Bir tiyatro türü olan Trajedya'da "Alçaklar daima dört ayaküstüne düşerken büyük ve halis ruhlar, hep acı çekerler." Ancak onların kaybı entellerin aklının sandığı gibi değildir. O kayıp, onların mücadelesine anlam katar ve onun hep üstün olarak yaşamasını sağlar.
(Aliya Izzetbegoviç)
"Deliliğin bulaşığı insanlar, (u)mutludurlar, Ben de onlardan olduğumu düşünüyorum."

-(Bunu okuyunca hocalarımdan birinin sözü aklıma geldi "kafası karışık insan iyidir." )
Abdulkadir Turan
Sayfa 177 - DUA Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkiye Batı ve İslam
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059322577
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Festival Yayıncılık
Teknik gelişti, işgal biçimleri değişti, köleleştirme biçimleri farklılaştı. Mankurtlaştırma eskiden eziyetle, acıyla yapılırken bugün, zevk ve eğlenceyle uyuşturularak yapılıyor.
Mankurt’un zihnine kafasının dışında işlem yapılarak müdahale edilirken bugün kafaların içine doğrudan müdahale ediliyor, beyinler işgal ediliyor, aklın ayarlarıyla oynanıyor, akıl denetim altına alınıyor, insanlar kendilerine ve toplumlarına yabancılaştırılıyor. Kendilerini saadete ulaştırmak isteyenlere karşı her emre hazır bir saldırgan noktasına sürükleniyor...
“Uygar” sistemler, gelişmiş tekniklerle gündem belirlerler. Kamuoyu oluşturma adı altında programlar hazırlar ve kavramlara Mankurt üretme amacı doğrultusunda yüklediği anlamları halkın belleğine yerleştirirler.
Toplum, o kavramlar üzerinden düşündükçe onların gücünden korkar, kendisinden uzaklaşır, onların hesabına çalışır, kendisine düşmanlık eder. Kendisini bu hâlden kurtarmak isteyen uyarıcıların peşinden gideceğine onların düşmanı kesilir.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Abdussamet Gülmüş
  • M. Kadri AKAY
  • Hacer
  • Murat Ulutaş
  • Doğan Tunca
  • Hüseyin Demir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0