Geri Bildirim

Türkiye Neden Feda EdildiMerdan Yanardağ

·
Okunma
·
Beğeni
·
499
Gösterim
Adı:
Türkiye Neden Feda Edildi
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
184
ISBN:
9786054771790
Yayınevi:
Destek Yayınları
Merdan Yanardağ bu çalışmasında, "Türkiye'nin neden feda edildiği" sorusunun yanıtını arıyor…

Ergenekon ve Balyoz davalarıyla esas olarak bürokrasideki ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki son Kemalist kadronun önemli bölümü tasfiye edildi. Bu davalar, siyasal, ideolojik ve toplumsal bakımdan yeni bir hegemonya kurmanın; rejimi değiştirmenin ve dinci-faşizan bir karşıdevrimin aracı olarak kullanıldı. Böylece, bu topraklarda yaklaşık 200 yıldır kesintilerle sürdürülen; 1908, 1923 ve 1960 dönemeçlerinde gerçekleştirilen tarihsel atılımlarla en yüksek dalga boylarını yakalayan Osmanlı-Türk modernleşmesi ve aydınlanma süreci sert bir kırılmaya uğradı.

İdeolojik bakımdan burjuva aydınlanmasının önemli ocaklarından biri olan Harbiye, imam-hatip karşısında yenildi. Tanzimat'tan beri iki çizgi arasında süren mücadelede inisiyatif İslamcı-muhafazakâr kanadın eline geçti.

Tasfiye edilen ekip bürokrasi ve ordudaki son Kemalist kadrolardı.

Cumhuriyet'in başlangıç ilkelerini ve kuruluş varsayımlarını terk eden, kendi devrimine ihanet içindeki TSK egemen eğilim ve Batıcı sermaye çevreleri, dinci gericilikle ittifak halinde 60 yıldır Cumhuriyet'in solunu tasfiye etmekle uğraştılar. Solu hoyratça ezen, onun karşısına İslamcıları, ırkçı milliyetçileri ve faşistleri dikerek, gericiliği besleyen sağcı Kemalistler, bu tutumlarının bedelini AKP-Cemaat iktidarının 2007-2008 örtülü darbe ve karşıdevrim operasyonundan sonra çok ağır şekilde ödediler.

Elinizdeki kitabın en önemli temalarından birini, kendi devrimine, değerlerine ve geleneklerine sahip çıkmayan, ihanet eden Cumhuriyet'in kurucu güçleri ve burjuvazisi oluşturuyor. Cumhuriyet'in, onu daha ileriye taşıma iddiası ve kapasitesindeki solu ezerek nasıl bütün gücünü yitirdiği, Harbiye'nin imam hatibe nasıl yenildiği ve sürekli kendi solunu tasfiye eden TSK'nin dinci gericiliğe nasıl teslim olduğu tartışılıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Dikkat spoiler içerir.

Oldukça güzel bir araştırma eseri. Kendisi de Ergenekon davasından ceza alan yazar, ülkemizin şu anki durumunu ve neden bu durumda olduğunu 1000 yıl öncesine giderek ve günümüze kadar gelerek anlatmaya çalışıyor. Gazali ve İbni Rüşt arasındaki tartışmadan başlayarak, İttihat ve Terakki Cemiyetine, Demokrat Parti dönemi icraatlarından Mursi yönetimindeki Mısır'a, ülkedeki sağ sol çekişmelerinden Gezi Parkı ve Ergenekon davasına, ılımlı İslam teoremine kadar pek çok farklı alandan örnekler vererek ülkenin şu anki durumunu anlatmaya çalışıyor. Biraz yanlı da olsa çok ilginç tespitleri var. Bu konulara ilgi duyanların mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
Cumhuriyet’in soluna kapalı yapısı, kendisinin tasfiye edilme sürecinde önemli bir rol oynadı. Türkiye önce soğuk savaşa, sonra da “ılımlı İslam” projesine kurban edilen bir ülke oldu.
Türkiye, soğuk savaşa kurban edilen bir ülke. Bu toplum, Türkiye’nin NATO’ya girişiyle birlikte sosyalist bloka karşı Batı’nın “Yeşil Kuşak” projesinin uygulanma alanlarından biri haline geldi. Türkiye, NATO’nun “Dolaylı Saldırı Doktrini”nin yaşama geçirildiği ilk cephe ülkesiydi.
Cumhuriyet’e ihanet etmenin bedeli ağır oldu; imam-hatip Harbiye’yi yendi.
Laiklik din ve vicdan özgürlüğünün yanı sıra, ondan daha önemli olarak insan aklının özgürleştirilmesidir. Dinin kamusal yaşamdan çıkarılarak özel alana iade edilmesi ve orada özgür şekilde yaşanmasının garanti altına alınması anlamına gelir. Devleti ve toplumu dini kurallara göre değil, akıl ve bilime dayalı olarak yönetmektir. Dünyaya, topluma ve yurttaşların kendilerine hükmetme iradesinin gökyüzünden yeryüzüne indirilmesidir.
Artık hiç kuşkum yok; bu ülkede her şey adeta Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Sinema Festivali’nde büyük ödülü alan Bir Zamanlar Anadolu’da isimli filminde olduğu gibi gelişiyor.
Bilinci kuşatılan, iradesi teslim alınan ve sistematik şekilde cahilleştirilen bir toplum diri diri gömülüyor. Bir cinayet işleniyor. Büyük bir ülkenin uzun, sancılı ve ağır bir intihar süreci ya da ölümü de diyebiliriz bu olaya.
Türkiye, hepimizin gözleri önünde böyle bir cinayete kurban gidiyor. Kimsenin işlenmesini istemediği bu cinayete yine herkes istemeden katkıda bulunuyor. Susarak, korkarak, kayıtsız kalarak, cinayetin işleneceğine inanmayarak, tehlikeyi işaret edenleri “paranoyak” olmakla suçlayarak ya da kasabaya (ülkeye ve topluma) ihanet ederek. Elbette aynı zamanda bir kısmı suça doğrudan katılarak ve küçük çıkarları için katillerle işbirliği yaparak bu cinayete ortak oluyor.
Batı İbni Rüşt’ün, Doğu ise İmam Gazali’nin yolundan gidiyor. Tablo ortadadır.
İbni Rüşt’ü izleyen Batı, aydınlanmayı yaratıyor, sanayi devrimini gerçekleştiriyor ve Büyük Fransız Devrimi’yle bugünkü uygarlığının temellerini atıyor. İmam Gazali’yi izleyen Doğu ve İslam dünyası ise günümüze kadar uzayan kendi ortaçağını hazırlıyor. Müslüman toplumlar bin yıldır devam eden büyük ortaçağını yaşıyor; 21. yüzyıl içinde Taliban ve el-Kaide örgütlerini çıkarıyor. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımayan, yüzü açık fotoğrafları çekilemeyeceği için onlara kimlik bile vermeyen, yanlarında aileden reşit (18 yaşında) bir erkek olmadan kadınların sokağa çıkmaları yasak olan yüz kızartıcı Körfez Emirlikleri ve Suudi Arabistan rejimlerini yaratıyor.
Ergenekon ve Balyoz davalarıyla esas olarak bürokrasideki ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki son Kemalist kadronun önemli bölümü tasfiye edildi. Cumhuriyetçi muhalefet ezilerek, sol ve sosyalist muhalefet ise lekelenerek itibarsızlaştırılmaya ve böylece etkisizleştirilmeye çalışıldı. Bu davalar, siyasal, ideolojik ve toplumsal bakımdan yeni bir hegemonya kurmanın; rejimi değiştirmenin ve dinci-faşizan bir karşıdevrimin aracı olarak kullanıldı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkiye Neden Feda Edildi
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
184
ISBN:
9786054771790
Yayınevi:
Destek Yayınları
Merdan Yanardağ bu çalışmasında, "Türkiye'nin neden feda edildiği" sorusunun yanıtını arıyor…

Ergenekon ve Balyoz davalarıyla esas olarak bürokrasideki ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki son Kemalist kadronun önemli bölümü tasfiye edildi. Bu davalar, siyasal, ideolojik ve toplumsal bakımdan yeni bir hegemonya kurmanın; rejimi değiştirmenin ve dinci-faşizan bir karşıdevrimin aracı olarak kullanıldı. Böylece, bu topraklarda yaklaşık 200 yıldır kesintilerle sürdürülen; 1908, 1923 ve 1960 dönemeçlerinde gerçekleştirilen tarihsel atılımlarla en yüksek dalga boylarını yakalayan Osmanlı-Türk modernleşmesi ve aydınlanma süreci sert bir kırılmaya uğradı.

İdeolojik bakımdan burjuva aydınlanmasının önemli ocaklarından biri olan Harbiye, imam-hatip karşısında yenildi. Tanzimat'tan beri iki çizgi arasında süren mücadelede inisiyatif İslamcı-muhafazakâr kanadın eline geçti.

Tasfiye edilen ekip bürokrasi ve ordudaki son Kemalist kadrolardı.

Cumhuriyet'in başlangıç ilkelerini ve kuruluş varsayımlarını terk eden, kendi devrimine ihanet içindeki TSK egemen eğilim ve Batıcı sermaye çevreleri, dinci gericilikle ittifak halinde 60 yıldır Cumhuriyet'in solunu tasfiye etmekle uğraştılar. Solu hoyratça ezen, onun karşısına İslamcıları, ırkçı milliyetçileri ve faşistleri dikerek, gericiliği besleyen sağcı Kemalistler, bu tutumlarının bedelini AKP-Cemaat iktidarının 2007-2008 örtülü darbe ve karşıdevrim operasyonundan sonra çok ağır şekilde ödediler.

Elinizdeki kitabın en önemli temalarından birini, kendi devrimine, değerlerine ve geleneklerine sahip çıkmayan, ihanet eden Cumhuriyet'in kurucu güçleri ve burjuvazisi oluşturuyor. Cumhuriyet'in, onu daha ileriye taşıma iddiası ve kapasitesindeki solu ezerek nasıl bütün gücünü yitirdiği, Harbiye'nin imam hatibe nasıl yenildiği ve sürekli kendi solunu tasfiye eden TSK'nin dinci gericiliğe nasıl teslim olduğu tartışılıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Tuco Herrera
  • Hakan
  • mrtdgdvrn
  • Peyroux
  • Serdar Poirot
  • gokalp ulugbay
  • Berke Kaya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0