Türkiye'de Kadın

·
Okunma
·
Beğeni
·
352
Gösterim
Adı:
Türkiye'de Kadın
Baskı tarihi:
1985
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Süreç Yayıncılık
Baskılar:
Türkiye
Türkiye
Türkiye
Türkiye
Türkiye
Türkiye
247 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitaba herhangi bir yorum vs yapmayacağım.Sadece 4.baskıya özel önsözünün bir kısmını sizlerle paylaşmak istedim.Bu arada okuduğum kitap Anahtar Kitaplar Yayınları 1991 baskı.Dolayısıyla yeni baskısı ile aralarında ne fark var bilmiyorum.Kitap Türkiye Cumhuriyetinde Yaşayan Her Kadının Okuması Gereken Bir Kitap!

"Genel olarak «ilerici diye tanımlanan bir çevreden Türkiye'de Kadın'a iki konuda eleştiri yöneltildi. Bu İlerici-Feministlere göre hiç bir erkek kadınların durumunu kadınlar kadar iyi tanıyıp yazamazdı. Onlara göre kadınların «Psikolojisi» (?) erkekler değil, ancak kadınlar yazabilirlerdi. Ne var ki, Türkiye'de Kadın, kadınlarin -Psikolojisini- irdelemek amaciyla yazılmış bir kitap değildi. Son tahlilde SEXIST sayılması gereken böylesi bir eleştirinin de muhatabı olmaması gerekirdi. Ama oldu. Kitap, T.C. Devleti'nde yaşayan kadınların sınıfsal konumlarını ve toplumsal/tarihsel durumlarını sergileme çabasındaki bir çalışmaydi. Bu bağlamda sözünü ettikleri cinsiyet psikolojisiyle, penis kıskançlığı ve egemenliğiyle ay hali bunalımlarıyla vs. vs. vs. uzak yakın en ufak bir ilgisi yoktu, olamazdı. Kitapta, düz, hatta kavgacı bir dille T.C. Devletinde burjuva kadınlarına «Verilmiş» olan hakların tarihsel, toplumsal, siyasal, iktisadi, dinsel ve kültürel kökenleri ve sebep-sonuç ilişkileri sergileniyordu. Esasta eleştirilen «Feminizm» di. Dolayısıyladır ki, Feminizmi eleştirdim diye olmadık yergiye muhatab oldum. Çünkü Feminizm Resmi Batici çevrenin -bu meyanda Masonların - Laisizm'i yerleştirebilmek için vazgeçilmez önkoşul (sine qua non) kabul ettikleri bir araçtı. Feminizm ile Laisizm arasındaki kopmaz bağlara ilk kez bu kitapta açıkça ve net olarak karşı çıkılmaktaydı. Bu da yazarın aforoz ettirilmesi için yeterliydi. Nitekim yapmadıklarını ve söylemediklerini bırakmadılar! Feminizm'i eleştirdim diye Anti-Feminist olmakla suçladırlar. Bu küçük kurnazlıgın gerçekle hiç bir bağlantısı yoktur. Çünkü, kanımca önemli olan Feminist ya da Anti - Feminist olmak değildir. Ben Feminizm'e de Anti-Feminizmi de bilimsel olarak kabul etmiyorum. Dolayısıyladır ki, birini diğerine yeğleyerek benimsemiş değilim. Öte yandan «Eşitlik» ve Eşitsizlik nosyonlar arasında da bir tercih yapmadan ikisinin de gerçekte nesnel olarak varolmadıklarını söylüyorum. Bu bakış açısı nedeniyledir ki Türkiye'de Kadın, kadınlara burjuva terminolojisindeki kullanımlarıyla «Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik vaad eden bir kitap değildir. Rasyonalizm'i, Ampirizm'i ve Metodik düşünmeyi öneren bir çalışmadır, Türkiye'de Kadın. Bunun ötesinde ne bir iddiası ne de başka bir tercihi vardır..."
304 syf.
·1 günde·1/10 puan
Bu kitaba çok ince bir inceleme yazmak gerekir. önsözde anılan feminizm, anti-feminizm furyasından uzak, sadece sosyo-ekonomik çalışma yapıldığını belirtmesi güzel olmuş. Onun dışında milat öncesi çağlara kadar uzanan bir zaviyeyle ele alınması ve kaynakça kullanımındaki derinlik de güzel. Fakat, ne zaman ki kitap İslam sonrası devirlere gelip, ayet ve hadisleri ele alıyor işte orda objektiflik bozuluyor ve açıkça bir saldırıya dönüşüyor. İki kadın şahitliğinin bir erkek şahitliğine denk tutulması sanki tüm sahalarda kadın=yarım erkekmiş gibi lanse ediliyor. Halbuki, bu kesinlikle yanlış bir anlamadır. Kadın eğitim alır,verir, ticaret yapar, üretir ve bu mal onundur. Yazarın başka kitaplarını da okudum ve takdir ederdim fakat bu kitabın ele alınır bir kısmı yok.
304 syf.
·Beğendi·6/10 puan
İlk baskısı 1975 beşinci baskısı 1985 olan kitabın beşinci baskısını okudum. İ.Ö XX inci yüzyıldan başlayarak bu topraklarda yaşamış kadınlara dair özet nitelikli bilgiler sunup, Cumhuriyet öncesi ve sonrasına dair detaylı incelemeler yapıyor. Kaynakçalar ve dip notlar kitap sonunda yerleştirilmiş ve epeyce geniş yer kaplamış. Uzak tarih açıklamaları oldukça zevkli ve araştırmak isteyenler için yol gösterici olsa da yakın tarihe gelindiğinde yazım dili epey taraflı bir hal alıyor. Yakın tarihi sosyalizm ve komünizmin eleştirel bakış açısıyla sunuyor. Birçok kusuru olduğunu düşünsem de hiç sıkılmadan okudum ve sunulan kaynakçalardan bolca istifade ettim.
1-) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, özü itibariyle iktisadi taleplerin yeraldığı bir girişimdir. Bazı feminist çevrelerin sandıkları ve göstermeye gayret ettikleri gibi soyut bir «Kadın -Erkek Eşitliği» hareketi değildir. Bu girişimin nihai hedefi işgücünün belirli bir azınlıkca sömürülmesine son vermek ve onun metalaştırılmasını önlemektir.

2-) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ortaya çıkışı itibariyle siyasal bir girişimdir. Üretimci emek sahiplerinin iktisadi değer ve haklarının siyasal üst yapıyı belirleyebilmesine çalışır. Bazı feminist çevrelerin savundukları gibi «sadece kadınlara özgü bir siyaset» kurmak gibi bir hayati talep değildir

3-) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü içeriği itibariyle toplumsal bir girişimdir. Bireylerin toplumlarındaki özel sınıfsal konumlarına özgü koşul ve durumların tespitine çalışır. Bu özel koşul ve durumlardan doğan sorunları ele alır. Bu meyanda doğuştan kadınlara özgü «özel» sorunlara tekil kadın düzeyinde değil, toplumsal düzeyde çözümler araştırır ve önerir. Kadın - erkek ayrımı yapmaksızın ekonomik bağımsızlaşmayı ve siyasal özgürleşmeyi tesise katılmayı öngörür.

4) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü biçim itibariyle tarihsel bir girişimdir. Toplumun, gelenek tarafından değil, tarih tarafından biçimlendirilmesini (forme edilmesini) öngörür. Kadın cinsinin tarihsel işbölümünden doğan yabancılaştırıcı tüm iktisadi, siyasal ve toplumsal yapay değerlendirmelerden kurtarılarak insani değerlendirmelere yükseltilmesini öngörür.
Aytunç Altındal
Sayfa 173 - Anahtar Kitaplar,Kasım 1991
Kadın, sözde özgür, fakat pratikte kesinkes bağımlıdır. Bu bağımlılığı hem ekonomik hem de siyasaldır. Yine bu bağımlılığın sonucudur ki, kültürel faaliyetleri engellenmiş ve köreltilmiştir.
Çoğunlukla kadınlardan “kadınca” konular üzerinde düşünmeleri, siyasete, iktisada kafa yormamaları ve bu gibi önemli konuları erkeklere bırakmaları istenmiştir. Bu nedenledir ki, kentli varlıklı sınıf kadınlarının hemen hepsi memlekette ne olup ne bittiğinden pek haberdar olamadan günlerini geçirmişler.
Okuyup yazma bilmeyen bir kadınsa başkasına yazdırıp gazeteye yolladığı bir mektupta şöyle demektedir: «Çok karılılığın Şer'an caiz olduğuna diyecek yok. Ancak sakın bir karı ile kanaat etmeyin diye bir emir var mıdır? İşte bunu sual ederiz.»
Aytunç Altındal
Sayfa 104 - Anahtar Kitaplar
Türkiyeli kadının gerçek demokratik haklarına, iktisadi, siyasal, toplumsal ve kültürel bağımsızlığına kavuşabilmesi ancak ve ancak DİYALEKTİK DÜŞÜNMEYİ öğrenmesi ve bunu aklına ve yüreğine sindirmesinden ve kendisini bu mücadeleye adamasından geçer.
Aytunç Altındal
Sayfa 164 - anahtar kitaplar
“Ne acıdır ki, 1984’ün Türkiye Cumhuriyeti’nde kadınlara politik, ekonomik, toplumsal “bilinç” aşılamayı hedef seçmiş tek kadın dergisi ve gazetesi yoktur. Tersine kadınlarda “bilinçlenmeyi” önlemek için akla gelebilen her türlü uyutmaca ve hokkabazlığa başvurulmaktadır.”
Aytunç Altındal
Sayfa 105 - Anahtar Kitaplar
Yeniden 1950 sonrasının Kadın'ına dönelim. Bu dönemde kadın işçi sayısı büyük bir hızla artmış, kentli varlıklı sınıfın kadınlarıysa Amerikan karışımı Bati kopyacılığına dört elle sarılmışlardır. 1950 - 1960 arasındaki Menderesli, Bayarlı, Koraltanlı, Demokrat Parti iktidarı sırasında, Türkiyeli Kadın'ın siyasal hiç bir etkinliği olmamıştır, daha gerçeği, Kadın Hakları özünde bir saptırmaya uğratıldığı için, olması da beklenemezdi zaten. Kentli varlıklı aile kızlarıysa, hızla burjuvalaşma sürecini doldurmakta olan ailelerin kızları, en pahalı ve iyi okullarda (yurt içinde ve dışında) yüksek öğrenimler yapmışlar; işçi - köylü ve orta sınıfın kızlarıysa, genellikle, ilkokul ile lise (kız sanat, sekreterlik v.d.) arası bir mezuniyetle yetinmek zorunda kalmışlardır. Varlıklı sınıfın kızlarından, meslek sahibi olanlar genellikle doktor, eczacı, kimyager, avukat, dişçi, bankacı, üniversite öğretim üyesi gibi bir anlamda «pozisyonlu» kartvizitlerin sahibi olurken, altyapının kızları genellikle fabrika işçisi, ilkokul öğretmeni, ebe, hemşire, sekreter, polis, tezgahtar gibi meslekler edinebilmişlerdir. (Bu meslekleri edinebilmeleri de çok ağır maddi fedakarlıklarla sağlanabilmiştir.)
Aytunç Altındal
Sayfa 141 - Anahtar Kitaplar,Kasım 1991

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkiye'de Kadın
Baskı tarihi:
1985
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Süreç Yayıncılık
Baskılar:
Türkiye
Türkiye
Türkiye
Türkiye
Türkiye
Türkiye

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0