Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1048
Gösterim
Adı:
Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
388
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053320203
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi hem kapsadığı dönem hem de içerik ve vurguları ile, iktisadi tarihimize farklı bir yaklaşımı hedefliyor. Osmanlı-Türkiye iktisat tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Şevket Pamuk'un bu son çalışmasının önemli bir özelliği son 200 yılı birlikte ele alması. Türkiye iktisadi tarihçiliğinde 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl sık sık birbirlerinden kalın duvarlarla ayrıldı. Oysa Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde önemli siyasal değişiklikler gerçekleşirken, iktisadi açıdan önemli süreklilikler de yaşanmıştı. Bu sürekliliklerin bir bölümü Osmanlı geçmişinden, bir bölümü de Sanayi Devrimi sonrasında dünya ölçeğinde ortaya çıkan gelişmelerden kaynaklanıyordu. Bu nedenle Pamuk, son 200 yılı bir bütün olarak ele alıyor ve bugünkü Türkiye ekonomisinin kimi özelliklerinin kökenlerini 19. yüzyıldaki dönüşümlerde arıyor.

Kitap ayrıca ekonomilerin uzun dönemli gelişmesini değerlendirirken temel ölçütler olarak, bir yandan kişi başına gelir artışlarını ya da iktisadi büyümeyi, öte yandan da sağlık ve eğitim boyutlarıyla insani gelişmeyi ve bölüşümü öne çıkarıyor. Yazar, önce ayrıntılı veriler kullanarak son 200 yılda Türkiye'de iktisadi büyümenin dünya ortalamalarına yakın ama onların biraz üzerinde, buna karşılık insani gelişmenin dünya ortalamalarının altında kaldığını ortaya koyuyor. Daha sonra da Türkiye'de uzun vadeli iktisadi gelişmenin niçin dünya ortalamalarının üzerine çıkamadığını sorguluyor. Bu soruların sadece iktisatla sınırlı bir çerçevede yanıtlanamayacağının altını çizen Pamuk, daha doyurucu yanıtlar için toplumsal ve siyasi yapıların da dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor ve iktisadi gelişmenin nihai nedenleri olarak kabul edilen kurumların Türkiye'deki özelliklerini ve işleyişlerini inceliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
388 syf.
·Beğendi·7/10
Temel prensibim Güçlü Ekonomi Güçlü Devlet ilkesine dayanır. İktisat ve Sanayi'ye ilgimin kaynağı gerçek Güç'ün Ekonomi de yatmasından kaynaklanır. Şevket Pamuk beklentilerimin üzerinde ön görülere ve bilgilere sahip, Osmanlı'nın Klasik İktisadi yapsınIn bozulmaya başlaması ile birlikte yeni Dünyanın Kapital ekonomisine monte olmak adına yapmış aldığım bir takım girişimler ne yazık ki ileri de onu Siyasi anlamda tarih sahnesindeb silecek olaylar silsilesinin temelini atmıştır. Cumhuriyetle birlikte uygulanan Devletçi Ekonomi Politikası hem bir zorunluluktu hem de dönem için en doğru olanıydı. Osmanlı'dan kalan birçok kötü mirasla birlikte bir burjuva sınıfının olmayışının sancılarını çok çektik. Ne yazık ki Osmanlı da hep garyrimüslümler ticaretle uğraştığı için Türkler de sermaye bieikimi olmadı, birikim olmayınca da özel teşebbüs gerçekleşemedi... Eser bu süreçkeri ele alıp güzel bir şekilde analiz ediyor. Bu tür konulara ilgisi olan herkese tavsiye ederim.
RJ
RJ Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi'yi inceledi.
388 syf.
·Beğendi·10/10
Öncelikle şunu belirtmeliyim. Kabul edersiniz ki siyasetten bağımsız bir iktisat düşünülemez ve iktisadi çerçevede mutlaka iktidarın bir rolü olur. Ancak ekonomiye dair yorum yapan insanların, bir yerden sonra sanki ekonomiden bahsetmek amacıyla değil , iktidara muhalefet olmak amacıyla konuştuğunu fark ediyorum. Ve ben ekonomi diyerek başlayan cümlelerin , iktidar şöyle iktidar böyle ile bitmesinden , konuşmanın ilk beş dakikası hariç ekonomiden bahsedilmemesinden çok sıkıldım. Elbetteki iktidarın yaptıkları anlatılacak ama anlatımda yorum kısmı okuyucuya bırakılmalı ve anlatım sayısal veriler ve gerçekçi konularda kalmalı. Bunu başarabilir mi anlatıcı ? Siyasi görüşünü ortaya koymadan tamamen süreç içinde ele alarak anlatabilir mi ? Bu kitap bence bunun en güzel örneği. Bu yüzden yazara teşekkür etmek şart.
Kendi adıma kitabın sadece ekonomi öğrencileri ya da ekonomi ile ilgilenen bireyler için olmadığını , yalın bir anlatım taşıdığı için ülkesinin ekonomik tarihiyle ilgilenen, merak eden her vatandaş için çok öğretici bir kitap olduğunu söyleyebilirim . Benzer tarzda okuduğum iki kitap var. Birisi bu diğeri Korkut Boratav'ın kitabı . İki kitap arasında hangisini okumalıyım kararında bu kitabın açık ara önde olduğunu söyleyebilirim. Diğer kitabı ekonomik terimleri hiç bilmeyen bir insanın anlamasının o kadar kolay olmadığını düşünüyorum. Ama bu kitap herkes tarafından kolayca okunabilir. Hatta kanaatimce okunmalıdır.
En başta kitabın 200 yıllık bir dönemi kapsamı Cumhuriyeti de içine alan geniş bir bakış açısı sağlıyor. Sadece Cumhuriyet'de nasıldı sonra ne oldu değil , çok daha fazlası. Okurken özellikle son sayfalarda darbe dönemlerinde ufak tefek araştırmalar yaparak okumaya devam etmenin de büyük faydası oldu benim için . Siyasi tarih adına da genel bir çerçeve oluşturdum diyebilirim .
Son olarak lütfen pek çok sınıf arkadaşımın yaptığı gibi ilk 20 sayfada sıkıldım demeyin. Çünkü zaten o kısım biraz önsöz niteliğinde asıl kitap sonra başlıyor :) Kitap normal kitaplardan biraz daha geniş kabul ediyorum. Bu yüzden ilk bakışta okumak istemeyebilirsiniz ama size çok şey katacaktır. Ön yargılı olmamanızı rica ederim.
Keyifli okumalar..
388 syf.
·40 günde·9/10
Salt bilgi içerdiği için not ala ala okumam gerekti. O yüzden kitap için yorucu diyebilirim. Ama Dünya'yı ve Türkiye'yi sosyo-ekonomik okuma adına inanılmaz bir kaynak, perspektif. Müsait vaktimde aldığım notları da naçizane paylaşacağım.
388 syf.
·1 günde
Türkiye iktisadi tarihine önemli katkılar sağlamak amacıyla yazılmış, Türkiye sınırları içerisinde ki coğrafyanın 200 yıllık tarihini kapsayan bir çalışmadır. Bu kitap, Türkiye'nin iktisadi tarihini anlatırken iktisat tarihçiliğinin yanında nemotetik bilimlerden de faydalanmıştır. Yazar, 19. yüzyıl ve 20. yüzyılda ki dünya koşullarını Osmanlı devleti ve Türkiye Cumhuriyeti' nin ekonomideki
durumlarına sosyolojik ve siyasal sorunlarına göre araştırmış ve yorumlamıştır. Özellikle bu yapıt, Osmanlı' nın son yıllarındaki ekonomik gücü ile ilgili geniş çaplı bilgi birikimini içinde barındıran bir kitap niteliği taşımaktadır. Ayrıca yazar Cumhuriyet dönemi ekonomisini ise önceki dönemle karşılaştırmalı bir yöntem ile okuyucuya sunar. Siyasal sorunlar, değişiklikler, uzlaşmalar üzerinde de analizler yaparak o dönemlerde ki iktisatla siyaset arasında ki bağlantıyı kurarak okuyucuya yansıtır.

Yazar'ın 200 yıllık bir süreci anlatmayı seçmesinin sebebi dünyanın bilinen tarihinden itibaren bu dönem de olduğu kadar hızlı bir büyüme ve gelişme göstermemiş olmasıdır. Yapıtta, '' Türkiye' nin iktisadi tarihini 200 yıllık bir bakış açısı ile ele almamızın temel nedeni, hem dünyada hem de Türkiye' de bugünkü iktisadi yapıların 19. yüzyılda, Sanayi Devrimi sonrasında biçimlenmeye başlamasıdır.'' ( Pamuk, 2014, syf. 9 ) diye açıklama yapılmıştır. Türkiye coğrafyası üzerinde kurulan kurumları ve iktisadi gelişmeleri nedenleri ve sonuçları ile ilgili değerlendirilmiştir. Dünyada ki ve Türkiye' deki gelişme oranları grafik ve tablolarla görsel olarak kitapta yerlerini almış ve kitaba ayrı bir zenginlik katmıştır. Türkiye'nin iktisadi büyüme sicilinin yıllara göre farklılıkları ve dünya ile olan yakınlığı kitapta ayrıntılı olarak işlenmiştir.

Kitap, 200 yıllık süreci iktisadi gelişmenin farklı alanlardaki nedenlerini ayrı ayrı ele alıp incelemiştir. Bu yüzden kitap 5 ana başlık altında bölümlere ayrılmıştır. Bu sayede anlatılan zaman diliminin kolay anlaşılması hedeflenmiştir.
388 syf.
·Beğendi·9/10
Ekonomi eğitimi gördüğüm için ilgini cezbeden bu kitap , Türkiye Ekonomisini merak eden ancak iktisatın temel kavramlarını bilen okuyuculara yöneliktir .Terimleri bilenler için yazarın dili çok sade ve anlaşılır . Kitabın içeriği ise son 200 yıllık siyasi , ekonomik gelişmeleri olayları , krizleri incelemiş ve tespitlerde bulunulmuş. Türkiyede yaşanan darbe muhtıra ve başka siyasi olaylar Türk ekonomisini nasıl etkilediği ayrıntılarıyla anlatılmış. Ekonomik büyüme ve iktisadi kalkınma verilerle aydınlatılmıştır .Asıl önemli olan objektif bir dil kullanılmış yani olması gerektiği gibi bilimsel araştırma niteliğindedir . Kendini Türkiye ekonomisi konusunda eksik hissedenlere şiddetle tavsiye ediyorum.
388 syf.
·71 günde·Beğendi·9/10
Her iktisatçının okuması gereken başucu bir kitap. Şevket Pamuk'u bu kitapla tanıdım. Derslerde ismi sık sık geçen bir iktisatçı. İktisattan çok anlamayan insanlar için de bir tarih kitabı olarak okunabilir.
Kitaptan aldığım notlarla genel bir tablo çizmeye çalışacağım.
18. ve 19. yy.de Osmanlı vergi toplayamıyordu.
Sanayileşme, makineler ve çalışanlar ithal edilerek sağlanmaya çalışıldı ancak başarısız oldu.
Anadolu bu dönemlerde sefalet ve hastalık içindeydi. Her doğan 4 bebekten 1i ölüyordu.
Balkan savaşları sonrası sanayi ve tarım gelirleri ortalama yarı yarıya düştü.
Aynı dönemlerde büyük yük olan kapitülasyonların bazıları ancak savaş sebebiyle kaldırılabildi.
İttihad ve Terakki, Türkçü akımlar etkisinde Türkçü ekonomik politikaları destekledi.
20.yy başlarında Osmanlı'nın dış borçları yıllık gelirin 40%'ına ulaşmıştı.
Bu duruma çözüm olarak devlet vergi artışına gidiyor ancak devlet mekanizması kırsalda halk üzerinde otorite sağlayamıyor ve vergi gelirleri arttırılamıyordu.
1914-1918 arasında enflasyon 18 kat arttı.
Halihazırda dolaşımda olan 8 milyon kağıt para 3 yıl içerisinde 160 milyon liraya yükseldi.
Cumhuriyet ile birlikte ulus devlet politikası izlendi. Ve savaşların da etkisiyle 1912'de 20% olan gayrimüslim nüfus 1925'te 2%'ye kadar geriledi.
Osmanlının dış borçlarının Lozan Barış Antlaşmasında toprak kayıpları nedeniyle paylaştırılması sağlandı. Ve olumlu politikalar sonucu 85 milyonluk borcun 67%'sinin ödenmesi kararlaştırıldı.
Cumhuriyet vergi yükünü tarım yerine kentlerden toplamaya başladı. Vergi sistemi değişti.
Cumhuriyet demiryollarına büyük kaynak ayırdı ve Osmanlı'da olan 4bin km demiryoluna kısa sürede 3bin km eklendi. Ankara'nın konumu güçlendirildi.
Yeni devlet yeni bir savaş ihtimaline karşı kendi kendine yetebilen bir ekonomi üzerinde yoğunlaştı.
Özel sektör devlet eliyle desteklendi. İş bankası kuruldu.
1930lardan itibaren ekonomide devletçilik benimsendi ve demir, çelik, tekstil, şeker, cam, çimento vs. üretilmeye başlandı ancak 2. Dünya savaşı nedeniyle ikinci aşamaya geçilemedi.
2. Dünya Savaşı askeri ihtiyaçları arttırdı. Türkiye savaşa girmek istemiyor ancak askeri gücünü yüksek tutmak istiyordu.
Savaş dönemindeki ekonomik yük halkın büyük çoğunluğunu oluşturan köylüye yüklendi ve bu durum çok partili düzene geçince Chp'nin desteklenmemesine sebep olacaktı.
1913'ten 1950'ye okur yazarlık oranları kadınlarda 5%ten 19%a erkeklerde 15%ten 46%ya yükseldi.
2. Dünya Savaşı sonrası Amerika'da yeni liberal dünya düzeni için toplantı yapıldı. Toplantıda dolar sabit kur olarak belirlendi. Ve Batı ülkelerinin kalkınması amaçlandı. Marshall planı ve batı paktının açık ekonomiye geçişiyle birlikte Rusya'nın boğazlarda ve bazı topraklarda hak iddia etmesi Türkiye'yi batıya daha çok yaklaştırdı.
Türkiye Abd'nin devlet kurumlarını satmasını istemesini olumlu karşılamadı ve gelecek desteği alamamış oldu.
Sınırlı ithalat nedeniyle devletin elindeki döviz rezervi iyi miktardaydı. Kore savaşı dönemi farklı fiyatlandırmalar sonucu ihracat ile birlikte ithalatta arttı.
İstanbul nüfusunun Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaklaşık 1 milyondan 1927 sayımına göre 700 bine, ikinci büyük kent İzmir’in nüfusunun ise 300 binden 150 bine gerilediği anlaşılıyor. Bir başka deyişle, savaşlar ve sonrasındaki büyük nüfus kayıpları ve nüfus hareketleri sonucunda Türkiye daha kırsal bir ülke oldu.
Uzun vadede gelişme potansiyeli olduğu düşünülen sektörlere destek sağlamak yerine,iktidara yakın olanların kayrılması,her iktidarın kendi zenginlerini yaratması için kullanılıyor.Kurallar ve uygulamalar sık sık değişiyor . Bu koşullarda ekonomide başarı için daha fazla eğitim,beceri ve teknoloji ile daha verimli ve rekabetçi çalışan bu yapılar oluşturmak yerine devlete yakın durmak,devletten destek alabilmek önem kazanıyor. Böyle bir ortamda kişiler ve firmalar fiziki sermayeye,eğitime,becerilere ve teknolojiye yatırım yapmak yerine hızlı karlar ve birikim için devlete yakın durmaya çalışacaklar,kaynaklarının bu amaçla kullanacaklardır. Böyle bir ekonomi bir miktar iktisadi büyüme ve gelişme sağlayabilir ama bu tür gelişme sınırlı kalacaktır.
Devleti elinde tutan koalisyon kendi içinde bölünmüşse devletin iktisadi gelişme sürecini destekleyebilmesi güçleşir .
Bütçe açıklarını denetim altına almadan büyük miktarlarda dış borçlanmaya girismelerinin oldukça pahalıya mal olduğunu gösteriyor.
1830’lar ve 1840’larda Osmanlı yöneticileri Avrupa’dan en son teknolojiyi kullanan makineler ithal ederek, devlet mülkiyetinde ve esas olarak ordunun, donanmanın ve sarayın taleplerini karşılamak üzere bir dizi fabrika kurdurdular.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
388
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053320203
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi hem kapsadığı dönem hem de içerik ve vurguları ile, iktisadi tarihimize farklı bir yaklaşımı hedefliyor. Osmanlı-Türkiye iktisat tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Şevket Pamuk'un bu son çalışmasının önemli bir özelliği son 200 yılı birlikte ele alması. Türkiye iktisadi tarihçiliğinde 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl sık sık birbirlerinden kalın duvarlarla ayrıldı. Oysa Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde önemli siyasal değişiklikler gerçekleşirken, iktisadi açıdan önemli süreklilikler de yaşanmıştı. Bu sürekliliklerin bir bölümü Osmanlı geçmişinden, bir bölümü de Sanayi Devrimi sonrasında dünya ölçeğinde ortaya çıkan gelişmelerden kaynaklanıyordu. Bu nedenle Pamuk, son 200 yılı bir bütün olarak ele alıyor ve bugünkü Türkiye ekonomisinin kimi özelliklerinin kökenlerini 19. yüzyıldaki dönüşümlerde arıyor.

Kitap ayrıca ekonomilerin uzun dönemli gelişmesini değerlendirirken temel ölçütler olarak, bir yandan kişi başına gelir artışlarını ya da iktisadi büyümeyi, öte yandan da sağlık ve eğitim boyutlarıyla insani gelişmeyi ve bölüşümü öne çıkarıyor. Yazar, önce ayrıntılı veriler kullanarak son 200 yılda Türkiye'de iktisadi büyümenin dünya ortalamalarına yakın ama onların biraz üzerinde, buna karşılık insani gelişmenin dünya ortalamalarının altında kaldığını ortaya koyuyor. Daha sonra da Türkiye'de uzun vadeli iktisadi gelişmenin niçin dünya ortalamalarının üzerine çıkamadığını sorguluyor. Bu soruların sadece iktisatla sınırlı bir çerçevede yanıtlanamayacağının altını çizen Pamuk, daha doyurucu yanıtlar için toplumsal ve siyasi yapıların da dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor ve iktisadi gelişmenin nihai nedenleri olarak kabul edilen kurumların Türkiye'deki özelliklerini ve işleyişlerini inceliyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 39 okur

  • müge s.
  • aa
  • Ömer Burak Yel
  • Umut
  • Alperen
  • Ceren Çökelek
  • tekay
  • Sezgin Süt
  • Kübra Alaçam
  • Moiz Efendi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.1 (4)
9
%31.6 (6)
8
%31.6 (6)
7
%15.8 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0