Türkiye'nin Demokrasi Tarihi (1950'den Günümüze)

·
Okunma
·
Beğeni
·
241
Gösterim
Adı:
Türkiye'nin Demokrasi Tarihi
Alt başlık:
1950'den Günümüze
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
382
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755331768
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitapevi
Şiddet aynı şiddet, soygun aynı soygun, kan dökmede geriye adım yok; gene ilmikler boyunda, gene köşe başlarında kim vurduya gitmeler, karakol dayakları dört başı mamur işkenceye dönüşmüş; gene pahalılık, gene açlık, gene eğitimsizlik, gene sağlıksız milyonlar. Eskilerden sadece görece farkları var. Bunun için demokrasimiz Hilmi Yavuz'un şu dizelerini anımsatırcasına acılı ve sanaldır:
Ölümün anayurdu bendedir
Solgun idam fermanıdır rûzigâr
Bir türkünün derin ağaçlığında
(ya da)
Hüzün ki en çok yakışandır bize
Belki de en çok anladığımız
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Hüseyin Cahit, Atatürk döneminde kaleme aldığı yazısında şunları öne çıkarıyordu: " Devletin fertler üzerinde böyle kayıtsız ve şartsız, hudutsuz ve mutlak bir hakimiyet hakkı kabul edilirse, günün birinde "Devlet demek ben demektir" diyebilecek surette hükümeti ele geçirebilen bir zorba bütün halkı bir sürü halinde kamçılayabilir."
1980'den bu yana ekonomi öylesine amaç haline getirilmiştir ki toplumsal refahın bir çok bileşeni kâr mekanizmasına kurban edilmiştir. Sağlık, eğitim, çevre vb. gibi bir çok toplumsal tüketim bileşeni metalaşmış ve kâr getirme aracı haline getirilmiştir.
Sürekli tehdit, cinayet ve korku filmleri ile sindirilen insanlar, kendilerini kurtaracak üstün insanlara, güçlü devlet aygıtına gereksinme duymaya başlamaktadırlar.
Hukuka ve adalete sırt çevirenleri bekleyen akıbet önünde sonunda hüsrandır. Hukukun olmadığı yerde jungle (orman) rejimi hüküm sürer. Haklı haksızı değil, kuvvetli kuvvetsizi yener. Böyle bir davranış ise insan tabiatına aykırıdır; uzun zaman payidar olamaz.
İletişim araçlarının yaygınlığı ve etkinliği, haber alma ve bilgi edinme açısından ne denli yararlıysa, belki de o yararından daha fazla zarar vermektedir. Evimizdeki televizyon kanalları, adı ne olursa olsun, hepsi yalnızca duyulmasını istedikleri haberleri duyurmaktadır. Böylece medya terörü diye adlandırılan bir düşünsel terör yaratılmaktadır.
Bu düzenin temel öğelerinden biride tüm değerlerin metalaşmasıdır. Emekten ahlaka kadar metalaştırılmış bir değerler kümesinin oluşturduğu ortamda yaşıyoruz. Bu ortam daha da geliştirilmek, yaygınlaştırılmak isteniyor.
....
Bu düzen insana tek bir şeyi, düşünmemeyi ve kendisinin oluşturduğu değerlerden başkasına inanmamayı öğretiyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkiye'nin Demokrasi Tarihi
Alt başlık:
1950'den Günümüze
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
382
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755331768
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitapevi
Şiddet aynı şiddet, soygun aynı soygun, kan dökmede geriye adım yok; gene ilmikler boyunda, gene köşe başlarında kim vurduya gitmeler, karakol dayakları dört başı mamur işkenceye dönüşmüş; gene pahalılık, gene açlık, gene eğitimsizlik, gene sağlıksız milyonlar. Eskilerden sadece görece farkları var. Bunun için demokrasimiz Hilmi Yavuz'un şu dizelerini anımsatırcasına acılı ve sanaldır:
Ölümün anayurdu bendedir
Solgun idam fermanıdır rûzigâr
Bir türkünün derin ağaçlığında
(ya da)
Hüzün ki en çok yakışandır bize
Belki de en çok anladığımız

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • August
  • Laz Mühendis
  • Aylak Adam
  • Sonat Akova
  • Ünal Kara
  • Göksel Aydın
  • Agâh

Kitap istatistikleri