Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak

·
Okunma
·
Beğeni
·
5389
Gösterim
Adı:
Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak
Baskı tarihi:
13 Mart 2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059657129
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Kitap
Düşünce ve sanat yaşamımızda Türkçülük akımını ve Milli Edebiyat dönemini başlatan yazarımız Ziya Gökalp' tır.



Ziya Gökalp eserlerinde öne sürdüğü görüşlerini, yalın bir konuşma diliyle ve herkesin anlayacağı şekilde kullanmaya özen göstermiştir.



Yaşama Dair

Sevgi Kokan

Sıcacık Kitaplar

(Tanıtım Bülteninden)
88 syf.
·17 günde·7/10
Türk kimliği , yeni Türk devleti ve dış Türkler ile ilgili güzel tespitler ve önerilerin olduğu bir eser. Türkçülüğün Esaslarina takviye diyebiliriz.

Keyifli okumalar diler, yazar hakkında detaylı bilgi almak için bloguma beklerim. https://1yazar1kitap.blogspot.com/...ulugun-esaslari.html
78 syf.
·2 günde·10/10
”Türkçülük öyle şerefli bir bayraktır ki bu bayrağı vatanın her köşesinde durmadan dalgalandırmak her Türk’ün ilk ve milli vazifesidir.” (Mustafa Kemal Atatürk)

"İslamiyeti ele alıp Türklüğü inkar etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir."

Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi yazarımız bu üç kavramı, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlşamak, irdelemiş ve kitabında 11 başlıkla açıklamaya çalışmış. Ziya Gökalp İslamcılık ve Osmanlıcılık fikirlerine karşıydı, sebebini ise kendisi şu sözlerle açıklamış:
“Millet, ne ırkî, ne kavmî, ne coğrafî, ne siyasî ne de iradî bir zümredir. Millet, dilce, dince, ahlâkça ve güzellik duygusu bakımından müşterek olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden mürekkep bulunan bir topluluktur...”

Ziya Gökalp, Türkçülüğü savunurken dil, din, ırk ayrımı yapıp kin gütmemiştir. Türkçülüğü savunurken de İslamiyeti dışlamamıştır.

Gelenek ve kurallara çok değinen yazarımız "Gelenekler, bir milletin ruhunu, kurallar ise bedenini teşkil eder." demiştir ve "Dayanma noktasını gelenekselci bir millet ruhunda, kuralcı bir millet gövdesinde arar. Birincisi tarihi bir hürriyet, ikincisi coğrafi bir esaret içinden yaşar." vurgusunu yaparak bizim gelenekçi değil de kuralcı oluşumuza değinmiş ve aslında yüceliğin gelenekselcilikte olduğunu söylüyor. Öyle ki Balkanlarda olan yenilgimizin sebebini kuralcı oluşumuza bağlıyor. O sebepten muhafazakarlık ve yenileşme yollarının ikisinin de çıkmaz olduğunu savunarak kendi içimize, kendi geleneklerimize dönmemiz gerektiğini savunuyor.

Edebiyatımızın kaynaklarını halkın koşmalarında, masallarında, destanlarında aramalıyız diyerek gelenekselciliğe değiniyor. "Milli veznimiz parmak usulüdür. Milli dilimiz yalnız Türk sarfına tabi olandır. Dilimizdeki yabancı kelimeleri atmalıyız." Dilimizde ve edebiyatımızda Türk geleneklerimizin başlarına dönüp aslımızı bulmamız gerektiğini savunuyor. Töre, yasa, hukuk, mimari, musiki, ressamlık gibi bütün her şeyde Türklüğün özüne, geleneklerine inmemiz gerektiğini söylüyor. Tarih öncesine kadar uzanıp, geleneklerimizi gün yüzüne çıkarıp yaşatmamız gerekiyor.

Bunları söylerken bir bütünün ayrılmaz parçası olarak gördüğü islamın da araştırılmasını ve bizim islamiyeti ne zaman seçtiğimizi, ne yollarda, nasıl kabul ettiğimizi, kelamını, tasavvufun, fıkhın tarihlerini bilmemiz gerektiğine de vurgu yapmış. Yani Türk geleneklerini ve islami geleneklerimizi araştırıp, köklerine inmemizi ve Batı'ya değil kendi özümüze yaslanmamız gerektiğine vurgu yapmış.

İnsaniyetin, yalnız kültür zümreleri içinde kendini göstereceğine inanıyor.

Ziya Gökalp düşüncelerini aktarırken Durkheim' den de etkilenmiş olduğunu vermiş olduğu örneklerle gösteriyor.

Milliyet düşüncesinin henüz içimizde olmadığı zamanlarda "Türkler anlayışsız, Kürtler rezil" gibi söylemler vardı. Ve bu düşünce bizi rahatsız etmiyordu. Fakat son asırda milliyet duygusu büyük bir nüfuz kazandıktan sonra Türkün gayrı olan kavimler bu hakaretlere tahammül edememeye başladı.

Ziya Gökalp'e göre bir gayenin kuvvetlenmesi için iki hissin yardımına ihtiyaç vardır. Bunlardan birisi milli muhabbettir ki milli övünmelerle halk geleneklerinden doğar. İkincisi milli kindir ki herhangi bir monarşi ve despotluğa karşı öfke ve düşmanlık uyandırmakla hasıl olur.

Bazı kesimler Osmanlı kavimlerinin hepsinde milliyet duygusunu yerinde ve haklı gördükleri halde Türkleri istisna ediyorlardı. Sebebi ise Türklerin zaten kendilerine ait yurtta yaşamalarıymış. Yani Türkler kendi mevkiilerinde bulundukları için herhangi bir hak talebinde bulunamazlar. Ziya Gökalp buraya da bir açıklama getiriyor: "Osmanlı Devleti bir Türk devleti demiş olsalardı belki haklı olurlardı. Fakat bu devletin Osmanlı Devleti olduğu belli ve Türk Kanuni Esasisi ile idare edilmediği için Türklerin siyasi olarak diğer kavimlerden hiçbir farkı yoktur. O halde diğer kavimler gibi Türklerin de milli bir vicdana, milli teşkilata muhtaç olduğunu inkar etmemek lazım."

Türkçülüğü yanlış anlayanlar, Türkçülüğü İslamcılığa muhalefetle itham ettiler. Oysa Türkçülüğün gayesi çağdaş bir İslam Türklüğüdür.


Ziya Gökalp Türkçülüğü İslamiyetten ayırmamış ve " Türkçülerin millet mefkuresi Türklükse, ümmet mefkuresi de İslamlıktır" diyerek Türkçülerin ayrıca bir ümmet programları olması gerektiğini söylemiş ve bunu beş madde ile sıralamış.

"Türkçülüğün gayesi bir Türk kültürü yaratmaktır. Türk Almanlaştıkça, Fransızlaştıkça, Ruslaştıkça parçalanır, fakat Türkleştikçe kuvvetlenir." O sebepten Ziya Gökalp İstanbul dilinin milli dil olmasını savunuyor.


Dilimizin önemine de sürekli değinen Ziya Gökalp: "Tanzimat ruhu, Meşruiyetle halka kullanmaya hazırlamadığı bir hakimiyeti verdiği halde pekala kullandığı lisanı vermiyordu." diyerek dile vurgu yapmıştır.

Kitap dolu dolu ama içindeki yabancı olduğum kelimelerden ötürü hemen bitiremedim.
Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Daha fazla uzatmadan" Kitapla kalın" diyorum ve iyi okumalar diliyorum :)
88 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Türkleşmek ve İslamlaşmak birbirinden ayrılmadığı sürece Muasır seviyelere ulaşmak zor olmayacaktır. Bize bu yolu gösteren ve uygulayan Mehmet Ziya Gökalp'e Allah'tan rahmet diliyorum.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
"Milletini tanı, ümmetini tanı,medeniyetini tanı."
Derslerime yardımcı olması için okudum iyi ki de okumuşum.Rahmetle anıyorum Ziya Gökalp'i.Türkiyede ilk sosyoloji akımını başlatan insan.Fikir adamı.
88 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Sevgili kardeşim Türkiye Cumhuriyetinin ve Mustafa Kemal Atatürk'ün hangi fikirlerle beslendiğini anlamak için bu eseri mutlak okumalısın. Yazınsal olarak zaman zaman kavramları ve cümleleri anlayamayabilirsiniz ama özü itibariyle de kavrayabileceğinizden eminim. Doğru işler yapıldıktan sonra Türklüğün İslamın ve Çağdaşlığın nasıl birbiriyle bağlantılı olduğunu kavramış olacağız bu eser sayesinde.
88 syf.
·Beğendi·10/10
Ötüken yayınlarının baskısını okudum.Kelimelerin anlamlarının parantez içerisinde verilip kitabın orijinalliğinin bozulmaması çok hoş.İçeriğe gelirsek fikir yapınızı geliştirmeniz de çok katkı sağlayabilecek bir kitap.Önemli yerlerin altını çiziyordum ki bir bakmışım bütün kitabı çizmişim.Okuyun!Karşıt görüşlü olsanız da okuyun!Bir de Türkçülüğe Gökalp 'in çerçevesinden bakın!
88 syf.
·Puan vermedi
Ziya Gökalp, bu eserinde Osmanlı'nın son döneminde ortaya çıkan üç siyasi akımı ele alıyor.

Kitaba da ismini veren bu üç akım: Türkçülük, Islamcılık ve Batıcılık.

Ziya Gökalp, görüşlerinin temeline Türkçülüğü alıp, Islam ve Batı medeniyeti kavramlarını Türkçülük akımının gelişmesinde destekleyici fikirler olarak düşünüyor.
Kendi ifafesiyle; "Muasır bir İslâm Türklüğü"

Türkçülüğün tatbikinde, lisan, milli kültür, an'ane ve tarih gibi mefhumların önemini belirtip, bunların uygulanması hakkında kendi fikirleri aktarıyor.

Batıcılık fikrinden bahsederken, Batının giyim tarzı ve yaşam biçimini değil, ilim, fen, teknoloji gibi, bir milletin ilerlemesine katkı sağlayacak noktaların benimsenmesi gerektiğini ifade ediyor.

İslamcılık ise yine Türkçülüğü destekleyecek ve onun tesis edilişinde katkı sağlayacak, yardımcı bir akım olarak kabul ediliyor.

Özetle Ziya Gökalp'in çizildiği profil; Çağdaş bir Müslüman Türk modelidir...

Türkçülük akımının babası kabul edilen Ziya Gökalp Beğ'in bu eseri oldukça kıymetli, Türkçü kesimin olmazsa olmazı.
Bu eserle birlikte Yusuf Akçura'nın Üç tarz-ı siyaset isimli kitabının okunması, karşılaştırmalı bir okuma yapmak isteyenler için çok faydalı olacaktır.
88 syf.
·10/10
Ziya Gökalp'in bu önemli eseri 11 ayrı makalesinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Bu yüzden kitabı sıra dahilinde okumadım. Ziya Gökalp kendi döneminde etkin olan üç akım olan Türkçülük, İslamcılık ve Batıcılık akımları hakkında görüşlerini bize aktarıyor. Bu üç akımdan elbette Türkçülük akımının temsilcisi olan Gökalp diğer iki akımı da Türkçülük potasında birleştirme amacı taşıyor. Benim özellikle değinmek istediğim nokta ise Ziya Gökalp'in lisan konusundaki düşünceleridir. Lisan ona göre bir milleti oluşturan en önemli unsurdur ve bir milletin bağımsızlığı ancak lisanının bağımsızlığı ile mümkündür. Bu, lisanı başka lisanların boyunduruğundan kurtarmak ile gerçekleşebilir. Türkçe, yüzyıllar içinde Arapça ve Farsça'nın etkisi altında kalarak birçok yabancı kelimenin yanında kendi gramer yapısına aykırı olan birtakım terkipleri de bu dillerden ithal etmiştir. Ziya Gökalp'e göre dilin bağımsızlığı Türkçe'nin bu yabancı unsurlardan kurtulması ile gercekleşebilir. Ama Gökalp asla bir toptancılığa ya da dilde ırkçılığa düşmez. Arap ve Fars medeniyetlerinden aldığımız terimlere ve artık her ne kadar yabancı kökenli olsalar da yüzlerce yıl içinde Türkçeleşmiş sözcüklere dokunulmamasını ister. Çünkü bu durumda Türkçe inanılmaz bir kavram fakirliğine ve anlam karmaşasına sürüklenecektir. Ne yazık ki bu iki durum onun isteği hilafına gerçekleşmiştir. Ortak terimler yapay Türkçe sözcüklerle değiştirilmiş, Türkçeleşmiş sözcüklerin yerine hiç gereği yokken yine yapay Türkçe sözcükler konulmaya çalışılmıştır. Bunun sonucunda ise daha 30 yıl önce ve anlaşılabilir bir Türkçe ile yazılmış eserler bile okunamaz hale gelmiştir. Bu olumsuz durumun etkileri bugün de sürmektedir. Bir felsefe ya da dilbilim kitabı okumak istediğinizde bu bilimlere ait yapay bir Türkçe ile olusturulmus bir jargon ile karşılaşırsınız. Bu okumak istediğiniz eseri anlayabilmenizi engelleyen büyük bir sorun olarak karşınıza çıkar. Atatürk döneminde belki millileşme ve batılılaşma adına başlanılan bu dilde sadeleşme akımı bir noktadan sonra çığrından çıkmaya başlamıştır. Bunu farkeden Atatürk, tüm dillerin Türkçeden ortaya çıktığı gibi bilimsel açıdan zayıf bir görüşü savunan güneş-dil teorisiyle yabancı sözcük düşmanlığını da sonlandıracak bir adım atmıştır. Ama bu teorinin zayıflığı bu adımı etkisiz kılmış, dilde sadeleşme Atatürk'ün ölümünden sonra tüm hızıyla devam etmiş ve etkisini günümüze kadar sürdürmüştür. Ziya Gökalp'in bu kitaptaki dil konusundaki görüşleri dikkate alınsaydı Türkçemizin durumu şu an bambaşka olabilirdi.
109 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Uzun zaman sonra okuduğum en lezzetli kitap..tüm kitap çok açık bir dille yazılmış ve her şey çok mantıklı..içeride,bazı kavramların aslında ne anlama geldiklerini okuyacaksınız..bilhassa tavsiye ediyorum.
R.K
R.K Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak'ı inceledi.
88 syf.
20. yüzyıldan itibaren devam eden karışıklığa en objektif şekilde yaklaşan Ziya Gökalp,Türkleşmek İslamlaşmak ve Muasırlaşmak kitabında hangi doğrultuda hareket etmemizi bildiriyor.Türkçülüğün,İslam'ı ve muasırlığı içerisinde barındıran ve bu iki mefküreyi birbirinden ayırmadan gerçek anlamda Türk olunabileceğini anlatıyor.
Ayrıca hedef olan Turan için de tüm Türklerin aynı hars ile yoğrulup,dünya medeniyetini teşkil etmelerini savunuyor.Aynı hars ile yoğrulabilmenin de en büyük çaresi olarak da tüm Türk boylarının arı bir Türkçe ile konuşmalarını ön görüyor...
120 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ziya Gökalp şüphesiz ülkenin kuruluş dönemine ışık tutan büyük fikir babasıdır. Osmanlıcılık fikrinin tutamayacağını görmüş ve dönemin yayılmış milliyetçilik akımına karşı ortaya bir Türk-İslam sentezi koymaya gayret göstermiştir. Elbette milliyetçilik 89 devriminden sonra gelişiyor. Ancak Osmanlı egemen sisteminin, özellikle ıslahat ve Tanzimat fermanlarıyla sağlamaya çalıştığı birleştirici, bütünleştirici Osmanlıcılık fikrinin etkisinin fazla olamaması belki de fikirlerinin oluşmasında en temel etken oluyor. Bunun sonucunda ortaya koymaya çalıştığı Türk-İslam ülküsünü temellendirirken bunu muasır medeniyetle harmanlamaya çalışıyor. Peki muasır medeniyet nasıl oluşur? Ona göre; ilim olarak doğunun önüne geçen batı medeniyetinin tekniğini alarak. Sonuç olarak ortaya koymaya çalıştığı ise Türk-İslam çatısı altında batı medeniyetiyle harmanlanmış bir devlet ülküsü.
Biz okuyucuya ise günümüz Türkiyesini hesaba katarak şunu sormak kalıyor; Türk-İslam düşüncesinin şekillenmesinde doğunun geleneğini, Batı'nın ilmini almak ne derece doğrudur? Bunların hepsi bir arada harmanlanabilir midir? Batı geleneklerinden soyutlanmış bir batı ilmi tam olarak etkili olabilir mi? Bunun yanıtını yine okuyucu kendisi vermeye çalışacak. Ziya Gökalp ortaya koyduklarıyla Atatürk'ün de fikirlerinin şekillenmesinde şüphesiz etkili olmuştur. Cumhuriyet döneminin temelinde yatan düşünce sisteminin köklerini Gökalp anlamamıza yardımcı oluyor.
Son olarak; Türk devriminin fikir temellerini anlamak için okunması gereken eser.
Milliyet hissinin hakim olduğu bir memleketi, ancak milliyet zevkini nefesinde duyanlar idare edebilirler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak
Baskı tarihi:
13 Mart 2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059657129
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Kitap
Düşünce ve sanat yaşamımızda Türkçülük akımını ve Milli Edebiyat dönemini başlatan yazarımız Ziya Gökalp' tır.



Ziya Gökalp eserlerinde öne sürdüğü görüşlerini, yalın bir konuşma diliyle ve herkesin anlayacağı şekilde kullanmaya özen göstermiştir.



Yaşama Dair

Sevgi Kokan

Sıcacık Kitaplar

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 734 okur

  • Medine Şahin
  • ◦•✿ mσr mürєkkєp ✿•◦
  • Zehra Betül Durmuş
  • Fatmanur Yanıç
  • Aren Ercan
  • Kubkub
  • Adem topcu
  • Baran Çınar
  • M. Ali Ceylan
  • Ayşen Buse Baykan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.1 (2)
9
%1.1 (2)
8
%0
7
%1.7 (3)
6
%1.1 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0