Tutkular ve Çıkarlar (Kapitalizm Zaferini İlan Etmeden Önce Nasıl Savunuluyordu?)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.316
Gösterim
Adı:
Tutkular ve Çıkarlar
Alt başlık:
Kapitalizm Zaferini İlan Etmeden Önce Nasıl Savunuluyordu?
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426480
Orijinal adı:
The Passions And The Interests
Çeviri:
Barış Cezar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Siyasal iktisadın tanınmış isimlerinden Albert O. Hirschman kapitalizmin şekillenmekte olduğu on yedinci ve on sekizinci yüzyıllardaki düşünsel havayı inceleyerek, çok uzun süre günah sayılan maddi çıkar peşinde koşmanın nasıl olup da hayatın merkezine oturduğu sorusuna cevap arıyor. Kapitalizmin yükselişine farklı bir yorum getiren yazar, Marksist ve Weberci düşüncenin ortak paydası olan kopuş fikrine değil, eski ile yeni arasındaki sürekliliğe vurgu yapıyor. Montesquieu, James Steuart, John Millar, Adam Smith gibi düşünürlerin görüşlerini inceleyen Hirschman, yaşanan uzun süreli ideolojik değişimi içsel bir süreç olarak tanımlıyor ve uzun bir tarihsel dönem boyunca birbirine karşıt tanımlanmış tutku ve çıkarların, Adam Smith tarafından bir tutulmasıyla birlikte koskoca bir düşünce zincirinin hafızalardan silindiğine işaret ediyor. Bir yandan, kapitalizmin "eksiksiz insan kişiliğinin" gelişmesine engel olduğu yolundaki eleştirileri ele alırken, on dokuzuncu yüzyıl öncesinde kapitalizmin zaten hükümdarların ve diğer soyluların tutkularını bastırma ve "daha az yönlü, öngörülemezliği azalmış, tek boyutlu bir insan kişiliği" yaratma amacıyla savunulduğuna dikkat çekiyor. Öte yandan, Keynes gibi "bırakınız yapsınlar" ideolojisi savunucularının savlarının da kapitalizmin gerici yüzünü göstermesinden önce hakim olan "herkesin kendi çıkarının peşinden koşması iyi bir düzen sağlayacaktır" fikrinin bir tekrarından ibaret olduğunun altını çiziyor. Düşünce tarihinin bu kitapta ele alınan bölümü hakkında bilgi edinmek, kapitalizm üzerine yapılacak çalışmalara ciddi ölçüde katkı sağlayacaktır.
(Tanıtım Yazısından)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Felsefe insanı olması gerektiği biçimiyle ele aldığı için yalnızca Platon’un Devlet’inde yaşamak ve Roma’nın ayaktakımından uzak durmak isteyenlerin işine yarar. Yasama ise insanı olduğu gibi ele alır ve ondan toplum adına yararlanmaya çalışır.
İnsanların doğaları tutkular tarafından harekete geçirilme derecelerine göre birbirinden farklılık gösterir ve insan tutkular tarafından harekete geçirildiği oranda değişken ve tutarsızdır.
Albert O. Hirschman
Sayfa 66 - Metis Yayınları
Erdemlerle günahların insan ruhunu savaş meydanı olarak kullanarak çarpışmaları teması ortaçağ tasvirlerinde sıkça işlenmişti. Belki de bir paradoks olarak, daha gerçekçi olan sonraki bir çağda değişik bir savaş düşüncesinin, bir tutkuyu başka bir tutkuyla çarpıştırarak tıpkı yukarıda söz edilen savaş gibi insana yararlı etkilere yol açacak bir savaş düşüncesinin doğmasına imkân tanıyan bu geleneksel düşünce olmuştur.
Bir devlet sanayi ile geçinmeye başlayınca hükümdarın gücünün yarattığı korku etkisini kaybeder. Yönetim mekanizması çok daha karmaşık hale gelir ve ... kendisini içinde bulunduğu siyasal iktisat kuralları tarafından o kadar eli kolu bağlanmış durumda bulur ki o kuralları her çiğneyişinde başına yeni belalar açılır.
Duyguların nasıl alevlendiğini ve nasıl parladığını; nasıl durulup nasıl dizginlendiğini... nasıl kendilerini ortaya koyduklarını, nasıl işlediklerini, nasıl farklılıklar gösterdiklerini, nasıl güçlenip toparlandıklarını, nasıl iç içe geçtiklerini, nasıl birbirleriyle çatıştıklarını ve diğer benzer özelliklerini büyük bir canlılıkla resmetmişlerdir; bu özelliklerin en sonuncusunun ahlaki ve toplumsal konularda çok özel bir işlevi vardır (nasıl bir duyguyu başka bir duyguya karşı kullanarak birini bir diğeri ile yönetebiliriz diye soruyorum): Tıpkı bir hayvanı avlamak için başka bir hayvanı kullandığımız gibi veya bir kuşu başka bir kuşu saldırtarak uçurduğumuz gibi... İşte devlet yönetiminde bazen bir hizibi başka bir hiziple engellemek nasıl gerçekleşiyorsa, içimizdeki yönetim için de öyle gerekir.
Albert O. Hirschman
Sayfa 42 - Metis Yayınları
"[Toplum,] saldırganlık, açgözlülük ve ihtirastan, insanı yoldan çıkaran bu üç günahtan ulusal savunma, ticaret ve siyaseti üretir; devletlerin güç, zenginlik ve bilgelik edinmesini sağlar; insanı dünya yüzünden silebilecek bu üç büyük günahtan halkın mutluluğu yaratılmış olur. Bu ilke takdiri ilahinin de kanıtıdır: Akıllıca yasaları sayesinde, yalnızca kendi tatminine yönelmiş insanların tutkuları insanların toplumda bir arada yaşamasına olanak sağlayan bir toplumsal düzene dönüşür."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tutkular ve Çıkarlar
Alt başlık:
Kapitalizm Zaferini İlan Etmeden Önce Nasıl Savunuluyordu?
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426480
Orijinal adı:
The Passions And The Interests
Çeviri:
Barış Cezar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Siyasal iktisadın tanınmış isimlerinden Albert O. Hirschman kapitalizmin şekillenmekte olduğu on yedinci ve on sekizinci yüzyıllardaki düşünsel havayı inceleyerek, çok uzun süre günah sayılan maddi çıkar peşinde koşmanın nasıl olup da hayatın merkezine oturduğu sorusuna cevap arıyor. Kapitalizmin yükselişine farklı bir yorum getiren yazar, Marksist ve Weberci düşüncenin ortak paydası olan kopuş fikrine değil, eski ile yeni arasındaki sürekliliğe vurgu yapıyor. Montesquieu, James Steuart, John Millar, Adam Smith gibi düşünürlerin görüşlerini inceleyen Hirschman, yaşanan uzun süreli ideolojik değişimi içsel bir süreç olarak tanımlıyor ve uzun bir tarihsel dönem boyunca birbirine karşıt tanımlanmış tutku ve çıkarların, Adam Smith tarafından bir tutulmasıyla birlikte koskoca bir düşünce zincirinin hafızalardan silindiğine işaret ediyor. Bir yandan, kapitalizmin "eksiksiz insan kişiliğinin" gelişmesine engel olduğu yolundaki eleştirileri ele alırken, on dokuzuncu yüzyıl öncesinde kapitalizmin zaten hükümdarların ve diğer soyluların tutkularını bastırma ve "daha az yönlü, öngörülemezliği azalmış, tek boyutlu bir insan kişiliği" yaratma amacıyla savunulduğuna dikkat çekiyor. Öte yandan, Keynes gibi "bırakınız yapsınlar" ideolojisi savunucularının savlarının da kapitalizmin gerici yüzünü göstermesinden önce hakim olan "herkesin kendi çıkarının peşinden koşması iyi bir düzen sağlayacaktır" fikrinin bir tekrarından ibaret olduğunun altını çiziyor. Düşünce tarihinin bu kitapta ele alınan bölümü hakkında bilgi edinmek, kapitalizm üzerine yapılacak çalışmalara ciddi ölçüde katkı sağlayacaktır.
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • ismail
  • Deniz
  • Erol
  • Maya
  • Selim
  • numqvis me seqvitur
  • Ö২lεო
  • Z.
  • Cezmi Ş.
  • Alican Kılıç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (2)
8
%50 (3)
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0