Tutuklunun Günlüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.482
Gösterim
Adı:
Tutuklunun Günlüğü
Baskı tarihi:
Kasım 1973
Sayfa sayısı:
122
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Baskılar:
Tutuklunun Günlüğü
Tutuklunun Günlüğü
Tutuklunun Günlüğü
184 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
" Her yeni aşk, her yeni hüzün, her yeni bahar, her yeni heyecanda canlanır içimizdeki Attila İlhan; o bizim şair tarafımızdır..."

Yazıldığı dönemin, isyanı ve sesi olmuştur bu kitabın içindeki şiirler...
184 syf.
Şiir her zaman en sevdiğim edebi tür olmuştur. İnsanı rahatlatan bir yapısı olduğunu düşünüyorum.. Attila İlhan da tartışmasız Türk şiirinin en kaliteli isimlerinden biridir. Ve bu usta şairin şiirlerini okumak da bana hep keyif vermiştir. "Ben Sana Mecburum" diyerek aşkını en güzel şekilde anlatan şairden biri olmuştur.
Bu kitaptaki şiirlerin hepsinin İzmir'de yazılmış olduğunu kitabın sonlarında şairin yazdığı notlar kısmından öğrendim. Ve bu bilgi kesinlikle beni çok mutlu etti bir İzmir aşığı olarak.
Şair bu kitapta, klasik Türk şiirinin sesini, havasını yeni, çağdaş ve toplumsal bir içerikle doldurarak yeniden kurmuş. Bir kısmı şarkı olmuş, zaten müziği içinde saklı bir sesi olan şiirler, notalarla kolayca sarmaş dolaş oluvermiş. Her birine bunalım, acılar, dehşet sızmış; simgesel, derin mi derin şiirler... Ve bazı şiirlerin içeriği de yapısı da metropolü, acımasız çarkları, yabancılaşmayı bir teleks hızıyla anlatıyor...
Keyifli okumalar...
184 syf.
Islak bir akşamdı bulutlandım
İçimde afişler çiziliyordu
Tramvay durağında tutuklandım
Radyo haberlerini veriyordu
...
Yağmura soğuğa dayanıklıyımdır
Ne çıkar uykusuz da kalırım
Bunlar beni söyletemezler!
Daha gecelerce dayanırım.

Üniversite 1. Sınıfta mıydım 2. Sınıfta mı tam hatırlamıyorum. Gönüllerde Birlik Vakfı üyesi bir abinin sesinden dinledim bu şiiri ve vuruldum. Ideolojik olarak keskinleşiyordum ve soğuğu ile ayazı ile tramvayı ile ünlü şehrimde tek başıma yürürken tramvay hatlarından geçerken ezberimden okurdum bu şiiri.
Yağmura soğuğa dayanıklıyımdır! Derken dişlerimi sıkar, şiiri içimde yaşardım.
Kaptan ben lisedeyken vefat etmişti şiirleri ile üniversitede tanıştım, onunki gibi fırtınalı bir hayatım olsun isterdim ama tek düze oldu.
Her şiirini sevmiyorum kaptanın ancak bazıları yasadiklarimla bağdaştırdığim için mi bilmem içimde çok yer ediyor. Var olasın kitaplarınla şiirlerinle kaptan...
176 syf.
·14 günde·9/10
"tutuklunun günlüğü'ndeki şiirler, izmir şiirleridir.hepsi izmir'de yazılmışlardır. öyle sanıyorum ki şiir kitaplarımın içinde bütün şiirleri aynı şehirde yazılmış tek kitap tutuklunun günlüğü'dür."

diyor şair kitabın sonundaki "meraklısı için notlar" bölümünde.

Aynı bölümde bahsettiğine göre bu kitapta yer alan şiirleri yazmasındaki temel gaye "klasik türk şiirinin havasını yeni ve toplumsal bir içerikle bağdaştırarak verebilmek!" ve bu kitaptaki şiirleri bu denemelerin bir bütünü.

Kitap 12 Mart sonrası dönemin atmosferi içerisinde yazılmış ve bu atmosfer kitabın tümünde kendisini hissettiriyor.

"Teleks" adlı ilk bölümde şair ajans haberlerinden esinlendiği bir biçim kullanarak şiirlerini aktarmaya çalışmış. "Okur bu bölümü okurken bir yandan gazete okuru niteliklerini, bir yandan şiir okuru niteliklerini kullanmak zorunda kalacaktır" diyor. Kitabın giriş kısmının biçimsel ve içerik yönünden böyle alışık olunmayan bir tarzda olmasının kitaba giriş yapabilmede okuyucu zorladığı söylenebilir ancak alıştıktan sonra ve içerisine girdikten sonra bu zorluk ortadan kalkıyor.

-Bir ara not olarak belirtmeli ki kitabın son kısmındaki "meraklısı için notlar" ve "meraklısı için ekler" kitabı bitirdikten sonra değil kitaba başlamadan önce okunmaya başlanıp şiirlerle eş zamanlı olarak okunursa hem şiirlerin yazıldığı atmosfer ve yazılış sebepleri hem de yazılmalarının ardındaki edebi kaygıları anlaşılacağından kitabı okurken alınacak edebi keyif ve verim daha da artacaktır.-

Kitaptaki ikinci bölüm "bulut günleridir" bölümü. Bu bölüm şairin belirttiğine göre tamamen 12 Mart sonrası dönemin bir yansıması.

Üçüncü bölüm "zincirleme rubailer" bölümü. Bu bölümde tam da şairin bahsettiği "klasik türk şiirinin havasını toplumsal bir içerikle bağdaştırarak verebilmek" niyetini hissedebiliyoruz.

Dördüncü bölüm "incesaz". Şairin bahsettiğine göre bu bölümü yazmasında en büyük etken küçüklüğünde annesinin kendisine aşıladığı "Nedim" sevgisi ve ondan etkilenişi. İkinci sebep ise "55/60 arası Türk musikisini yeniden keşfedişi". Bu bölümde "mahur", "sultan-ı yegah" gibi bestelenmiş ve büyük kitlelere ulaşmış şiirler de mevcut.

Son bölüm ve kitaba ismini veren "tutuklunun günlüğü"nde şair 40 yılları içerisinde toplumcu kuşağının çektiklerinden bahsetmiş. 12 Mart sonrası dönemde bunları anlatması acı bir tesadüf ki kendisi de bunu şöyle belirtiyor: "tarihin şu garip tesadüfüne bakın ki, bu şiirlerin yazıldığı ve bir kısmının yayımlandığı sıralarda türkiye yeniden 40 karanlığına benzer bir karanlığa giriyor. ozan da bu yeni karanlığın acı şarkılarını söyleyebilmek için otuz yıl önceki alışkanlıklarına dönmek zorunda kalıyordu."

Kitabın en sonundaki şairin şiirlerin yazılış atmosferi ve arkalarındaki edebi kaygıları açıkladığı "meraklısı için notlar" bölümünden sonra bir de "meraklısı için ekler" bölümü yer alıyor. Bu kısımda ise şairin yazdığı bazı yazılar ve şairle yapılmış bir röportaj yer alıyor. Bu yazı ve röportajda şair özellikle Türk şiirine bakışını ve Türk şiirinde kendi açısından sorunlu gördüğü noktalara parmak basıyor. Attila İlhan'a aşina olanların tahmin edebileceği üzere bu sorunlu noktaları şairin deyimiyle; 'kopyacı', 'öykünmeci', 'telifçi' Garip Hareketi", "Türk şiir tarihinde hiç görülmemiş bir yozlaşma dönemi demek olan İkinci Yeni", "İkinci Yeni soytarılığı" şeklinde "ulusal olmayan", "tamamıyla yabancı" gördüğü Garip ve İkinci Yeni hareketlerinden bahisle açıklamaya çalışıyor.

Attila İlhan kuşkusuz en büyük şairlerimizden. "Tutuklunun Günlüğü" de hem biçimsel olarak hem edebi gaye olarak şairin kendi bahsettiği üzre de şiir kitapları içerisinde farklı bir yerde ve mutlaka okunması gerek diye düşünüyorum. Kitap ayrıca "1974 TDK Şiir Ödülü"nü almış. İncelemeyi kitabın "gergin" atmosferini anlatan şu dizelerle bitirmek sanırım en doğrusu olur:

"dövülmek kanlıdır
dövülmekten de kanlı dövülmek korkusu"
184 syf.
·2 günde·8/10
Attila İlhan'dan okuduğum 4. şiir kitabı oldu kendisi. Yazarın dili tabiki de çok güzel. Kitap kısa ve sonunda şiirlerin nasıl oluştuğunu anlatıyor. Şiirler kısa ve özlü. Okuduğum yayınevi ise Bilgi Yayınevi. Bu kitapta diğer kitaplarına nazaran farklı bölümlerden oluşmuşluk gözüme çarptı. Bölümler Tutuklunun Günlüğü bölümü, İncesaz, Teleks, Bulut Günleridir ve Zincirleme Rubailer olarak ayrılmış. En beğendiğim bölüm İncesaz bölümüydü. Bu bölümde alıntı yaptığım Sultan-ı Yegah şiiri ve bestesi ile okumak bambaşka bir tat verdi. https://www.youtube.com/watch?v=fPWYoOwzo1o Bölümler kendi içinde yine bölünmüş. Zincirleme Rubailer ve Tutuklunun Günlüğü bölümü de çok güzeldi. En beğendiğim Attila İlhan kitabı oldu; diğerlerine nazaran. Ayrıca kitap Türk Dil Kurumu Şiir ödüllü bir kitap. Tavsiye ederim. İyi okumalar...
184 syf.
·3 günde·8/10
Kitap 3 bölümden oluşuyor. 1. bölümde şiirleri, 2. bölümde hangi şiiri ne amaçla yazdığı ve duyguları, 3. bölümde ise Attila İLHAN’ın röportajları yer almaktadır. Yazar genellikle 12 Mart 1971 muhtırasında yaşanan sıkıntıları şiirlerine yansıtmıştır. Kitabın en vurucu kısmı tutuklunun günlüğü kısmında yer alan şiirlerdir. Hapishanede yaşanan işkenceler ve insanların bu işkenceler karşısında nasıl bir düşünce yapısı oluşturduğunu ortaya koymaya çalışmıştır.
184 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu eserde klasik Türk şiiri havasını,yeni ve toplumsal bir içerikle bağdaştırmasına tanık olacaksınız.Şiirlerinin sonunda meraklısı için notlar kısmında şair her şiiri için açıklamalarda bulunmuştur.Meraklısı için ekler kısmında ise birçok yönüyle şiir hakkındaki fikirlerine yer verilmiştir.Her satırında toplumcu sanatçı göreneğinin başarılı örneklerini bulacaksınız.Eserde doğa,toplum ve birey zengin imgeler yoluyla çok güzel bir şekilde harmanlanmıştır.Bence 12 Mart ve sonrası ancak bu kadar başarılı bir şekilde işlenebilirdi.
184 syf.
·5 günde
Şiir okumak evine çiçek almak gibi bakımı zor ama baktıkça için açılan ev çiçekleri misali.. Atilla İLHAN'ın dili çok güzel sade ve okuduğunda kelimeler ruhuna işliyormuş gibi... BU kitabında Atilla İlhan kitabın son bölümünde şiirleri nasıl ne şekilde hangi duygularla nasıl oluştuğunu anlatıyor. İyi okumalar
184 syf.
Mahûr syf.83 🤗
Bu kitabı Arka Sokaklar dizisinde Rıza Baba (Zafer Ergin) ceza evinden yazdığı mektupta bu şiiri yazmıştı. Orada aşık oldum kitaba ️
184 syf.
·Beğendi·8/10
''Bu kitaptaki şiirler İzmir şiirleridir, hepsi İzmir'de yazılmışlardır. Öyle sanıyorum ki, şiir kitaplarımın içinde bütün şiirleri aynı şehirde yazılmış tek kitap "Tutuklunun Günlüğü" dür'' diyor rahmetli. Daha çok siyasi şiirlerin mevcut olduğu bir şiir kitabı. Aşk sözleri beklentisiyle almayın derim. Bir tek okumadığım Bela Çiçeği kaldı. Ondan sonra külliyat tamam. Başka şiir kitabı kalmayınca da Kaptan' ın, içinde burukluk oluyor insanın. Neyse içinde en sevdiğim şiir tabi ki "Mahur" şiiridir benim için. Ahmet Kaya bestelemiş, bugüne kadar da yüzlerce kez dinlemişimdir. Attila İlhan hiç okumadıysanız bu kitapla başlamayın. Ben Sana Mecburum kitabını alınız derim. Saygılar bizden.
184 syf.
·2 günde·Puan vermedi
12 Mart sonrası karanlığın insanı burkan gerilimi içerisinde yazılmış şiirlerden oluşuyor. Dile getirilmemiş öfkeler, kahırlar, sıkıntılar. Şiirleri okurken her bir satırında isyancı ruhuyla karşılaşıyoruz Kaptan’ın. O dönemler yaşanmasaydı bu şiirler tabiki çıkmazdı ama keşke yaşanmasaymış diyorum.
184 syf.
·1 günde·9/10
Cumhuriyet'te veda yazısı
'Her şey için teşekkür ederim!'

Attilâ İlhan, 12.09.2005 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde, parantez açıp bir süreliğine okurundan izin istedi.
10.10. 2005 Pazartesi tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde ise İbrahim Yıldız, "Cumhuriyet'ten Okurlara" adlı köşesinde, İlhan'ın gazeteden ayrıldığının haberini verdi ve şöyle dedi:
"Yazarımız Attilâ İlhan, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bundan böyle Cumhuriyet'teki yazılarına son verdi. Cumhuriyet adına İlhan'a bugüne dek verdiği destekten dolayı teşekkür ediyoruz. Sağlıklı günler dileğimizle, Attilâ İlhan'ın ayrılık gerekçesini kendi satırlarıyla okurlarımızla paylaşalım:
"Bilmem söylemiş miydim, benim sicilimde bir enfarktüs sabıkası vardır; geçtiğimiz yayın döneminde, hekimlere bakarsan, aşırı çalışmadan, bazı arazı nüksetti, gazeteye mümkün mertebe aksettirmeden, iki defa 'yoğun bakım'da kızağa çekildim.
Yeni yayın dönemine başlamadan, görüşlerine başvurduğum dört farklı hekimin dördü de, üzerimdeki yükü hafifletmemin bir 'sağlık mecburiyeti' olduğunu belirtti; dediklerine göre, iki yayınevi, bir gazete ve bir televizyondaki yoğun çalışmayı kaldıramazmışım.
Cumhuriyet'teki yıllarım, meslek hayatımın en hareketli, en renkli, en bereketli yılları oldu. Her şey bilhassa tahammülünüz ve sabrınız için, hepinize teşekkür ederim."
An gelir Attilâ İlhan ölür (12/10/2005)

Kalp krizi Türkiye büyük edebiyat ustalarından birini kaybetti. Şairliğinin yanı sıra roman, deneme ve senaryolarıyla da tanınan, sanattan politikaya kadar geniş bir alanda ilginç tartışmalara yol açan Attilâ İlhan, önceki gün saat 22.15 sıralarında Kanlıca'daki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Tutuklu liseli Menemen'de 15 Haziran 1925'te doğan ünlü şair, ilk şiir kitabı 'Duvar'ı 1948'de yayımlamış, cezaevindeki Nâzım Hikmet dahil, dönemin ustalarından övgü almıştı. Attilâ İlhan, 16 yaşındayken Nâzım Hikmet şiirleri taşıdığı için tutuklanarak okuldan atılmıştı. Yarın defnediliyor Şiirleri kitlelerce benimsenen Attilâ İlhan yarın saat 10.00'da KanalTürk binası, saat 11.00'de de AKM Büyük Salon'daki törenlerle anılacak. Ünlü sanatçının naaşı, Teşvikiye Camii'nde öğle namazının ardından Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Ustalar üzgün: Bir dönem için idoldü Fazıl Hüsnü Dağlarca: Ölümü yazınımız için bir
yitiktir. Adalet Ağaoğlu: Attilâ İlhan büyük şairlerimizdendir. Çok üzgünüm. Hilmi Yavuz: Attilâ İlhan ilk gençlik yıllarımızın hem şair hem de entelektüel olarak tek idolü idi. Doğan Hızlan: İyi şair, enteresan romancı, sivri dilli polemikçi... Ataol Behramoğlu: Türk şiiri en büyük ustalarından birini kaybetti. Küçük İskender: Çeşitli dönemlerimde kendime hoca olarak kabul ettiğim beş şairden biriydi. Oktay Akbal: Çağdaş edebiyattan birkaç kalıcı isimden biridir. İlhan Berk: Hep bir fenomendi. Selim İleri: Attilâ İlhan, çağdaş Türk edebiyatında bütünüyle bir devir, bir dönem, bir fırtınaydı
"o varsa kırılır buzlu camları kışın
anlamı yoğunlaşır anlamsız bir yaşayışın
gerçi farkındayız adı belirsiz bir yanlışın
acaba ben çok mu esmerim o çok mu sarışın

yansımaz oldu aydınlığı yüzüme haftalardır
yazdıklarında bile gizli bir uzaklık vardır
eylem bir dağıldı mı bütün boğazlar daralır
ben başka bir erkek olurum o başka bir kadın"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tutuklunun Günlüğü
Baskı tarihi:
Kasım 1973
Sayfa sayısı:
122
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Baskılar:
Tutuklunun Günlüğü
Tutuklunun Günlüğü
Tutuklunun Günlüğü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0