Kitap
Tutunamayanlar

Tutunamayanlar

Bütün Eserleri 1

OKUYACAKLARIMA EKLE
9.0
11,2bin Kişi
35,6bin
Okunma
16,7bin
Beğeni
500bin
Gösterim
724 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 20 sa. 31 dk.
Adı
Tutunamayanlar (Bütün Eserleri 1)
Basım
Türkçe · Türkiye · İletişim Yayınları · Kasım 2020 · Karton kapak · 9789754700114
Diğer baskılar
Tutunamayanlar
Tutunamayanlar
Tutunamayanlar
Tutunamayanlar
Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar'ı Berna Moran, " hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler. Moran'a göre "Oğuz Atay'ın mizah gücü, duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, yapıttaki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır." Küçük burjuva dünyasını zekice alaya alan Atay "saldırısını, tutunanların anlamayacağı, red edeceği türden bir romanla yapar." Tutunamayanlar, 1970 TRT Roman Ödülü'nü kazanmıştı.
5 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺42,1

Puan ve İncelemeler

9.0
10 üzerinden
11,2bin Puan · 2003 İnceleme
Osmann
Tutunamayanlar'ı inceledi.
724 syf.
·
21 günde
·
Puan vermedi
Selim tutunamadı! Hayata değil, insanlara tutunamadı! Topluma, kurallara tutunmaya, Ellerinden tutulmaya ihtiyacı vardı. Kimse anlamadı... ∆∆∆∆∆∆∆∆∆ Biyografik bir dille yazılmış şaheserin bu kadar çok okunmasının, bu kadar çok yarıda bırakılmasının, bu kadar çok beğenilmesinin, bu kadar çok eleştirilmesinin ve bu kadar çok bu kadar çok.. hepsinin nedeni yazarın kitapta yeni bir bölüm hatta yeni bir sayfa yazarken önceden yazdığı sayfayı adeta unuturmuşcasına yeni duygulara, yeni olaylara başlıyormuş hissi vermesidir. Bu nedenle kitap hem çok çekici hem çok korkutucu görünür. İnsanlar bu kitabın içine girmeden, kitabın bir parçası olmadan bakınca ölen arkadaşı Selim'in arkasından düşüncelerini, duygularını, özlemlerini..vb. durumları anlatan turgutun hikayesi için gerçekten yedi yüz küsür sayfa gerekli miydi diye düşünür ama gelin görün ki kitabı bitirmeye yakın olan şanslı kesim bu kitabın bitmemesi gerektiğini ve daha anlatılması gereken çok fazla şeyin olduğunu düşünür. Hani bazı kitaplar vardır okunması insanı zorlar ama bitirince insan iyiki okumuşum buna fazlasıyla değdi der işte bu kitapların en başında gelen kitaptır TUTUNAMAYANLAR. Bazı insanlar yaşar, bazıları ise yaşamayı beceremez. Yaşayan insanları anca taklit eder. Bu insanlarda Selim gibi anca yirmi beş yaşına kadar yaşar. Selim herkesin hayatına dokunmuştu, her anlatan farklı anlattı onu, belki de birilerine, birşeye tutunmak için herkese farklı anlatırdı kendini. Tutunabilmek için! Kitabın sonlarına doğru kitap beni o kadar içine çekmiştiki, Selim'in 2-3 gün arayla yazdığı günlük kısmında aradaki yazılmayan günlerde olan olayları merak etmeye bile başlamıştım. :)
Tutunamayanlar
9.0/10
· 35,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
371
Homeless
Tutunamayanlar'ı inceledi.
724 syf.
Selam arkadaşlar, gelirleriyle ve giderleriyle tüm insanlığa faydamın dokunduğu youtube linkini aşağı bırak... yok yok öyle bir derdim, merak etmeyin. Bu yalnızca kamusal bir incelemedir, dileyen okur, dileyen okumaz. Sizi birer araç olarak görmüyorum, birbirimize katacağımız çok şey var. Hepimizin içinde bir nebze de olsa kendini bulabildiği ''meşhur'' Tutunamayanlar'ı okuyalı baya oldu. O vakitten beri hakkında birçok inceleme, araştırma yazısı gördüm ancak değinilenler değinilmeyenlere hakaret ediyor adeta. Oğuz Atay bu kitabı bir yarışma için derlemiş olabilir evet fakat yazarımızın dillere destan bir dileği vardı hepimizden: ANLAŞILMAK... Birçok yazarda vardır bu. Bestseller olmak, çok okunmak, dillere düşmek hem ekonomik hem de ego açısından önemli. Her kesimde olmasa çoğunun öz amacı anlaşılmak. Kutsal kitapların bile amacı budur, değil mi? :) Tutunamayanlar barındırdığı teknikler, başvurulan edebi akımlar, kitaplar, yazarlar olarak bütünsel olarak ele alınamaz. Bu hem yazara hem de 724 sayfaya ihanettir! Bir yerden başlamak gerekirse bu kitap bir deneydir. Hızlıca postmodern kalıbına sığdırmadan ne demek istediğimi izah edeyim: Türk edebiyatında bir çığır gerçekleştirmiştir! Bilinç akışı tekniği mi yalnızca bu çığırın hammaddesi, elbette hayır. Yusuf Atılgan Oğuz Atay'dan önce bunun başarılı bir örneğini zaten vücuda getirmişti. O halde; nedir bu eserin Türk edebiyatı için ilk ya da özel kılan? 70 sayfalık bir noktalama işareti olmayan bir kısım var. Bunun örneğini James Joyce'un Ulysses'inde görmüştük, o zamanlara gidince Ulysses'in okunma oranına bir bakarsak okuyucu için çıkılmamış bir yolculuk değeri taşıyor. Evet yanlış duymadınız Ulysses'in Türk okuyucusu arasındaki ''tanınırlığının evveliyatı'' öyle çok da öncelere dayanmaz. Bu açıdan bakınca o 70 sayfalık bölüm 70'li yıllarda bu eseri okuyan için tam bir sürprizdir. Atay, ''taklitler aslını yaşatır''cıdan çok bilinen bir eserin ışığında yürüyen biridir. Derdi kopya değil esindir. Neredeyse tüm yazar ve şairler Mitoloji'den beslenmiştir ve beslenmektedir. O halde Oğuz Atay için ''ithal edip kendi harmanında yoğuran yazar'' dersek kesin bir yargı oluşturmuş oluruz. O kadar çok yazarın soluğu hissedilir ki bu eserde, okur için bir şanstır ayrıca. Eco, Schopenhauer gibi dünyaca bilinen araştırmacı - yazarlar da kendi fikirlerini kabul görmüş yazarların (düşünürlerin) ocağından çıkarıp tartışır, ele alır. Bununla alakalı şimdiye dek hiçbir eleştiri okuduğumu hatırlamıyorum. Kimse sonsuz bir tecrübe ve yaşam olanağına sahip değildir. Hindistan'ı gidip Hindistan'da göremezsiniz ama orada yaşamış yazarlardan okuyarak fikir sahibi olabilirsiniz. Oğuz Atay için Eco ve Schopen örnekleri biraz uç örnekler aslında. Çünkü Oğuz Atay her ne kadar tekniklerine ve yazım şekillerine göre yazarlardan faydalanmışsa da bunu açık açık dile getirmez. Shakespeare dile gelir örneğin ancak Osric - Olric benzerliğinden bahsetmez efendimiz. 70 sayfalık noktalamasız (tali yol) için de James Joyce'u dilegetirmekteolangillerdenolmaz. Turgut, Selim'in ölümünü araştırırken Selim'in birçok arkadaşı ile karşılaşır ve hepsi Atay'ın hayal dünyasındaki konuştuğu yazar ve şairlerdir. (bana kalırsa) Turgut'un her girdiği yol okuyucu için de yeni bir yoldur. Hayal dünyasının sınırsızlığı içinde tam kitabın içindeki dile ısınırken meşakkatli bir yolla karşılaşır, boşluk içindeki boşluk büyür doğal bir sonuç ile Türk Edebiyatı'nın en çok yarım bırakılan kitabı sıfatını alır. Sorun yok. Atay yaşasa ve bunları görse bunları hiç sorun etmezdi. Birini kolayca anlıyorsanız ya size içini açmıyordur ya da derinliği yok demektir. Dostoyevski'nin meşhur İnsancıklar'ı, Franz Kafka'nın bitmeyen (yayınlanmasına razı olmadığı halde özel hayatına cumburlok daldığımız özel hayatı) mektupları, Pessoa'nın hayal kırıklığının başkentine oturan Ophelia'ya mektupları... Bir sürü örneği vardır mektupların edebiyatta. İş bu eserimizde de uzun uzun yollar kat ettikten sonra Selim'in Güntülü'ye olan mektubuyla karşılaşırız. Yazarın onca deneyi arasında ''denek'' sıfatının yazı değil biz olduğunu da anlamış oluruz. :) Bir okur ne kadar sabırlıdır ve yeni olan bir türe karşı ne kadar dayanıklıdır. Okudum bitti deyip cengaverler gibi kitabı kitaplığımıza yerleştirip kapıyı açıp başka bir dünyaya rahatça adapte oluyorsak biten sadece sayfalardır Efendimiz. Sen o sayfaları yalnızca görev bilinciyle çevirdin ve sona ulaştın. Yazık! Sana kitaptan ne anladın diye sorduklarında Turgut Özben, Selim Işık ve Güntülü'nün çevrelediği olay örgüsünü dile getiriyorsan bir sorun var demektir. Çünkü bu karakterler birer simgedir, anlatılan izlenimlerin, çağrışımların, taşlamaların, ayrıntıların, ruhsal çözümlemelerin, boşlukların, anlamların birer taşıyıcılarıdır. Atay, bu karakterler üzerinden kendini açar bize. Olaylara nasıl yaklaştığını anlam içinde anlamsızlıkların büyüdüğünü, varoluşsal krizlerin aslında kahkahalarımızdan bile türeyeceğini, mutlu bir insanın bir anda başına silah dayayıp bir saniyede kendi hükmünü kendisi verebileceğini, cümlelerin içinde saçmalarca kelimeler yükleyip yine de çağrışımlar şeklinde seni yakalayabildiğini, bir anlam edinebildiğini... Neler neler. Yaşarken anlamak zorunda olduğunuz insanlar var hayatınızda. Bunun bilincini elbette taşıyoruz, her insanın aklının mola verdiği, ruhunun pes ettiği noktalar var. Şöyle bakıyorum da ''hissiz insan kalabalığından'' öteye gidemediğimizi görüyorum. Soruyorum: Ölmedik ama yaşıyor muyuz? youtube.com/watch?v=FyBPkblzZNw...
Tutunamayanlar
9.0/10
· 35,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
156
Oğuz Aktürk
Tutunamayanlar'ı inceledi.
724 syf.
·
7 günde
·
10/10 puan
Türkiye'nin En Çok Yarım Bırakılan Kitabı!
YouTube kitap kanalımda Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabını yarım bırakmamak için neler yapabileceğinizi anlattım: youtu.be/Q9SFqgGWSX4 Demek bir hevesle o herkesin konuştuğu Oğuz Atay'a Tutunamayanlar kitabıyla başladın ve seni hiç sarmadı? Hatta Tutunamayanlar kitabı sana çok ağır geldiği ve akıcı gelmediği için bir köşeye atıp bir daha kapağını bile açmak istemiyorsun? O zaman şu an doğru incelemeyi okuyorsun demektir. Türkiye'nin en çok yarım bırakılan kitabını yarım bırakmamanız amacıyla kaleme alınmış bu yazıda kendi Tutunamayanlar ve Oğuz Atay deneyimlerimden yola çıkarak sizin için bir "yapılacaklar listesi" oluşturdum. Böylece bu harika kitabı yarım bırakmamanız için çabalayacağım. Çünkü 700 küsür sayfalık bir kitaba harcayacağınız günlerinizin boşa gitmiş gibi hissettirmemesini ve bu kitaptan tam bir verim almanızı istiyorum. Tutunamayanlar'ı yarım bırakmamak için yapılacaklar listesi: 1- Oğuz Atay serüveninize Tutunamayanlar kitabıyla başlamayın, bunun yerine Korkuyu Beklerken kitabıyla başlayın. Çünkü Oğuz Atay'ın dert edindiği bütün konuların hepsi neredeyse Korkuyu Beklerken öykülerinde var zaten. Yani aydın eleştirileri, ironiler, iç hesaplaşma, monolog, korku ve oyun gibi Oğuz Atay kitaplarının karakteristik özelliklerinin hepsini görmek açısından Korkuyu Beklerken kitabından başlamalısınız diye düşünüyorum. 2- Oğuz Atay'ın okuduğu yazarları okumuş olmak size büyük bir avantaj kazandırır. Dostoyevski ve Kafka külliyatındaki Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza, Dönüşüm ve Dava gibi en önemli kitapları ve özellikle de Gonçarov'un Oblomov kitabını okumuş olmak Tutunamayanlar'daki karakterlerin hayat biçimlerini, düşüncelerini ve neden tutunamadıklarını anlamak açısından büyük önem taşıyor. 3- Yıldız Ecevit'in Ben Buradayım: Oğuz Atay'ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası rehber kitabı yanınızda bir dost olarak bulunmalı. Böylece Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabındaki karakterlerle, yazım biçimiyle, toplumcu gerçekçi edebiyata bireyci edebiyat ile karşı çıkışıyla neyi amaçladığını daha iyi anlarsınız ve böylece Tutunamayanlar kitabının neden tutunamayanları anlattığını daha iyi kavramış olursunuz. 4- Tutunamayanlık kavramı üzerine düşünmek oldukça önemli. Bu yüzden Türkiye'nin 60lı yıllarındaki Demokrat Parti döneminin özelliklerini bilmek, iktidar, toplum ve birey arasındaki etkileşimler perspektifinden düşünmek, dünya savaşlarından sonra dünyanın kaydığı bireyci çizgi hakkında bilinçlenmek gibi siyasi zihniyet perspektifleri sizi Tutunamayanlar kitabına karşı ısındıracak yönler olacaktır. 5- Tutunamayanlar kitabını okuduğunuz sırada Selim, Turgut, Günseli gibi karakterleri gerek toplumcu gerçekçi köy romanlarındaki karakterlerle gerekse de dünya edebiyatındaki edebiyat ürünleriyle karşılaştırmanızı tavsiye ederim. Bu size karşılaştırmalı bir edebiyat incelemesi yapma fırsatı da tanıyacaktır. Peki "seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım" ile başlayan ve 76 sayfa noktalamasız bir şekilde soluksuz süren bölümü nasıl okuyacağız? diye de soruyor ve bir Rap parçası gibi okunabilen bu kısmı merak ediyor olabilirsiniz: instagram.com/p/CNvHizDJ1Xm/ 6- James Joyce, William Faulkner, Yusuf Atılgan gibi bilinçdışı ile bilinci sıklıkla kullanan ve kitaplarında bilinç akışı bölümlerine sıklıkla yer veren yazarları okumuş olmanız size yine büyük bir avantaj kazandıracaktır. Ama bu yazarları okumamış olarak da Oğuz Atay okuyabilirsiniz. Sadece bilincin dışavurulduğunu, en saf haliyle göründüğünü ve anlatıcı değişiminin Atay tarafından nasıl ustalıkla işlendiğini bu bölüm için aklınızda tutmanız gereken yönler olarak tavsiye ederim. 7- Tutunamayanlar kitabını Freudyen ve libido temelli bir psikanaliz yorumuyla değil de daha çok Jungiyen yani gölge ve persona benliklerin çarpıştığı bir psikanaliz yöntemiyle yorumlamanızı tavsiye ederim. Yıldız Ecevit de bunu öneriyor. 8- Oğuz Atay'ın kitaplarını "Sonunda ne olacak?" acaba düşüncesiyle okumayın. Çünkü Tutunamayanlar'ın 447. sayfasında Oğuz Atay bu kaygınızı kendi cevaplamıştır: "Hayatımın, başı ve sonu belliydi; hiç olmazsa ortasını kaçırmamalıydım." Oğuz Atay kitaplarının ve Tutunamayanlar'ın da başı ve sonu bellidir, hiç olmazsa ortasını kaçırmayın. 9- Oğuz Atay'ın kitaplarını akıcı ve sürükleyici olması klişelerinizle okumayın. Oğuz Atay zaten edebiyatımızda klişeleri en çok yıkmış yazarlarımızdan biridir. Belki de en değerlisidir. Artık akmayan, sizi zorlayacak ve bunun sonucunda da sizin okuma çıtanızı yükseltecek kitapların arayışında olmalısınız, o yüzden Tutunamayanlar kitabındaki viskoziteyi bir de böyle düşünmenizi tavsiye ederim. 10- Sadece bu kitabı değil, başladığınız hiçbir işi bir tutunamayan olmamak adına yarım bırakmayın. Nikos Kazancakis'in Zorba adlı kitabında 261. sayfada yazan o harika cümleleri hatırlayın: "Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan, avara et ve korkma!" İsterseniz bütün bu yazdıklarımı ve Oğuz Atay hakkındaki diğer detayları bir video olarak da izleyebilirsiniz: youtu.be/INZw0WFskak Daha çok okurun bu Tutunamayanlar rehberinden faydalanabilmesi için bu incelemeyi paylaşabilirsiniz. Keyifli ve Oğuz Atay'ın tutunamadığı şeyler arasındaki tehlikeli oyunlarınızın ihtimallerini daha çok keşfetmeye yakınlaşabileceğiniz, oyunlarla yaşadığınız ve korkularınızı beklerken bu arada kendinizi de unutmadığınız meraklı okumalar dilerim.
Tutunamayanlar
9.0/10
· 35,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
44
638
Aysel
Tutunamayanlar'ı inceledi.
724 syf.
·
73 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
"Hayatım hayatımın romanı olsun.." diyerek başlayalım.. En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1, En çok okunacak kitaplar arasında 3. sırada olması bile bir çelişki teşkil etmiyor mu? Meraklanıp, kitaba başlayıp, kitaba tutunamayanlar: (Selim olsa hepinizden tiksiniyorum derdi :)) ) Kitap hakkında fikir ve naçizhane tavsiyelerime gelirsek: 1. Kitaba korku ile başlamayın ( "Yok bu kadar insan iyi kitabı neden yarım bıraksın ki?" gibi) 2. Hiçbir olumsuz yorum sizi yıldırmasın; 3. Kitabın kalınlığı, sayfa sayısı gözünüzde dağ olmasın; 4. Kitaba başlamadan önce akıcı bir roman olacak diye düşünmeyin; 5. Ve sonda yeni ve hiç bilmediğin türden kapılar açmak senin elinde.. İlk başlarda okuduğumda biraz afallamıştım. Bir çok okurun dediği "anlaşılmamazlık, akıcılık" kısmı bende yoktu. Ama bunlar güzel günlerimdi. Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başladı. Karakterler belleğimde kayboldular. Kitabın gelgitleri beni yormaya başladı. Okuduğum kısımların üzerinden iki kere geçmek zorunda olduğum bile oldu. Sonra yavaş yavaş taşlar yerinde durmaya başladı. * Okumadığım zamanlarda okumak için içimden gelen talep; * Her an Selim`in yerine kendimi koymam; * Bir okumaya başladım mı ne kadar çok okuduğuma kendimin bile şaşması, vs.vs. Bir süre sonra kendinizden geçiyor, ara sıra Turgut çokça Selim oluyorsunuz. Altını çizdiğiniz alıntıları okudukça anlıyorsunuz ki aslında bu çaba boşuna değildi. Kitabı akıcı bir roman olarak değil, piskolojik ve felsefik yönden ele alırsak daha az hata yapmış olur, daha çok okumak için yol kat etmiş oluruz. *En sıkıldığım nokta (1 ay o bölüm yüzünden aksadım) Günseli`in Selim hakkında konuştuğu bölümdü. İlk kez kitapta o bölümde sıkıldım. Paragraf boyunca bir tek virgül, nokta işaretine rastlamadım. Bu beni yıldırmadı desem yalan olur. Bundan başka, * "Tutunamayanlar Ansklopedisi" ilginçti; * Karekter analiz ve seçimi başarlıydı; * Yazarın kelime cambazlığı harükuladeydi; * Alıntılar mükemmeldi; * Olric fikri orjinaldi benim alemimde (en azından isim konusunda) *En akıcı nokta: Selim`in günlükleriydi. Selimi en iyi anladığımız kısımlar o kısımlardı çünkü. Bir puanı- Günseli`nin anlatım biçimi ve bir de bende saklı kalacak bir sebep yüzünden kesiyorum. Bunlardan başka okumanız için elinizde mükemmel bir roman mevcut. Hiçbir şey için değilse bile, merakımı giderdiğim için bile değer diye düşünüyorum.:) Mükemmel bir dibe vuruş hikayesi için kolları sıvayın derim. Tabiri caiz ise: "Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." diyenlerin romanı. "Tanrı, tutunamayanlardan rahmetini esirgemesin..." Kitaba ve hayata tutunmanız dileği ile..
Tutunamayanlar
9.0/10
· 35,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
89
1.902