Üç Aynalı Kırk Oda

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.231
Gösterim
Adı:
Üç Aynalı Kırk Oda
Baskı tarihi:
30 Mart 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422376
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz.
423 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Az buçuk spoiler bulunur..

Sevgili Alice, Aliye ve Ali...
Bu yazdıklarımı okur musunuz bilemiyorum ama yazılan her şeyin okunsun diye yazılmadığını biliyorum. İşte bu yüzden yüreklere dokunan bir kalemin kahramanları olan sizlere, bu satırları karalıyorum.

Alice,
Yıldızlar ne kadar güzel değil mi? Bize kalan aşkları, anıları ve yalnızlıkları ışıl ışıl parlayan yıldızlarda görmek...
Şimdi sen de toprak ve gökyüzü arasındasın ben de, biz de. Ama biz toprağa daha yakınken, senin yakınlığın yıldızlardan yana.
Ufacık bir anıya tutunuyorsun. Sana kalan tek şeye. Toprağa basıyor, yıldızlarda yaşıyorsun. Herkes deli diyor sana, küçük Ali gerçek aşkı görüyor sende. Küçücük bir yürek anlıyor da, bir gezegen dolusu beyinleri çok gelişmiş uzaylı anlayamıyor bunu. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum onlara senin yerine; "O çok gelişmiş beyinleriniz neye yarar, ufacık bir kalbe sahip olamadıktan sonra! Siz ne anlarsınız siz! Size göre çılgınlık, kalbi olana yaşama sebebi olan aşkı ne anlarsınız!"
Tabi bütün bunlar, o uzaylılar ve her şey kayıp birer anı şimdi senin için. Senin tek bildiğin aşkın. Sen sadece onu bilmeye devam et Alice. Adam o yıldızlardan birinde. Ve bir gün, Mardin'in bilmem hangi köyünde, beraber bakacaksınız yıldızlara...
Ne zaman aklıma gelsen gözlerim doluyor Alice, boğazım düğünleniyor. Yaşadıkların yüreğime dokunuyor...

Aliye,
Sana ne söyleyeceğimi bilmiyorum aslında. Sen doğruları yakıp kül eden bir yalanın peşinden gittin. Sen hep kendini kandırdın. Sadece bedenini değil, hayatını da sattın. Aynalar mahfetti hayatını. Zaman içinde saklı olan zaman büyüledi gözlerini, aynalardaki şeytanlığı gizledi. Ve sen aynanın ardında, bitmiş bir hikaye ile beklerken, aslında hikayen bitmedi...
Sen bilmiyorsun ama, Ali ortak oldu hayatına. Yine aynalar sebep oldu buna. Gerçi ne aynalar, ne de Ali tahmin edebilirdi bunu. Bir bedende iki ruh eğlenip hayatın tadını çıkarırken aşkın eksikliği düştü içine, içinize. Evet, aşk bir eksikliktir Aliye. Aşık olsan da, olmasan da bir eksiklik. Sen eksik kaldın Aliye. İçindeki eksiklik, eksik etti sizi o bedenden Aliye..
Her gittiğin yerde senden bir parça var şimdi. Ama aşkın sadece sende..

Ali,
Aslında sana koca yürekli küçük çocuk diye seslenebilmeyi çok isterdim. Ama diyemiyorum işte. Sen garip bir çocuktun. Ama garip de olsan çocuktun. Annenin anlattıklarını anlayabilecek yaşta değildin. Küçük yaşında büyüklerin kirli dünyasını gösterdiler sana. Sen küçük yaşta büyüdün, sen küçük yaşta kirlendin...
İçinde bulunduğun hayata, içinde bulunduğun bedene ait değildin. Düşlerini süsleyen gece elbisesi ve ayna el ele verdi, seni başka bir hayata misafir etti. Yüzünde açan gülleri solduran neydi Ali? Bu kadar istediğin kadın olma hayalin seni nerelere götürdü? Sen şimdi nereye gittin Ali? Nerelerdesin? Gel ve ardında bıraktığın o kırık aynayı açıkla Ali.
Annenin ısrarla inanmadığı o falcı kadın haklıydı değil mi Ali?

Alice, Aliye ve Ali...
Siz birbirinden farklı hikayelere sahip ama bir o kadar da aynı hikayeye ortaksınız. O aşk iğnesi, acı ipliğiyle bağladı hikayelerinizi. Artık ne o bağ kopabilir, ne gidenler gelebilir...

Ve mektubumu buraya kadar sabırla okuyan güzel insanlar,
Size en söyleyeceğim en önemli şey, eğer aşık olduğunuz kişi yanınızdaysa onu hiç kaybetmeyin. Sıkı sıkı sarılın. Alice'in yıldızlara baktığı aşkla, onun gözlerine bakın...
Murathan Mungan raslantı sonucu girdi benim hayatıma. Tek cümleyle, yüreğe dokunan bir kalem oluverdi.
Kitabın bazı yerlerinde çok ağladım. Bu yüzden içimdeki duygu yoğunluğu geçene kadar uzun süreli aralar verdim. En çok da ilk hikayeden etkilendim. Kendimi tutamayıp o ilk bölümü 3 kerecik okumam bu yüzdendir..
İlk hikayede minnacık, ikinci ve son hikayede biraz cinsel unsur var. Bu unsurlar her ne kadar anlatımdaki büyüyü bozmasa da, hassas okurlar kitabı okumasın.
Yukarıda yer alan azıcık spoilerin okuma zevkinizi yok edeceğini düşünmüyorum. Umarım düşündüğüm gibi olur ve okumaktan çok zevk alırsınız..
Kitabın anlatımı çok akıcı. Bu akıcılığa rağmen 7 günde kitabı bitirdiğim için tüm karakterlerden özür diliyorum.
Ve sizden de özür diliyorum. İncelemeyi yazarken patates soymam ve çorba pişirmem gerektiği için birkaç kere duygudan koptum. Umarım fazla hissedilmemiştir.
İncelememi buraya kadar okuduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum.
Kitapla kalın..
400 syf.
·53 günde·7/10
Kitabın üslübunu ve anlatım tarzını beğendim. Yazarın cinsel tercihi çerçevesindeki konu seçimini beğenmedim. Özellikle ensest ilişki vurgusunu ve bunu anlatmak için kurduğu bazı cümleleri aleni kullanması beni biraz rahatsız etti. Bunun dışında hayal gücünü beğendim Mungan’ın.
400 syf.
·369 günde·Beğendi·8/10
Edebi cumleler arasinda sureklenirken bir kelimenin,cumlenin hakkini vermek icin surekli soluk alinip dusunulmeli.Ne zaman Murathan Mungan okusam ben de biraktigi iz sudur"soylediklerini anlamamiz icin belki de senelerin gecmesi gerekecek"
Üç hikayeden oluşan ve ilk defa kütüphaneden almış oldugum bu eserin ilgimi çeken bir hikayesini (Aynalı pastane) okuyabildim.Okuma suresi dolmasindan dolayi diger iki hikayeyi sonraya erteledim.Aynali pastane hikayesiyle ilk defa okuduğum yazarın tarzini biraz fazla melankolik bulmakla birlikte beğendim.Fakir bir ailenin kızı olan Aliye'nin, iş aramakla başlayan trajik hayatını, yazarın insana, kadına ve hayata dair kurduğu düşündürücü ve melankolik cümleleri eşliğinde okuyabileceğiniz sürükleyici bir öykü.
400 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Murathan mungan 'ın ilk son İstanbul kitabını okudum ve ardından üç aynalı kırk oda'ya başladım. Üç hikâyeden oluşmakta kitap. Anlatımı ve konuları çok güzel. Ama bitirmek için acele edilmeden yavaş yavaş okunmalı bence.. Kitapta altı çizilecek çok yer var.
400 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Merhaba kitapsever arkadaşlarım,
Okuduğum bu eser beni ters köşe yaptı. Düşündüğümden, beklediğimden çok farklı bir kitapla karşılaştım. Bu kitabı incelerken -ilk defa- yazarın üslubu ile eserin kurgusunu birbirinden bağımsız değerlendireceğim.
Yazarın üslubu ipek gibi. Cümleler rahatsız etmeden akıp gidiyor. Çok orijinal ifadeler yer alıyor eserde. Şimdiye kadar okuduğum hiçbir kitaptan bu kadar alıntı yapmadım, inanın.
-sanıyorum Mungan'ın şair yönüyle alakalı olsa gerek- Bu yönleriyle "Üç Aynalı Kırk Oda"yı okuduğum için asla pişman değilim.
Olay örgüsüne, kurguya gelince işler benim açımdan değişiyor. Bilimkurgu, masal motifleri ve tabuların; bir rüya ikliminde sunulduğu üç hikayeden oluşuyor eser. İlk hikayeyi , "sanırım bütün bu anlatılanlar bir şaka ve yazar konuyu mutlaka farklı bir yere bağlayacak" düşüncesiyle tamamladım. Dünyaya önceki gelişlerinde Harran'da bulunmuş ve burada kız kaçırmayı öğrenmiş bir uzaylı; Amerikalı bir pop yıldızını kaçırıyor. Üzerinde incelemeler falan yapmak için değil, yanlış anlaşılmasın. Düpedüz aşık olduğu için... Şaka gibi değil de, ne bu şimdi! Absürd komedi desem, değil. Aşk temasında yazılmış, zamanının birtakım seviyesiz öyküleriyle dalga geçmek için mi kaleme alınmış acaba diye düşünmeden edemedim. En makul öykü ikincisiydi. Feylesof ruhlu bir muhabbet tellalının, sıradan bir yurdum kadınını parlatıp İstanbul beyefendilerinin zevk-i sefasına sunduğu öyküde tekdüze yaşamı, kadın-erkek ilişkilerini vs sorgulatıyor Mungan. Üçüncü ve son öykü ise trajik, yer yer erotik hatta pornografik ögeler içeriyor. Eşcinsel bir çocuğun kendindeki farklılığı hissetmesi, ailesindeki çarpık ilişkiler ve bunun yarattığı ağır bir dram. Edebiyatta, hiç kimse bunu neden anlattın diyemez bir yazara. Çünkü hayata dair her şey edebiyatın da konusudur. Ama cinselliğin bu kadar yoğun ve çarpık bir şekilde anlatılması, bu konularda hassasiyet gösteren bir kesimi okurken rahatsız edecektir diye düşünüyorum. Ve son olarak en azından (+16) yaş gözetilmeli diye eklemeden geçemiyorum. Herkese iyi okumalar...
400 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Okuduğum ilk Murathan Mungan kitabı olan Üç Aynalı Kırk Oda üç ayrı hikayeden oluşuyor. İlk olarak söylemem gerek ki üç hikaye de farklı üç insanın yazdığı izlenimini verdi bana. Bu da yazarın hayal gücünün ucu bucağı olmadığının bir göstergesidir benim için.
İlk hikayede Urfa'nın bir köyünde geçirdiği zaman boyunca kız kaçırmanın ne demek olduğunu öğrenip dünyadan kız kaçıran bir uzaylıyı anlatıyor, gayet ütopik bir hikayeydi. Yer yer güldürdü de..
İkinci hikaye kadın erkek ilişkileri hakkında bol bol aforizma içeriyordu, doğrusu beni biraz sıktı.
Son hikayeyi ise anlatmaya kelimeler bulamıyorum. Bazen insanın aklına öyle kötü şeyler gelir ki bunu düşünebildiğine bile hayret ederek aklından kovmaya çalışır bu düşünceleri, işte yazar kendi aklına gelen bu düşünceleri hikayeye katarak binlerce insanla paylaşma cesaretini göstermiş. Hayal gücünün derinliği mi kendi kişisel hayatından esinlendiğini düşündüğünden mi bilinmez en sevdiğim ve etkilendiğim hikaye bu oldu tabi ki biraz midesiz olmayı da gerektiriyor bence bu hikayeyi okumak.
Sonuç olarak, aynaların hüküm sürdüğü bu üç hikayede Murathan Mungan'ın kalemine bayıldığım için okumaya devam edeceğim bir yazar olacak.
400 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Üç ayrı hikayeden oluşan kitaptan gerçekten çok etkilendim. Yazar bu üç hikayeyi güzel bir incelikle birbirine bağlamış. Değişik farklı bir kitap olmuş.
391 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Şiirsel bir dille yazılı, iç içe geçmiş üç hikaye bir ayna bibi birbirini yansıtan bir yapıda şahane okuma deneyimi oldu benim için. Kitabın adı gibi bir ayna misali, insanın benliğine dair gizli yansımaları muazzam bir ustalıkla ortaya koymuş yazar.
400 syf.
·Puan vermedi
murathan munganın ilk okuduğum kitabı olan üç aynalı kırk oda beğenerek okuduğum bir kitap olarak hafızamda yer etmiş durumda
400 syf.
bazı kitaplar vardır, onları okuduktan sonra etkileri hemencecik kaybolur, bir iz bırakmazlar üzerinizde. üç aynalı kırk oda öyle bir kitap olmadı benim için. okuduktan sonra kitapta anlatılanlar, murathan mungan 'ın hayatı sorgulayan, mis gibi edebiyat kokan sözleri zihnimde iz bıraktı. 
%7 (24/391)
·Puan vermedi
Kitaba başladığımda gerçekten cümleler kullanılan kelimeler özellikle kitabın konusu beni aldı bambaşka bir yere götürdü ama yoğun bir döneme girdiğim için kitabı okuyamadım ve konu akışını bir yerden sonra tamamen olayı kaybettim. Başka bir zaman tekrar okumak üzere kitaplığımda yerini ayırdım.
Kimi zaman yaşanmamış şeylerin hatırası, yaşanmış şeylerin hatırasından çok daha güçlü ve derin izler bırakıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Aynalı Kırk Oda
Baskı tarihi:
30 Mart 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422376
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz.

Kitabı okuyanlar 705 okur

  • Selma Aslan
  • Mona..
  • MURAT ATEŞ
  • Güler Sarihan
  • Can Gen
  • sakine yılmaz
  • gece
  • Zeri_src
  • ŞEYDA ÇAKMAK
  • Hande Saner

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%0.6
18-24 Yaş
%7.1
25-34 Yaş
%22.7
35-44 Yaş
%49
45-54 Yaş
%15.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.3
Erkek
%21.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (39)
9
%16 (25)
8
%28.8 (45)
7
%14.7 (23)
6
%5.8 (9)
5
%5.8 (9)
4
%1.9 (3)
3
%1.3 (2)
2
%0.6 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları