Üç Aynalı Kırk OdaMurathan Mungan

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.154
Gösterim
Adı:
Üç Aynalı Kırk Oda
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
391
ISBN:
9753422377
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis Yayınları
Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz.
Az buçuk spoiler bulunur..

Sevgili Alice, Aliye ve Ali...
Bu yazdıklarımı okur musunuz bilemiyorum ama yazılan her şeyin okunsun diye yazılmadığını biliyorum. İşte bu yüzden yüreklere dokunan bir kalemin kahramanları olan sizlere, bu satırları karalıyorum.

Alice,
Yıldızlar ne kadar güzel değil mi? Bize kalan aşkları, anıları ve yalnızlıkları ışıl ışıl parlayan yıldızlarda görmek...
Şimdi sen de toprak ve gökyüzü arasındasın ben de, biz de. Ama biz toprağa daha yakınken, senin yakınlığın yıldızlardan yana.
Ufacık bir anıya tutunuyorsun. Sana kalan tek şeye. Toprağa basıyor, yıldızlarda yaşıyorsun. Herkes deli diyor sana, küçük Ali gerçek aşkı görüyor sende. Küçücük bir yürek anlıyor da, bir gezegen dolusu beyinleri çok gelişmiş uzaylı anlayamıyor bunu. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum onlara senin yerine; "O çok gelişmiş beyinleriniz neye yarar, ufacık bir kalbe sahip olamadıktan sonra! Siz ne anlarsınız siz! Size göre çılgınlık, kalbi olana yaşama sebebi olan aşkı ne anlarsınız!"
Tabi bütün bunlar, o uzaylılar ve her şey kayıp birer anı şimdi senin için. Senin tek bildiğin aşkın. Sen sadece onu bilmeye devam et Alice. Adam o yıldızlardan birinde. Ve bir gün, Mardin'in bilmem hangi köyünde, beraber bakacaksınız yıldızlara...
Ne zaman aklıma gelsen gözlerim doluyor Alice, boğazım düğünleniyor. Yaşadıkların yüreğime dokunuyor...

Aliye,
Sana ne söyleyeceğimi bilmiyorum aslında. Sen doğruları yakıp kül eden bir yalanın peşinden gittin. Sen hep kendini kandırdın. Sadece bedenini değil, hayatını da sattın. Aynalar mahfetti hayatını. Zaman içinde saklı olan zaman büyüledi gözlerini, aynalardaki şeytanlığı gizledi. Ve sen aynanın ardında, bitmiş bir hikaye ile beklerken, aslında hikayen bitmedi...
Sen bilmiyorsun ama, Ali ortak oldu hayatına. Yine aynalar sebep oldu buna. Gerçi ne aynalar, ne de Ali tahmin edebilirdi bunu. Bir bedende iki ruh eğlenip hayatın tadını çıkarırken aşkın eksikliği düştü içine, içinize. Evet, aşk bir eksikliktir Aliye. Aşık olsan da, olmasan da bir eksiklik. Sen eksik kaldın Aliye. İçindeki eksiklik, eksik etti sizi o bedenden Aliye..
Her gittiğin yerde senden bir parça var şimdi. Ama aşkın sadece sende..

Ali,
Aslında sana koca yürekli küçük çocuk diye seslenebilmeyi çok isterdim. Ama diyemiyorum işte. Sen garip bir çocuktun. Ama garip de olsan çocuktun. Annenin anlattıklarını anlayabilecek yaşta değildin. Küçük yaşında büyüklerin kirli dünyasını gösterdiler sana. Sen küçük yaşta büyüdün, sen küçük yaşta kirlendin...
İçinde bulunduğun hayata, içinde bulunduğun bedene ait değildin. Düşlerini süsleyen gece elbisesi ve ayna el ele verdi, seni başka bir hayata misafir etti. Yüzünde açan gülleri solduran neydi Ali? Bu kadar istediğin kadın olma hayalin seni nerelere götürdü? Sen şimdi nereye gittin Ali? Nerelerdesin? Gel ve ardında bıraktığın o kırık aynayı açıkla Ali.
Annenin ısrarla inanmadığı o falcı kadın haklıydı değil mi Ali?

Alice, Aliye ve Ali...
Siz birbirinden farklı hikayelere sahip ama bir o kadar da aynı hikayeye ortaksınız. O aşk iğnesi, acı ipliğiyle bağladı hikayelerinizi. Artık ne o bağ kopabilir, ne gidenler gelebilir...

Ve mektubumu buraya kadar sabırla okuyan güzel insanlar,
Size en söyleyeceğim en önemli şey, eğer aşık olduğunuz kişi yanınızdaysa onu hiç kaybetmeyin. Sıkı sıkı sarılın. Alice'in yıldızlara baktığı aşkla, onun gözlerine bakın...
Murathan Mungan raslantı sonucu girdi benim hayatıma. Tek cümleyle, yüreğe dokunan bir kalem oluverdi.
Kitabın bazı yerlerinde çok ağladım. Bu yüzden içimdeki duygu yoğunluğu geçene kadar uzun süreli aralar verdim. En çok da ilk hikayeden etkilendim. Kendimi tutamayıp o ilk bölümü 3 kerecik okumam bu yüzdendir..
İlk hikayede minnacık, ikinci ve son hikayede biraz cinsel unsur var. Bu unsurlar her ne kadar anlatımdaki büyüyü bozmasa da, hassas okurlar kitabı okumasın.
Yukarıda yer alan azıcık spoilerin okuma zevkinizi yok edeceğini düşünmüyorum. Umarım düşündüğüm gibi olur ve okumaktan çok zevk alırsınız..
Kitabın anlatımı çok akıcı. Bu akıcılığa rağmen 7 günde kitabı bitirdiğim için tüm karakterlerden özür diliyorum.
Ve sizden de özür diliyorum. İncelemeyi yazarken patates soymam ve çorba pişirmem gerektiği için birkaç kere duygudan koptum. Umarım fazla hissedilmemiştir.
İncelememi buraya kadar okuduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum.
Kitapla kalın..
Edebi cumleler arasinda sureklenirken bir kelimenin,cumlenin hakkini vermek icin surekli soluk alinip dusunulmeli.Ne zaman Murathan Mungan okusam ben de biraktigi iz sudur"soylediklerini anlamamiz icin belki de senelerin gecmesi gerekecek"

Benzer kitaplar

Orgazm tadında kitap! Sanırım bu kitabın zengin içeriğine en uygun tanım bu. Son iki ayda okuduğum 7 kitabı paylaşmadım ama bu kitap paylaşılmaya hakkında yazılmaya değer. Kitapta üç ayrı muhteşem hikaye yer alıyor. Aşk ve cinsellik hakkında inanılmaz güzel bakış açıları var Murathan Mungan’ın. Aşk dediysem sıradan bir aşk değil, Harran ovasında kız kaçırmayı öğrenen bir uzaylının kılık değiştirip Alice’i kaçırması ve ona aşkın ne olduğunu öğretmesi harika bir bilim kurguydu. Yazar 90’ı yıllarda “android” kelimesini kullanıyor, bu onun ne kadar birikimli olduğunun en net kanıtı olsa gerek. İkinci hikayede Aliyenin bekaret, cinsellik ve namus kavramına getirdiği bakış açısı muazzam. Okurken keşke bitmese keşke bu konu hakkında daha çok yazı yazsaydı dedim her sayfada. Üçüncü hikaye sanırım en ağır olanıydı, eşcinsel Ali’nin daha ergenliğe bile girmeden Mardin’de yaşadığı cinsel hayatı bir çok şeyi sorgulamama neden oldu. Sözü toparlayacak olursam Mungan’ın yaşayan bir efsane olduğunu öldükten sonra bir Oğuz Atay, hatta Dostoyevski gibi değer göreceğinden adım kadar eminim. Psikolojik tanımları, kurguları öyle sağlamdı ki kendimi dünya klasiklerinden, Freud’dan kesitler okuyorum sandım. Mutlaka ama mutlaka okunmalı bu kitap. Sevgiyle kalın.
Herkese merhaba.
Bu kitabin ilk yetmiş sayfasini okuduktan sonra sıkılıp yarida biraktim. Yine mi Alice deyip kenara attim. Fakat yine elime alip hazir başlamişken bitireyim dedim. Ve yarida biraktiğim için pişman oldum. Kitap, yarida biraktiktan sonraki beklentimin çok üstünde geldi.
Alice'in sonunun böyle ilginç ve üzücü bir şekilde bitmesi beni hüzünledirdi.
Aliye'nin böyle değişik bir hayat yaşamasi ilgimi çekti, farkliydi.
Ali'nin olayi beni çok şarşirtti. Bununla ilgili bir film izlemiştim. "Danimarkali Kız". Bu filmi izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Filmle ayni olay anlatiliyor bu kitap. Filmden etkilendiğim için Ali'nin hikayesinden de etkilendim.
Tavsiye bir kitaptir, okuyun ve görün.
İyi okumalar.
Üç hikayeden oluşan ve ilk defa kütüphaneden almış oldugum bu eserin ilgimi çeken bir hikayesini (Aynalı pastane) okuyabildim.Okuma suresi dolmasindan dolayi diger iki hikayeyi sonraya erteledim.Aynali pastane hikayesiyle ilk defa okuduğum yazarın tarzini biraz fazla melankolik bulmakla birlikte beğendim.Fakir bir ailenin kızı olan Aliye'nin, iş aramakla başlayan trajik hayatını, yazarın insana, kadına ve hayata dair kurduğu düşündürücü ve melankolik cümleleri eşliğinde okuyabileceğiniz sürükleyici bir öykü.
Murathan mungan 'ın ilk son İstanbul kitabını okudum ve ardından üç aynalı kırk oda'ya başladım. Üç hikâyeden oluşmakta kitap. Anlatımı ve konuları çok güzel. Ama bitirmek için acele edilmeden yavaş yavaş okunmalı bence.. Kitapta altı çizilecek çok yer var.
Üç ayrı hikayeden oluşan kitaptan gerçekten çok etkilendim. Yazar bu üç hikayeyi güzel bir incelikle birbirine bağlamış. Değişik farklı bir kitap olmuş.
Şiirsel bir dille yazılı, iç içe geçmiş üç hikaye bir ayna bibi birbirini yansıtan bir yapıda şahane okuma deneyimi oldu benim için. Kitabın adı gibi bir ayna misali, insanın benliğine dair gizli yansımaları muazzam bir ustalıkla ortaya koymuş yazar.
murathan munganın ilk okuduğum kitabı olan üç aynalı kırk oda beğenerek okuduğum bir kitap olarak hafızamda yer etmiş durumda
Okuduğum ilk Murathan Mungan kitabı olan Üç Aynalı Kırk Oda üç ayrı hikayeden oluşuyor. İlk olarak söylemem gerek ki üç hikaye de farklı üç insanın yazdığı izlenimini verdi bana. Bu da yazarın hayal gücünün ucu bucağı olmadığının bir göstergesidir benim için.
İlk hikayede Urfa'nın bir köyünde geçirdiği zaman boyunca kız kaçırmanın ne demek olduğunu öğrenip dünyadan kız kaçıran bir uzaylıyı anlatıyor, gayet ütopik bir hikayeydi. Yer yer güldürdü de..
İkinci hikaye kadın erkek ilişkileri hakkında bol bol aforizma içeriyordu, doğrusu beni biraz sıktı.
Son hikayeyi ise anlatmaya kelimeler bulamıyorum. Bazen insanın aklına öyle kötü şeyler gelir ki bunu düşünebildiğine bile hayret ederek aklından kovmaya çalışır bu düşünceleri, işte yazar kendi aklına gelen bu düşünceleri hikayeye katarak binlerce insanla paylaşma cesaretini göstermiş. Hayal gücünün derinliği mi kendi kişisel hayatından esinlendiğini düşündüğünden mi bilinmez en sevdiğim ve etkilendiğim hikaye bu oldu tabi ki biraz midesiz olmayı da gerektiriyor bence bu hikayeyi okumak.
Sonuç olarak, aynaların hüküm sürdüğü bu üç hikayede Murathan Mungan'ın kalemine bayıldığım için okumaya devam edeceğim bir yazar olacak.
Kitaba başladığımda gerçekten cümleler kullanılan kelimeler özellikle kitabın konusu beni aldı bambaşka bir yere götürdü ama yoğun bir döneme girdiğim için kitabı okuyamadım ve konu akışını bir yerden sonra tamamen olayı kaybettim. Başka bir zaman tekrar okumak üzere kitaplığımda yerini ayırdım.
Üç farklı insan : Alice, Aliye ve Ali.
Alice : uzaylılar tarafından kaçırılan ünlü bir popçu.
Aliye : pastanede çalışan bir genç kız. Ancak yaşlıca bir bey tarafından zengin ve mutlu olacağı gibi uydurmalarla hayat kadını olarak kullanılıyor.
Ali : erkek olarak doğmuş fakat ruhen kendini bir kız gibi hissediyor. Mardin gibi tutucu bir yerde yaşadığı için bu hissiyatını kimselerle paylaşamıyor. Çok garip bir aile ortamında (bir sürü hala ile aynı evde, annesinden ilgi görmüyor, babası içkici ve babasının hayatında başka insanlar var, halaları kuyuya kendilerini atarak hayatlarına son veriyorlar...) yetişmiş.

***
Kitabı çok sevemedim. Ancak başladığım kitabı da yarım bırakmayı sevmediğimden biraz zorlama bir okuma oldu. Kitapta ,eleştirdiğim mi demeliyim hoşuma gitmeyen nokta mı demeliyim bilmiyorum, en sevmediğim nokta ilk öyküde Alice karakterinin annesini çok çirkin bularak ona "Köpek Kathy" diye hitabı oldu. Gerçekten Köpek Kathy hitabını okurken çok rahatsız hissettim kendimi.
Kimi zaman yaşanmamış şeylerin hatırası, yaşanmış şeylerin hatırasından çok daha güçlü ve derin izler bırakıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Aynalı Kırk Oda
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
391
ISBN:
9753422377
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis Yayınları
Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz.

Kitabı okuyanlar 531 okur

  • Leyla Aydin
  • Firdevs
  • Burcu Süzgün
  • BilgeSevgi
  • Kitap Odası
  • Eskici
  • Şoreş demircan
  • Seher Güneş
  • Nilly33
  • Cüneyt GAFFAROĞLU

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%0.6
18-24 Yaş
%7.1
25-34 Yaş
%22.7
35-44 Yaş
%49
45-54 Yaş
%15.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.3
Erkek
%21.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.5 (18)
9
%17.4 (19)
8
%31.2 (34)
7
%17.4 (19)
6
%6.4 (7)
5
%5.5 (6)
4
%2.8 (3)
3
%1.8 (2)
2
%0.9 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları