Üç Aynalı Kırk Oda

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.782
Gösterim
Adı:
Üç Aynalı Kırk Oda
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
391
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753422377
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Üç Aynalı Kırk Oda
Üç Aynalı Kırk Oda
Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz.
Az buçuk spoiler bulunur..

Sevgili Alice, Aliye ve Ali...
Bu yazdıklarımı okur musunuz bilemiyorum ama yazılan her şeyin okunsun diye yazılmadığını biliyorum. İşte bu yüzden yüreklere dokunan bir kalemin kahramanları olan sizlere, bu satırları karalıyorum.

Alice,
Yıldızlar ne kadar güzel değil mi? Bize kalan aşkları, anıları ve yalnızlıkları ışıl ışıl parlayan yıldızlarda görmek...
Şimdi sen de toprak ve gökyüzü arasındasın ben de, biz de. Ama biz toprağa daha yakınken, senin yakınlığın yıldızlardan yana.
Ufacık bir anıya tutunuyorsun. Sana kalan tek şeye. Toprağa basıyor, yıldızlarda yaşıyorsun. Herkes deli diyor sana, küçük Ali gerçek aşkı görüyor sende. Küçücük bir yürek anlıyor da, bir gezegen dolusu beyinleri çok gelişmiş uzaylı anlayamıyor bunu. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum onlara senin yerine; "O çok gelişmiş beyinleriniz neye yarar, ufacık bir kalbe sahip olamadıktan sonra! Siz ne anlarsınız siz! Size göre çılgınlık, kalbi olana yaşama sebebi olan aşkı ne anlarsınız!"
Tabi bütün bunlar, o uzaylılar ve her şey kayıp birer anı şimdi senin için. Senin tek bildiğin aşkın. Sen sadece onu bilmeye devam et Alice. Adam o yıldızlardan birinde. Ve bir gün, Mardin'in bilmem hangi köyünde, beraber bakacaksınız yıldızlara...
Ne zaman aklıma gelsen gözlerim doluyor Alice, boğazım düğünleniyor. Yaşadıkların yüreğime dokunuyor...

Aliye,
Sana ne söyleyeceğimi bilmiyorum aslında. Sen doğruları yakıp kül eden bir yalanın peşinden gittin. Sen hep kendini kandırdın. Sadece bedenini değil, hayatını da sattın. Aynalar mahfetti hayatını. Zaman içinde saklı olan zaman büyüledi gözlerini, aynalardaki şeytanlığı gizledi. Ve sen aynanın ardında, bitmiş bir hikaye ile beklerken, aslında hikayen bitmedi...
Sen bilmiyorsun ama, Ali ortak oldu hayatına. Yine aynalar sebep oldu buna. Gerçi ne aynalar, ne de Ali tahmin edebilirdi bunu. Bir bedende iki ruh eğlenip hayatın tadını çıkarırken aşkın eksikliği düştü içine, içinize. Evet, aşk bir eksikliktir Aliye. Aşık olsan da, olmasan da bir eksiklik. Sen eksik kaldın Aliye. İçindeki eksiklik, eksik etti sizi o bedenden Aliye..
Her gittiğin yerde senden bir parça var şimdi. Ama aşkın sadece sende..

Ali,
Aslında sana koca yürekli küçük çocuk diye seslenebilmeyi çok isterdim. Ama diyemiyorum işte. Sen garip bir çocuktun. Ama garip de olsan çocuktun. Annenin anlattıklarını anlayabilecek yaşta değildin. Küçük yaşında büyüklerin kirli dünyasını gösterdiler sana. Sen küçük yaşta büyüdün, sen küçük yaşta kirlendin...
İçinde bulunduğun hayata, içinde bulunduğun bedene ait değildin. Düşlerini süsleyen gece elbisesi ve ayna el ele verdi, seni başka bir hayata misafir etti. Yüzünde açan gülleri solduran neydi Ali? Bu kadar istediğin kadın olma hayalin seni nerelere götürdü? Sen şimdi nereye gittin Ali? Nerelerdesin? Gel ve ardında bıraktığın o kırık aynayı açıkla Ali.
Annenin ısrarla inanmadığı o falcı kadın haklıydı değil mi Ali?

Alice, Aliye ve Ali...
Siz birbirinden farklı hikayelere sahip ama bir o kadar da aynı hikayeye ortaksınız. O aşk iğnesi, acı ipliğiyle bağladı hikayelerinizi. Artık ne o bağ kopabilir, ne gidenler gelebilir...

Ve mektubumu buraya kadar sabırla okuyan güzel insanlar,
Size en söyleyeceğim en önemli şey, eğer aşık olduğunuz kişi yanınızdaysa onu hiç kaybetmeyin. Sıkı sıkı sarılın. Alice'in yıldızlara baktığı aşkla, onun gözlerine bakın...
Murathan Mungan raslantı sonucu girdi benim hayatıma. Tek cümleyle, yüreğe dokunan bir kalem oluverdi.
Kitabın bazı yerlerinde çok ağladım. Bu yüzden içimdeki duygu yoğunluğu geçene kadar uzun süreli aralar verdim. En çok da ilk hikayeden etkilendim. Kendimi tutamayıp o ilk bölümü 3 kerecik okumam bu yüzdendir..
İlk hikayede minnacık, ikinci ve son hikayede biraz cinsel unsur var. Bu unsurlar her ne kadar anlatımdaki büyüyü bozmasa da, hassas okurlar kitabı okumasın.
Yukarıda yer alan azıcık spoilerin okuma zevkinizi yok edeceğini düşünmüyorum. Umarım düşündüğüm gibi olur ve okumaktan çok zevk alırsınız..
Kitabın anlatımı çok akıcı. Bu akıcılığa rağmen 7 günde kitabı bitirdiğim için tüm karakterlerden özür diliyorum.
Ve sizden de özür diliyorum. İncelemeyi yazarken patates soymam ve çorba pişirmem gerektiği için birkaç kere duygudan koptum. Umarım fazla hissedilmemiştir.
İncelememi buraya kadar okuduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum.
Kitapla kalın..
Edebi cumleler arasinda sureklenirken bir kelimenin,cumlenin hakkini vermek icin surekli soluk alinip dusunulmeli.Ne zaman Murathan Mungan okusam ben de biraktigi iz sudur"soylediklerini anlamamiz icin belki de senelerin gecmesi gerekecek"
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.257 Oy)19.005 beğeni43.214 okunma2.982 alıntı182.268 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.868 Oy)8.820 beğeni26.241 okunma2.646 alıntı114.204 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.542 Oy)9.049 beğeni25.256 okunma1.558 alıntı125.912 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (4.928 Oy)5.614 beğeni18.441 okunma894 alıntı93.927 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.519 Oy)8.803 beğeni28.590 okunma839 alıntı139.092 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.678 Oy)13.371 beğeni34.410 okunma3.377 alıntı145.513 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.447 Oy)7.849 beğeni21.301 okunma3.975 alıntı128.758 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.203 Oy)6.895 beğeni20.127 okunma704 alıntı113.316 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.223 Oy)5.866 beğeni15.527 okunma1.751 alıntı66.696 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.638 Oy)5.740 beğeni19.592 okunma835 alıntı100.722 gösterim
Orgazm tadında kitap! Sanırım bu kitabın zengin içeriğine en uygun tanım bu. Son iki ayda okuduğum 7 kitabı paylaşmadım ama bu kitap paylaşılmaya hakkında yazılmaya değer. Kitapta üç ayrı muhteşem hikaye yer alıyor. Aşk ve cinsellik hakkında inanılmaz güzel bakış açıları var Murathan Mungan’ın. Aşk dediysem sıradan bir aşk değil, Harran ovasında kız kaçırmayı öğrenen bir uzaylının kılık değiştirip Alice’i kaçırması ve ona aşkın ne olduğunu öğretmesi harika bir bilim kurguydu. Yazar 90’ı yıllarda “android” kelimesini kullanıyor, bu onun ne kadar birikimli olduğunun en net kanıtı olsa gerek. İkinci hikayede Aliyenin bekaret, cinsellik ve namus kavramına getirdiği bakış açısı muazzam. Okurken keşke bitmese keşke bu konu hakkında daha çok yazı yazsaydı dedim her sayfada. Üçüncü hikaye sanırım en ağır olanıydı, eşcinsel Ali’nin daha ergenliğe bile girmeden Mardin’de yaşadığı cinsel hayatı bir çok şeyi sorgulamama neden oldu. Sözü toparlayacak olursam Mungan’ın yaşayan bir efsane olduğunu öldükten sonra bir Oğuz Atay, hatta Dostoyevski gibi değer göreceğinden adım kadar eminim. Psikolojik tanımları, kurguları öyle sağlamdı ki kendimi dünya klasiklerinden, Freud’dan kesitler okuyorum sandım. Mutlaka ama mutlaka okunmalı bu kitap. Sevgiyle kalın.
Üç hikayeden oluşan ve ilk defa kütüphaneden almış oldugum bu eserin ilgimi çeken bir hikayesini (Aynalı pastane) okuyabildim.Okuma suresi dolmasindan dolayi diger iki hikayeyi sonraya erteledim.Aynali pastane hikayesiyle ilk defa okuduğum yazarın tarzini biraz fazla melankolik bulmakla birlikte beğendim.Fakir bir ailenin kızı olan Aliye'nin, iş aramakla başlayan trajik hayatını, yazarın insana, kadına ve hayata dair kurduğu düşündürücü ve melankolik cümleleri eşliğinde okuyabileceğiniz sürükleyici bir öykü.
Murathan mungan 'ın ilk son İstanbul kitabını okudum ve ardından üç aynalı kırk oda'ya başladım. Üç hikâyeden oluşmakta kitap. Anlatımı ve konuları çok güzel. Ama bitirmek için acele edilmeden yavaş yavaş okunmalı bence.. Kitapta altı çizilecek çok yer var.
Okuduğum ilk Murathan Mungan kitabı olan Üç Aynalı Kırk Oda üç ayrı hikayeden oluşuyor. İlk olarak söylemem gerek ki üç hikaye de farklı üç insanın yazdığı izlenimini verdi bana. Bu da yazarın hayal gücünün ucu bucağı olmadığının bir göstergesidir benim için.
İlk hikayede Urfa'nın bir köyünde geçirdiği zaman boyunca kız kaçırmanın ne demek olduğunu öğrenip dünyadan kız kaçıran bir uzaylıyı anlatıyor, gayet ütopik bir hikayeydi. Yer yer güldürdü de..
İkinci hikaye kadın erkek ilişkileri hakkında bol bol aforizma içeriyordu, doğrusu beni biraz sıktı.
Son hikayeyi ise anlatmaya kelimeler bulamıyorum. Bazen insanın aklına öyle kötü şeyler gelir ki bunu düşünebildiğine bile hayret ederek aklından kovmaya çalışır bu düşünceleri, işte yazar kendi aklına gelen bu düşünceleri hikayeye katarak binlerce insanla paylaşma cesaretini göstermiş. Hayal gücünün derinliği mi kendi kişisel hayatından esinlendiğini düşündüğünden mi bilinmez en sevdiğim ve etkilendiğim hikaye bu oldu tabi ki biraz midesiz olmayı da gerektiriyor bence bu hikayeyi okumak.
Sonuç olarak, aynaların hüküm sürdüğü bu üç hikayede Murathan Mungan'ın kalemine bayıldığım için okumaya devam edeceğim bir yazar olacak.
Üç ayrı hikayeden oluşan kitaptan gerçekten çok etkilendim. Yazar bu üç hikayeyi güzel bir incelikle birbirine bağlamış. Değişik farklı bir kitap olmuş.
Şiirsel bir dille yazılı, iç içe geçmiş üç hikaye bir ayna bibi birbirini yansıtan bir yapıda şahane okuma deneyimi oldu benim için. Kitabın adı gibi bir ayna misali, insanın benliğine dair gizli yansımaları muazzam bir ustalıkla ortaya koymuş yazar.
murathan munganın ilk okuduğum kitabı olan üç aynalı kırk oda beğenerek okuduğum bir kitap olarak hafızamda yer etmiş durumda
Kitabın üslübunu ve anlatım tarzını beğendim. Yazarın cinsel tercihi çerçevesindeki konu seçimini beğenmedim. Özellikle ensest ilişki vurgusunu ve bunu anlatmak için kurduğu bazı cümleleri aleni kullanması beni biraz rahatsız etti. Bunun dışında hayal gücünü beğendim Mungan’ın.
bazı kitaplar vardır, onları okuduktan sonra etkileri hemencecik kaybolur, bir iz bırakmazlar üzerinizde. üç aynalı kırk oda öyle bir kitap olmadı benim için. okuduktan sonra kitapta anlatılanlar, murathan mungan 'ın hayatı sorgulayan, mis gibi edebiyat kokan sözleri zihnimde iz bıraktı. 
Kitaba başladığımda gerçekten cümleler kullanılan kelimeler özellikle kitabın konusu beni aldı bambaşka bir yere götürdü ama yoğun bir döneme girdiğim için kitabı okuyamadım ve konu akışını bir yerden sonra tamamen olayı kaybettim. Başka bir zaman tekrar okumak üzere kitaplığımda yerini ayırdım.
Kimi zaman yaşanmamış şeylerin hatırası, yaşanmış şeylerin hatırasından çok daha güçlü ve derin izler bırakıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Aynalı Kırk Oda
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
391
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753422377
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Üç Aynalı Kırk Oda
Üç Aynalı Kırk Oda
Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz.

Kitabı okuyanlar 620 okur

  • mahirdeniz
  • Bakley heşk
  • Bahar Karakaş
  • Fikri Kayıran
  • Betül Yılmaz
  • AJDA ERTOK
  • Gökmen Ortaç
  • Ribat yağmur
  • BİLGEHAN KAVAK
  • Ayşenur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%0.6
18-24 Yaş
%7.1
25-34 Yaş
%22.7
35-44 Yaş
%49
45-54 Yaş
%15.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.3
Erkek
%21.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.7 (32)
9
%16.3 (23)
8
%27.7 (39)
7
%14.9 (21)
6
%6.4 (9)
5
%6.4 (9)
4
%2.1 (3)
3
%1.4 (2)
2
%0.7 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları