Üç Günlük Dünya İçin

·
Okunma
·
Beğeni
·
604
Gösterim
Adı:
Üç Günlük Dünya İçin
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
271
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054750061
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kubbealtı Neşriyatı
Belgrad’ın fethinde ve aynı zamanda Mohaç Muhârebesi’nde üstün gayreti olmuş bulunan Bâlî Bey, 1531’de Budin’i muhâsara ederek Avusturya ordusunu kovalayıp zafere ulaştıktan sonra,
muvaffakiyetlerini sayıp dökerek, Kanûnî Sultan Süleyman’dan bir tuğ niyaz edince, pâdişah kendisini şöyle cevaplandırmıştır: “Berhudâr ol, Allah senden râzı olsun! Benden bir tuğ istiyorsun. Sana emîrü’l-ümerâlık veriyorum. Lâkin bu yaptıklarına güvenme, ve bir fânî kuldan herhangi bir talepte bulunarak kendini küçültme ve minnet altına girmiş olma!” Kıyâmete kadar değerinden kaybetmeyecek bu hâkanî cevap, üç günlük dünya nîmetleri peşinde şerefini, derûnî şâ-nını ayaklar altına almış kimselere olduğu gibi, bilhassa devlet çarkının yükünü omuzlamış olanlara verilmiş unutulmaması gereken îkazın ta kendisi değil de ya nedir?
(Tanıtım Bülteninden)
271 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Sámiha Ayverdi hanımefendinin yine kendine has ölçü ve güzellikte yazmış olduğu bu kitabı çok beğendim gerçekten. Deneme ve anılarından kaleme aldığı bu kitap bir roman kadar sürükleyici, ve üslubuna bayıldım en çok, Türk diline olan bağlılığı ve onu harikulade kullanarak böylesi eserler yazdığı ve bunları biraz geç de olsa okumuş olmak beni çok şanslı hissettirdi.
Diyorum ki; kitaplarınızdan da sizi az çok tanıyabilmek çok güzel bir hissiyat bıraksada bende, yine de sizinle tanışmış olabilmeyi çok isterdim.
Tavsiye edilir.. :)


"Ben rúhumun istikláline, size esir olduğumu öğrendikten sonra kavuştum."
271 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sâmiha Ayverdi'nin akıcı üslubu beni hep dinlendirmiştir. Üç Günlük Dünya İçin'i okurken erken doğmadığım için bir miktar içerlendim azıcık da şükrettim. Yaşadığı dönemin şartlarını tüm çerçevesiyle aktaran bu eser ibretlik anılardan oluşuyor muhakak okuyun. Köklerimizi tanımanın, vaziyefimizi idrâkın kestirme yolu burada.
Efsanesi olmayan tarih mi olur? Bunu ister efsane kabul edelim ister hakikat. Kosova civarında rivayet edilir ki Murad-ı Hüdávendigar Kosova'da şehit olduğu zaman toprağa damlayan kanından kırmızı renkli bir çiçek bitmiş. Sadece orda yetişen bu çiçek her sene yalnız Murad-ı Hüdávendigar'ın şehit olduğu günlerde açar ve yapraklarından kırmızı renkli bir su damlar, toprağa akarmış.
İşte Balkanlardan Orta Avrupa'ya doğru kayacak olan Türk fütûhatı, Balkanlı milletler için gerçekten bir kurtuluş olmuştur. Zira dillerine, dinlerine, görenek, gelenek, içtimai ve iktisadi nizamlarına dokunmayan Türk patronajı, Katolikler gibi, istila ettikleri toprakların sakinlerini eritme yoluna gitmiş olsaydı, bugün istiklal kazanmış tek Balkan devleti bulunmazdı.
Öyleki dünya tarihine bir altın sahife çizmiş olan Türkün toleranslı ve medeni davranışı, onun hem zafer hem de hezimetinin sebebi olmuştur.
Acı da olsa söylemek lazım ki gerilik halkta değil, onları anlamayan ve yüzüstü bırakan münevverdedir*. Köklü bir millet kolaylıkla bağlarından vazgeçemez. Geçmemesi de hayat ve bekasının teminatıdır. Kültür değişmelerinde kendi öz benliğini tamamiyle unutarak başka milletlerin mukallidi olan milletler, soysuzlaşarak hayátiyetlerini kaybederler. Fakat geleneklerini zamana göre geliştiren milletler yaşar ve beşeriyete ışık saçar.

*Münevver: Aydın
Belgrad'ın fethinde ve aynı zamanda Mohaç Muharabesinde üstün gayreti olmuş bulunan Bálî Bey, Budin'i muhasara ederek Avusturya ordusunu kovalayıp zafere ulaştıktan sonra, muvaffakiyetlerini sayıp dökerek Kanuni Sultan Süleyman'dan bir tuğ niyaz edince, padişah kendisine şu cevabı vermiştir: Berhudar ol, Allah senden razı olsun. Benden bir tuğ istiyorsun. Sana emîrü'l ümeralık veriyorum. Lakîn bu yaptıklarına güvenme, ve bir fáni kuldan herhangi bir talepte bulunarak kendini küçültme ve minnet altına girmiş olma. Kıyamete kadar değerinden kaybetmeyecek bu hákani cevap üç günlük dünya nimetleri peşinde şerefini, derúni şánını ayaklar altına almış kimselere olduğu gibi, bilhassa devlet çarkının yükünü omuzlamış olanlara verilmiş unutulmaması gereken îkázın ta kendisi değil de ya nedir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Günlük Dünya İçin
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
271
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054750061
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kubbealtı Neşriyatı
Belgrad’ın fethinde ve aynı zamanda Mohaç Muhârebesi’nde üstün gayreti olmuş bulunan Bâlî Bey, 1531’de Budin’i muhâsara ederek Avusturya ordusunu kovalayıp zafere ulaştıktan sonra,
muvaffakiyetlerini sayıp dökerek, Kanûnî Sultan Süleyman’dan bir tuğ niyaz edince, pâdişah kendisini şöyle cevaplandırmıştır: “Berhudâr ol, Allah senden râzı olsun! Benden bir tuğ istiyorsun. Sana emîrü’l-ümerâlık veriyorum. Lâkin bu yaptıklarına güvenme, ve bir fânî kuldan herhangi bir talepte bulunarak kendini küçültme ve minnet altına girmiş olma!” Kıyâmete kadar değerinden kaybetmeyecek bu hâkanî cevap, üç günlük dünya nîmetleri peşinde şerefini, derûnî şâ-nını ayaklar altına almış kimselere olduğu gibi, bilhassa devlet çarkının yükünü omuzlamış olanlara verilmiş unutulmaması gereken îkazın ta kendisi değil de ya nedir?
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Cüneyt Altun
  • merve
  • Eyüp Ekin
  • Kadir ATLANSOY

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0