Üç Kırık Dal

·
Okunma
·
Beğeni
·
2520
Gösterim
Adı:
Üç Kırık Dal
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
294
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052318201
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dipnot Yayınları
"İçinde biriktirirsin bazen. Sonra katmer katmer üstüne yığılır biriktirdiklerin. Taşıyamaz hale gelirsin. Hele bir hücrede tek başınaysan, esirsen… Ya seni yer bitirir içindekiler ya da dökersin onları, eyleyerek, söyleyerek. Elinizdeki romanda da böylesi bir iç dökmenin sesi tınlıyor.
Bu kitabın en önemli özelliği yazılmış olmasıdır. Kendini toplumsal ve bireysel dertlerin dermanına adayan bir yiğit insanın, sıkıştırılmaya çalışıldığı iki metrekarelik bir zindan hücresine sığmamış olmasıdır. O hücreden taşanların, bütün engellere rağmen halkıyla buluşmuş olmasıdır. E, daha ne olsun? Kitabın ilk sayfasını açın, İdris kolunuza girecek ve sizi Diyarbekir'in surlarında, küçelerinde, sevdalarında ve kavgalarında eşsiz bir yolculuğa çıkaracaktır.

Gül ve Ciwan’ın aşkları ile Cengo’nun iç alemindeki çatışma gerçek bir savaşın acılı coğrafyasında iç içe geçerken, özlü bir sorgulamayı da ihmal etmeyen bu hikâyeden hepimize mesaj var.
Eline, yüreğine sağlık kardeşim, arkadaşım, yoldaşım.”
Selahattin Demirtaş

“Galipler ile mağluplardan bahseden resmi tarih; dipte, derinde filizlenen direnme ve dayanışma gücünü ıskalar. İdris Baluken, bu romanında, üç yoldaşın öyküleri aracılığıyla işte bu direnme ve dayanışmanın bir yaşam tarzı olarak çiçeklendiğini duyuruyor bize. Aşksa olmazsa olmazıdır bu yaşamın. Keje Ana’yı ise hiç unutamayacağım galiba.” 

Ahmet Telli
294 syf.
·2 günde·Beğendi
İdris Baluken’in kalemi çok sağlam ve çok kaliteli.
İdris Baluken daha ilk sayfalarda kolunuzu girip ve sizi o eşsiz o buram buram tarih kokan Diyarbakıra ve acının hiç bitmediği sokaklarına götürücek.

Üç arkadaşın ( Alican, Deniz ve Cengiz ) Diyarbakır Üniversitesini kazanıp, daha ilk günden birbirleriyle tanışmaları..
Baluken, bu üç arkadaşın hikayeleri aracılığıyla bize bir hayat dersi veriyor.


Çoğu sayfalarda boğazınızda bir düğüm oluşacak ve yutkunamayacak hale geleceksiniz.
Sanırım Deniz’i ve Keje Anayı asla unut(a)mayacağım...

Özellikle Kürtlere ve Kürtlerin çok yoğun olarak yaşadığı bölgelere karşı ön yargısı olan biriyseniz mutlaka okuyun derim.

Ön yargıyı ancak yaşayarak ve görerek kırılacağının örneğidir; bu kitap.

İdris Baluken’i başka kitaplarla edebiyat dünyasında görmeyi umut ediyorum.
294 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Daha önce hiç kitap incelemesi yapmadım. Bu kitabı bitirdikten sonra, içimde bir dürtü oluştu. Bu kitabı daha fazla insan okumalı. Bu yüzden bastım sonunda o inceleme butonuna. Düşüncelerimi en iyi şekilde aktarmak istiyorum, fakat bir hatam olursa gurbetciliğim getirdiği Türkçe eksikliğine verin :).

İtiraf etmeliyim ki, benim de önyargılarım vardı kitap hakkında. İdris Baluken'in ilk kitabı olduğu için çok büyük beklentilerim yoktu. Fakat kitabın başlarında benim bu önyargımı yıkmayı başardı İdris Baluken.

Her şey Deniz'in Diyarbekir'e gitmesiyle başlar. Orda tıp okuyacak olan Deniz'in önyargıları çok geçmeden kırılır. Bu yolculukta hakikatin peşinden koşan Cengiz'i ve adaletsizliğe karşı öfkeli Alican'ı tanır. Üçlü çok iyi dost olurlar. Hikaye'ye sonradan dahil olan Gülçicek ise Deniz'in kalbinde yer etmiş kırmızı bir güldür.

İdris Baluken aşk'ı, adaleti, hakikatı öyle güzel işlemiş ki kitabında. Bunlara ulaşabilmeniz için İlk başta vicdan sahibi insanlar olmamız gerekir. Ne yazık ki para ve güç bu kavramın yerine geçebiliyor ve insan'ı insanlıktan çıkarabiliyor. Bu kavramların farklı hayatlar üzerinde ki etkisini okuyoruz aslında kitapta.

Herkesin, siyasî görüşünü bir kenara bırakıp, okumasını tavsiye ederim.
294 syf.
·14 günde·10/10
Sevgili Baluken, gerçekten de sımsıcak, samimi bir kitap yazmış. Kurgusu biraz zayıf olsa da bazı bölümlerde kullandığı sanatsal dili çok kuvvetli bir kitap olmuş. Sadece mesaj ve öğreticilikten uzak, gerçeği olduğu gibi yorum katmadan anlatan realist ve natüralist kitaplardan daha çok etkilendiğim için bu eksi puan oldu benim için (gerçi siyasi bir operasyonla tutuklanıp, hapis cezasına çarptırılan bir milletvekilinin mesaj veren kitap yazması da normal.) Okurken ne çok şey geçti aklımdan; patlama haberlerinden; acıyı anlatan şarkılara, idealistlerden; boyun eğenlere, ödenen bedellere... Bir de bunların dışında kitabı okuduktan sonra insanın içinde diyarbakır surlarına çıkıp dicle'ye karşı sigara yakma isteği ortaya çıkıyor fena halde. Eline, emeğine, yüreğine sağlık. Ikinci kitabını da yazacağını umuyor, merakla bekliyoruz; özgürlüğüne kavuşman dileğiyle.
294 syf.
·5 günde
Iyi ve kötu yönlerinden degerlendirmek gerekirse genel anlamda akıcı okuyanı sıkmayan bir lisanı var. Fakat yer yer bazı olayları çok fazla tasvir -betimleme- etmeye çalısması bir noktada kitabı kapattirdı bana. En kalıcı ve okuyanı kendisiyle baş başa bırakıp kendi iç dünyasına döndüren
-ben ne yapıyorum, kimim , neyim sorularını
İç dünyanıza yönelten, Cengo nun kendi icinde yaşadığı bohemlerdi diyebilirim. Bana Diyarbakırı bir kez daha sevdiren, çok basarilı bir kitaptı. Okurken diyarbakirda geziyor gibi hissediyorsunuz bazı satırlarda.
Sonunda Denizin ( ciwan) akibetinin ne olduguda olsaydi iyi olurdu diye dusunuyorum :)
Syn. İdris Baluken e saygi ve sevgilerle. En kisa zamanda aydinlik gunlerde bulusmak dilegiyle.
294 syf.
·Beğendi·10/10
Vekilimin ilk romanı. Aynı gün başlayıp bitirdim, konusu öylesine bizden, dili öyle akıcı ki sayfalar hızla çevrildi, aktı gitti. Vekilimin yazdığını unutup, kitabın bir bölümünde "yazarın diğer kitaplarını da okumalıyım" dedim kendime. Öyle ustacaydı bana göre. Birkaç metrekarelik bir hücreyi vahaya çevirebilir mi bir insan? Evet, özgür tutsaklar bunu yapabilir. "Kim diyor ki içerdesin,
bir dizi gül içindesin.
Sızıyor bir yerlerden,
bir yerlerden bahar kokusu."
294 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Hiçbir şey insan yaşamı kadar kutsal olmadı, olmayacak da. Yeter ki insanoğlu hakikatin kendi yaşamı olduğunu, kendi özgürlüğü olduğu kavrasın; kendine bir kurtarıcı aramaktansa kendi kurtarıcısının kendisi olduğunun farkına varsın.
294 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Acı, sevinç, yaşam, ölüm hepsinin dili evrensel değil midir? Diyarbakır da üniversitede yolları kesişen üç genç. Kendilerini ve hayatı sorgulayan pırıl pırıl üç genç. Deniz, Alican, Cengiz. İdris Baluken roman kahramanlarini, onların aşklarını, hayata tutunmalarini, Diyarbakır ın baskı altındaki insanlarını öyle derinden anlatmış ki sanki o romanın bir parçası gibi hissettim. Acıyı da, aşkı da. İnsanı insan yapan degerlerden en önemlisi vicdandır kanımca ki vicdan kan ile beslenmez. Maalesef ki kapitalist sistemin getirdiği ve iktidar , güç adına vicdan terkedilmiş. Sadece yaşadığımız topraklar değil, dünyanın gidisatinin eleştirisidir bu roman. Birbirimize otekilestirenlere inat, yasanan acilari paylaşan yazarlar iyi ki varsınız .
294 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Önyargılar, yanlış düşüncelerin bekçi köpekleridir.
...
Bütün bekçi köpeklerini kovma zamanı gelmiş olmalı." (Sayfa 39)
.
Üç güzel dost; medyanın yaratmış olduğu önyargılarla Ankara'dan tıp okumak için gelen Deniz, adaleti bulmak için Sivas'tan hukuk okumaya gelen Alican ve gerçeği bulmak için Cizre'den gazetecilik okumaya gelen Cengiz. Ortak noktaları olacak olan Diyarbakır' da bir araya gelir. Amaçlara ulaşmak için eksik olan ne kaldı, aşk. Hedefe aşk, adalete aşk, gerçeğe aşk, insana aşk... Ve bu arkadaşlara İstanbul'dan dahil olan, aşkın temsili misali edebiyatçımız Gülçiçek. Belki sıradan bir konu gibi görünen bu hikaye başlangıcı ilerleyen sayfalarla öyle olmadığını çokta güzel gösteriyor. Bunu da İdris Baluken' in edebi üslubunun yanı sıra adaleti, gerçeği, vicdanı, aşkı arayışındaki başarısı sağlıyor.
.
"Kaf dağının ardındaki Simurg'u aramaya çıkan kuşların karşılaştığı hakikatı anlatıyor. Bu zorlu yolculukta kuşların kimisi hırs, kimisi aşk, kimisi kıskançlık tuzaklarında yitip gidiyor. Yola devam eden otuz kuş ne Kaf dağına ne de Simurg'a ulaşırlar. Ama Simurg'un anlamını keşfederler. Simurg, Farsça'da otuz kuş demektir. Yani kuşların kurtarıcısı kendilerinden başkası değildir. Bizim de kendi kurtarıcımızın kendimiz olduğu hakikatini unutmamamız gerekir."(Sayfa 192)
.
Şöyle bir bakınca, hepimizin kurtulması gereken zinciri yok mu. Belki de bu kitap sana zincirini bulduracak ve Simurg'a ulaştıracak.
294 syf.
·9/10
Gelde gülme...İnsanlar sırf önyargılarından dolayı nice güzel kitaplardan,cümlelerden,kelimelerden uzak kalïyor.İnanın çok şey yazılır bu toplum için.
Bu yazar için.
En çok da bu kitap için.
İnsanlığa dair kelimeler hiçbir çağda bu kadar değersizleşmemiş ve kirletilmemişdi...
294 syf.
·78 günde·8/10
Girdi koluma anlata anlata gezdirdi beni diyarbekiri,sevdalarını,acılarını,ayrımcılıkları,birleşmeleri,yolları ve yoldaşlıkları her şeyi anlattı içime işledi aldı götürdü ...
294 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Birçok duyguyu içinde barındıran eşsiz bir kitap kesinlikle ön yargılarınızı bir kenara bırakıp, kendinizi yazarın hayal dünyasına bırakmanızı tavsiye ederim.Hayal dediğime bakmayın, mutlaka kendinizde eksik bulduğunuz bir parçayı burada bulacaksınız. Politik yargıların dışında bir yerde kendi iç dunyanızla objektif bir şekilde yüzleşmeniz sizi belki de tamamen değiştirecektir.
294 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Evet nasil başlasam bilemedim yazar mi desem eski milletvekili mi bilemedim. Beklentim büyüktü. Ama haksizlik etmek te istemek çok sami mi yazdıklarında. Kendini anlatıyor,aşkını, özlemlerini. Duyuramdığı sesi oldu bu kitap onun. "Bir taş gibi toplumun içinde büyük dalgalar yaratan bir varlık" olmak istedi.
Okuyun mutlaka güzel bir kitap farkli pencereler açar belki hayatınıza.
Balıklara selam olsun
Mutluluk üzerinden insanoğlunun cezalandırıldığı öyküde, mutluluk ne Kaf dağının ardına ne yerin altına ne göğün üstüne ne de okyanusun dibine saklanmıştır. Mutluluk, her insanın kendi içindedir. Yeter ki insanoğlu şüphelenip oraya bakmasını bilsin ... insanoğlu gene de mutluluğu dışarıda aramaya devam eder...
Savaş aynı zamanda toplu bir çiçek kıyımı demekti. İnsan eliyle yapılmış bir kıyım. Zaten başka hangi el olabilirdi ki! Doğadaki hangi canlı toplu kıyım yapmış ki? Hatta böyle bir arayışa girmiş ki? İnsan eliyle insan kıyımı, doğa kıyımı. İnsanlığı da doğayı da sarsıntılarla yere çarpan bir sara atağı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Kırık Dal
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
294
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052318201
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dipnot Yayınları
"İçinde biriktirirsin bazen. Sonra katmer katmer üstüne yığılır biriktirdiklerin. Taşıyamaz hale gelirsin. Hele bir hücrede tek başınaysan, esirsen… Ya seni yer bitirir içindekiler ya da dökersin onları, eyleyerek, söyleyerek. Elinizdeki romanda da böylesi bir iç dökmenin sesi tınlıyor.
Bu kitabın en önemli özelliği yazılmış olmasıdır. Kendini toplumsal ve bireysel dertlerin dermanına adayan bir yiğit insanın, sıkıştırılmaya çalışıldığı iki metrekarelik bir zindan hücresine sığmamış olmasıdır. O hücreden taşanların, bütün engellere rağmen halkıyla buluşmuş olmasıdır. E, daha ne olsun? Kitabın ilk sayfasını açın, İdris kolunuza girecek ve sizi Diyarbekir'in surlarında, küçelerinde, sevdalarında ve kavgalarında eşsiz bir yolculuğa çıkaracaktır.

Gül ve Ciwan’ın aşkları ile Cengo’nun iç alemindeki çatışma gerçek bir savaşın acılı coğrafyasında iç içe geçerken, özlü bir sorgulamayı da ihmal etmeyen bu hikâyeden hepimize mesaj var.
Eline, yüreğine sağlık kardeşim, arkadaşım, yoldaşım.”
Selahattin Demirtaş

“Galipler ile mağluplardan bahseden resmi tarih; dipte, derinde filizlenen direnme ve dayanışma gücünü ıskalar. İdris Baluken, bu romanında, üç yoldaşın öyküleri aracılığıyla işte bu direnme ve dayanışmanın bir yaşam tarzı olarak çiçeklendiğini duyuruyor bize. Aşksa olmazsa olmazıdır bu yaşamın. Keje Ana’yı ise hiç unutamayacağım galiba.” 

Ahmet Telli

Kitabı okuyanlar 275 okur

  • Suzan KAMAN
  • İbrahim YILDIZ
  • Gerokizm
  • Gülsima Dinçer
  • şefik barkın
  • Sulhadin yalçın
  • Mehmet YILMAZ
  • Gülistan
  • lebleguleleble
  • Mizgîn

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60.2 (53)
9
%13.6 (12)
8
%10.2 (9)
7
%6.8 (6)
6
%4.5 (4)
5
%3.4 (3)
4
%0
3
%1.1 (1)
2
%0
1
%0