Adı:
Üç Romantik Hikaye
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
24 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057860989
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Üç Romantik Hikaye
Üç Romantik Hikaye
Üç Romantik Hikâye
Üç Romantik Hikaye
Dünya edebiyatının üç önemli öykücüsü tarafından yazılmış üç farklı hikâye, Sabahattin Ali tarafından Türkçeye çevrilerek 1940’lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında okuyucuya sunulmuştur.
Kleist’in “San Domingo’da Bir Nişanlanma”, Chsmisso’nun “Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti” ve Hoffmann’ın “Duka ile Karısı” adlı hikâyeleri, bu türün Batı edebiyatındaki gelişme sürecini gösteren en güzel örnekleridir. Hikâyeleri Türkçeye çeviren Sabahattin Ali, kendi eserlerinde olduğu gibi akıcı diliyle, söz konusu metinleri sanki Türkçe yazılmışlar gibi zevkle okunmasını sağlar.
186 syf.
Kitap, Sabahattin Ali’nin önsözü ile başlıyor ve sırasıyla Heincich Von Kleist’in özgeçmişi takiben San Domingo’da Bir Nişanlanma hikayesi, Adelbert Von Chamisso’nun özgeçmişi takiben Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti hikayesi ve E.T.A Hoffman’ın özgeçmişi takiben Duka ile Karısı hikayesi ile devam ediyor. San Domingo’da Bir Nişanlanma, en kısası ve bence en duygusalı. Hikayelerin hiçbiriyle ilgili fazla spoi vermek istemesem de, az da olsa spoi vermeden yorum yapamayacağım sanırım. San Domingo’da Bir Nişanlanma, önceden beyazların aşırı zulmüne maruz kalan zenciler, bir şekilde gücü ele geçirir ve şehrin hakimi olmaya başlarlar. Askeri birlikler ve beyler de dahil olmak üzere herkes teker teker öldürülür, öldürülemeyip, kaçmayı başaranlar için ise, kaçak bir hayat başlar. Beyazlardan kaçmayı başarıp, ailesiyle birlikte gizlenen Gustav, yiyecek bulmak için zencilerden birinin kapısını çalmak zorunda kalır ve kendisinin sığınma talebi ve ailesine yardım isteği kabul edilir. Ancak evdeki yaşlı kadının büyük planları vardır. Evin genç kızı melez olan Toni ile Gustav arasında bir yakınlaşma olur ve annesinin ona tuzak kurmasını engellemeyeceğini anlayınca, ikna olmuş gibi görünür. Ancak olaylar hiç beklemediği şekilde gerçekleşir. Gustav, ona ihanet ettiğini düşünecek ve hiç tahmin etmediği bir ceza verecektir. İkinci hikayemiz Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti, bir tavsiye mektubu ile birlikte varlıklı bir adamı bulmaya giden ve onunla yalnız kalabilmek için kalabalık bir ortamın içerisinde fırsat kollayan Peter Schlemihl, aynı gün onunla görüşemeyeceğini anlayınca, ertelemeye karar verir ve tam uzaklaşacakken, davette bulunan ve cebinden istenilen her şeyi çıkartabilen bir adam yolunu keser. Bu adam cebinden istenilen her şeyi büyüklüğünün önemi olmadan çıkartabilmektedir. Hatta cebinden bir türk halısı bile çıkartmıştır. Schemihl’e, cebindeki elini attığı anda sürekli altın veren kese karşılığında, gölgesini vermesini teklif eder. Schemihl önce kabul etmez, ama sonra mantıklı gelir. Gölgesinin zaten bir işe yaramayacağını düşünür ve gölgesiyle altın veren keseyi takas eder. Zengin bir yaşam sürmeye başlar, hatta onu kral zannedenler bile olur. Ancak bir süre sonra, sokakta gölgesi olmadığını fark edenler, ondan uzaklaşmaya hatta aralarında onunla ilgili hikayeler uydurmaya başlarlar. İnsan içine çıkamaz hale gelir, sevdiği kadını, kendi paralarını azar azar çalan uşağına kaptırır. Gölgesinin peşine düşer, bir sene sonra geleceğini söyleyen gri paltolu, gölgesini alan adam gelir, ancak başka bir anlaşma şartı vardır. Hikayenin sonunda ise, kahramanımız farklı bir maceraya atılıyor ve en sonunda bunlar bir hayal ürünü mü, yoksa gerçek olup da hasta yatağında yatan bir adamın geçmişi hatırlaması mı pek anlaşılmıyor. Duka ile Karısı hikayesinde ise, iki arkadaş Duka ile karısının yer aldığı fotoğrafın önünde, fotoğraf ile ilgili sohbet ederlerken, yanlarına bir adam yanaşıyor ve hikayelerini anlatabileceğini fakat bunun uzun süreceğini söylüyor, arkadaşlar da hikayeyi dinlemek istiyorlar ve burada hikayemiz başlıyor. Yaşlı dukanın nasıl duka olduğu, genç ve güzel karısına nasıl sahip olduğundan söz ediliyor. Hikayenin ilk başlarında onlarla hiç ilgisi yokmuş gibi söz edilen bir de Antonio diye bir delikanlı var. Onun da hayatının aslına yavaş yavaş şahit oluyoruz. Bu diğerlerine göre biraz daha gizem dolu. Ama daha az ilgi çekici diyebilirim. Benim en çok etkilendiğim ve en sevdiğim, gerçeklik payı çok az olmasına rağmen Peter Schemihl’in Acayip Sergüzeşti oldu.
186 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Birbirinden farklı hikayeler, ama içerik olarak aynı. Kitabın cep boy olması sanırım tek avantajı. Sabahattin Ali 'ye olan sevgimden dolayı okudum, o kadar yüksek beklenti içerisine girmeyin derim.
156 syf.
·8/10
Sabahattin Ali, Üç Romantik Hikâye’ de çağlarını aşarak, günümüze ulaşan üç yazardan seçtiği birer hikâyeyi bir araya getiriyor: Heinrich von Kleist’tan “San Domingo’da Nişanlanma”, Adelbert von Chamisso’dan “Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti” ve E. T. A. Hoffman’dan “Duka ile Karısı”. Tercüme Bürosu’nda Batı klasiklerini Türkçeye kazandırma amacıyla başlatılan çeviri seferberliğinin önemli bir parçası olan Alman klasiklerinin editörlüğünü de üstelenen Sabahattin Ali’ nin Almancadan çevirdiği “Üç Romantik Hikâye” ilk kez 1943’te Ankara Maarif Vekilliği tarafından yayımlanmıştır.

“Romantik cereyan, dünya edebiyatına verdiği eserlerden ziyade, Almanya’nın, hatta Avrupa’nın sanat ve fikir hayatına yaptığı tesirle anılır. Yalnız birkaç kişi, çığırlarının sınırlarını aşarak bütün insanlığın malı olacak eserler meydana getirmişler ve bu güne kadar canlılıklarını muhafaza etmişlerdir ki, biz bu kitapta bunlardan birer örnek vereceğiz.”
-Sabahattin Ali

Diğer edebi türlere kıyasla daha az tercih ettiğim ‘hikaye’ türünü artık sevme nedenim, yazarın çevirisini yaptığı bu eser. Alman edebiyatından bizlere sunulan üç sıra dışı hikaye... Keşke zamanında bütün çeviriler Sabahattin Ali'nin ellerinden geçilse imiş.. :))
Yazarın kendi yazdığı eserlerinde olan hoş üslubunu öykülerde bulabiliyorsunuz. Hikayeler ile ilgili bilgilere ulaşmaya çalıştığımda ise kayda değer Türkçe hiçbir bilgi bulunmaması can sıkıcı...
Bunun dışında bana çok güzel bir ödev verdi bu eser; yazarın çevirmenliğini yaptığı bütün eserleri bulup, toplayıp, derleyip okumak ve arşivlemek. Çünkü edebiyat aşk..

İyi okumalar diliyorum..
156 syf.
·3 günde·8/10
Türk edebiyatının mihenk taşlarından Sabahattin Ali’nin Alman dilinden çevirisini yaptığı bir öykü kitabı Üç Romantik Hikâye. Kitabın adından da anlaşıldığı üzere kitapta üç adet öykü bulunmakta fakat öykülere bakınca pek romantik öyküler oldukları söylenemez. Romantik öykü beklentiniz olmadığı müddetçe de bunun pek bir önemi olmuyor.
Kitapta en çok Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti öyküsünü beğendim hatta bayıldım desem abartmış olmam. Bu öykü içinde olağan dışı olay ve olgular barındıran sürrealist bir öykü idi. Bana Gogol’un Palto’sundaki “Burun” adlı öyküyü anımsattı ve okurken çok eğlendiğim öykülerin ilk sırasında yerini aldı. Gerçeküstü olaylar yaşanadururken karakterlerin bu olaylardan çok normal olaylarmışçasına bahsetmeleri ve aslında normal olmayan bu olaylar için çok normal cümleler kurmaları beni öyküye hayran bıraktı.
Öykü kitaplarını pek beğenmememe rağmen bu kitap favori öykü kitaplarım arasına girdi ve öykülere olan bakış açımı değiştirdi.
Bu güzel üç öyküyü dilimize kazandırdığı için sevgili Sabahattin Ali’ye kucak dolusu sevgiler
156 syf.
·14 günde·4/10
Tam bir Sabahattin Ali aşığı olarak sadece kendi kitapları değil çevirilerinin de okunması gerektiğini düşünerek aldığım kitap maalesef hüsranla bitti. Muhteşem bir akıcılıkla, duygu aktarımıyla yapılan çeviri ancak bu kadar konu bakımından sıkıcı olabilirdi.
186 syf.
Üç romantik hikaye...Tabi burada romantik, karısına çiçek alan adam anlamında değil; meyvelerini özellikle Almanya'da veren ve çok sevdiğim bir edebî akım. Hassas kalpli, hümanist, trajediye meraklı, hayal dünyası geniş bir akım.
Ben kitaba E.T.A. Hoffman'ın hikayesiyle başladım. Neden? Çünkü hayran olduğum Gogol'un da Hoffman'a hayran olduğunu öğrenince (Petersburg Öyküleri-önsöz, iletişim yayınları) bende bir merak uyandı. Bu yüzden daha önce Hoffman okumuşluğum vardı. Bu adama sadece Gogol değil, birçok ağır edebiyatçı da hayran. Üstelik sadece edebiyatçılar da değil. Adamımız aynı zamanda bir besteci ve Çaykovski'nin de hayranlığını kazanmış. İşte böyle bir adamı Sabahattin Ali'nin çevirisiyle okuyorsunuz. Spoiler vermeyeceğim. Sadece şunu söyleyebilirim, Hoffman genelde fantastik öğeleri öykülerine katmayı sevdiği gibi, deli deli şeyler yazmayı da seviyor. "Ne içmiş bu adam?" diyorsunuz. Ama bu öykü öyle değil. Gayet aklı başında. Venedik'de geçen bir hikaye. Hakkını verelim, güzeldi ama hikâyeyi, bu günün sınırlı alışkanlıkları ve basit edebiyat anlayışı ile değerlendirirseniz, hoşunuza gitmez. Geniş olmanız, Shakespeare filan sevmeniz lazım başta.
Sonra, Chamisso'nun öyküsünü okudum. Bu fantastik bir öykü, aynı zamanda alegorik. Önceden okumuştum, yine okudum ve daha güzel geldi. Değer yargılarını bir gölgeye benzeten ve bunun üzerinden farklı bir eleştiri yapan hafif bir öykü.
Son olarak Kleist'ın öyküsünü okudum. Irkçılıkla ilgili söylenebilecek bir çok şeyi sadece bir kurguyla anlatabilme başarısına ulaşmış.
Bu kitabı fazlasıyla beğendim ve tavsiye ediyorum ama dediğim gibi, farklı edebî türlere ve dönemlere aşina değilseniz sevmeyebilirsiniz. Seçim size kalmış.
186 syf.
·7/10
18. yy sonlarında ortaya çıkan ve 'romanda olduğu gibi' anlamında kullanılan Romantik akımın bu 3 Alman yazarının hikayelerini ve en önemlisi edebiyatımızın usta ismi #sabahattinali çevirisiyle 1940'larda MEB müfredatında yer alan kitabı merak ettiğimden seçkime alıp okumuş bulunuyorum.

Kitaptaki 3 hikaye; #sandomingodabirnişanlanma (kleist), #pterschlemihlinaxayipserüveni (chamisso) ve #dukailekarısı (hoffmann) kurgularıyla kısa bir film senaryosu gibi akıp gidiyor. Çoğu Osmanlıca sözcükler barındırdığından bence bir kez daha Türkçeye çevrilmesi gerekir.

Hayatına son veren Klesit'ın hikayesi en iyisi. Ve de beni sizlerin de çok iyi bildiği gibi; bu durum hiç şaşırtmıyor. Tatilde okunabilecek ölçekte şirin, Romantikleri anlama adına büyük bir kitap: Okuyun...
156 syf.
·21 günde·4/10
Sabahattin Ali adını görüp heyecanlanarak aldığım kitabı ite kaka zar zor okudum. Hikayeleri beğenenler vardır elbet fakat beni hiç cezbetmedi. Bitse de artık başka bir kitaba başlasam diye diye okudum. Keşke beğenenler de birer açıklama yazsaydı da kitabı onların gözünden de görseydik.
156 syf.
·1 günde·5/10
Sabahattin Ali çevirisi olunca düşünmeden kitabı alanlardanım, aldananlardan yani. Bazı dergiler vardır hani ilk öykü efsanedir gerisi sanki sayfa dolsun diye yazılmış gibidir. Kitapta biraz öyle geldi bana. Açıkçası sıkılarak ve yazar hatalarını görmezde gelerek okudum. Sürekli aynı cümleyi sayfa başı kullanmak eğer bir duyguyu yedirmeye çalışmıyorsan -ki öyle bir cümle değildi- sıkar. Duygudan ziyade eylem ağırlıklı olay örgüsü vardı, karakterler bir duygu yaşıyor ama sürekli eylemlerini gördük, duygularını bir kaç baştan savma düşünce ile hissedemedim. Ben kimim de bunları yazıyorum o ayrı bir konu ama yayınevinin aldatmacasına geldiğimden bir kızgınlığım var. Ki çok sevdiğim bir yayınevi. Neyse konumuz bu değil.
Salgın hastalığa tutulmuş birini, bağrında ölüm saklayan birini öptün! Şimdi git, sana benzeyen bütün insanlara sarıhummayı aşıla!
Heinrich Von Kleist
Sayfa 30 - Karbon Kitaplar
Aziz dostum, hafiflik ederek ayağını doğru yoldan dışarı atan bir kimse, farkında olmadan başka yollara sapar ve bu yollar onu aşağı, daima aşağı götürür. Ondan sonra gökyüzündeki yol gösteren yıldızların pırıltısına beyhude yere bakar. Artık yapacak bir şey yoktur, hiç durmadan bayır aşağı gitmeye ve nefsini Allah'ın intikamına kurban etmeye mecburdur.
Heinrich Von Kleist
Sayfa 86 - Yapı Kredi Yayınları, 2. Baskı (2017), Çeviren: Sabahattin Ali

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Romantik Hikaye
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
24 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057860989
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Üç Romantik Hikaye
Üç Romantik Hikaye
Üç Romantik Hikâye
Üç Romantik Hikaye
Dünya edebiyatının üç önemli öykücüsü tarafından yazılmış üç farklı hikâye, Sabahattin Ali tarafından Türkçeye çevrilerek 1940’lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında okuyucuya sunulmuştur.
Kleist’in “San Domingo’da Bir Nişanlanma”, Chsmisso’nun “Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti” ve Hoffmann’ın “Duka ile Karısı” adlı hikâyeleri, bu türün Batı edebiyatındaki gelişme sürecini gösteren en güzel örnekleridir. Hikâyeleri Türkçeye çeviren Sabahattin Ali, kendi eserlerinde olduğu gibi akıcı diliyle, söz konusu metinleri sanki Türkçe yazılmışlar gibi zevkle okunmasını sağlar.

Kitabı okuyanlar 189 okur

  • Hayalperest
  • Muhlise Gül AKIN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%1.8 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0