Kitap
Üç Romantik Hikaye

Üç Romantik Hikaye

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.2
74 Kişi
261
Okunma
82
Beğeni
2.930
Gösterim
334 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 9 sa. 28 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Dekalog Yayınları · 2020 · Karton kapak · 9786257818353
Diğer baskılar
Üç Romantik Hikaye
Üç Romantik Hikaye
Üç Romantik Hikâye
Üç Romantik Hikaye
Üç Romantik Hikâye
Üç Romantik Hikaye
5 mağazanın 13 ürününün ortalama fiyatı: ₺12,83
7.2
10 üzerinden
74 Puan · 13 İnceleme
Günseli Günseli
Üç Romantik Hikaye'yi inceledi.
156 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Sabahattin Ali'nin "Üç Romantik Hikaye" Çevirisi
Sabahattin Ali çevirilerinden oluşan “Üç Hikâye” adlı eseri, kitapçıdaki çalışanın tavsiyesi ile aldım. Öyle içten tavsiye etti ki, gözlerinin içi parıldıyordu. Zaten Sabahattin Ali, çok sevdiğim bir yazardır. Aldım kitabı, iyi ki almışım. Eser; Sabahattin Ali’nin Heinrich von Kleist’ten yaptığı “San Damingo’da Bir Nişanlanma”, Adelbert von Chamisso’dan yaptığı “Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti”ve E.T.A. Hoffman’dan yaptığı “Duka ile Karısı” adlı üç hikayenin çevirisinden oluşuyor. Ali, önsözde 18. Yüzyıl Almanya’sındaki “romantik çığır” hakkında kısa bir bilgi veriyor. Ardından her hikâyenin başında, hikâyenin yazarı ile ilgili kısa bir biyografi verip her biri egzotik bir yerde veya çok eski tarihlerde geçen olaylar hakkında bizi aydınlatıyor. Tam da bu aydınlatmalar esnasında, Sabahattin Ali’nin biyograficiliği beni gülümsetti. Mesela E.T.A. Hoffman’ı anlattığı kısımdan iki örnek: “Anası ve babası onu ukala bir amcanın terbiyesine bırakmışlardı. Fakat daha çok kendi haline terk edilmiş gibiydi. Çocukluğunda bir harika, erkenden kendini gösteren bir deha diye pohpohlanmış, şımartılmıştı. “ “Fakat hayatı yine karışıktı, kendisi gibi serseri ruhlu şair, muharrir ve aktör arkadaşlarıyla meyhanelerde sabahlıyor, zekâsını ve kabiliyetini çürütüyordu.” gibi örnekler :) Son derece samimi, öznel, sanki yazarın bizzat yanındaymış gibi anlatılan bu kısımlar beni gülümsetti ama sevgiyle. :) “San Domingo’da Bir Nişanlanma” şimdiki Haiti Adası’ndaki bir acayip nişanlanmayı anlatıyor ama aslında anlatılan adanın yerlileri ile ordaki Avrupalılar arasındaki mücadele. Klasik romantik bir hikâyaydi aslında. 18. Yy.da Haiti Adası’ndaki bazı tarihi meselelere de temas ettiği için ilginçti. “Duka ve Karısı” bir sergide görülen tablonun 1200'lere dayanan Venedik’te geçen hikayesini anlatıyordu. Oldukça sürükleyiciydi ve romantizmin temel meselesi olan “büyük tesadüfler”e dayanıyordu. Ama yine bambaşka bir ülke, çok eski bir zaman, dukalar, kayıklar, Venedik, kahin kadınlar, kan ve gül derken neticede hoş bir hikayeydi :) Ben esas olarak “Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti”nden bahsetmek istiyorum. Bu hikaye; fantastik, yer yer gotik, kimi zaman da komik, masalsı bir hikayeydi. Hikayenin nasıl ortaya çıktığını anlatırken Adelbert von Chamisso bizzat kendisi de La Fontaine’in bir masalında, cebinden istenilen her şeyi çıkarabilen bir adamı okuyup etkilendiğini ve oradan esinlendiğini anlatmış. Bizim hikayemizde de ne idüğü belirsiz biri, bir gül bahçesindeki dost meclisinde o an ihtiyaç duyulan her şeyi cebinden çıkarıyor: dürbün, kocaman bir şemsiye ve bir Türk halısı… Hikayenin anlatıcısı ve aynı zamanda kahramanı, bu gördükleri karşısında şaşkınlığa düşüyor. Neticede bu esrarengiz adam, kârlı bir pazarlık neticesinde anlatıcımızdan “gölge”sini satın alıp ona, içindeki altın hiç bitmeyen bir kese veriyor ve olaylar gelişiyor. Bu hikayenin (aslında masal bence) bu kadar ilgimi çekmesinin sebebi, bu hikayelerden hemen önce Haruki Murakami’nin “Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu“ romanını okumuş olmam. Her ikisinde de esas mesele “gölgesizlik”ti. Gölgesi elinden alınan bir insan ne yapar ya da neleri yapamaz, nasıl zor durumlarda kalır? İki metinde gölgenin temsil ettiği şey birbirinden farklı da olsa benzerlikleri çok büyüktü. Kim bilir, belki Murakami de Chamisso’nun bu öyküsünü okumuştur. :) Peter Schlemihl’in gölgesizlik serüveni beni Murakami’nin gölgesizlik serüveni romanından çok daha fazla etkiledi aslında. Üslup , dil ve anlatım bakımından elbette. Sabahattin Ali’nin pek beğendiğim o nahif üslubunun da bunda etkisi büyüktür. Ama peş peşe gelen bu tesadüfi gölge metaforu okumaları bana “Edebiyat nedir, ne değildir?”i düşündürdü. Madem masalsı birtakım acayiplikler okuyacağım, o zaman harika bir üslup, bir estetik haz isterim de isterim :)
Üç Romantik Hikaye
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Şilan Yavuz
Üç Romantik Hikaye'yi inceledi.
156 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
Türk edebiyatının mihenk taşlarından Sabahattin Ali’nin Alman dilinden çevirisini yaptığı bir öykü kitabı Üç Romantik Hikâye. Kitabın adından da anlaşıldığı üzere kitapta üç adet öykü bulunmakta fakat öykülere bakınca pek romantik öyküler oldukları söylenemez. Romantik öykü beklentiniz olmadığı müddetçe de bunun pek bir önemi olmuyor. Kitapta en çok Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti öyküsünü beğendim hatta bayıldım desem abartmış olmam. Bu öykü içinde olağan dışı olay ve olgular barındıran sürrealist bir öykü idi. Bana Gogol’un Palto’sundaki “Burun” adlı öyküyü anımsattı ve okurken çok eğlendiğim öykülerin ilk sırasında yerini aldı. Gerçeküstü olaylar yaşanadururken karakterlerin bu olaylardan çok normal olaylarmışçasına bahsetmeleri ve aslında normal olmayan bu olaylar için çok normal cümleler kurmaları beni öyküye hayran bıraktı. Öykü kitaplarını pek beğenmememe rağmen bu kitap favori öykü kitaplarım arasına girdi ve öykülere olan bakış açımı değiştirdi. Bu güzel üç öyküyü dilimize kazandırdığı için sevgili Sabahattin Ali’ye kucak dolusu sevgiler
Üç Romantik Hikaye
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Güneş
Üç Romantik Hikaye'yi inceledi.
156 syf.
·
8/10 puan
Sabahattin Ali, Üç Romantik Hikâye’ de çağlarını aşarak, günümüze ulaşan üç yazardan seçtiği birer hikâyeyi bir araya getiriyor: Heinrich von Kleist’tan “San Domingo’da Nişanlanma”, Adelbert von Chamisso’dan “Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti” ve E. T. A. Hoffman’dan “Duka ile Karısı”. Tercüme Bürosu’nda Batı klasiklerini Türkçeye kazandırma amacıyla başlatılan çeviri seferberliğinin önemli bir parçası olan Alman klasiklerinin editörlüğünü de üstelenen Sabahattin Ali’ nin Almancadan çevirdiği “Üç Romantik Hikâye” ilk kez 1943’te Ankara Maarif Vekilliği tarafından yayımlanmıştır. “Romantik cereyan, dünya edebiyatına verdiği eserlerden ziyade, Almanya’nın, hatta Avrupa’nın sanat ve fikir hayatına yaptığı tesirle anılır. Yalnız birkaç kişi, çığırlarının sınırlarını aşarak bütün insanlığın malı olacak eserler meydana getirmişler ve bu güne kadar canlılıklarını muhafaza etmişlerdir ki, biz bu kitapta bunlardan birer örnek vereceğiz.” -Sabahattin Ali Diğer edebi türlere kıyasla daha az tercih ettiğim ‘hikaye’ türünü artık sevme nedenim, yazarın çevirisini yaptığı bu eser. Alman edebiyatından bizlere sunulan üç sıra dışı hikaye... Keşke zamanında bütün çeviriler Sabahattin Ali'nin ellerinden geçilse imiş.. :)) Yazarın kendi yazdığı eserlerinde olan hoş üslubunu öykülerde bulabiliyorsunuz. Hikayeler ile ilgili bilgilere ulaşmaya çalıştığımda ise kayda değer Türkçe hiçbir bilgi bulunmaması can sıkıcı... Bunun dışında bana çok güzel bir ödev verdi bu eser; yazarın çevirmenliğini yaptığı bütün eserleri bulup, toplayıp, derleyip okumak ve arşivlemek. Çünkü edebiyat aşk.. İyi okumalar diliyorum..
Üç Romantik Hikaye
OKUYACAKLARIMA EKLE
9