Adı:
Üç Tarz-ı Siyaset
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057829894
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Üç Tarzı Siyaset
Üç Tarzı Siyaset
Üç Tarz-ı Siyaset
Üç Tarz-ı Siyaset
Üç Tarz-ı Siyaset
Yusuf Akçura bir ideolog olarak ve özellikle Türkçülük fikirleriyle Osmanlı’nın son zamanlarının ve Cumhuriyet devrinin en önemli simalarındandır.
Paris’ten Rusya’ya döndükten sonra kaleme aldığı Üç Tarz-ı Siyâset isimli makalesiyle; devrin önemli siyâsî akımları olan Osmanlıcılık, İslâmcılık ve Türkçülüğü irdelemiş, bu akımların iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak ne kadar uygulanabilir oldukları hususundaki fikirleriyle de literatürde başat bir tartışma açmıştır.
Akisleri bugünün Türkiye’sinde hâlen devam eden bu makalenin yanı sıra ona cevap mahiyetindeki iki makalenin daha eklenmesiyle kitaplaştırılan Üç Tarz-ı Siyâset, Kahire ve İstanbul nüshaları karşılaştırılarak hem çeviri yazı hem de sadeleştirilmiş metin hâlinde yayına hazırlanmıştır.
80 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Helloo 1k :)

Bugün sayfamı kontrol ederken uzun zamandır inceleme yazmadığımı fark ettim.
Yeni bir inceleme yazmak lazım değil mi ;) bakalım nasıl olacak...
Yusuf Akçura #48225517 etkinliğine katıldığım için seçtiğim Üç Tarzı Siyaset kitabını bugün itibariyle bitirdim… Bir süredir tarih ve sıyası kitaplar okuyorum sıkıldığınızın farkındayım. Bende ara vermeyi düşünüyorum zaten bu kitaplara ;) Atsız bey’in ''Türk Edebiyatı Tarihi‘’ isimli kitabı son olacaktı normalde ama Yusuf Akçura kitabı son oldu nasıp böyleymiş :)

Kitabımız Osmanlı imparatorluğu son dönemlerinde fıkır akımları üzerine yazılmış bir makaledir o yüzden kısa bir tarihi geçmişimizi hatırlayalım…

Osmanlı donemı Fıkır akımları:
-Osmanlıcılık
*Fransız İhtilali’nden sonra etkili olan milliyetçilik (ulusçuluk)jdüşüncesine karşı ortaya çıkmıştır.
*“Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin Osmanlı sınırları içinde yaşayan herkes Osmanlı vatandaşıdır” fikri esas alınmıştır.
*Azınlıkların devlete bağlılığını artırarak Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünün korunması amaçlanmıştır.
*Genç Osmanlılar Cemiyeti tarafından savunulmuştur.
*Ulusçuluk hareketlerinin güç kazanmasıyla beraber etkinliğini kaybetmiştir.


-İslamcılık (Ümmetçilik – Panislamizm)
*Ülkenin bütünlüğünü korumak amacıyla “Hangi milletten olursa olsun bütün *Müslümanların halifenin etrafında toplanmasının gerekliliği” ilkesi esas alınmıştır.
*II. Abdülhamit devrinde, I. Meşrutiyet’e son verilince uygulanmaya başlanmıştır.
*Osmanlı dışındaki Müslüman toplumların sömürge durumundan kurtarılması amaçlanmıştır.
*I. Dünya Savaşı’nda Arapların ingilizler’le işbirliği yapması, islamcılık düşüncesinin gereken etkiyi gösteremediğinin ve milliyetçiliğin önem kazandığının göstergesidir.

-Türkçülük (Pantürkizm – Turancılık)
*“Devlet ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan toplumla ayakta durabilir” düşüncesine dayanır.
*Amaç, Türk birliğinin (Turancılık) kurulmasıdır.
*II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından iç ve dış politikada uygulanmıştır.
*Türkçülük, Yeni Türk Devleti’nin temel ideolojilerinden biri olmuştur.

Kıtap hakkında;

Yusuf Akçura’nın kaleme aldığı ‘Üç Tarz-ı Siyaset’, bahsettiği konuları ele alışı itibariyle başarılı bir makaledir. Eser, İkinci Meşrutiyetin duyurulmasından dört yıl önce
yayımlandığı halde İmparatorluğun sonuna kadar tazeliğini korumuştur.
Rusya’da kaleme alınmış, Mısır’da Abdülhamid istibdâdına karşı savaştığını iddia eden Türk gazetesinin 24- 34. sayıları arasında yayımlanmıştır. Bundan sonra Mısır’da ve İstanbul’da olmak üzere iki kez basılmıştır. İstanbul baskısı 1327 yani 1912 yılındadır.

Kitapta üç konu üzerinde durulmuştur:
+Bir Osmanlı milleti meydana getirmek
+Esasını İslamcılıktan alan bir devlet yapısı oluşturmak
+Türk milliyetçiliği oluşturmak

Yazar; Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük diye de adlandırılan bu fikirlerin faydaları, zararları, gelişme aşamaları üzerinde durmuş; bunlardan hangisinin Osmanlı devlet yapısına uygun olduğu üzerine tezler geliştirmiştir. Yazar, bu üç konudan bahsederken bunların her birini ayrı bir bölüm olarak işlemiştir. İlk önce Osmanlılık hakkında yorum yapan Akçura; Osmanlılığın II. Mahmud devrinde başladığını, Abdülmecid devrinde geliştiğini, Ali ve Fuat Paşalar zamanında en iyi duruma geldiğini belirtir. Osmanlılığın önemini yitirmesi ise Batı’da ırka dayalı milliyet anlayışının yayılması ile olur. Yazar, Osmanlılığın faydalarının olduğu gibi zaralarının da olduğunu anlatır. Özellikle, milliyetçilik anlayışının gelişmeye başladığı dönemden itibaren Osmanlı birliği kurmak istemeyi boş bir uğraş olarak görür:

“Zannımca artık Osmanlı milleti meydana getirmekle uğraşmak boş bir yorgunluktur.”

İslamcılığın, Osmanlıcılığın önemini kaybetmesinin Abdülaziz devrinde başladığını söyleyen Akçura, Avrupa siyasetçilerinin buna ‘Panislavizm’ dediklerini, Abdülhamid’in de bu fikri, fiilî hale getirdiğini belirtir. İslamcılık da Akçura’ya göre uygulanması zor bir fikri harekettir. Yazar; siyasi ve hukukî alandaki eşitlikler kalkınca Osmanlı içinde düşmanlıkların artacağını, dinle ve mezheplerle ilgili tartışmaların oluşacağını iddia eder.

“Abdülhamid’in siyaseti, Müslim ve gayr-i Müslim arasındaki nifak ve zıddiyeti artırdı.”

Türkçülük fikri, onun üzerinde durduğu son bahistir. Türkçülüğün de olumlu ve olumsuz bazı yönlerini değerlendiren Akçura, Türklerin büyük bir kısmının Müslüman olmasının Türk milliyetçiliğinin oluşmasında önemli bir etken olduğunu belirtir. Fakat büyük bir Türk unsuruna sahip olan Rusya’nın, her zaman için buna engel olmak isteyeceğini, özellikle, Müslüman olup Türk olmayan Türkleşmesine imkân bulunmayan toplulukların, Osmanlı’dan ayrılmak isteyebileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen yazar, böylece Türkçülük akımının da doğuracağı olumsuz sonuçları göstermiş olur.

Üç fikri akım hakkında düşüncelerini açıklayan Akçura, bu üçünün de uygulanmasının olumsuz sonuçlara yol açabileceği üzerinde fikirlerini birleştirir.

“Osmanlı milleti yaratılması, Osmanlı devleti için faydalara sahipse de gayr-i kâbil-i tatbiktir. Müslümanların veya Türkler’in birleşmesine dönük siyâsetler, Osmanlı devleti hakkında eşit denilebilecek menfaat ve mahzurlar ihtiva etmektedir. Tatbikleri cihetine gelince kolaylıkları ve zorlukları aynı derecede denilebilir.”

Yusuf Akçura; okuyucusuna ‘İslamcılık ve Türkçülük siyâsetlerinden hangisinin uygulanması daha iyidir?’ şeklinde bir soru sorup onları, bu konu hakkında düşünmeye davet eder. Eser bu şekilde sona erer.

Ve son…
Modern Türkiye fikrinin doğuşu ve gelişimi, Türk milliyetçiliği fikrinin tarihi gibi konularda araştırma yapmak isteyenlere tavsiye olunur. :)
126 syf.
·Puan vermedi
Kitap okuyacaklarım arasında idi ve çeşitli sebeplerle erteliyordum. Sevgili Zeynep K. 'nın düzenlediği Yusuf Akçura etkinliğine katılıp, nihayetinde kitabı okudum.

Kendisine, Türkçülerin bilinçlenmesine katkı sağladığı ve Türkçü önderlerimizin daha yakından tanınmasında böyle bir etkinlik vücuda getirdiği için buradan bir kez daha teşekkür etmek isterim...
Türkçülüğe en ziyade muhtaç olduğumuz şu günlerde, en çok Türkçüler okumalı, öğrenmeli, araştırmalıdır...

Şimdi incelemeye geçecek olursam:

Yusuf Akçura'nın 15 Mart 1904'te yazdığı ve Türk adlı gazetede yayımlanan bu eser, Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecine girmesiyle birlikte, bu çöküşün önlenmesi için ortaya çıkan akımların değerlendirmesini yapıyor.

İsminden de anlaşılacağı üzere Türkçülük, İslamcılık ve Osmanlıcılık gibi üç temel akım tetkik ediliyor.

Şimdi bu üç akımı kısaca tanımlayalım:

Osmanlıcılık: Devletin siyasî birliğini sürdürebilmek düşüncesiyle oluşmuştur. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan vatandaşları ırk, din ve dil ayrımı yapmadan eşit kabul eden düşünce anlayışına Osmanlıcılık denir. Bu anlayışa göre devletin bütünlüğünü korumak için dil, ırk ve din farkı gözetilmemeli, herkes aynı hak ve yetkilere sahip olmalıdır.

İslamcılık: Amacı, farklı ırklardan Müslümanları birleştirip kalkındırmak, Hristiyan dünyasının karşısında bir denge unsuru hâline getirmektir. Aynı zamanda Balkanlardaki Müslüman unsurların devletten kopmasını önlemek amacına dayanır. Yani bu akıma bağlı edebiyatçılar, genellikle Osmanlı Devleti içindeki Türk olmayan Müslüman halklarla kaynaşma, birlikte hareket etme düşüncesini ileri sürmüşlerdir. Bu akım, II. Abdülhamit tarafından da desteklenmiş, 1908'den sonra daha da gelişmiştir.

Türkçülük:Bu düşünce akımına göre devlet; ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanarak ayakta durabilir.

Gelelim şimdi Yusuf Akçura'nın görüşlerine:

Yusuf Akçura Osmanlıcılık için şu ifadeyi kullanıyor: ''Osmanlı milliyeti oluşturma fikri Fransa İmparatorluğu ile beraber ve onun gibi tekrar dirilmemek üzere, öldüğüne hükmolunsa, hata edilmemiş olur.'' Yani milliyetçilik akımının etkisiyle bu düşüncenin(Osmanlıcılık) tatbikinin mümkün olmadığını kesin olarak ifade ediyor.

İslamcılık akımının tatbiki konusunda ise, uygulamanın önündeki engelleri maddeler halinde sıralıyor:

1) Bu birleşmeyi Müslümanlar ve bilhassa Osmanlı Türkleri istemiyordu, zira altı yüz yıllık hakimiyetleri hukuken bitecek ve mahkum gördükleri reaya ile eşit seviyeye geleceklerdi.

2)İslam bu birleşmeyi istemiyordu, zira bu din müslüm ve gayrimüslimin tamamen eşitliğini asla kabul etmiyordu.

3)Gayrimüslimler istemiyordu, zira hepsinin şaşaalandırılan mazileri, istiklalleri, hükümetleri vardı. MÜslimler ve bilhassa Türkler o istiklali bitirimiş, o hükümetleri yıkmıştı.

4) Avrupa efkar-ı umumiyyesinin bir kısmı istemiyordu. Avrupa'da hala İslam-Hristiyan çekişmesi, Haçlı an'aneleri devam ediyordu.

Yusuf Akçura'ya göre: Bu siyasetin uygulanması halinde Osmanlı tebaası arasında dini nifak ve düşmanlık artacak, böylece gayrimüslüm tebaanın ekserisinin meskun olduğu yerler kaybedilecekti.

Türkler arasına müslim ve gayrimüslim farkı girecek ve cinsiyetten kaynaklanan kardaşlık, dini ihtilaf ile bozulacaktı.

Ve son olarak İttihad-ı Etrak (Türk Birliği) düşüncesi:

Bu fikir ile Türkler hem dini hem ırki bağlarla pek sıkı birleşecek ve Türk olmadığı halde bir dereceye kadar Türkleşmiş olan unsurlar Türkçülüğü daha da benimseyecekti. Buna mukabil, müslüman olup Türk olmayanlar ya da Türkleşmek istemeyenler Osmanlı idaresine isyan edip, devletin gücünü zayıflatacaktı.

Türk birleşmesi konusunda bir başka engel, Türklerin çoğunluğunun maziyi, milli kimliği ve an'aneyi unutmuş olması.

Türklerin ekserisi Müslüman olduğu için, İslam Türkçülüğün teşekkülünde mühim bir unsur olabilirdi.

Yusuf Akçura Beğ'in fikirlerini hülasa etmek gerekirse:

Osmanlı milliyeti oluşturma fikrinin uygulanması mümkün değildir.
İslam ya da Türk birliği ise eşit denebilecek menfaatler ve mahzurlar içermektedir. Uygulanması ise kolaylık ve güçlük bakımından aynı derecededir.

Velhasıl Yusuf Akçura Beğ, Osmanlı'nın kurtuluşunun Türkçülük ya da İslamcılık ile mümkün olacağını, bunların hangisinin tatbik edilmesi gerektiğini ise kesin olarak belirtmiyor.

Fakat tarihe baktığımızda, Devlet-I Aliyye'nin çöküşü sırasında yaşadığı olaylar, İslamcılık politikasının da aslında mümkün olmadığını gösteriyor. Günümüzde yaşadığımız devletin bir nevi Türkçülük fikri ile kurulduğunu düşünürsek, kazanan yine Türkçülük olmuştur. İttihad-ı Etrak olmasa bile bu milletin kurtuluşunu Türkçülük sağlamıştır ve elimizdeki bu devletin de kaybedilmemesi için yine Türkçülüğe sıkı sıkı sarılmalıyız...
80 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Pantürkizm'in kurucu babası olan yusuf akçura tarafından yazılmış,mısırdaki türk dergisinde yayınlanan osmanlı devleti'nin son dönemlerinde devletin bekası için osmanlıcılık, türkçülük ve islamcılık politikalarının uygulanabilirliğini ele alan kısa bir makaledir. akçura bu makalesinde açıkça türkçülüğü desteklemese de, osmanlıcılığı uygulanabilir görmemiş, islamcılık ve türkçülüğün şanslarını eşit görmüştür. fakat bu makalenin en önemli noktası; ele alınan dönemin koşulları itibariyle türkçülük olarak bir politikanın ilk defa ciddi ve kapsamlı bir şekilde dile getirilmesidir. bu sebeple modern türk devleti'nin ideoloğu olan ziya gökalp'e fikir babalığı yaptığı yada ona öncülük ettiği söylenebilir.Ali Kemal bey'in kendince yazdığı Cevabımız yazısı ve Ferit Tek'in Bir Mektup adlı yazısı da konu üzerinde tartışma-açıklama havasında da kitap içerisinde bulunur.
80 syf.
·Beğendi·10/10
Yusuf Akçura Türkçülük akımının önderi sayılan muhteşem bir fikir adamı.Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalesini de yaşadığı dönemin ünlü bir gazetesi olan Türk Gazetesi'ne yazmış ve ardından da kitap olarak basılmıştır.Döneminin en büyük üç siyasi cereyanının anlatıldığı ve çözüme kavuştuğu önemli bir belge Üç Tarz-ı Siyaset.
126 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitap ismini Yusuf Akçura'nın Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde çokça tartışılan üç siyasi cereyanı Türk gazetesinde ele alıp değerlendirdiği aynı isimli makalesinden almıştır.
Eser üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Akçura'nın makalesine yer verilmiştir. Bu makalede Akçura Osmanlıcılık, İslamcılık(Panislamizm), Türkçülük(Pantürkizm) akımlarının olumlu, olumsuz yönlerini ele almış ve bu akımların hayata geçirilmesi önündeki dahili ve harici engelleri değerlendirmiştir.
İkinci bölümü ise Ali Kemal'in Akçura'nın makalesine verdiği cevap "Cevabımız" başlığıyla oluşturmuştur.
Üçüncü bölümde ise Ahmed Ferid'in Yusuf Akçura ve Ali Kemal'e verdiği cevap makalesi yer almıştır.
Benim asıl ilgimi çeken ve hoşuma giden nokta ise Akçura'nın makalesine verilen cevaplardaki üslup. Yapılan eleştiriler ve verilen cevaplar oldukça seviyeli. Acaba günümüzde böyle bir makaleye bir iki kişi cevap yazsa işin sonunda kaç türlü argo kelime kullanılır ne gibi hakaretler edilir diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Zamanla çok şey kaybettik, öncelikle vicdanımızı ve saygımızı..
126 syf.
·7/10
yusuf akçura'nın 27 yaşında yayınladığı makale.

öncelikle belirtmek isterim ki başlığa yazanların yarısından çoğu makaleyi anlayamamış. bunun iki sebebi olabilir:
1- makelenin kötü çevirisi.
2- yusuf akçura'nın türkçülük fikirleri.

yusuf akçura'nın türkçülük ile olan fikirlerini bir kenara bırakacak olup makaleyi objektif biçimde okursak anlayacağız ki dönemin şartlarına göre osmanlıcılık, panislamizm ve pantürkizm'in kıyaslarının yapıldığı ve osmanlıcılık'ın beyhude bir çaba olarak görülüp, elendiği bir makaledir.

okurken farkına vardığım yusuf akçura'nın meseleleri temellendirmedeki yetersizliği eser sonundaki kemal bey ve ahmet ferid'in cevaplarını okumamla sabit hale geldi.
tabii bunu düşünürken dönemin padişahının abdülhamid ve akçura'nın 27 yaşında bir genç olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda fikirlerin sağlam bir ispata oturtamamasını bir nebze anlaşılır kılıyor. 

makalenin ve cevapların toplamı yaklaşık 120 sayfa tutuyor -ötüken neşriyat-meşrutiyet siyasetine ilgi duyan herkesin okumasını şiddetle öneririm. 
itiraf etmeliyim ki dönemin gazetecilerinin fikir dünyası ve kalem oynatma kabiliyeti beni derinden etkiledi.

zannediyorum ki bugünkü aydınlarımız sözüm ona o zor dönemdeki aydınların ayakçısı bile olamazdı.
80 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki kitabı okurken -16 gün okumuş olmamdan da anlaşılacağı üzere- sıkıldım. Fakat kitap bilgi bakımından çok önemli, üslup bakımından ağır, mevzuları bakımından Türkiye’de hiç bitmeyen 3 mevzuyu açıklamış, tartışmış; Ve kendisi için doğru olanı söylemiştir.

Kitapta Siyasetin Üç Tarzı olarak verilen 1. Tarz, Osmanlılık, 2. Tarz İslamcılık, 3. Tarz ise Türkçülüktür.

Osmanlılık; iyisiyle, kötüsüyle, müslümanıyla, hristiyanıyla tüm Osmanlı toprakları içindeki bütün milletleri tek bir milliyet altında toplayan bir siyasi düşüncedir. Osmanlılık fikri, Osmanlı’da halkın çoğunluğunun müslüman olmasından ötürü İslamcılık fikrine de yarayacak fakat Türkçülüğe, Türkleri geriye düşürüp diğer toplumlarla eşit kıldığı için yaramayacaktır.

İslamcılık fikri; İslam ittihadının olacağına olan inançtır. 1904’te çoğu islam toprağı Osmanlılar’da olduğu için bu fikrin birleşmesi için gereken en önemli etken Osmanlılardır. Fakat kitapta Yusuf Akçura’nın da belirtmiş olduğu üzere Emeviler döneminden sonra bunun gerçekleşmesi zordur.

Türkçülük fikri ise; Tüm Türk yurtlarının birleşip tek bir yurt olması, ittihadı fikridir. Daha sonra İsmail Enver Paşa ve birçok Osmanlı Paşası bu fikir için çalışacaktır. Büyük Türk çoğunluğu ve toprağı Osmanlı’da olduğu için yine bu fikir için önemli etken Osmanlı’dır.

Bu üç tarz hakkında daha fazla fikir sahibi olmak istiyor, hangisinin, neden Türk Milletine ya da Osmanlılar’a yararlı olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız bu kitap sizin için vazgeçilmez olacaktır. Esenlikler.
126 syf.
·3 günde·5/10
''Bizim için Türk'ü İslam'dan ,İslam'ı Türk'ten,Türk ve İslam'ı Osmanlılıktan,Osmanlılığı Türk'ten ve İslam'dan ayırmak,tekliği üçe bölmek OLAMAZ''
Özellikle tarihe merakı olan arkadaşlar mutlaka okumanız gereken bir kitaptır .Altı çizilmesi ve her Türk gencinin bilmesi gereken konular vardır .Tabiki de kitapta onaylamadığım görüşlerde yer almaktadır lakin herkesin şahsi görüşüdür.
65 syf.
·Puan vermedi
Hafta sonu bir arkadaşımın ziyareti ile geldi bu kitap .Babasının kütüphanesindenmiş.Saman kağıdına basılı , çok eski bir baskı..Arkadaşım : Bu eseri oku mutlaka "dedi.Geri gelip alıcam, yorumlarını bekliyorum.Hiç okumadım Yusuf Akçura'yı..Ben Ziya Gökalp'çiyim. Bazı yazarların fanatiğiyim.Onun gibi başkası yazamaz , gelemem ona eleştiriye.
Cemil Meriç edalı arkadaşım başladı eleştirmeye Gökalp'i. " Türkçülüğün Esasları kitabında Émile Durkheim'den etkilendiğini , Yusuf Akçura'nın Ziya'dan daha koyu Türk milliyetçisi olduğunu , sırf yahudi asıllı diye Halide Edip Adıvarla evlenmekten vazgeçtiğini.."
Kitaba gelince incecik kitabı 3 günde bitirebildim.Akıcılıkla ilgili bir problem değil çok eski basım olduğundan dili anlaşılmıyor. Bir sözlüğe bak, bir kitabı oku .Yeni okumayı öğrenen çocuk gibi okuduğumdan bir şey anlamadım.
Okurlara tavsiyem günümüz Türkçesiyle basılmış olanını okumanız.Şahsen satın alıp bu eseri tekrar okuyacağım.
80 syf.
·Puan vermedi
YUSUF AKÇURA
Öncelikle kitabı Ötüken Yayın evinden okumanızı tavsiye ederim. Yusuf Akçuranin Türkçülük denildiğinde akla gelen en önemli simacılardandır. "Türkçülük'ün Babası" . Yusuf Akçura 'nın bu kitabı devletin bekası için osmanlıcılık, türkçülük ve islamcılık politikalarının uygulanabilirliğini ele alan kısa bir makaledir. Kitap gerçekten Osmanlı'nın Türkçülük'ün ve İslamın muhteşem bileşkesi. Kitabı tavsiye eder ve size bir akıntıya esenlikler dilerim..
" Bugüne kadar dedik, diyoruz, demek istiyoruz ki "TÜRK" mazi, meziyet sahibi bir kavimdir, altı yüz beş senelik bir devletin, Bir saltanatın kurucusu, malikdir. 🇹🇷
80 syf.
Yataktan kaldırılmak istenen hasta bir yaşlı adam ve onu kaldırmak için reçete edilen 3 ilaç. Hangisi faydalı hangisi zararlı? Hangisi uygulanır hangisi fikirde kalır?
Günümüz gözlüğü ile geçmişin yansımasına getirdiğimiz yorumların özünü o günlerden yazmış Yusuf Akçura. İlm-i siyasetin içinden gelen, askeri terbiye alıp uluslararası akademide kendini yetiştiren dönemin ilmi siyasetçilerinin en önemlilerindendir Yusuf Akçura. Osmanlı'nın kurtuluşu için ortaya atılan 3 tarz siyaseti her yönüyle ele alıp hem anlatan hem yorumlayan yazar günümüz siyaseti içinde çarpıcı örnekler sunmuştur.
Ne zaman Türkler içerde ve dışarda şahsen yükselirler, kuvvetlenirler, maddeten ve manen, fikren ve ilmen kudret ve servet sahibi olurlarsa, gitgide bu Türk devleti de o feyizlerin meyvelerini görmeğe, toplamağa başlar.
Yusuf Akçura
Sayfa 48 - Türk Tarih Kurumu
Napolyon Bonapart Mısır'ı istila ettiği vakit "Mısır Mısırlınındır” ilkesi ile bu eyaletteki Türk yönetimine bir aralık son vermiş ve çağdaş milliyetçilik ilkesini başlatmıştı.
"Bizim için Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten, Türk ve İslâm’ı Osmanlılıktan, Osmanlılığı Türk’ten İslâm’dan ayırmak, tekliği üçe bölmek olamaz".
Doktor Şerafettin Mağmumi, özetle, şunları söylemişti: Osmanlılık fikri çürüktür, çeşitli toplulukların uzlaştırılması olanağı kalmamıştır. Türk ulusseverliği dışında, kurtarıcı hiçbir fikir yoktur.
"Bizim için Türk'ü bir İslâm’dan,
İslâm’ı bir Türk’ten, Türk ve İslâm’ı Osmanlılıktan ayırmak olağan değildir"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Tarz-ı Siyaset
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057829894
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Üç Tarzı Siyaset
Üç Tarzı Siyaset
Üç Tarz-ı Siyaset
Üç Tarz-ı Siyaset
Üç Tarz-ı Siyaset
Yusuf Akçura bir ideolog olarak ve özellikle Türkçülük fikirleriyle Osmanlı’nın son zamanlarının ve Cumhuriyet devrinin en önemli simalarındandır.
Paris’ten Rusya’ya döndükten sonra kaleme aldığı Üç Tarz-ı Siyâset isimli makalesiyle; devrin önemli siyâsî akımları olan Osmanlıcılık, İslâmcılık ve Türkçülüğü irdelemiş, bu akımların iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak ne kadar uygulanabilir oldukları hususundaki fikirleriyle de literatürde başat bir tartışma açmıştır.
Akisleri bugünün Türkiye’sinde hâlen devam eden bu makalenin yanı sıra ona cevap mahiyetindeki iki makalenin daha eklenmesiyle kitaplaştırılan Üç Tarz-ı Siyâset, Kahire ve İstanbul nüshaları karşılaştırılarak hem çeviri yazı hem de sadeleştirilmiş metin hâlinde yayına hazırlanmıştır.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0