Üç Tarz-ı Siyaset

·
Okunma
·
Beğeni
·
3842
Gösterim
Adı:
Üç Tarz-ı Siyaset
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059530873
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Salon Yayınları
Türk düşünce tarihinde XIX. Yüzyıl'ın ikinci yarısından itibaren Devlet-i Aliye-i Osmaniye'de meydana gelen toplumsal, siyasal ve ekonomik çeşitli değişmeler ortaya çıkmıştır. Devletin bu zayıflama, dağılma ve yıkılma tehdidi ile batıya muhtaç duruma düşmesi karşısında Türk aydını da düşünmeye ve bu karmaşadan kurtulmak için çıkış yolu aramaya başlamıştır. Aydınaların bu arayışlarının sonucunda birçok değişik fikirler ortaya atılmış ve bu şekilde devletin yıkılışı engellenmek istenirken aynı zamanda devletin yeniden güçlü kılınması ve hakim duruma getirilmek istenmesi aydınların temel endişe kaynağı olmuştur. Bu dönemde devletin geleceğine yönelik çeşitli çözüm arayışları da genel olarak Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Batıcılık ve Adem-i Merkeziyetçilik gibi fikirler etrafında şekillenmiştir. Bu çerçevede o dönemdeki tartışmaları en iyi yansıtan çalışmalardan birisi belki de en önem arz edeni Yusuf Akçura'nın Üç Tarz-ı Siyaset'i yani Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük terkibi olmuştur. Akçura bu makalesi ile çağdaşlarına göre Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu olumsuz gidişatı hem tespit etmiş hem de kendine göre çeşitli çözüm yolları sunarak üç akımı bir arada incelemiştir. Türk fikir tarihine Üç Tarz-ı Siyaset olarak geçen bu makale ile Akçura, öncelikli olarak bu akımları tarihsel gelişmeleri içerisinde ele almış, daha sonra da Osmanlı Devleti açısından faydalı ve uygulanabilir olup olmadığını tartışmıştır.
65 syf.
·2 günde·10/10
Üç Tarzı Siyaset adlı makale Türkçülük akımının manifestosu kabul edilir. Rusyada yazilmis Misirda Abdulhamit istibdatına karşı çıkan Türk gazetesinin 23/34 sayılarında yayımlanmıştır.

Memleketin kurtuluşu için İslamcılık, Osmanlıcılık ve Türkçülük akımlarının karşılaştırmalı olarak hangisinin uygulanabilir olur olmadığını örneklerle sunmuş

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
126 syf.
·Puan vermedi
Kitap okuyacaklarım arasında idi ve çeşitli sebeplerle erteliyordum. Sevgili Zeynep K. 'nın düzenlediği Yusuf Akçura etkinliğine katılıp, nihayetinde kitabı okudum.

Kendisine, Türkçülerin bilinçlenmesine katkı sağladığı ve Türkçü önderlerimizin daha yakından tanınmasında böyle bir etkinlik vücuda getirdiği için buradan bir kez daha teşekkür etmek isterim...
Türkçülüğe en ziyade muhtaç olduğumuz şu günlerde, en çok Türkçüler okumalı, öğrenmeli, araştırmalıdır...

Şimdi incelemeye geçecek olursam:

Yusuf Akçura'nın 15 Mart 1904'te yazdığı ve Türk adlı gazetede yayımlanan bu eser, Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecine girmesiyle birlikte, bu çöküşün önlenmesi için ortaya çıkan akımların değerlendirmesini yapıyor.

İsminden de anlaşılacağı üzere Türkçülük, İslamcılık ve Osmanlıcılık gibi üç temel akım tetkik ediliyor.

Şimdi bu üç akımı kısaca tanımlayalım:

Osmanlıcılık: Devletin siyasî birliğini sürdürebilmek düşüncesiyle oluşmuştur. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan vatandaşları ırk, din ve dil ayrımı yapmadan eşit kabul eden düşünce anlayışına Osmanlıcılık denir. Bu anlayışa göre devletin bütünlüğünü korumak için dil, ırk ve din farkı gözetilmemeli, herkes aynı hak ve yetkilere sahip olmalıdır.

İslamcılık: Amacı, farklı ırklardan Müslümanları birleştirip kalkındırmak, Hristiyan dünyasının karşısında bir denge unsuru hâline getirmektir. Aynı zamanda Balkanlardaki Müslüman unsurların devletten kopmasını önlemek amacına dayanır. Yani bu akıma bağlı edebiyatçılar, genellikle Osmanlı Devleti içindeki Türk olmayan Müslüman halklarla kaynaşma, birlikte hareket etme düşüncesini ileri sürmüşlerdir. Bu akım, II. Abdülhamit tarafından da desteklenmiş, 1908'den sonra daha da gelişmiştir.

Türkçülük:Bu düşünce akımına göre devlet; ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanarak ayakta durabilir.

Gelelim şimdi Yusuf Akçura'nın görüşlerine:

Yusuf Akçura Osmanlıcılık için şu ifadeyi kullanıyor: ''Osmanlı milliyeti oluşturma fikri Fransa İmparatorluğu ile beraber ve onun gibi tekrar dirilmemek üzere, öldüğüne hükmolunsa, hata edilmemiş olur.'' Yani milliyetçilik akımının etkisiyle bu düşüncenin(Osmanlıcılık) tatbikinin mümkün olmadığını kesin olarak ifade ediyor.

İslamcılık akımının tatbiki konusunda ise, uygulamanın önündeki engelleri maddeler halinde sıralıyor:

1) Bu birleşmeyi Müslümanlar ve bilhassa Osmanlı Türkleri istemiyordu, zira altı yüz yıllık hakimiyetleri hukuken bitecek ve mahkum gördükleri reaya ile eşit seviyeye geleceklerdi.

2)İslam bu birleşmeyi istemiyordu, zira bu din müslüm ve gayrimüslimin tamamen eşitliğini asla kabul etmiyordu.

3)Gayrimüslimler istemiyordu, zira hepsinin şaşaalandırılan mazileri, istiklalleri, hükümetleri vardı. MÜslimler ve bilhassa Türkler o istiklali bitirimiş, o hükümetleri yıkmıştı.

4) Avrupa efkar-ı umumiyyesinin bir kısmı istemiyordu. Avrupa'da hala İslam-Hristiyan çekişmesi, Haçlı an'aneleri devam ediyordu.

Yusuf Akçura'ya göre: Bu siyasetin uygulanması halinde Osmanlı tebaası arasında dini nifak ve düşmanlık artacak, böylece gayrimüslüm tebaanın ekserisinin meskun olduğu yerler kaybedilecekti.

Türkler arasına müslim ve gayrimüslim farkı girecek ve cinsiyetten kaynaklanan kardaşlık, dini ihtilaf ile bozulacaktı.

Ve son olarak İttihad-ı Etrak (Türk Birliği) düşüncesi:

Bu fikir ile Türkler hem dini hem ırki bağlarla pek sıkı birleşecek ve Türk olmadığı halde bir dereceye kadar Türkleşmiş olan unsurlar Türkçülüğü daha da benimseyecekti. Buna mukabil, müslüman olup Türk olmayanlar ya da Türkleşmek istemeyenler Osmanlı idaresine isyan edip, devletin gücünü zayıflatacaktı.

Türk birleşmesi konusunda bir başka engel, Türklerin çoğunluğunun maziyi, milli kimliği ve an'aneyi unutmuş olması.

Türklerin ekserisi Müslüman olduğu için, İslam Türkçülüğün teşekkülünde mühim bir unsur olabilirdi.

Yusuf Akçura Beğ'in fikirlerini hülasa etmek gerekirse:

Osmanlı milliyeti oluşturma fikrinin uygulanması mümkün değildir.
İslam ya da Türk birliği ise eşit denebilecek menfaatler ve mahzurlar içermektedir. Uygulanması ise kolaylık ve güçlük bakımından aynı derecededir.

Velhasıl Yusuf Akçura Beğ, Osmanlı'nın kurtuluşunun Türkçülük ya da İslamcılık ile mümkün olacağını, bunların hangisinin tatbik edilmesi gerektiğini ise kesin olarak belirtmiyor.

Fakat tarihe baktığımızda, Devlet-I Aliyye'nin çöküşü sırasında yaşadığı olaylar, İslamcılık politikasının da aslında mümkün olmadığını gösteriyor. Günümüzde yaşadığımız devletin bir nevi Türkçülük fikri ile kurulduğunu düşünürsek, kazanan yine Türkçülük olmuştur. İttihad-ı Etrak olmasa bile bu milletin kurtuluşunu Türkçülük sağlamıştır ve elimizdeki bu devletin de kaybedilmemesi için yine Türkçülüğe sıkı sıkı sarılmalıyız...
80 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Pantürkizm'in kurucu babası olan yusuf akçura tarafından yazılmış,mısırdaki türk dergisinde yayınlanan osmanlı devleti'nin son dönemlerinde devletin bekası için osmanlıcılık, türkçülük ve islamcılık politikalarının uygulanabilirliğini ele alan kısa bir makaledir. akçura bu makalesinde açıkça türkçülüğü desteklemese de, osmanlıcılığı uygulanabilir görmemiş, islamcılık ve türkçülüğün şanslarını eşit görmüştür. fakat bu makalenin en önemli noktası; ele alınan dönemin koşulları itibariyle türkçülük olarak bir politikanın ilk defa ciddi ve kapsamlı bir şekilde dile getirilmesidir. bu sebeple modern türk devleti'nin ideoloğu olan ziya gökalp'e fikir babalığı yaptığı yada ona öncülük ettiği söylenebilir.Ali Kemal bey'in kendince yazdığı Cevabımız yazısı ve Ferit Tek'in Bir Mektup adlı yazısı da konu üzerinde tartışma-açıklama havasında da kitap içerisinde bulunur.
126 syf.
·1 günde·8/10
Daha hiçbir kitabını okumadığım Yusuf Akçura'nın güzel kitabıyla başladım. Osmanlı döneminde Fizan'a sürülen, Fransa'da eğitim görmüş, zengin bir aileden gelerek küçük yaşta babasını kaybetmiştir. Türklük konusunda Mısır'da yazdığı yazılarda yer alıyor. Türkçülüğün adı pek duyulmayan babası tabiri kullanılıyormuş.

Yazılarındaki çözümlemeleri Osmanlı Devleti'nin bence yıkılışını hazırlayan son dönemindeki şeyh, seyyid gibi sarıklı kişileri devletin önemli noktalarına tayin edilmesini haklı olarak eleştirmiştir. Osmanlı'nın yönetim şeklinin devam edilemezliğini Cumhuriyet kurulmadan yaklaşık 20 yıl önce söylemiş olması ileri görüşlü birisi olduğunu doğruluyor. Türk Tarih Kurumu'nun kurulumunda ve Başkanlığını yapmış birisi olup, profesör olmuş, milletvekiliyken vefat eden birisi olduğunu öğrendim. Atatürk'ün şu unutulmaz sözü " Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tir" cümlesiyle Türklüğe verdiği önem aşikârdır. Fakat Osmanlı döneminde hiçbir vezir, padişah Türklüğe önem vermemiş olduğunu belirtiyor. Genel manada okunması gereken güzel bir eser. Herkese iyi okumalar dilerim.
126 syf.
yusuf akçura'nın 27 yaşında yayınladığı makale.

öncelikle belirtmek isterim ki başlığa yazanların yarısından çoğu makaleyi anlayamamış. bunun iki sebebi olabilir:
1- makelenin kötü çevirisi.
2- yusuf akçura'nın türkçülük fikirleri.

yusuf akçura'nın türkçülük ile olan fikirlerini bir kenara bırakacak olup makaleyi objektif biçimde okursak anlayacağız ki dönemin şartlarına göre osmanlıcılık, panislamizm ve pantürkizm'in kıyaslarının yapıldığı ve osmanlıcılık'ın beyhude bir çaba olarak görülüp, elendiği bir makaledir.

okurken farkına vardığım yusuf akçura'nın meseleleri temellendirmedeki yetersizliği eser sonundaki kemal bey ve ahmet ferid'in cevaplarını okumamla sabit hale geldi.
tabii bunu düşünürken dönemin padişahının abdülhamid ve akçura'nın 27 yaşında bir genç olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda fikirlerin sağlam bir ispata oturtamamasını bir nebze anlaşılır kılıyor. 

makalenin ve cevapların toplamı yaklaşık 120 sayfa tutuyor -ötüken neşriyat-meşrutiyet siyasetine ilgi duyan herkesin okumasını şiddetle öneririm. 
itiraf etmeliyim ki dönemin gazetecilerinin fikir dünyası ve kalem oynatma kabiliyeti beni derinden etkiledi.

zannediyorum ki bugünkü aydınlarımız sözüm ona o zor dönemdeki aydınların ayakçısı bile olamazdı.
126 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitap ismini Yusuf Akçura'nın Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde çokça tartışılan üç siyasi cereyanı Türk gazetesinde ele alıp değerlendirdiği aynı isimli makalesinden almıştır.
Eser üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Akçura'nın makalesine yer verilmiştir. Bu makalede Akçura Osmanlıcılık, İslamcılık(Panislamizm), Türkçülük(Pantürkizm) akımlarının olumlu, olumsuz yönlerini ele almış ve bu akımların hayata geçirilmesi önündeki dahili ve harici engelleri değerlendirmiştir.
İkinci bölümü ise Ali Kemal'in Akçura'nın makalesine verdiği cevap "Cevabımız" başlığıyla oluşturmuştur.
Üçüncü bölümde ise Ahmed Ferid'in Yusuf Akçura ve Ali Kemal'e verdiği cevap makalesi yer almıştır.
Benim asıl ilgimi çeken ve hoşuma giden nokta ise Akçura'nın makalesine verilen cevaplardaki üslup. Yapılan eleştiriler ve verilen cevaplar oldukça seviyeli. Acaba günümüzde böyle bir makaleye bir iki kişi cevap yazsa işin sonunda kaç türlü argo kelime kullanılır ne gibi hakaretler edilir diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Zamanla çok şey kaybettik, öncelikle vicdanımızı ve saygımızı..
80 syf.
·Beğendi·10/10
Yusuf Akçura Türkçülük akımının önderi sayılan muhteşem bir fikir adamı.Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalesini de yaşadığı dönemin ünlü bir gazetesi olan Türk Gazetesi'ne yazmış ve ardından da kitap olarak basılmıştır.Döneminin en büyük üç siyasi cereyanının anlatıldığı ve çözüme kavuştuğu önemli bir belge Üç Tarz-ı Siyaset.
65 syf.
Hafta sonu bir arkadaşımın ziyareti ile geldi bu kitap .Babasının kütüphanesindenmiş.Saman kağıdına basılı , çok eski bir baskı..Arkadaşım : Bu eseri oku mutlaka "dedi.Geri gelip alıcam, yorumlarını bekliyorum.Hiç okumadım Yusuf Akçura'yı..Ben Ziya Gökalp'çiyim. Bazı yazarların fanatiğiyim.Onun gibi başkası yazamaz , gelemem ona eleştiriye.
Cemil Meriç edalı arkadaşım başladı eleştirmeye Gökalp'i. " Türkçülüğün Esasları kitabında Émile Durkheim'den etkilendiğini , Yusuf Akçura'nın Ziya'dan daha koyu Türk milliyetçisi olduğunu , sırf yahudi asıllı diye Halide Edip Adıvarla evlenmekten vazgeçtiğini.."
Kitaba gelince incecik kitabı 3 günde bitirebildim.Akıcılıkla ilgili bir problem değil çok eski basım olduğundan dili anlaşılmıyor. Bir sözlüğe bak, bir kitabı oku .Yeni okumayı öğrenen çocuk gibi okuduğumdan bir şey anlamadım.
Okurlara tavsiyem günümüz Türkçesiyle basılmış olanını okumanız.Şahsen satın alıp bu eseri tekrar okuyacağım.
80 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki kitabı okurken -16 gün okumuş olmamdan da anlaşılacağı üzere- sıkıldım. Fakat kitap bilgi bakımından çok önemli, üslup bakımından ağır, mevzuları bakımından Türkiye’de hiç bitmeyen 3 mevzuyu açıklamış, tartışmış; Ve kendisi için doğru olanı söylemiştir.

Kitapta Siyasetin Üç Tarzı olarak verilen 1. Tarz, Osmanlılık, 2. Tarz İslamcılık, 3. Tarz ise Türkçülüktür.

Osmanlılık; iyisiyle, kötüsüyle, müslümanıyla, hristiyanıyla tüm Osmanlı toprakları içindeki bütün milletleri tek bir milliyet altında toplayan bir siyasi düşüncedir. Osmanlılık fikri, Osmanlı’da halkın çoğunluğunun müslüman olmasından ötürü İslamcılık fikrine de yarayacak fakat Türkçülüğe, Türkleri geriye düşürüp diğer toplumlarla eşit kıldığı için yaramayacaktır.

İslamcılık fikri; İslam ittihadının olacağına olan inançtır. 1904’te çoğu islam toprağı Osmanlılar’da olduğu için bu fikrin birleşmesi için gereken en önemli etken Osmanlılardır. Fakat kitapta Yusuf Akçura’nın da belirtmiş olduğu üzere Emeviler döneminden sonra bunun gerçekleşmesi zordur.

Türkçülük fikri ise; Tüm Türk yurtlarının birleşip tek bir yurt olması, ittihadı fikridir. Daha sonra İsmail Enver Paşa ve birçok Osmanlı Paşası bu fikir için çalışacaktır. Büyük Türk çoğunluğu ve toprağı Osmanlı’da olduğu için yine bu fikir için önemli etken Osmanlı’dır.

Bu üç tarz hakkında daha fazla fikir sahibi olmak istiyor, hangisinin, neden Türk Milletine ya da Osmanlılar’a yararlı olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız bu kitap sizin için vazgeçilmez olacaktır. Esenlikler.
126 syf.
·3 günde·5/10
''Bizim için Türk'ü İslam'dan ,İslam'ı Türk'ten,Türk ve İslam'ı Osmanlılıktan,Osmanlılığı Türk'ten ve İslam'dan ayırmak,tekliği üçe bölmek OLAMAZ''
Özellikle tarihe merakı olan arkadaşlar mutlaka okumanız gereken bir kitaptır .Altı çizilmesi ve her Türk gencinin bilmesi gereken konular vardır .Tabiki de kitapta onaylamadığım görüşlerde yer almaktadır lakin herkesin şahsi görüşüdür.
Türklerin büyük çoğunluğu geçmişlerini unutmuşlardır. Bu nedenlerledir ki, her şeyden önce bir ulusal bilinç uyandırmak ve yaratmak gerekecektir.
Ne zaman Türkler içerde ve dışarda şahsen yükselirler, kuvvetlenirler, maddeten ve manen, fikren ve ilmen kudret ve servet sahibi olurlarsa, gitgide bu Türk devleti de o feyizlerin meyvelerini görmeğe, toplamağa başlar.
Yusuf Akçura
Sayfa 48 - Türk Tarih Kurumu
Bizim için Türk'ü İslam'dan, İslam'ı Türk'den, Türk ve İslam'ı Osmanlılıktan, Osmanlılığı da Türk'den, İslam'dan ayırmak, tekliği üçe bölmek olamaz.
Napolyon Bonapart Mısır'ı istila ettiği vakit "Mısır Mısırlınındır” ilkesi ile bu eyaletteki Türk yönetimine bir aralık son vermiş ve çağdaş milliyetçilik ilkesini başlatmıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Tarz-ı Siyaset
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059530873
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Salon Yayınları
Türk düşünce tarihinde XIX. Yüzyıl'ın ikinci yarısından itibaren Devlet-i Aliye-i Osmaniye'de meydana gelen toplumsal, siyasal ve ekonomik çeşitli değişmeler ortaya çıkmıştır. Devletin bu zayıflama, dağılma ve yıkılma tehdidi ile batıya muhtaç duruma düşmesi karşısında Türk aydını da düşünmeye ve bu karmaşadan kurtulmak için çıkış yolu aramaya başlamıştır. Aydınaların bu arayışlarının sonucunda birçok değişik fikirler ortaya atılmış ve bu şekilde devletin yıkılışı engellenmek istenirken aynı zamanda devletin yeniden güçlü kılınması ve hakim duruma getirilmek istenmesi aydınların temel endişe kaynağı olmuştur. Bu dönemde devletin geleceğine yönelik çeşitli çözüm arayışları da genel olarak Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Batıcılık ve Adem-i Merkeziyetçilik gibi fikirler etrafında şekillenmiştir. Bu çerçevede o dönemdeki tartışmaları en iyi yansıtan çalışmalardan birisi belki de en önem arz edeni Yusuf Akçura'nın Üç Tarz-ı Siyaset'i yani Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük terkibi olmuştur. Akçura bu makalesi ile çağdaşlarına göre Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu olumsuz gidişatı hem tespit etmiş hem de kendine göre çeşitli çözüm yolları sunarak üç akımı bir arada incelemiştir. Türk fikir tarihine Üç Tarz-ı Siyaset olarak geçen bu makale ile Akçura, öncelikli olarak bu akımları tarihsel gelişmeleri içerisinde ele almış, daha sonra da Osmanlı Devleti açısından faydalı ve uygulanabilir olup olmadığını tartışmıştır.

Kitabı okuyanlar 656 okur

  • Harun Sarıkaya
  • Berkay
  • Burkay Ölçer

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.6 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0