Üç Tarzı Siyaset

·
Okunma
·
Beğeni
·
8,2bin
Gösterim
Adı:
Üç Tarzı Siyaset
Baskı tarihi:
6 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051552279
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Yusuf Akçura; yirminci yüzyıl başlarında düşünce hayatımızda büyük bir ivme kazanan ve hem siyâset hem de kültür hayatımızda açık bir şekilde meyvelerini gördüğümüz Türkçülüğün akla gelen en önemli simalarındandır. Hatta birçok araştırmacı Yusuf Akçura’yı Türkçülüğün babası; üzerinden bir asırdan fazla zaman geçen, Türk gazetesinde yayınlanmış makalesi “Üç Tarz-ı Siyâset”i de Türkçülüğün manifestosu olarak kabul etmişlerdir. Akçura, bu önemli makalesinde dönemin üç önemli siyâsî akımı olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülüğü ele almış ve bu akımların müspet ve menfi yanlarını, ayrıca hangi nispette tatbik edilebilir olduklarını mevcut örnekler üzerinden tartışmıştır. Kitabımızda, Akçura’nın bu önemli makalesi Kahire ve İstanbul’da kendi sağlığında yapılmış baskılar karşılaştırılarak yayına hazırlanmıştır. Hem Latin harflerine aktarılmış hem de bugünkü Türkçeye uyarlanmış metinlerini sunduğumuz “Üç Tarz-ı Siyâset”, Ötüken Neşriyat tarafından yayınlanacak Yusuf Akçura külliyatının ilk eseri olması bakımından da büyük önem taşımaktadır.
80 syf.
·Puan vermedi
Helloo 1k :)

Bugün sayfamı kontrol ederken uzun zamandır inceleme yazmadığımı fark ettim.
Yeni bir inceleme yazmak lazım değil mi ;) bakalım nasıl olacak...
Yusuf Akçura #48225517 etkinliğine katıldığım için seçtiğim Üç Tarzı Siyaset kitabını bugün itibariyle bitirdim… Bir süredir tarih ve sıyası kitaplar okuyorum sıkıldığınızın farkındayım. Bende ara vermeyi düşünüyorum zaten bu kitaplara ;) Atsız bey’in ''Türk Edebiyatı Tarihi‘’ isimli kitabı son olacaktı normalde ama Yusuf Akçura kitabı son oldu nasıp böyleymiş :)

Kitabımız Osmanlı imparatorluğu son dönemlerinde fıkır akımları üzerine yazılmış bir makaledir o yüzden kısa bir tarihi geçmişimizi hatırlayalım…

Osmanlı donemı Fıkır akımları:
-Osmanlıcılık
*Fransız İhtilali’nden sonra etkili olan milliyetçilik (ulusçuluk)jdüşüncesine karşı ortaya çıkmıştır.
*“Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin Osmanlı sınırları içinde yaşayan herkes Osmanlı vatandaşıdır” fikri esas alınmıştır.
*Azınlıkların devlete bağlılığını artırarak Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünün korunması amaçlanmıştır.
*Genç Osmanlılar Cemiyeti tarafından savunulmuştur.
*Ulusçuluk hareketlerinin güç kazanmasıyla beraber etkinliğini kaybetmiştir.


-İslamcılık (Ümmetçilik – Panislamizm)
*Ülkenin bütünlüğünü korumak amacıyla “Hangi milletten olursa olsun bütün *Müslümanların halifenin etrafında toplanmasının gerekliliği” ilkesi esas alınmıştır.
*II. Abdülhamit devrinde, I. Meşrutiyet’e son verilince uygulanmaya başlanmıştır.
*Osmanlı dışındaki Müslüman toplumların sömürge durumundan kurtarılması amaçlanmıştır.
*I. Dünya Savaşı’nda Arapların ingilizler’le işbirliği yapması, islamcılık düşüncesinin gereken etkiyi gösteremediğinin ve milliyetçiliğin önem kazandığının göstergesidir.

-Türkçülük (Pantürkizm – Turancılık)
*“Devlet ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan toplumla ayakta durabilir” düşüncesine dayanır.
*Amaç, Türk birliğinin (Turancılık) kurulmasıdır.
*II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından iç ve dış politikada uygulanmıştır.
*Türkçülük, Yeni Türk Devleti’nin temel ideolojilerinden biri olmuştur.

Kıtap hakkında;

Yusuf Akçura’nın kaleme aldığı ‘Üç Tarz-ı Siyaset’, bahsettiği konuları ele alışı itibariyle başarılı bir makaledir. Eser, İkinci Meşrutiyetin duyurulmasından dört yıl önce
yayımlandığı halde İmparatorluğun sonuna kadar tazeliğini korumuştur.
Rusya’da kaleme alınmış, Mısır’da Abdülhamid istibdâdına karşı savaştığını iddia eden Türk gazetesinin 24- 34. sayıları arasında yayımlanmıştır. Bundan sonra Mısır’da ve İstanbul’da olmak üzere iki kez basılmıştır. İstanbul baskısı 1327 yani 1912 yılındadır.

Kitapta üç konu üzerinde durulmuştur:
+Bir Osmanlı milleti meydana getirmek
+Esasını İslamcılıktan alan bir devlet yapısı oluşturmak
+Türk milliyetçiliği oluşturmak

Yazar; Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük diye de adlandırılan bu fikirlerin faydaları, zararları, gelişme aşamaları üzerinde durmuş; bunlardan hangisinin Osmanlı devlet yapısına uygun olduğu üzerine tezler geliştirmiştir. Yazar, bu üç konudan bahsederken bunların her birini ayrı bir bölüm olarak işlemiştir. İlk önce Osmanlılık hakkında yorum yapan Akçura; Osmanlılığın II. Mahmud devrinde başladığını, Abdülmecid devrinde geliştiğini, Ali ve Fuat Paşalar zamanında en iyi duruma geldiğini belirtir. Osmanlılığın önemini yitirmesi ise Batı’da ırka dayalı milliyet anlayışının yayılması ile olur. Yazar, Osmanlılığın faydalarının olduğu gibi zaralarının da olduğunu anlatır. Özellikle, milliyetçilik anlayışının gelişmeye başladığı dönemden itibaren Osmanlı birliği kurmak istemeyi boş bir uğraş olarak görür:

“Zannımca artık Osmanlı milleti meydana getirmekle uğraşmak boş bir yorgunluktur.”

İslamcılığın, Osmanlıcılığın önemini kaybetmesinin Abdülaziz devrinde başladığını söyleyen Akçura, Avrupa siyasetçilerinin buna ‘Panislavizm’ dediklerini, Abdülhamid’in de bu fikri, fiilî hale getirdiğini belirtir. İslamcılık da Akçura’ya göre uygulanması zor bir fikri harekettir. Yazar; siyasi ve hukukî alandaki eşitlikler kalkınca Osmanlı içinde düşmanlıkların artacağını, dinle ve mezheplerle ilgili tartışmaların oluşacağını iddia eder.

“Abdülhamid’in siyaseti, Müslim ve gayr-i Müslim arasındaki nifak ve zıddiyeti artırdı.”

Türkçülük fikri, onun üzerinde durduğu son bahistir. Türkçülüğün de olumlu ve olumsuz bazı yönlerini değerlendiren Akçura, Türklerin büyük bir kısmının Müslüman olmasının Türk milliyetçiliğinin oluşmasında önemli bir etken olduğunu belirtir. Fakat büyük bir Türk unsuruna sahip olan Rusya’nın, her zaman için buna engel olmak isteyeceğini, özellikle, Müslüman olup Türk olmayan Türkleşmesine imkân bulunmayan toplulukların, Osmanlı’dan ayrılmak isteyebileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen yazar, böylece Türkçülük akımının da doğuracağı olumsuz sonuçları göstermiş olur.

Üç fikri akım hakkında düşüncelerini açıklayan Akçura, bu üçünün de uygulanmasının olumsuz sonuçlara yol açabileceği üzerinde fikirlerini birleştirir.

“Osmanlı milleti yaratılması, Osmanlı devleti için faydalara sahipse de gayr-i kâbil-i tatbiktir. Müslümanların veya Türkler’in birleşmesine dönük siyâsetler, Osmanlı devleti hakkında eşit denilebilecek menfaat ve mahzurlar ihtiva etmektedir. Tatbikleri cihetine gelince kolaylıkları ve zorlukları aynı derecede denilebilir.”

Yusuf Akçura; okuyucusuna ‘İslamcılık ve Türkçülük siyâsetlerinden hangisinin uygulanması daha iyidir?’ şeklinde bir soru sorup onları, bu konu hakkında düşünmeye davet eder. Eser bu şekilde sona erer.

Ve son…
Modern Türkiye fikrinin doğuşu ve gelişimi, Türk milliyetçiliği fikrinin tarihi gibi konularda araştırma yapmak isteyenlere tavsiye olunur. :)
126 syf.
·Puan vermedi
Kitap okuyacaklarım arasında idi ve çeşitli sebeplerle erteliyordum. Sevgili Zeynep K. 'nın düzenlediği Yusuf Akçura etkinliğine katılıp, nihayetinde kitabı okudum.

Kendisine, Türkçülerin bilinçlenmesine katkı sağladığı ve Türkçü önderlerimizin daha yakından tanınmasında böyle bir etkinlik vücuda getirdiği için buradan bir kez daha teşekkür etmek isterim...
Türkçülüğe en ziyade muhtaç olduğumuz şu günlerde, en çok Türkçüler okumalı, öğrenmeli, araştırmalıdır...

Şimdi incelemeye geçecek olursam:

Yusuf Akçura'nın 15 Mart 1904'te yazdığı ve Türk adlı gazetede yayımlanan bu eser, Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecine girmesiyle birlikte, bu çöküşün önlenmesi için ortaya çıkan akımların değerlendirmesini yapıyor.

İsminden de anlaşılacağı üzere Türkçülük, İslamcılık ve Osmanlıcılık gibi üç temel akım tetkik ediliyor.

Şimdi bu üç akımı kısaca tanımlayalım:

Osmanlıcılık: Devletin siyasî birliğini sürdürebilmek düşüncesiyle oluşmuştur. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan vatandaşları ırk, din ve dil ayrımı yapmadan eşit kabul eden düşünce anlayışına Osmanlıcılık denir. Bu anlayışa göre devletin bütünlüğünü korumak için dil, ırk ve din farkı gözetilmemeli, herkes aynı hak ve yetkilere sahip olmalıdır.

İslamcılık: Amacı, farklı ırklardan Müslümanları birleştirip kalkındırmak, Hristiyan dünyasının karşısında bir denge unsuru hâline getirmektir. Aynı zamanda Balkanlardaki Müslüman unsurların devletten kopmasını önlemek amacına dayanır. Yani bu akıma bağlı edebiyatçılar, genellikle Osmanlı Devleti içindeki Türk olmayan Müslüman halklarla kaynaşma, birlikte hareket etme düşüncesini ileri sürmüşlerdir. Bu akım, II. Abdülhamit tarafından da desteklenmiş, 1908'den sonra daha da gelişmiştir.

Türkçülük:Bu düşünce akımına göre devlet; ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanarak ayakta durabilir.

Gelelim şimdi Yusuf Akçura'nın görüşlerine:

Yusuf Akçura Osmanlıcılık için şu ifadeyi kullanıyor: ''Osmanlı milliyeti oluşturma fikri Fransa İmparatorluğu ile beraber ve onun gibi tekrar dirilmemek üzere, öldüğüne hükmolunsa, hata edilmemiş olur.'' Yani milliyetçilik akımının etkisiyle bu düşüncenin(Osmanlıcılık) tatbikinin mümkün olmadığını kesin olarak ifade ediyor.

İslamcılık akımının tatbiki konusunda ise, uygulamanın önündeki engelleri maddeler halinde sıralıyor:

1) Bu birleşmeyi Müslümanlar ve bilhassa Osmanlı Türkleri istemiyordu, zira altı yüz yıllık hakimiyetleri hukuken bitecek ve mahkum gördükleri reaya ile eşit seviyeye geleceklerdi.

2)İslam bu birleşmeyi istemiyordu, zira bu din müslüm ve gayrimüslimin tamamen eşitliğini asla kabul etmiyordu.

3)Gayrimüslimler istemiyordu, zira hepsinin şaşaalandırılan mazileri, istiklalleri, hükümetleri vardı. MÜslimler ve bilhassa Türkler o istiklali bitirimiş, o hükümetleri yıkmıştı.

4) Avrupa efkar-ı umumiyyesinin bir kısmı istemiyordu. Avrupa'da hala İslam-Hristiyan çekişmesi, Haçlı an'aneleri devam ediyordu.

Yusuf Akçura'ya göre: Bu siyasetin uygulanması halinde Osmanlı tebaası arasında dini nifak ve düşmanlık artacak, böylece gayrimüslüm tebaanın ekserisinin meskun olduğu yerler kaybedilecekti.

Türkler arasına müslim ve gayrimüslim farkı girecek ve cinsiyetten kaynaklanan kardaşlık, dini ihtilaf ile bozulacaktı.

Ve son olarak İttihad-ı Etrak (Türk Birliği) düşüncesi:

Bu fikir ile Türkler hem dini hem ırki bağlarla pek sıkı birleşecek ve Türk olmadığı halde bir dereceye kadar Türkleşmiş olan unsurlar Türkçülüğü daha da benimseyecekti. Buna mukabil, müslüman olup Türk olmayanlar ya da Türkleşmek istemeyenler Osmanlı idaresine isyan edip, devletin gücünü zayıflatacaktı.

Türk birleşmesi konusunda bir başka engel, Türklerin çoğunluğunun maziyi, milli kimliği ve an'aneyi unutmuş olması.

Türklerin ekserisi Müslüman olduğu için, İslam Türkçülüğün teşekkülünde mühim bir unsur olabilirdi.

Yusuf Akçura Beğ'in fikirlerini hülasa etmek gerekirse:

Osmanlı milliyeti oluşturma fikrinin uygulanması mümkün değildir.
İslam ya da Türk birliği ise eşit denebilecek menfaatler ve mahzurlar içermektedir. Uygulanması ise kolaylık ve güçlük bakımından aynı derecededir.

Velhasıl Yusuf Akçura Beğ, Osmanlı'nın kurtuluşunun Türkçülük ya da İslamcılık ile mümkün olacağını, bunların hangisinin tatbik edilmesi gerektiğini ise kesin olarak belirtmiyor.

Fakat tarihe baktığımızda, Devlet-I Aliyye'nin çöküşü sırasında yaşadığı olaylar, İslamcılık politikasının da aslında mümkün olmadığını gösteriyor. Günümüzde yaşadığımız devletin bir nevi Türkçülük fikri ile kurulduğunu düşünürsek, kazanan yine Türkçülük olmuştur. İttihad-ı Etrak olmasa bile bu milletin kurtuluşunu Türkçülük sağlamıştır ve elimizdeki bu devletin de kaybedilmemesi için yine Türkçülüğe sıkı sıkı sarılmalıyız...
65 syf.
·2 günde·10/10 puan
Üç Tarzı Siyaset adlı makale Türkçülük akımının manifestosu kabul edilir. Rusyada yazilmis Misirda Abdulhamit istibdatına karşı çıkan Türk gazetesinin 23/34 sayılarında yayımlanmıştır.

Memleketin kurtuluşu için İslamcılık, Osmanlıcılık ve Türkçülük akımlarının karşılaştırmalı olarak hangisinin uygulanabilir olur olmadığını örneklerle sunmuş

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
80 syf.
·6/10 puan
Ağır bir kitap kelime yoğunluğu çok fazla Osmanlı'nın asli vatandaşı olan Türklere daha fazla önem vermesi ve modernleşme çağrısında bulunuyor eleştiriler ise Osmanlı'nın bir bütün olduğu ve ayrı bir parça şeklinde düşünülemez olduğunu sav7nuyor
80 syf.
Bana öyle geliyor ki, Türk Ocakları böyle yanarsa, onun ateşinde dövülüp tavlanan Türk gençliğinin iradesi ve karakteri, Demirci bozkurdun yaptığı kılıçların çelikliği kadar sert ve sağlam olur ve o zaman bu Türk gençlerinin ferdi iradesi, muhitin tesirlerine galebe eder.
Yusuf Akçura✓
Osmanlı'nın refahı adına Yusuf Akçura, Osmanlıcılık, Türkçülük ve İslamcılık akımlarının hangisinin daha başarılı olacağını karşılaştırmalı olarak okuyucuya sunan bir makale yayınlamış. Adı Üç Tarzı Siyaset... Her Türk gencinin fikirlerinden yararlanması gereken bir Pantürkizm kurucusu Yusuf Akçura...
Keyifli okumalar...
126 syf.
yusuf akçura'nın 27 yaşında yayınladığı makale.

öncelikle belirtmek isterim ki başlığa yazanların yarısından çoğu makaleyi anlayamamış. bunun iki sebebi olabilir:
1- makelenin kötü çevirisi.
2- yusuf akçura'nın türkçülük fikirleri.

yusuf akçura'nın türkçülük ile olan fikirlerini bir kenara bırakacak olup makaleyi objektif biçimde okursak anlayacağız ki dönemin şartlarına göre osmanlıcılık, panislamizm ve pantürkizm'in kıyaslarının yapıldığı ve osmanlıcılık'ın beyhude bir çaba olarak görülüp, elendiği bir makaledir.

okurken farkına vardığım yusuf akçura'nın meseleleri temellendirmedeki yetersizliği eser sonundaki kemal bey ve ahmet ferid'in cevaplarını okumamla sabit hale geldi.
tabii bunu düşünürken dönemin padişahının abdülhamid ve akçura'nın 27 yaşında bir genç olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda fikirlerin sağlam bir ispata oturtamamasını bir nebze anlaşılır kılıyor. 

makalenin ve cevapların toplamı yaklaşık 120 sayfa tutuyor -ötüken neşriyat-meşrutiyet siyasetine ilgi duyan herkesin okumasını şiddetle öneririm. 
itiraf etmeliyim ki dönemin gazetecilerinin fikir dünyası ve kalem oynatma kabiliyeti beni derinden etkiledi.

zannediyorum ki bugünkü aydınlarımız sözüm ona o zor dönemdeki aydınların ayakçısı bile olamazdı.
80 syf.
·1 günde·9/10 puan
Fransız İhtilali ile birlikte tüm dünyada salgın gibi yayılan milliyetçilik akımı, Osmanlı Devleti'ne de zor dönemler yaşatmıştır. Zira bu durum sonucunda çok farklı bölünmeler ve kırılmaların yaşandığı gözle görülür bir gerçektir.

Osmanlı'nın var olan sistemi bu akım ile birden çökmenin arefesine gelmiştir ki sonucu zaten bilmeyen yoktur. Dönemin öncü isimlerinden birisi olan ve Türkiye için çok önemli sorumluluklar üstlenmiş olan Yusuf Akçura bu akımı ve etkilerini ilk fark eden isimlerden birisi olarak Türk gazetesinde yayımlanan " Üç Tarz-ı Siyaset" eseri ile aydınları bir nevi istişareye davet etmiştir. Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük akımlarının hangisinin uygulanmasının o dönem için faydalı olacağı hakkındaki bu yazı ile bir yerde fikir birliği ve düşünce ortamı oluşturmak istemiştir.

Hepimizin bildiği gibi, her dönem kendi şartları ile değerlendirilmeli ama aynı zamanda tarihe de önümüzde sürekli bir rehber rolü vermemiz gerekmektedir. Tarihten çıkarılacak dersler ile bugün anlaşılabilir. Bugün dünden bağımsız değildir. Yarına da dün ve bugünden bağımsız adım atmak, birey ve toplum olarak kendimizi uçurumun kenarına sürüklemektir. Düşünceye ve aydınlara aynı zamanda da istişareye değer veren bir düşünürün çıkarımları elbette değerlidir. İstifade etmenizi öneririm.
80 syf.
·10 günde·5/10 puan
Akçura’nın 1904 yılında yayımladığı “Üç Tarz-ı Siyaset” adlı makalesi döneminde büyük yankı uyandırmış ve tartışma yaratmıştır. Zira bu tartışma günümüzde de sürmektedir. Üç tarz-ı siyaseti bu kadar önemli kılan ve tartışma yaratan husus, yazının Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük fikirlerinin Osmanlı aydınları tarafından henüz tam olarak idrak edilemediği bir dönemde çıkması, yani çağının ilerisinde olması ile ilgilidir. Akçura bu düşündürücü ve tartışma yaratan kitabını kendi kafasını da kurcalayan bir soru ile bitirir. “Müslümanlık ve Türklük siyasetlerinden hangisi Osmanlı Devleti için daha yararlı ve uygulanabilirliği mümkündür?”
112 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Sıkıntılı bir dönemde, Osmanlı'nın kurtuluşu adına yazılmış, gazetede yayımlanmış, karşılıklı cevapların ve mektuplarında yer aldığı; Osmanlı'nın kurtuluşu adına İslamcılık, Osmanlıcılık ve Türkçülük akımlarının hangilerinin başarılı olacağını, ne kadar başarılı olacağını, başarısız olma olasılıklarının nedenlerini karşılaştırmalı olarak anlatan, özellikle bu 112 sayfalık eseri okuyanlar açısından, otobüste, vapurda, trende - veya bu korona virüsü günlerinde evde okursanız daha iyi olur - bir çırpıda okuyacağınız bir eser. Anlaşılır bir dilde çevirisi yapılsa da bazı eski Türkçe kelimelerde mevcut ama sıkmaz. Bugüne ışık tutan, gelecek adına da sizi düşüncelere sokacak olan bir eser. Ufkunuzu genişletir. İyi okumalar.
65 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Yusuf Akçura’nın ‘Osmanlı Nasıl Kurtulur’ sorusu ile ilgili bir makalesi ve ona verilen iki cevaptan oluşan, kısa fakat oldukça faydalı bir eser.
Akçura Osmanlıcılık, İslam ve Türkçülük arasında bir seçimin avantaj ve dezavantajlarını sıralayarak, seçimi okuyucuya bırakıyor.
İyi okumalar.
126 syf.
·1 günde·8/10 puan
Daha hiçbir kitabını okumadığım Yusuf Akçura'nın güzel kitabıyla başladım. Osmanlı döneminde Fizan'a sürülen, Fransa'da eğitim görmüş, zengin bir aileden gelerek küçük yaşta babasını kaybetmiştir. Türklük konusunda Mısır'da yazdığı yazılarda yer alıyor. Türkçülüğün adı pek duyulmayan babası tabiri kullanılıyormuş.

Yazılarındaki çözümlemeleri Osmanlı Devleti'nin bence yıkılışını hazırlayan son dönemindeki şeyh, seyyid gibi sarıklı kişileri devletin önemli noktalarına tayin edilmesini haklı olarak eleştirmiştir. Osmanlı'nın yönetim şeklinin devam edilemezliğini Cumhuriyet kurulmadan yaklaşık 20 yıl önce söylemiş olması ileri görüşlü birisi olduğunu doğruluyor. Türk Tarih Kurumu'nun kurulumunda ve Başkanlığını yapmış birisi olup, profesör olmuş, milletvekiliyken vefat eden birisi olduğunu öğrendim. Atatürk'ün şu unutulmaz sözü " Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tir" cümlesiyle Türklüğe verdiği önem aşikârdır. Fakat Osmanlı döneminde hiçbir vezir, padişah Türklüğe önem vermemiş olduğunu belirtiyor. Genel manada okunması gereken güzel bir eser. Herkese iyi okumalar dilerim.
Bizim için Türk'ü İslam'dan, İslam'ı Türk'den, Türk ve İslam'ı Osmanlılıktan, Osmanlılığı da Türk'den, İslam'dan ayırmak, tekliği üçe bölmek olamaz.
''Fakat, İslam'ın menfaati, Osmanlı Devleti'nin ve Türklüğün menfaatlerine tamamen uygun düşmez., zira İslam'ın kuvvet kazanması Osmanlı tebaasından bir kısmının sonunda kaybetmesini ve bu yüzden Osmanlı Devleti'nin bugünkü kadrosundaki kuvvetinden bir parçasının yok olmasını gerektireceği gibi, Türklüğün müslim ve gayrimüslim dini ihtilafıyla bölünmesine ve binaenaleyh kuvvetsizlenmesine sebep olur.''
Türklerin büyük çoğunluğu geçmişlerini unutmuşlardır. Bu nedenlerledir ki, her şeyden önce bir ulusal bilinç uyandırmak ve yaratmak gerekecektir.
"Bizim için Türk'ü İslam'dan, İslam'ı Türk'ten,
Türk ve Islam'ı Osmanlılıktan, Osmanlılığı Türk'ten İslam'dan ayırmak, tekliği üçe bölmek olamaz".
Tarih! Tarih ! Lakin tarihe gayet dikkat ile insaf ile bakmalıyız. Gelişi güzel vakaları tarihe delil, tarihi rical ve vakaları şahit getirmek , bilmeyiz amma, o şahane fenne bir mertebe hürmetsizlik olmaz mı?
''Osmanlı milliyeti siyasetinin başarısızlığı üzerine İslamiyet politikası meydan aldı. Genç Osmanlılık'tan, yani Osmanlı milletiteşkili siyasetine kısmen iştirak eden fırkadan doğdu. Evvelleri en ziyade 'vatan ve Osmanlılık!' nidalarıyla işe başlayan Genç Osmanlı şair ve siyasilerinden birçoğunun üzerinde durdukları nokta ''İslamiyet'' oldu.''
"Tarihi, hayatta kendisinden faydalanılmayan kimi soyut gerçekleri öğrenmek için tetkik etmiyoruz. Tarih, bağlı bulunduğumuz insan toplumunun belli zaman ve alanda çıkarını sağlayacak bilgi, düşünce ve duygu verebileceği için önemlidir."
''Birincisi Osmanlı Hükümeti'ne tabi muhtelif milletleri temsil etmek ve birleştirmekle bir 'Osmanlı Milleti' vucuda getirmek; ikincisi Hilafet hakkının Osmanlı devleti hükümdarında olmasından istifade ederek bütün İslamları bu hükümet idaresinde siyaseten birleştirmek; üçüncüsü ırk üzerine müstenid bir 'Türk siyasi milliyyeti' oluşturmak.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Tarzı Siyaset
Baskı tarihi:
6 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051552279
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Yusuf Akçura; yirminci yüzyıl başlarında düşünce hayatımızda büyük bir ivme kazanan ve hem siyâset hem de kültür hayatımızda açık bir şekilde meyvelerini gördüğümüz Türkçülüğün akla gelen en önemli simalarındandır. Hatta birçok araştırmacı Yusuf Akçura’yı Türkçülüğün babası; üzerinden bir asırdan fazla zaman geçen, Türk gazetesinde yayınlanmış makalesi “Üç Tarz-ı Siyâset”i de Türkçülüğün manifestosu olarak kabul etmişlerdir. Akçura, bu önemli makalesinde dönemin üç önemli siyâsî akımı olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülüğü ele almış ve bu akımların müspet ve menfi yanlarını, ayrıca hangi nispette tatbik edilebilir olduklarını mevcut örnekler üzerinden tartışmıştır. Kitabımızda, Akçura’nın bu önemli makalesi Kahire ve İstanbul’da kendi sağlığında yapılmış baskılar karşılaştırılarak yayına hazırlanmıştır. Hem Latin harflerine aktarılmış hem de bugünkü Türkçeye uyarlanmış metinlerini sunduğumuz “Üç Tarz-ı Siyâset”, Ötüken Neşriyat tarafından yayınlanacak Yusuf Akçura külliyatının ilk eseri olması bakımından da büyük önem taşımaktadır.

Kitabı okuyanlar 1.303 okur

  • Fatma Ülgül
  • Nisanur Ekinci
  • ayse
  • Ömer Faruk Yılmaz
  • Refika Ateş
  • Seyfi Çirkin
  • Kemal
  • MUHİTTİN MERT ÖZKARA
  • Muhammed Polat
  • Melisa DOĞAN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.7 (40)
9
%4.4 (15)
8
%7.3 (25)
7
%5 (17)
6
%1.8 (6)
5
%0.9 (3)
4
%0
3
%0.6 (2)
2
%0
1
%0.3 (1)