Ücretli Emek ve Sermaye - Ücret, Fiyat ve Kâr

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.991
Gösterim
Adı:
Ücretli Emek ve Sermaye - Ücret, Fiyat ve Kâr
Baskı tarihi:
Ocak 1975
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757399025
Orijinal adı:
Lohnarbeit und Kapital (1849) - Value Price and Profit (1898)
Çeviri:
Sevim Belli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sol Yayınları
Baskılar:
Ücretli Emek ve Sermaye - Ücret, Fiyat ve Kâr
Ücretli Emek Ve Sermaye
Ücretli Emek ve Sermaye
Ücretli Emek ve Sermaye
 Karl Marx'ın Lohnarbeit und Kapital (1849) ve Value Price and Profit (1898) adlı yapıtlarını, Sevim Belli Fransızcasından (Travail salairé et capital — Salaire prix et profit, Editions Sociales, Paris 1969) dilimize çevirdi ve kitap İngilizcesiyle (Wage Labour and Capital (Marx-Engels, Collected Works, Progress Publishers, Moskova 1977, c. 9, s. 197-228) — Wages, Price and Profit (Marx-Engels, Selected Works, Progress Publishers, Moskova 1969, c. 2, s. 31-37)) karşılaştırıldıktan sonra Ücretli Emek ve Sermaye — Ücret, Fiyat ve Kâr adı ile Sol Yayınları tarafından Eylül 2012 (Birinci Baskı: Ocak 1975; İkinci Baskı: Nisan 1976; Üçüncü Baskı: Ekim 1977; Dördüncü Baskı: Ekim 1978; Beşinci Baskı: Kasım 1979; Altıncı Baskı: Aralık 1987; Yedinci Baskı: Mayıs 1992; Sekizinci Baskı: Temmuz 2008) tarihinde Ankara'da Kuban Matbaacılık'ta bastırıldı.

 
Vandetta
Vandetta Ücretli Emek ve Sermaye - Ücret, Fiyat ve Kâr'i inceledi.
168 syf.
Müthiş bir kitap, mutlaka da okunmalı. Kitabın incelemesine gelirsek; Emeğin değeri ile, önceleri eğer kısır bir döngü içine giriyorduysak, şimdi de tam anlamıyla içinden çıkılmaz bir çelişki içine düşmüş bulunuyoruz. Emeğin değerini ararken biz bize gerekli olandan fazlasını bulduk. İşçi için, on iki saatlik emeğin değeri üç lira, kapitalist için ise, altı liradır ki bunun üçünü ücret olarak işçiye öder, üçünü de kendisi için cebe atar. Öyleyse emeğin bir değil iki değeri, üstelik de birbirinden çok farklı iki değerini görürüz! Para olarak ifade edilen değerleri emek-zamanına indirgediğimiz anda, çelişki daha da saçma bir durum alıyor. On iki saatlik çalışma sırasında, altı liralık yeni bir değer yaratılmıştır. Böylece, altı saatte üç lira — işçinin on iki saatlik emek karşılığı aldığı toplam. On iki saatlik emek karşılığında, işçi, buna eş bir değer olarak, altı saatlik emek ürünü elde etmektedir. Şu halde, ya emeğin biri ötekinin iki katı olan iki değeri vardır, ya da on iki altıya eşittir! Her durumda da tam bir saçmalığa varılmaktadır. Son söz okurun...
168 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kapitalizmin karşısındaki durabilen en güçlü insan Marx ve ona göre emek.
Emek, tarihin her döneminde ücretli emek halinde değildi.Ücretli emeğin ortaya çıkmasının ön koşulu, yaşamını sürdürmek için emek gücünü satmaktan başka çaresi olmayan işçi sınıfı ile üretim araçları üzerinde özel mülkiyeti bulunan kapitalist sınıfın varlığıdır.Kapitalist, işçinin emek gücü karşılığında bir ücret ödeyerek, emek süreci ile ortaya çıkan ürünlerin sahibi olur.Kapitalist ortaya çıkan üründen kâr elde eder, öte yandan işçi ise kendi emeğine yabancılaşır.
EMEK GÜCÜNÜN SATILMASI
İşçiler, yaşamlarını sürdürmek için ellerinde bulunan tek metayı, yani emek güçlerini kapitalistlerin parası ile mübadele ederler. Bu mübadele, belli bir saat çalışma karşılığında belli bir ücret verilerek gerçekleşir, örneğin on iki saatlik dokuma karşılığında 2 birim para ücret ödenir. Bu 2 birim para karşılığında, yine iki birim para eden başka türden metalar satın alınabileceği için, işçi kendi metasını, başka türden öteki metalarla mübadele etmiştir aslında. Bu mübadeledeki 2 birim para da iş gücünün değişim değerini ifade eder.
Karl Marx şöyle der: “Bir metanın para olarak hesaplanan değişim-değeri, onun fiyatı denen şeydir. Ücret, genellikle emeğin fiyatı denilen işgücü fiyatına, ancak insanın etinde, kanında saklı bulunan bu özgün metanın fiyatına verilen addan başka bir şey değildir.” (K. Marx, Ücretli Emek ve Sermaye). Yani ücret, emek gücünün fiyatıdır.
DOKUMACININ BİR GÜNÜ
Marx, Ücretli Emek ve Sermaye eserinin bir bölümünde, ücretli emeğin işleyişini bir dokumacının içinde bulunduğu emek süreci üzerinden tarif ediyor. Aşağıda bu bölümden bir alıntı yer alıyor:
“Kapitalist ona dokuma tezgâhını ve ipliği sağlar. Dokumacı işe koyulur, ve iplik beze dönüşür. Kapitalist, bezi alır ve onu örneğin 20 marka satar. O halde, dokumacının ücreti, bezin, 20 markın, kendi emeğinin ürününün bir bölümü müdür? Hiç de değil. Dokumacı, bez satılmadan çok önce belki de bezin dokunması bitmeden önce, ücretini almıştır. Şu halde kapitalist, bu ücreti, bezin satışından alacağı paradan değil, önceden biriktirilmiş paradan öder. Nasıl ki, işveren tarafından sağlanan dokuma tezgâhı ve iplik dokumacının ürünü değilse, aynı şey dokumacının kendi metaı, yani kendi işgücü karşılığında aldığı metalar için de geçerlidir. Olabilir ki, kapitalist, bezi için hiç bir alıcı bulamaz. Olabilir ki, bezin satışından elde ettiği miktar, ücreti bile çıkaramaz. Ya da bezini dokumacının ücretine kıyasla çok kârlı bir biçimde satabilir. Bütün bunların dokumacıyla hiç bir ilgisi yoktur. Kapitalist, dokumacının işgücünü, servetinin, sermayesinin bir bölümüyle satın alır, tıpkı servetinin öteki bölümüyle de hammaddeyi —ipliği— ve iş aletini —dokuma tezgâhını— satın aldığı gibi. Bunları satın aldıktan sonra, ki bu satın alınan şeyler arasında bezin üretimi için gerekli olan işgücü de vardır, artık yalnız kendisinin olan hammaddelerle ve iş aletleri ile üretim yapar. Çünkü şimdi iş aletleri, üründe ya da ürünün fiyatında dokuma tezgâhı ne kadar pay sahibiyse o kadar pay sahibi olan bizim dokumacıyı da içermektedir.”
“İşgücü, demek ki, onu elinde bulunduranın, yani ücretli işçinin kapitaliste sattığı bir metadır. Ücretli işçi bunu neden satar? Yaşamak için.
(…)
Peki ya bu oniki saat boyunca dokuyan, iplik eğiren, yol açan, tornaya çeken, ev yapan, kürek sallayan, taş kıran, yük taşıyan vb. işçi, bu oniki saatlik dokumacılığa, iplik eğirmeye, yol açmaya, tornacılığa, duvarcılığa, kürek sallamaya, taş kırmaya kendi yaşamının bir belirtisi gibi, kendi yaşamı gibi mi bakar? Tam tersine, onun için yaşam, bu işin bittiği yerde, masada, kahvede, yatakta başlar. Öte yandan, bu oniki saatlik emek, kendisi için dokuma, eğirme, yol açma vb. olarak değil, kendisini masaya, kahveye, yatağa götüren kazanç olarak anlam taşır. Eğer ipekböceği, varlığını bir tırtıl olarak sürdürmek için koza örseydi, tam bir ücretli işçi olurdu.”
EMEK NE ZAMAN ÜCRETLİ EMEK HALİNE GELDİ?
Emek gücü tarihin her döneminde meta halinde değildi. Emek ise her zaman ücretli emek, yani özgür emek halinde değildi. Kölenin köle sahibine sattığı emek gücü değildi. Köle, emek gücüyle birlikte tek seferde satılırdı köle sahibine. Yani kendisi bir metadır. Aynı şekilde feodal dönemde de serfler emek gücünün yalnızca bir bölümünü satar, toprak sahibinden ücret almak bir yana dursun, toprak sahibine o haraç öder.
Özgür emekçi ise, yaşamını saatler şeklinde parça parça halde geçim araçlarının sahibi olan kapitalistlere satar emek gücünü. İşçinin köleler gibi bir köle sahibi ya da serfler gibi bir feodal beyi yoktur. Ama emek gücünü sattığı saatler boyunca emeği kapitalistlere aittir. İşçi kendisini kiralayan kapitalisti terk edebilir, kapitalist de onu kapının önüne koyabilir. Fakat üretim araçları kapitalistlerin özel mülkiyeti olduğu sürece, bir bütün olarak işçi sınıfı, bir bütün olarak kapitalist sınıfı terk edemez. Ücretli emek, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet kaldırılmadığı sürece devam eder.
Karakedi
Karakedi Ücretli Emek ve Sermaye - Ücret, Fiyat ve Kâr'i inceledi.
168 syf.
·Beğendi·8/10 puan
kitap 2 bildiriden oluşuyor. bu bildiriler kapital'in yazılmasından önce, o tarihte acil siyasi ihtiyaçların karşılanması amacıyla bir işçi birliği toplantısında çeşitli fikirleri çürütmek için yazılmış.

marks bana kalsa bu kitabı yazmazdım, fikirlerimi böyle kısaltılmış şekilde değil, daha geniş çerçevede ve daha kapsamlı olarak belirtirdim diyor. fakat o dönem ekonomi alanında bilimsel olmayan görüşleriyle işçilerin aklını karıştırdığı ve mücadeleye zarar verdiği için wetson adında bir şahsa karşı yazmak zorunda kalıyor.

işçilerin anlaması için de çok sade bir dille anlatıyor.

kitaptaki bazı kavramların ve tezlerin geçerliliği, yıllar sonra kapitalin yazılmasıyla genişliyor. engels bunları son baskıda güncel halleriyle vererek bizi kafa karışıklığından kurtarıyor. bu husus akılda tutularak okunmasında ve nihai metnin kapital olduğunun bilinmesinde fayda var.

dilinin sadeliğinden dolayı ekonomi-politiğin temel yasalarının kolayca kavranması ve kapital öncesi bilgilerin sınanması amacıyla okunabilir.
192 syf.
·4/10 puan
Komünist teorisyen Karl Marx emeğin ve ücretin belirlenme aşamalarını durumlarını ve bunlar üzerine incelemelerini yazarken bir yandan da burjuvaziye karşın eleştirilerini sunmakta, ancak kitap "cevabını bildiğim soruyu sorup kendim cevaplıyorum" şeklinde devam ettiği için konunun ilgililerin tatmin etmeyecektir, içerisinde bulunduğu dönem itibari ile kaliteli bir eserdir...
İşçinin kendisi için ürettiği şey, dokuduğu ipek, madenden çıkardığı altın, yaptığı saray değildir. Kendisi için ürettiği şey, ücrettir.
Yasal yönden ahlaki ve hatta adil olan şey, toplumsal bakımdan adil olmaktan henüz pek uzaktır. Toplumsal açıdan neyin adil olduğunu ya da neyin adil olmadığını, ancak üretimin maddi olgularının yargısına dayanan bir bilim, ancak ekonomi politik ortaya koyabilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ücretli Emek ve Sermaye - Ücret, Fiyat ve Kâr
Baskı tarihi:
Ocak 1975
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757399025
Orijinal adı:
Lohnarbeit und Kapital (1849) - Value Price and Profit (1898)
Çeviri:
Sevim Belli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sol Yayınları
Baskılar:
Ücretli Emek ve Sermaye - Ücret, Fiyat ve Kâr
Ücretli Emek Ve Sermaye
Ücretli Emek ve Sermaye
Ücretli Emek ve Sermaye
 Karl Marx'ın Lohnarbeit und Kapital (1849) ve Value Price and Profit (1898) adlı yapıtlarını, Sevim Belli Fransızcasından (Travail salairé et capital — Salaire prix et profit, Editions Sociales, Paris 1969) dilimize çevirdi ve kitap İngilizcesiyle (Wage Labour and Capital (Marx-Engels, Collected Works, Progress Publishers, Moskova 1977, c. 9, s. 197-228) — Wages, Price and Profit (Marx-Engels, Selected Works, Progress Publishers, Moskova 1969, c. 2, s. 31-37)) karşılaştırıldıktan sonra Ücretli Emek ve Sermaye — Ücret, Fiyat ve Kâr adı ile Sol Yayınları tarafından Eylül 2012 (Birinci Baskı: Ocak 1975; İkinci Baskı: Nisan 1976; Üçüncü Baskı: Ekim 1977; Dördüncü Baskı: Ekim 1978; Beşinci Baskı: Kasım 1979; Altıncı Baskı: Aralık 1987; Yedinci Baskı: Mayıs 1992; Sekizinci Baskı: Temmuz 2008) tarihinde Ankara'da Kuban Matbaacılık'ta bastırıldı.

 

Kitabı okuyanlar 148 okur

  • Cihan Azizoğlu
  • Tuğçe Taşdelen
  • Ali.
  • Emre Fidel Çelik
  • Samed Zengin
  • Mahmud Gencay
  • stameni
  • Cihan kara
  • ds
  • Cumhur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.3 (18)
9
%8.5 (4)
8
%12.8 (6)
7
%4.3 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0