·
Okunma
·
Beğeni
·
162,1bin
Gösterim
Adı:
Uğultulu Tepeler
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
467
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Wuthering Heights
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Erasmus Yayınları
500 syf.
·3 günde·9/10
Wuthering Heights yani Uğultulu Tepeler. İntikam duygusunun herşeyden güçlü olduğunu gösteren bir aşk romanı. Okurken neredeyse bütün kahramanlarla kavgalı ayrıldım. Emily Brontë ye sormak geliyor içimden acaba aşk gerçekten böyle keskin birşey mi? Zengin kız Fakir oğlan her dönemin hikaye konusu olabilir ama bu kadar nefret ve saplantılı bir hikaye daha olur mu işte onu bilemem. Bu saatten sonra bu kitap kırmızı çizgimdir dosta düşmana duyurulur :)

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
392 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Kitabı bitirir bitirmez bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Yahu ben ne okudum böyle vay be! dedirten cinstendi. Unutulmaz kitaplar arasına girdi benim için. Tartışmasız okuduğum en iyi klasiklerdendi. Kitapta ana tema olarak mükemmel bir nefret, intikam olgusu işlenmiş. Ve bana göre bu bütün duyguların önüne geçmişti. Okurken atalarımızın "Acıma yetime, döner koyar g..." atasözü aklıma geldi sık sık.
---Spoiler---
Küçükken aileye evlatlık olarak alınan Heathcliff ile, ailenin küçük kızı Cathy arasındaki arkadaşlığın zamanla aşka dönüşmesini ve sonra Heathcliff'in hırsını, kötülüğünü, nefretini ve bolca hastalıklı düşüncelerini okuyorsunuz. Aslında kitapta ki bütün karakterler itici ve bir o kadar da bencildiler. Buna karşın hikaye de bir o kadar akıcı ve etkileyici idi.
İki Şehrin Hikayesi nasıl o zaman ki Fransa'yı mükemmel bir sekilde aktarıyorsa, Uğultulu Tepeler de bir o kadar güzel İngiltere'yi anlatıyordu.
Ah, Heathcliff kitabın sonuna kadar başına cok kötü olayların gelmesini, bir an için hırsının bitmesini ve yerini pişmanlıklarının almasını bekledim ancak ölürken bile mutlu oluşun beni hayalkırıklıgına ugrattı. Iki aileyi birden mahvettiğin halde ölürken biraz olsun acı çekmeni isterdim ancak sevgili yazarımız sana böyle bir son vermemiş ne yapalım :). Son olarak kitapta ki en sevdiğim karaktere değinmeden geçemeyeceğim. Edgar Linton, Bence kitaptaki en iyi kalpli, naif, çok iyi bir eş ve çok iyi bir babaydı. Catherine ile olan baba kız ilişkisini gıpta ederek okudum.
500 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle, Emily Bronte'in ne yazık ki yazdığı tek kitap olan ve muhteşem ötesi diye tanımlanabilecek bu kitabı okurken çok üzüldüğümü bildirmek isterim. Hayır kitabın içinde yazılanlara üzülmedim. Ben, Yazarın bu ilk kitabını yazdıktan bir yıl sonra ölümü nedeniyle, Dünya Edebiyatının ve dolayısıyla da kitap severlerin neler kaybetmiş olduğunu düşünerek üzüldüm. İlk kitabı olarak böylesine muhteşem eser yazan genç bir yazar, eğer daha uzun süre yaşamış olsaydı kimbilir neler yapardı, bizlere okunacak kaç tane daha muhteşem eser bırakırdı diye düşünerek üzüldüm.

Bugüne kadar okuduğum, kısa veya uzun yazılmış, sayısız dünya klasikleri içinde, bu kitap kadar akıcı, bu kitap kadar sürükleyici ve aynı zamanda da kapsamlı olanına rastlamadım.

Kitapta yazar, bir anlık acıma duygusunun yol açtığı olayları anlatırken, başta hastalık derecesindeki aşırı sevgi olmak üzere, aşk, nefret, iyilik, kötülük, dostluk, düşmanlık, sadakat, korku, intikam, hata , pişmanlık, zayıflık, güçlülük, .. vs. gibi temaları muhteşem bir şekilde işliyor. Bütün bu duyguları içeren hikayeyi müthiş bir şekilde kurgulayıp elinizden bitirmeden bırakamayacağınız bir sürükleyicilikle bize yansıtıyor. Olayların anlatımında, özellikle bütün karakterleri tanıyan ve olayların tamamının içinde olan bir kişinin kullanılmasının da, bu sürükleyicilikte ve kitabın daha kolay okunmasında, büyük pay sahibi olduğunu düşünüyorum.

Kısaca, büyük bir yetenek sahibi usta bir yazarın kaleminden çıkmış bu muhteşem eserin, mutlaka ama mutlaka okunması gerektiğine inanıyorum. Böyle bir eseri hatırlatarak, okumama vesile olan 1K' da ki kitapsever dostlarıma da ayrıca binlerce teşekkür ediyorum.

Son cümle olarak, keşke yazar daha uzun yaşasaydı ve bize okuyacağımız daha çok eserler bırakabilseydi diye de çok üzüldüğümü tekrar bildirmek istiyorum.
480 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Bay Lockwood' un kiraladığı çiftlik sayesinde İngiltere'nin sığ serin tepelerinde gezintiye götüren bir kitap, Bayan Dean'ın geçmiş anıları şuan yaşanıyor gibi anlatması mükemmel bir hava katmış.

İlk başlarda karışık gibi görünen kitap içine girdikçe sizi o Uğultulu Tepelere doğru yolculuğa çıkarıyor.
Karakterlerin çoğu insana yeter ama dedirtecek cinstendi.
Aşkın en gerçekçi ama bir o kadar da acımasız hali, yıllar yılı süregelen bir intikam ateşi ile yanıp tutuşan Heathcliff.

Çok sinir bozucu bir karakter olmasına rağmen kendine çeken bir hali de hoşuma gitmedi değil.
Ah! Bay Heathcliff böyle mutlu ölmeni beklemezdim.

Unutulmaz klasikler arasında yerini aldın...
480 syf.
·19 günde·Beğendi·9/10
Hayatımda okuduğum en itici karakterlere sahip olabilme yeteneğinde mükemmel eser. Böyle güzel bir kurguyu her zaman okumak mümkün olmayabilir. Bu yüzden bu incelemeyi okumaya başlayıp sonunu getirmeyecek arkadaşlarım için sona yazacağım şeyi bu sefer başa yazıyorum; okuyun arkadaşım. Bu kitabı okuyun!

Kitap, karakterlerden birinin bir diğerine geçmişi anlatması şeklinde yazıldığı için fazla samimi bir hava oluşturuyor. Okurken kendinizi çayınızı çekirdeğinizi almış dedikodu dinliyor gibi hissediyorsunuz. Ve pek tabi karşınızda eline örgüsünü almış size durmadan, nefessizce ve heyecanla anlatan Nelly... Canım Nelly, ben bu kitapta en çok seni sevdim, diğer herkesi tokatlamak istiyorum.

Kitapta aşk, nefret, intikam, tutku, esaret ve buna benzer türlü duygular işlenmiş. Bana göre aşk böyle bir şey değil ama kitaptaki baş kahramanların arasındaki aşkın sonradan çevresine nefret olarak dönmesi ve bu nefretin intikam ile birleşmesi kitabın temasını oluşturuyor.

Şimdi gelelim Bay Heatcliff'e... Bay Heatcliff, bu adam nefret ve intikamın ete kemiğe bürünmüş hali. Hem de bu nefret ve intikam duygusu kimsesiz bir çocuk olarak kabul edildiği evin nesilden nesile çocuklarına karşı duyuluyor. Hani insan bazen bir dur der kendine, hani insan bazen evet yaptım ama artık olgunlaştım yeter der. Yok. Bay Heatcliff dur durak bilmiyor, türlü oyunlar ile intikamını almaya devam ediyor. Yetmiyor intikam alacağı insanların çocuklarına da bulaşıyor. Ömrü yetse torunlardan da devam ederdi diye düşünüyorum. Hayatımda okuduğum en itici karakterlerden birisiniz Bay Heatcliff, tanıştığımıza hiç memnun olmadım.

Diğer karakterlerden de tek tek bahsetmeyi çok isterdim ama kitap ile ilgili fazla ipucu vermekten çekiniyorum.

Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Yalnızca başlarda karakterleri karıştırma sıkıntısı yaşayabilirsiniz ve bu İngiliz edebiyatının bir özelliği olsa gerek. Ama sonra taşlar yerine oturuyor ve canı yanmış hırslı bir adamın intikamının nelerle sonuçlanacağını görüyorsunuz.

Yalnız Edgar Linton'un evliliğinde eşi yanındayken Bay Heatcliff tarafından uğradığı hakaretlere aşırı derecede sinirlendiğimi, erkek kadın fark etmez hiçbir kimsenin böyle hakaretlere uğramasını hiç hoş bulmadığımı belirtmek isterim. Okurken o bölümlerin bir an önce bitmesini istedim.

Bir de bu Koridor Yayınlarının bez ciltli klasikleri çok güzel ya. Okurken elinizde çok değerli bir eser tuttuğunuzu hissediyorsunuz. Fiyat performans açısından da oldukça avantajlı. Bu güzel ciltli kitaplara bir de ip ayraç yakışırdı sanki o eksik kalmış ama olsun.

Tartışmasız en iyi klasiklerden biri olan Uğultulu Tepeler'in saf bir aşk romanı olduğunu sanıyorsanız epey yanılıyorsunuz sevgili okur. Bu bir intikam romanı... Her neyse Nelly'ye söyleyin de örgülerini alsın gelsin.

Ee anlat Nelly...
429 syf.
·7 günde·9/10
Emily Bronté  30 Temmuz 1818 yılında İngiltere’de doğmuştur. Henüz 30 yaşında tüberküloz dan dolayı hayatını kaybetmiştir.
Bronte kardeşlerin ortancasıdır. Yazarın kaleme aldığı tek romanı Uğultulu Tepeler edebiyat klasikleri içinde önemli bir yere sahiptir. Bronte kardeşler, kadının edebiyatla uğraşmasının hoş görülmediği zamanlarda, önce erkek ismiyle şiirler yazmış sonra kendi adlarıyla, klasikler arasında yer alacak üç önemli romana imza atmışlardır.

Öncelikle Bronte'nin tek kitabı olmasından dolayı çok üzüldüm bazı yazarlardan bazı kitapları okuyunca o yazarın diğer kitaplarını okuma hevesi oluşuyor bende ne yazık ki yazarın tek kitabı olmasından dolayı üzüldüğümü belirtmek isterim.

Her şey iki çocuk sahibi babanın iş gezisinden gelirken bir erkek çocuğunu evlatlık olarak getirmesiyle başlıyor. Bu evlatlık çocuğa Heatcliff adı veriliyor. Heatcliff bilinmez çok sert ve hırçın bir çocuktur ama evin güzel kızı olan Catherine ile arkadaşlık etmeye başlar. Evin oğlu olan Hindley ise Heatcliff'e karşı inanılmaz bir nefret beslemektedir. Hindley babası vefat ettikten sonra rahat bırakmıyor Heathcliff'i türlü türlü eziyetler ediyor ve ondan nefret ediyordu. Heathcliff ile Catherine'nin arkadaşlığı zamanla aşka dönüşür. Ama Catherine kendine Heathcliffe layık görmez bir gün Nelly dean ile konuşurken Heathcliff gibi biriyle evlenmesinin kendisini küçük düşüreceğini söyledi ve bir rastlantı sonucu bunu duyan Heathcliff uğultulu tepelerden kaçtı ve üç yıl aradan sonra varlıklı bir şekilde uğultulu tepelere geldi. Geldiğinde Catherine Edgar linton ile evlenmişti. Heathcliff'i gelmesiyle aralarındaki tutku tekrar ortaya çıktı. Ama Heathcliff bu duruma isyan etti onun bu isyanı ile uğultulu tepelere hemde Linton'a karşı konulmaz bir kötülüğün etkisine kaldı. Linton' nin kız kardeşiyle evlendi. Ne onları ne de doğan çocukları hiçbir şekilde rahat bırakmadı. Heathcliff adeta kötülüğün sembolü haline gelmişti. Öç alabilmek için her yolu denedi Heathcliff. Heathcliff yaptığı tüm kötülerin tek sebebi vardır oda Catherine olan aşkı bence. Heathcliff sahip olduğu aşk ve kötülük çok uç noktadadır. İlk kez bir kitap incelerken hakkında spoiler vermiş olacam kitapla ve sağlıkla kalmanız dileğiyle.

ALINTILAR

“Hiç kitabınız yok mu?” dedim. “Burada kitap olmadan nasıl yaşıyorsunuz, diye sorabilir miyim? Doğruyu söylemek gerekirse, kitaplarımı elimden alsalar çıldırırım.”

İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir.

Birini öldürmek için ne tuhaf bir yöntemdi bu! Catherine tam on sekiz yıl beni boş bir ümit peşinde koşturarak aldatmış, beni santim santim değil, milim milim öldürmüştü!'

Ama o kitapların çoğu kafamın içine yazılmış, yüreğime kazınmıştır. Beni onlardan yoksun edemezsin ya!

Tüm umutlarımı yitirmiş olarak yalnızlığa ya da beni hiç sevmemiş ve hiç sevmeyecek olan kimseler arasında yaşayama yazgılı olduğum sürece, neşemi nasıl bulur, nasıl iyi olurum?

Kötüleri cezalandırmak Tanrı'nın işi; bizler bağışlamayı öğrenmeliyiz.

Kötüleri cezalandırmak Tanrı'nın işi; bizler bağışlamayı öğrenmeliyiz.
432 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Uğultulu Tepeler(Wuthering Heights)/Deli ve Tutkulu bir aşk öyküsü bu; Bildiğiniz gibi değil, bilmediğiniz gibi..

İlk olarak 1847'de Ellis Bell takma adıyla(o döneme ait baskılar sebebiyle Emily ve kardeşleri eserlerini takma isimle yayınlatmışlardır) yayınlanmış Emily Bronte'ye ait ilk ve tek romandır Uğultulu Tepeler. Yayınlandığı sene pek olumlu eleştiri almamıştır: Eleştirmenler romanı çok yabanıl,aşırı kaba ve kurgu açısından da hantal bulmuşlardır. Ancak roman hakettiği değeri 1850'li yıllarda kazanmış ve İngiliz dilinde yazılmış en iyi roman olarak nitelendirilmiştir.Fakat Emily'nin bu başarıyı görmeye ömrü yetmemiş; 1848 yılında(30 yaşındayken) veremden ölmüştür. Ablası Charlotte ölümünden sonra gerçek ismiyle romanı yeniden yayınlatmıştır.
Ölümünden önce(1846) ablası Charlotte ve kız kardeşi Anne Bronte ile birlikte çıkarmış oldukları "Poems by currer, ellis and acton bell" adlı şiir kitabında Emily'nin şiirleri eleştirmenler tarafından tam not almıştır.


Emily 19.Y.Y Victoria döneminde yoğun bir kilise baskısı altında kadının hor görüldüğü bununla birlikte bastırılmış bir cinselliğin olduğu bu dönemde şehvet, aşk, acı, tutku, intikam ruhâni hazların dorukta yaşandığı bir kitap yazmıştır. Ölene kadar kilise ve mezarlığa yakın bir taşra kasabasında yaşamış ve o vakte kadar hiç evlenmemiş(Ama sevmiş bana göre hem de tutkulu bir aşkla sevmiş. Belki kavuşamamanın ya da tam olarak hislerini yaşayamamanın verdiği bir nefret ve intikam duygusuyla da ölmüş) olan Emily'nin o dönem kadınının tutkusunu ve dışavurumunu başarıyla yansıtması dikkat çekicidir doğrusu...Bu tarzıylada erdem, iyilik,romantizm, kadının ev hali gibi mülâyim konuları işleyen çağdaşlarından ayrılır.
Emily çağdaşlarına göre daha erkeksi bir karakterdir ve bunu romanına da yansıtmıştır. Bu özelliğiyle de 19.Y.Y İngiliz kadın tipinin oldukça dışındadır.

Romanın en önemli özelliği tutku ve intikamı dönemin diğer aşk romanlarından farklı olarak daha derin ve ürkütücü işlemesidir.Ayrıca romanda yüklü romantik benzetmelere ve retoriğe gerek duyulmamıştır. Konu için gerekli olmadığı sürece parlak diyaloglara yer verilmemiştir.Kitabın kasvetli havası ile katı ve acımasız karakterleri türüne uygun(Gotik Kurgu,Psikolojik Kurgu) bir özellik kazandırır.

Bu kısım yüzde onbeş kadar spoi içerebilir.Spoileri çok sevmiyorum ama bu kadarından bahsetmek zorundayım:)
Genel hatlarıyla konuya biraz değinmek isterim.Kitabın en başında ilk bakışta anlaşılması zor bir ilişkiler krokisi dikkat çekiyor.Sonrasında okudukça krokideki herşey yerli yerine oturuyor.İki çiftlik Linton'ların yaşadığı görkemli 'Thrushrross' çiftliği ve Earnshaw'ların yaşadığı 'Uğultulu Tepeler'...Uğultulu Tepeler'de evin en büyük efendisi Bay Earnshaw bir gün iş için gittiği yerden sokakta donmak üzere olan bir çocuğu(adına Heathcliff denecek) alıp eve getirir.Kimse istemez aslında bu çocuğu o evde. Evdeki hizmetçilerde dahil hemen herkes(Bay Earnshaw hariç) hâkir ve hor görürler onu..Bir tek aynı yaşlarda olan Catherine ona yakınlık gösterir.İkisi de bencil ve nefret dolu çocuklardır ve bu sebeple de iyi anlaşırlar.Zamanlarının çoğunu birlikte geçirirler.Emily evlenme çağı geldiğinde çok zor bir durumda hisseder kendini; aşık olduğu ama asaletten yoksun beş parasız Heatchcliff'i mi seçmelidir yoksa asil,zengin ve görgülü Edgar Linton'ı mı? Catherine Edgar'ı seçer ve hikaye asıl bundan sonra başlar.Bu kadar yeter arkadaşlar sonrasını siz okuyup keyfini çıkartın bence..:)

Tabiri caizse okuru kapıp koyuveren bir kitap.Bu kitap gerçekte aşklarını yaşayamayan (Toplumsal baskı ve sınıf farklılığı sebebiyle) bencil ve nefret dolu iki aşığın birbirlerine karşı gurur, hırs ve intikam(Heatchcliff'te bu duygu ölene kadar etrafına zarar vermiştir) dolu öyküsüdür.Uğultulu Tepeler Gotik bir kurgu gerçekten; Hikaye boyunca o kasvetli havayı net bir şekilde hissediyorsunuz.Bu türü çok sevdim.Sonraki okumalarıma bu türün topiklerinden Edgar Allen Poe'yu da katmak istiyorum:)

Viktoria dönemini araştırırken şunu fark ettim; İngiltere'nin pek çok önemli ismi bu dönemde doğmuştur.Sigmund Freud, Oscar Wilde, Charles Dickens, Edwar Elgar, Charles Darwins, Bronte kardeşler vs.gibi...Baskı ve sınırlama bazen görkemli bir dışavurum ya da patlama(ortaya çıkış) sağlayabiliyor. Hani tohumu toprağa gömersiniz ve üzerine taş koyarsınız ama o, taşın dışında filizlenecek bir yer mutlaka bulur ve çıkar, işte onun gibi bir şey..
Gotik edebiyat, bu tarzı bir deneyin derim..Keyifle..
500 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitabı okuyacak olanlara uyarımdır!

Ölümsüz bir aşkın, olağanüstü tatlılıktaki bir sevginin, sarsıntılı bir sadakatin, insanı ölüme terk eden bir ihanetin, uzun süre planlanacak olan bir intikamın gölgesini sayfayı her çevirişinizde ürpere ürpere hissedeceksiniz.
480 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Thrushcross Çiftliğine kiracı olmaya hazır mısınız? Emily Brontë'nin yazdığı ilk ve son romanı. Henüz 30 yaşındayken tüberkiloz nedeniyle hayatını kaybetmiş İngiliz yazar. İlk romanı bu kadar etkileyiciyse daha sonra yazacaklarını düşünmek bile insanı heyecanlandırıyor açıkçası.

Her şey Bay Lockwood'un kırsalda inzivaya çekilmek için bir çiftlik kiralamasıyla başlıyor. Diyorsunuz ki işte bu adamın neden inzivaya çekildiğini, iç dünyasını falan okuyacağız belki oralarda bir köylü kızına aşık olur falan bildiğimiz hikayeler. Daha kitabın başından bizi şaşırtmaya başlıyor yazarımız. Bay Lockwood kiraladığı çifliğin sahibi hakkında kahya kadına sorular sorunca olayımızda başlamış oluyor. Çocukluk yıllarından başlayan bir aşk, dostluk aynı zamanda hor görme ve küçük düşürme, hayalkırıklığı, mutsuzluklar, tatminsizlik... Karakterler olabildiğince renkli gördüğünüz gibi. Sürekli bir huzursuzluk hali. Diyorsunuz ki aslında ufacık bir davranış farklı olsaydı neler olabilirdi? Uğultulu Tepeler aslında bir ömür boyu süren kocaman bir kelebek etkisi. Küçük bir söz, bir tersbakış nelere kadir.Tersi şekilde dargın birine uzatılan bir kitap ne de güzel sonuçlar doğurur.

Uğultulu tepeler 1800'lü yılların başlarında İngiltere kırsalında geçen insanların; bencil, sevecen, kindar, fedakar, kıskanç, plancı, duygusal, öfkeli ve kederli hikayelerini bize soluksuz anlatıyor. Okumaya başlayacaksanız Thrushcross Çiftliğine hoşgeldiniz! Ev sahibinizle iyi geçinmeye bakın ve hastalanırsanız eğer Nelly'den örgülerini alıp gelmesini ve en iyi bildiği hikayeyi anlatmasını isteyin.
Keyifli okumalar...
Ama saat ona kadar uyumanız hiç doğru değil. Sabahın en güzel saatlerini kaçırmış oluyorsunuz. Bir insan, günlük işlerinin yarısını saat ona kadar bitirememişse, öbür yarısını ertesi güne bırakmak zorunda kalabilir.
"İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir."
“Hiç kitabınız yok mu?” dedim. “Burada kitap olmadan nasıl yaşıyorsunuz, diye sorabilir miyim? Doğruyu söylemek gerekirse, kitaplarımı elimden alsalar çıldırırım.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uğultulu Tepeler
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
467
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Wuthering Heights
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Erasmus Yayınları

Kitabı okuyanlar 12,3bin okur

  • Gonca demiroğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları