'' Tanrı'nın yeryüzüne bahşettiği en güzel kadındı ve lanetlenmiş en gizemli bir ruhtu Umay.. ''
-Aşkı buluş , arayış ve oluş masalıydı Umay . Yazarın ilk okuduğum kitabıydı . Kullandığı dil bazı yerlerde o kadar sade ve yalın gelmişti ki yetersiz bulmuştum ve nedense kitaba başlarken Amin maalouf gibi daha ağır bir üslub beklemiştim . Okudukça , sindirdikçe anladım neden böyle bir dil kullandığını . Hocalarımızın her durumu açıklama çabamızda karşınızda bir çocuk varda ona anlatıyormuş gibi anlatın dediğini hatırladım . Olaylar , kişileri bağlatılama şekli ve bu sırada anlatmak istediklerini anlamak için gerçekten derin edebiyat yada içsel donanıma sahip olmadan gerçekten anlaşılabilecek şekilde anlatıyor . Kitap kapağının arkasındaki yazıya itafen '' Çok az kitap vardır yaşamın içinden bir şeyler bulduğunuz , kaybettiğiniz , öğrendiğiniz , öğrenmek istediğiniz . Başka diyarlara gitmemi sağlayan , bambaşka kapılardan geçiren bir kitaptı Umay . ''
Şamanizm'inde olduğu, aşkı atarken kişinin nasıl tekamüle erdiğini anlatan, akıcı bir dili olan ve kendini okutan bir kitaptı. Hafızamı silip tekrardan okumak isterdim .
Hayyam:
"Benim mi ? Kim kiminmiş bu devranda? Aldığı nefesi bile bir an sonra verirken, bir adem kızına sahip olduğunu sanmak nedir? Cahil misin sen ? "
Umay ve aşk... İçinde mitolojik bilgiler ve Şamanizm'inde olduğu, aşkı atarken kişinin nasıl tekamüle erdiğini anlatan, akıcı bir dili olan ve kendini okutan bir kitaptı.
Dünyalı bir Laz… Bu tanım büyük kısmını özetliyor meselenin. Akademik hayatsa, Antalya-İzmir-Antalya arasında biraz git gelli gelişti, ki zaten ayarı bozuk bünyelerden de beklenen dengesizlik bu olsa gerek. Akademi, insanı ister istemez bir yola sokuyor; ve doktora bitene kadar da benim diyen aslan parçası o yolun dışına çıkamıyor. Sonrası biraz daha özgür elbette. Kafa patlatıp dirsek çürüterek elde edilen, pahalı bir özgürlük… Günlerimi de bu özgürlüğün tadını çıkararak geçirmeye çalışıyorum. Standart bir gün demek, hafta içi öğrenciler demek… Sohbet tadında, öğrendiklerinin farkına varmadan öğrenmelerine uğraştığımız saatler geçiriyoruz birlikte. Onlar aynı fikirdeler mi bilemem ama, ben öğrencilerimle zaman geçirmekten büyük keyif alıyorum. En azından büyük çoğunluğuyla diyelim… Derslerin dışında kalan zaman, akademik yayınlar, projeler ve tabi ki yazmakla geçiyor. Bütün bunlara rağmen, pek de ev-ofis insanı olduğumu söyleyemem.